"Alıştığımız hayatlar alışkanlıklarımızı belirlerdi , alışkanlıklarımız ise kim olduğumuzu. Belkide sorun buydu ona alışmak başka bir ben olduğunu gösterirdi ve ben bile kendimi tanıyamazken yeni bir benle tanışamazdım."
05-.......kişisi sizi "Güneş Rüzgarı Personelleri" grubuna ekledi.
Bu gece otelde gösteri yoktu bu yüzden konuklar tatlı ikramlarını yedikten sonra masaları topladık ve erkenden odama çekildim.
Merve'nin evinin yakın olduğunu ve eve döndüğünü biliyordum , sanırım Can otelde kalıyordu ama Rüzgar hakkında en ufak fikrim yoktu. Beni gruba eklediği yazıya boş boş bakarken acaba numarasını kaydetsem mi diye düşünüyordum. Onun telefon numarasını kaydetmem doğru olur muydu?
"Kız arkadaşım yok." Derken ki ciddi ses tonu kulaklarımda yankılanırken kahve saçlı kızla ilgisinin olup olmadığını sorguluyordum. Samimi olmasalardı o kızı Rüzgar'a sarılırken görmezdim. Acaba aralarında bir şey var mıydı?
Aklımı başıma toplamalıydım , böyle saçma düşüncelerle uğraşmamalı annemi bir an önce beni buradan alması için ikna etmeliydim.
Telefonlarıma bile bakmazken bunu nasıl yapabilirdim?
Rüzgar'ın telefonunu kaydetmeyi düşünmem bile anlamsızdı, bir kaç haftalık ailemin bu oyununda insanlara fazla değer vermemeliydim. Bir daha görmeyeceğim bir insana bağlanmamalıydım.
Ben bunları düşünürken telefonuma bir sürü bildirim gelmeye devam ediyordu.
Rüzgar yüzünden bu gün telofonu kızların yüzüne kapamış ve sonrasında bir kez daha birilerine yakalanma korkusuyla aynı zamanda onlara burada çalıştığımı fark ettirme ihtimalinden dolayı aramalarına geri dönmemiştim.
Gruba akşam yazacağımın mesajını attığım için şimdi mesajları peş peşe atıyor , dönmemi bekliyorlardı.
Kaçarım yoktu , bu düştüğüm saçma durumdan kendimi kurtarmalıydım.
"Üç Silahşörler" adlı gruptan 15 yeni mesaj
Beren: Hayal o çocuğun kim olduğunu bize söyleyecek misin?
Esra: Yoksa sevgili mi yaptın?
Esra: Hadi cevap verrr
Beren: İsmi ne?
Esra: Kaç yaşında?
Beren: Marmaris'te mi yaşıyor? Sezonluk işçi mi?
Esra: Ne zaman bizimle konuşsan arkanda beliriyor. Yoksa sana düşündüğümüzden daha mı yakın????
Beren: Kız arkadaşının da olmadığını söyledi. Hayal bunu neden sana söylediğini anladın mı?!
Esra: Kız arkadaşının olmadığını söyledi çünküüü
Beren: Aşıkkkk
Esra: Hayal tatile gideli iki gün oluyor , gerçekten çok hızlısın
Beren: Sanırım hayal çocuğa aşk okları atmış!
Esra: Hayal o oklardan bana da verir misin? Ne zaman lazım olacağı belli olmazzzz
Beren: çok haklı jdhdjdhdhdhddh
Kızların düzensiz ve birbirinden alakasız mesajlarını utançla okurken Rüzgar yüzünden saçma sapan durumlara düştüğüm için sinirliydim.
Derin bir nefes verirken bu soruların hangi birini cevaplayacağımı bilmiyordum , üstelik sorulardan bazılarının cevabını bende bilmiyordum.
Mesaj göndermezsem yazmaya devam edeceklerinin farkındaydım bu yüzden bütün mesajlara karşı özet bir cevap vermeye karar verdim.
Siz:
İsmi: Rüzgar
Soy İsmi: Baytekin
Göz Rengi: Ela
Saç Rengi: Kahverengi
Yaşı: 22
Yaşadı Yer: "Bilmiyorum"
Sezonluk işçi mi? Olabilir
Sevgilisi: Olmadığını söylüyor. ( Yanında gördüğüm kahve saçlı kızı saymazsak tabi!)
Biz konuşurken nasıl ortaya çıktığını bilmiyorum ama telefon konuşmalarını dinlememeyi ailesi öğretmemiş belliki!
Onunla yakın falan değilizzzz!!!!
Paragraf sorusu gibi mesajımı göndermemle Beren ses kaydı attı. Ses kaydının ilk on saniyesinde kahkahaları duyulurken sonunda konuşmaya başlayabilmişti.
"Çocuğun sivisini atmışsın. Yarın gelsin işe başlasın!"
Bu iki cümle için ilk on saniyedeki kahkahalarını boş yere dinlediğimi anlarken gülmemek için kendimi tutuyordum. Son zamandır yaşadığım her şey birbirinden saçma geliyordu ve bunlara karşın gülmek rahatlatıyordu.
Beren bir ses kaydı daha attığında merakla kayda bastım.
"Şaka bir yana bence gayet hoş çocuk. Sadece şu kahve saçlı kız meselesi can sıkıcı gözüküyor. Kim o?"
Esra ses kaydı atmayı sevmediği için mesaj gönderdi.
Esra:
Çocuk sevgili yok dedigine göre arkadaşıdır belkide. Hayal sen bu konuda ne düşünüyorsun?"
Esra:
Telefonun tuşlarına basan parmaklarım göndere sert bir şekilde basarak mesajımı gönderdi.
Siz:
Rüzgar'ın sevgilisi yada her neyiyse o kız umurumda değil. Artık başka bir şeylerden bahsedebilir miyiz? Onunla yakın felan değiliz, bu konuyu uzatıp saçma düşüncelere kapılmanızı istemiyorum!
Esra:
Hayal , biz saçmalamıyoruz. Konuyu kapatırım ama sen tatile gitmişken hiç olmadığın kadar gergin gibisin. Bir sorunun mu var?
Beren:
Yoksa hayatına bir "Rüzgar" gibi giren çocuk yüzünden mi?
Beren'in kelime oyunu yüzümde saçma bir tebessüme sebep olurken ofladım. WhatsApp'tan çıkarken bu iki kıza laf anlayamayacağımı anlayarak pes etmiştim.
Daha iki gün olmuştu ama otelin yoğun temposu gerçekten yorucuydu. Şimdiden evi özlemiştim, odamı ve en çokta yatağımı.
Uyumak için kendimi zorlarken kendimi evde kendi yatağımda uyuyormuş gibi hayal ettim...
...
Esneyerek odamdan çıkıp asansöre ilerlerken elimle saçlarımı düzelttim. Kahvaltı servislerinin ardından Salih Bey konuklarla sahile gidecek kişilerin hazırlanmasını istemişti. Bikinimi giymiş ve üzerine pembe bir elbise geçirmiş, yanıma ufak bir sahil çantası almıştım. Tatile geldiğimi sandığım için bütün sahil malzemelerim yanımdaydı. Doğrusu bu gün gerçekten de tatile gelmiş gibi hissediyordum. Telefonumdan gelen bildirimi duymamla cebimden çıkardım.
Merve'den bir yeni mesajınız var.
Merve:
Güneş mayonu giymeyi unutma.
Merve
Güneş , Güneş kremini almayı unutma.
Merve
Gerçi sen Güneş olduğun için kreme ihtiyacın yok
Merve
Espri yaptım nasıl?
Mesajları görmemle gülmeye başladım. Canla durmak Merve'ye pek iyi gelmemiş gibiydi, Can'ın yaptığı için söylendiği esprileri şimdi kendisi yapmaya başlamıştı. Evi otele yakın olduğu için unuttuğu plaj çantasını almak için Saadet Hanım'dan izin istemişti. Saadet Hanım iyi gününde olmalıydı ki Merve'nin yanağına öpücük kondururken hızlıca gidip gelmesini söylemişti. Şimdi kendi çantasını alırken beni de kontrol etmiş olmalıydı.
Siz
Merve hiçbir şeyi unutumadım ama sanırım sen Canla çok fazla vakit geçiriyorsun?!! Djdhhsbsbbddh
Merve
Güneş imanı görmezden geliyorum , odandan hızlı çık çünkü servisler gelmeye başlar
Otelin bahçesine indiğimde servislerin kapıda beklediğini fark ettim. Kalabalığın arasında turistler servise binerken tanıdık kimseyi göremiyordum.
Salih Bey'in yanıma geldiğini fark ettiğimde gözlüğünü gözünden çıkardı ve tebessüm etti.
"Güneş , daha sana dün çocukların yanından ayrılmamanı söylemiştim. Gençlerin aklı nerede hiç anlamıyorum. Personeller en sondaki servise biniyor , yanlarına git."
Ufak çaplı işittiğim azarın sonucunda cevap vermeden başımı sallayıp servise doğru yürüdüm. Azar işitmek için hiçbir geçerli sebebim yoktu , bana sahile gittiğimizde yanlarından ayrılmamam gerektiği söylenmişti, hem eşyalarımızı almak için bizi odalaeimia gönderen yine Salih Bey'di. On sekiz yıllık hayatımda çok fazla tutarsız davranan insan gördüğüm için bu durumu umursamamaya çalıştım.
Servis aracına binerken tanımadığım diğer personellerin arasında arka koltuklara doğru ilerledim. Bu sırada gördüğüm bir çift ela göz hafifçe kısıldı.
"Üç gün önce tanıştığım kız , bir dahaki sefere daha erken gel , servisin seni bırakıp gitmesini istemeyiz."
Demek trip atmaya devam ediyordu, derin bir nefes verirken söylendim.
"Daha Merve ve Can da gelmemiş , abartıyorsun. Ayrıca bu çocuksu gün sayma olayına son vermeyi düşünüyor musun?"
Alnına dökülen inatçı kahve saç tutamını geriye iterken tek kaşı havaya kalktı.
"Düşünmüyorum, 'Üç gün önce tanıştığım kız."
Eğlenen sesi kulaklarıma ulaşırken beni sinirlendirmekten zevk aldığından şüphelenmeye başlamıştım.
Ben bir şey diyemeden Can yanımdan geçip kendisini Rüzgar'ın yan koltuğuna bıraktı.
"Bekle sahil biz geliyoruz!"
Can'ın çocuksu bağırışına karşı oldukça eğlendiği aşikardı.
Merve'nin de geldiğini gördüğümde işaret ettiği gibi bir arka koltuğa geçtim, yanıma oturduğunda servisin kapıları kapandı.
Otobüsün hareket etmesiyle Can başını bize doğru çevirdi.
"Bu gün hava çok sıcak , umarım mayolarınızı unutmamışsınızdır."
Merve giydiğimizi söylerken aklına bir şey gelmiş gibi Rüzgar'a baktı.
"Güneş ingilizcesini geliştirmek istiyor. Senin bu konu da yardımcı olabileceğini söyledim."
Merve'ye sinirle bakarken Rüzgar'ın yüzünde bir gülümseme belirdi. Merve devam etti.
"Bence de geliştirmesi lazım çünkü turistler konuşurken onlara aval aval bakıyor ve hiçbir şey anlamadığını belli ediyor. İdare etmesek konuklarla nasıl ilgilenecek bilmiyorum."
Can , Merve'yi onaylayarak ekledi.
"Otelin konuklarının yüzde yetmişi yabancı , ortak dilde buluşamazsa sorun yaşar."
Rüzgar elime düştün der gibi bakarken sırıtıyordu. Merve ve Can'ın devam etmesini engellemek için konuştum.
"Abartıyorsunuz , o kadar da değil. Hem Rüzgar'ın öğretmesine gerek yok, sizinde ingilizceniz iyi. Bana iyi bir öğretmen olacağını sanmıyorum."
Merve bana ters bir bakış atarken Rüzgar gözlerini kısarak bana bakıyordu.
"Tesüf ederim , benden iyi bir öğretmen bulamazsın. Hem dil okuduğum için Merve ve Candan çok daha iyi bir İngilizceye sahibim. Bu yüzden bu ders fırsatını bir daha düşünmeni tavsiye ederim."
Ela gözlerden bir tanesi kırpılırken başını önüne çevirdi.
Kalbimin bir kuş misali çırpınışlarını kulaklarımda duyarken bu görüntüden mi yoksa sözlerinden mi etkilendiğimi bilmiyordum ama içimde tuhaf bir his vardı.
Dikkatimi toplamaya çalışırken Can ve Merve'nin birbirleriyle yine o anlamadığım mimikli konuşmalardan yaptıklarını fark ettim.
Merve bana döndüğünde gülümseyerek yeni bir tasarım hazırlandığından bahsetmeye başladı. Bu sırada Can elindeki gitarı havaya kaldırdı.
"Sahilde şarkı söylemenin de zevki bir ayrı oluyor. Hazır olun kızlar , bu gün kulaklarınız için bir şenlik var."
Can'a gülerken Merve'nin gözlerinde ayrı bir pırıltı vardı. Geldiğim günden beri ikisi arasında bir şeyler olup olmadığını anlamaya çalışıyordum ama sanırım şuanlık arkadaşlardı.
Yol fazla uzun sürmemiş , yolculukta sohbetlerimizle hızlı geçmişti. Yirmi dakikanın ardından sahile indiğimiz de "Güneş Rüzgarı" oteli için ayrılmış kısımda konukların çoğunun şezlonglara yerleştiğini gördük. Biz personeller kalkan son serviste olduğumuz için konukların yerleşmiş olması güzeldi , böylece karışıklık olması engellemmişti.
Sıcak hava tenime işlerken çantama güneş kremimi koyup koymadığımdan emin olmadığım için bakınıyordum. Bu sırada yanıma gelen Rüzgar güldü.
"Ne oldu Kararsız Kalp? Yoksa Güneş Kremi alıp almama konusunda da mı kararsız kaldın."
"Ha-ha!" Derken sinirle elimi ufak plaj çantamda gezdirmeye devam ettim. Benimle kararsızlıklarım konusunda dalga geçmeye devam ederse bulduğum zaman güneş kremimi ona yedirecektim.
Güneş kremimi bulduğumda sevinçle çantamdan çıkardım, yanıma gelen Merve kolunu omzuma attı.
"Hava sahiden çok sıcak. Dikkat edelim yoksa akşam güneş yanıkları yüzünden uyuyamayız."
Can heyecanla gitarını Rüzgar'ın eline tutuştururken arkamızdan geldi.
"Öğle yemeğine kadar bol bol denize girelim. Öğle yemeğinden sonra size bir sürprizim var."
Merakla Can'a döndüğümde söylemeyeceğini belirtecek şekilde başını salladı. Merve mavi gözlerini Can'a diktiğinde Can heyecandan yerinde zor duruyordu , sürpriz dediği şey her neyse bu davranışlarıyla saklayabilmesi pek kolay değildi.
"Merve o mavi gözlerinle bakmaya devam edersen ağzımdan kaçırıcam."
Can Merve'nin bakışlarından kaçmak için önümüze geçip koşmaya başladı. Gülmeye başladığımızda Merve ısrarcı gözlerini Rüzgar'a dikti. Onun aksine Rüzgarla göz teması kurmamaya çalışıyor, o tuhaf etkisinden kurtulmaya çalışıyordum. Merve Rüzgardan da bir şey öğrenemeyeceğini kabul ederek koluma girerek yürümeye devam etti.
Salih Bey'in otel çalışanları için ayırdığı şezloglara geçerken belki de bu yazın sandığım kadar kötü geçmeyeceğini düşünüyordum. Doğrusu masmavi durgun denizi görmek ruhuma iyi gelmişti. Denizin her zaman üzerimde sakinleştirici bir etkisi olmuştu ve bir anlığına ailemin beni burada zorunlu olarak bıraktığını bile unutmuştum.
Üzerime geçirdiğim elbisemi çıkarsam mı diye düşünürken turistlerin çoktan bikinileriyle güneşlenmeye başladığını fark ettim. Merve'ye baktığımda gülmeye başladı.
"Hadi ama Güneş utanmana gerek yok. Asıl denize elbisenle girmen tuhaf kaçar."
Haklı olduğunu fark ederek elbisemi çıkarırken Merve çoktan güneş kremini sürmeye başlamıştı. Bende güneş kremimi sürerken Can yanımıza geldi.
"Kızlar , boğulan birini görürseniz beni çağırmayı unutmayın."
Heyecanla söylediği cümlelere Merve gülmeye başlarken ben Rüzgar'a bakmamaya çalışıyordum.
"Hiç akıllanmayacaksın değil mi Can?"
Can hayır anlamında başını salladığında Merve daha da neşelenmiş gibiydi. Rüzgar da yanımıza geldiğinde ekip tamamlanmıştı. Yeşil bir şort giymişti, ela gözleri güneşin altında yeşile kayarken yeşil rengin onun rengi olduğuna karar vermiştim.
Ne dizilerde olduğu gibi baklavaları ne de" çok güçlüyüm" dedirtecek kasları vardı. Doğrusu rahatlamıştım, yaz dizilerindeki kaslarıyla hava atan adamlardan değildi.
Rüzgar gözlerini kısarken utançla bakışlarımı vücudundan kaçırdım.
"Gördüğün şeyden memnun değil gibisin?"
Gözlerim şaşkınlıkla açılırken nasıl toparlayacağımı bilemeyerek ağzımı açtım.
"Ne? Yok! Ben zaten kaslı insanları itici buluyorum. İyi böyle!"
Rüzgar kahkaha attığında söylediğim cümlenin saçmalığını algılarken şuan beni kuma gömmelerini ve orada yok olmayı diliyordum.
Bir kez daha durumu düzeltmek için ağzımı açacakken Merve gülümserken susmam için kaş göz işareti yaptı.
Ayağımla sıcak kumu iteklerken odaklandığım tek şey ayaklarımın altındaki kumdu. Az önceki saçma cümlemden sonra hiçbiriyle özellikle de Rüzgarla göz teması kurmak istemiyordum.
Can ayağa kalkarken gölgesini takip etsem de bakmamaya özen gösteriyordum , o ise konuşmaya başladı.
"Güneş buraya güneşlenmeye mi geldin? Hadi kalkın denize girelim."
Kendi kelime oyununa gülerken Merve'nin de mesajlaşırken buna benzer bir espri yaptığını hatırladım. Sanırım hayatım da birinci ismimi kullanmam beni bu esprilerden korumuştu ama Güneş olmak daha iyi hissettiriyordu.
Merve'yle aynı anda kalkarken hızla peşinden yürümeye başladım ve böylece arkamda kalan Rüzgar'a hiç bakmadım. Bu sırada Can'ın işaret ettiği yere doğru ilerlemeye devam ediyorduk.
"Şuradaki tepenin üzerinden atlayacağız , şimdiden turistler çıkmaya başlamış bile. Heyecanlı öyle değil mi?"
Betim benzim atarken Merve'nin heyecanlı bağırışı kulaklarımda yankılanıyordu.
"Kesinlikle , adrenalini şimdiden hissedebiliyorum!"
Normal bir insan gibi neden kıyıdan girmiyorduk ki? Bu iki çılgın kesinlikle birbirlerini tamamlıyordu. Aralarında ne işim vardı ki?
"Ben burada kalsam?"
Umutla bakan gözlerime karşı Rüzgar sırıttı.
"Salih Bey'in ne dediğini hatırlıyor musun? Yanımızdan uzaklaşmak yok."
İsteksiz bir şekilde adımlarım kumda sürünürken bana baktı.
"Yoksa korkuyor musun 'Üç gün önce tanıştığım kız'?"
Kaşlarım çatılırken sakin olmak isteyerek derin bir nefes verdim. Buna rağmen sesimin sinirli çıkmasını engelleyememiştim.
"Ben ciddiyim Rüzgar bu hitabı ne zaman bırakacaksın!?"
Merve ve Canla aramızda oldukça mesafe açılmıştı, arka da kaldığımız için daha rahat hissediyor gibiydi.
"Hayatınla ilgilenmem için kaç gün geçmesi gerekiyorsa o kadar. Yarın, dört gün önce tanıştığım kız olacaksın sonra beş ve altı gün. Bir haftaya ne dersin? Bir insanın hayatını önemsemek için kaç günün geçmesine izin vermeliyim?"
Kurduğu cümleler içinde tuttuğu öfkesini dışa vururken gözlerimi kaçırdım. O gece söylediğim cümleye demek bu kadar alınmıştı.
Ailem bile kızlarının hayatıyla bu kadar ilgilenmek istememişti , eğer isteselerdi telefonlarıma bakar , otele bırakmaz beni anlarlardı.
Sorusunu cevaplamadım ama bende ona merak ettiğim bir soruyu sordum.
"Neden hayatımla ilgilenmek istiyorsun?"
Ela gözleri bir kaç saniye yüzümde gezindi, bir şey söyleyecek gibi oldu ama dudaklarını aralamasıyla geri kapadı. Cevap vermeden önüme geçip yürümeye başladı. Belkide soruma verecek bir cevabı yoktu , belki kendisi de neden ilgilenmek istediğini bilmiyordu.
Sıkıntılı bir nefes bırakıp bikinimin sıcaktan yapışan omzunu düzelttim. Sonunda tepeye çıkmaya başladığımızda sıcaktan ter içinde kalmıştık.
Merve ve Can hiç düşünmeden aynı anda koşarak tepeden atladığında arkalarından şaşkın bir şekilde bakıyordum , doğrusu bu kadar hızlı atlamalarını beklemiyordum.
"Sen denize girmeyecek misin?"
Rüzgar'ın sorusuna cevap veremeyerek bir suda yüzen Merve ve Can'a bir de tepenin iniş bölgesine baktım.
"Hadi ama Kararsız Kalp , çıkmak için bu kadar yürümüşken inecek misin?"
Biraz yüksek olduğunu kabul etmeliydim ve dizlerim titremeye başlamıştı. Tıpkı yapamadığım, başaramadığım pek çok şey de olduğu gibi hayatımın çoğunluğuğunda kalbimde bir tereddüt vardı.
Yüzüne bakarken kalbimde yeni bir korku oluştu , kabul etmek istemediğim bir korku.
Rüzgar sorusuna cevap vermediğimde atlamak için bir kaç adım attı , bendeki tuhaflığı fark etmiş olacak ki bir kaç saniyeliğine gözleri yüzümde gezindi.
"Yani atlamak için kasa ihtiyacımız yok biliyorsun değil mi?"
En son vücuduna yaptığım yorumdan sonra benimle dalga geçiyordu, Rüzgar'a bu konuda koz verdiğim için hiç mutlu değildim ama aynı zamanda bu espri sayesinde rahatlamama sebep olmuştu. Yanına doğru bir kaç adım atıp ona durumu açıklamak istedim.
"Vücuduna yorum yapmak istemedim , sadece dizilerde-"
"Aaaaaaa!"
Arkamdan itmesiyle kendimi suda bulurken peşimden atladı. Merve ve Can gülerken yanıma düşen Rüzgar'a içimden söverek kafasını suyun içine soktum. Elimden kurtulmaya çalışırken kafasını suda tutmaya devam ediyordum. Can bağırırken Merve gülüyordu.
"Rüzgar boğulma yoksa suni teneffüs yaparım!"
Can'ın cümlesine kahkaha atarken Rüzgar elimden kurtulup başını sudan çıkardı, nefes nefese kalmıştı. Kahve saçlarından alnında dökülen sular yanaklarında gezinirken bakışlarım ela gözlerine kaydı , belki de kafasını sudan çıkarmasına izin vermemeliydim.
Yüzü fazla yakınındaydı , Can Rüzgar'ın omzuna kolunu atmasıyla aramızda mesafe olması için uzaklaştım.
"Rüzgar neyseki boğulmadın!"
Can'ın coşkusuna karşı Rüzgar ters ters baktı.
"Boğulsam sanki umrunda Güneş'in elinden kurtarmak için uğraşmadın bile."
Can sırıttı.
"Hak etmiştin."
Can'ın benim tarafımı tutmasına mızmızlanan Rüzgar hepimize su atmaya başladığında gülüyordum.
Neredeyse aralıksız bir buçuk saat boyunca sudan çıkmadığımız için acıkmıştık ve öğle yemeği servisi için kurulanıp konuklarla ilgilenmeye başlamalıydık.
Sudan çıkıp otel şezloglarına doğru ilerlerken Merve ve Can yine önden yürümeye başlamış hatta arada mesafa bırakmışlardı. Artık bilerek bunu yaptıklarından şüphelenmeye başlamıştım. Bu sırada yanımda yürüyen Rüzgar adımlarını durdurdu.
"Tepede sana ne oldu öyle? Korkuyor gibiydin ama korktuğun şey atlamak değil gibiydi."
Gözlerine bakarken korktuğum şey tekrar kalbimin çarpmasına sebep oldu. Ruhum kulaklarıma fısıldarken içimden geçirdiğim cümleleri Rüzgar'a söyleyemedim.
Bu hayatta çok fazla korktuğum şey vardı ama o tepede gözlerine bakarken korktuğum tek şey bir çift ela göze alışmaktı.
Onun bana yaptığı gibi bende sorduğu soruya cevap vermeden önüne geçip yürümeye başladım. Merve ve Can'ın yanina geldiğimizde kurulandık ve öğle yemeği hazırlıklarına yardım ettik. Bu sırada Merve'nin yanından ayrılmıyor, Rüzgar'dan uzak kalmaya çalışıyordum.
Turistlerin hepsi öğle yemeği için denizden çıkmış ve toplanmaya başlamıştı.
Can çok önemli bir kararı açıklamak ister gibi şezlogların arasına geçti ve turistlerin dikkatlerinin üzerinde toplamasını bekledi. Sanırım ingilizce anlatacaktı ve bu da muhtemelen hiçbir şey anlayamayacağım anlamına geliyordu.
Can'ın söylediklerinin tek kelimesini bile anlamasam da turistlerden bir sevinç çığlığı koptu , aval aval kalabalığa baktığımda benim gibi ne olduğunu anlamayan Türk ailelerin var olduğunu fark ederek sevindim.
Doğrusu hiçbir şey anlamayan tek kişi olmadığımı anlamak rahatlamıştı. Rüzgar Can'ın yanına geçerken bize Türkçe bir açıklama yaptı.
"Bu gece sahilde eğlence ve canlı müzik olacak. Otele dönmek isteyen konuklar öğle yemeğinden sonra gelecek olan servise binebilir , buraya bizimle gelen bütün personeller akşam eğlenceden sonra dönecekler. Kalacak olan konuklara akşam yemeği burada servis edilecektir. Ayrıca plaj voleybolu oynamak isteyenler gelip ismini bana yazdırabilir."
Turistlerden bir neşe çığlığı daha yükselirken bu günün düşündüğümden daha uzun olacağı ve ela gözlerden sakınmamın çok zor olacağını anladım..
.







