Hadi, iki saattir sizi bekliyorum çabuk olun! " "Tamam baba geldik" Tam çıkıcakken aşağıdan annemin sesini duydum. "Kızım piknik çantasını unutma" Her zamanki anneler işte. Sadece ufak bir pikniğe gide- cektik. Bu kadar telaş yapmaya gerek yoktu. "Tamam anne. " o sırada yanımdan geçen Karya'yı gördüm. Örnek bir abla olarak bende "Karya piknik sepe- tini al" dedim. "Tamam abla. " ve en sonunda çıkabilmiş- tik. Hemen arabaya binip piknik yerine doğru ilerledik. Aile- cek pikniğe gidecektik. Yarım saatlik bir yolculuktan sonra geldik. Herkes arabadan indikten sonra soframızı kurduk. Eğlenceli bir sohbet içindeydik gülüyorduk, eğleniyorduk. Hiç bir zaman şikayet etmeyeceğim bir ailenin içindeydim. Birbirimizden hiç bir şey saklamadık, birbirimize güvenimiz her zaman tamdı. Sığınaktır aile. Evdir. Ne kadar kavga etsekte yine birbirimizi,birbirimizde bulacağımız yerdir. Yu- vadır. Tutunacağımız tek daldır aile. Babam bana bir espri yaparak beni düşüncelerimden ayırdı. Sarıldık, güldük yine güzel bir günün sonuna geldik ve toparlanmaya başladık. Tam o sırada bir silah sesi patladı ve bir silah sesi daha. Ardından bir tane daha. Her şey çok hızlı gelişmişti. Ard arda patlayan üç silah sesi. Biri annem Ayşegül Akay'a, biri babam Faruk Akay'a, bir diğeri ise kardeşim Karya Akay'a. Sonrasında birbirine karışan bir sürü insan sesleri. Hepsi ailemin etrafında toplanmıştı. Gözümden akan yaşları durduramıyordum. Ağlamam krize dönüşüyor, başım dönüyordu. Beni sakinleştirmeye çalışan insanlardan kendimi uzaklaştırmak istiyordum. Şimdi olmazdı. Şu an ağlama krizindeyken insanlar beni görmemeliydi. Ağalamamalıydım. Hayır daha çoğu şeyi bile kavramakta güçlük çekerken bide beni bu halde görmemelilerdi. Tam seçemesemde bir ambulans sesi duydum ve o kalabalığın ortasında sadece bir sesi seçebildim. Beni tamamen yıkacak olan o sesi " Hepsi ölmüş. ". Benim tuttuğum eller yine avuçlarımdan kayıp gitmişti. Ben sonunda yine yalnız kalmıştım. Kendimi yine bodrum katta tek başıma hissediyordum. Yalnız kalmış, kurtarılmayı bekleyen o küçük kıza dönüşmek istemiyordum. Unutmuştum. Tüm tranvalarımı unutmuştum. Yine tam hissedemesemde cebimde bir el hissettim. Bir şey bıraktı ve elini çekti. Onu görmek için gözümü araladığımda gözlerimin kapalı olduğunu daha yeni farkediyordum. Gözlerimi o yöne çevirdiğimde buradan uzaklaşan birini gördüm. Sonrası karışıktı gözlerim kapanırken sedyeye bindirildiğimi hissettimbilincimi kaybetmemiştim ama her şey yine çok karışıktı. Hastane odasına geldiğimizde bana bir sakinleştirici verdiler. Gözlerim kapanıyordu ama hala ağlıyordum. Yavaş yavaş karanlık beni içine tamamen çekti. ✵✵✵ Uyandığımda sakinleşmiştim ama durduramadığım gözyaşlarım akmaya devam ediyordu. Kaldıramazdım. Bir yıkımı daha kaldıramazdım. Bir terk edilmeye daha dayanamazdım. Ne kadar güçlü durmaya çalışsam da içimde bir yerler de hala o küçük çocuk vardı. Ve o çocuk bugün yine terk edilmişti. O anda aklıma cebime konulan şey geldi. Kıyafetlerim hala üstümdeydi. Elimi cebime attığımda bunun bir kağıt olduğunu fark ettim ve çıkarıp açtığımda içinde yazan şey yıkılmış duvarlarımın üstüne toprak atmıstı. Lizge Akay. Ailesi gözünün önünde can vermiş küçük, kırılgan bir kız çocuğu. Ve ben KATİLİN. Bir intikam uğruna küçük bir çocuğun hayatını elinden alan acımasız bir katil. Merak etme. Hayatını kendi ellerimle yazacağım. Güneş lekesi. Söylesene. Sen güneş gibi parlarken, üstündeki lekeleri nasıl temizleyeceksin? KATİLİN Ben Güneş Lekesi. Ailesi öldürülmüş, kendinden başka kimsesi olmayan yaralı bir kız. Aynı zamanda ben Lizge Akay ne kadar yıkılırsam yıkılayım asla pes etmemeyi ailesinden öğrenen, her zaman kendi ayaklarının üzerinde durabilen güçlü bir kadın.
Bölüm 1
GÜNEŞ LEKELERİ
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.