Sabah uyandığımda okula geç kaldığımı fark ettim. Haftanın ilk gününden böyle olay yaşamama üzülsem de aşağıdan güzel kokular
geliyordu. Aşağıya merakla ve uykulu adımlarla indikten sonra mutfaktan çıkan Dolunay'ı gördüm. Bana gülümsüyordu.
'Günaydın, uykunu iyi almışşsındır umarım. Saat 11 oldu ve ben seni dinlenmen için uyandırmadım. Umarım okula gidemediğin için
bana kızgın değilsindir. Düşündüm de bugün senin planını da biraz daha detaylı konuşabiliriz ve kararlaştırabiliriz.'
'Günaydın. Sabah sabah bu enerjini neye borçluyuz? Uyandırmamana resmen sevindim, okul olduğu için üzgündüm. Seni evde yalnız bırakmak istemiyorum. Kahvaltıdan sonra da istediğini sorarsın ve istediğin gibi konuşuruz.'
'Enerjimi sana borçluğum tabii ki de'
Dolunay'ın sabah neşesi benim de hayat enerjimi arttırmıştı. Sevdiğim kişinin böyle mutlu olması üstelik benim sayemde olması
beni çok sevindiriyordu. Onunla ne kadar çok konuşmak istesem de bir yandan hiç konuşmak istemiyordum. Konuştuğumuz
zaman çoğu şeyi kabul etmeyeceğini biliyordum. Ben onu saklamak isterken o evde sıkılıyordu. Onun iyiliğini istiyordum ve o da
bunu gayet iyi biliyordu. Ancak Dolunay gezmek, eğlenmek isteyen biriydi sürekli evde kaldığı süreçte bunu yapamayacaktı.
Üzgün, sinirli belki de öfkeliydi bana karşı bu konuda ama onun evlenip de yıllarca eziyet görmesine asla izin veremezdim.
Okulların kapanmasına 2 hafta kalmıştı, Zaten gitmeyi düşünmüyordum. Okulu bırakmayı dahi düşünüyordum. Hem okulumu hem
Dolunay'ı ve Leydi'yi ve tabii ki bitmek bilmeyen ev işlerini aynı anda yürütemiyordum. Okulu bırakmam herkes için çok daha
iyi olacaktı. Kahvaltı boyunca hiç konuşmadık. Masayı topladıktan sonra odama çıkmak üzereyken Dolunay seslendi.
'Güneş hani konuşacaktık?'
'Önce biraz kafamı dinlemek istiyorum Dolunay, üzgünüm.'
'Lütfen en azından sana biraz detaylı bir şekilde anlatmama izin ver.'
'Neyi anlatacaksın?'
'Bu evlilik konusunu...'
Tabii ya evlilik. Ben Dolunay'ı babasından saklamıyordum ki evlendirilmesin diye saklıyordum, tamamen aklımdan çıkmıştı
bu durumun olduğu. Duyunca sanki yeni öğrenmişim gibi şaşırdım.
'Anlat dinliyorum.'
'Babamla ev yüzünden kavga ettik dediğimi hatırlıyor musun?'
'Evet hatırlıyorum, unutmam mümkün değil.'
'Babam bana o gün çok sinirlenmişti ve sürekli mesajlar, aramalar ile beni rahatsız ediyordu. Sonra bir gün ne
bu kadar öenmli olan beni bu kadar aramasına iten sebep diye aramasını açtım. Bana dediği ilk cümle 'sen ya benim
istediğim biriyle olursun ya da gidip benim için bedenini kullanarak para kazanırsın.' oldu. Bende titreyen sesim
ile ona edebildiğim hakareti ettim ve yüzüne kapattım. Aramaları çoğaldı, mesajları arttı ve mesajların içeriği
çok değişti. Bana nefret dolu, öfke dolu mesajlar atıyordu. Çevremdeki herkese zarar vermekle tehtit etmeye başladı
beni. Sonra evlenmeyi kabul ettim mesajı ve araması azaldı. Aradığında hakaretleri devam etti.'
'Neden bana saha önce söylemedin?'
'Korktum Güneş...'
'Neyden korktun?'
Uzun bir sessizlik oldu. Dolunay hiçbir şey söylemiyordu sadece ağlayarak yüzüme bakıyordu. Ona içten içe çok
sinirlenmiş olsam da başka seçeneği olmadığı için kabul ettiğini biliyordum. Güzlerindeki o çaresizliği
görebiliyordum. Dayanamayıp sarıldım.
'Seni kaybetmekten...'
Dolunay'ın dediği şey karşısında donup kaldım.
'Beni kaybetmekten neden bu kadar korkuyorsun?'
Hıçkırarak ağlamaya devam ederken kendini benden ayırdı. Sakinleşmek için kısa bir süre bekledi.
'Sen kısa zamanda her şeyim oldun. Belki bana kızacaksın belki de evinden kovacaksın bilemiyorum. Ama ben
sana karşı bir duygu besliyorum...'
'Dolunay...'
'Lütfen lafımı kesmeden dinle beni. İlk kez böyle bişey hissettim, sınıfta yanına oturduğum ilk anda
bir şeyler oldu ve...'
Lafını bitirmesine izin vermedim, anlamıştım zaten nasıl devam edeceğini. Bende ona karşı aynı duyguları
besliyordum. Tekrar sarıldım ve kulağına hafifçe fısıldadım.
'Bende sana karşı bir şeyler hissediyorum....'
-Ama ben sana karşı bir duygu besliyorum...
-Bende sana karşı bir şeyler hissediyorum...