İçeriğe geç

Güneş Ay' ındır

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Güneş Ay' ındır

Bölüm 5

Beşinci Bölüm: Zorunluluklar

Dolunay' ın evleneceğini öğrendiğim günün üstünden bir hafta geçmişti. İkimizde yaşayan ölülerdik sanki. Sadece yemek

yaparken ve yerken birbirimize bakıyorduk. Sınıfta aynı sırada oturmamıza rağmen ilokulda arkadaşınızla küsersiniz de

sıranın ortasına bir çizgi çekersiniz ya hani, o çizgi bizde de vardı ama sırada değildi. Dolunay ve benim arama uzun

bir çizgi çizilmişti. Silmeyi istiyorduk ikimiz de ama ikimiz de ilk silgi darbesini atamıyorduk. Olduğumuz yerde

kala kalıyorduk. Cumartesi günü Leydi' yi veterinere götürecektim. Patilerine ayakkabılarını giydirdim, sweatshirtini

giydirdim, giydiklerine uyumlu bir tasma taktım ve kendim de giyinmeye başladım. Merdivenlerden inerken bir ses ile

irkildim.

'Güneş'

Bu sesi çok özlemiştim. İstemsizce gözlerim dolu bir şekilde arkamı dönüp Dolunay' a baktım.

'Efendim'

'Ben de gelebilir miyim sizinle?'

Bana üzgün, kırgın, halsız bakıyordu, gözleri kızarmıştı. Her gece odasından gelen ağlama ve çığlık seslerini açıklıyordu

yüzü. Ona sormak istediğim o kadar çok soru vardı ki, ama soramıyordum. Dolunay çok üzgündü, çok kırgındı. Daha 17 yaşında

yaşadıkları çok ağırdı, hayat onu mutlu eden tek şeyi elinden alıyordu. Dolunay artık özgür olamayacaktı. Hayat enerjisini,

yaşam sevincini, umutlarını, hayallerini kaybetmişti. Hiçbir şey demeden başımı sallamakla yetindim. Evden çıktıktan on dakika

sonra Dolunay anlatmaya başladı.

'Geçen gün ağlamama sebep olan telefon konuşmasını hatırlıyor musun?'

'Evet.'

Nasıl unutabilirdim ki Dolunay gözlerimin önünde yılıkmıştı.

'İşte ben o gün öğrenim evlendirileceğimi, sana bir şey söyleyemedim üzülmemen için ama işte kendimi tutamadım. Bana daha fazla

alışmanı istemedim. İki haftamız var beraber geçirebileceğimiz, sonra ben gidiyorum Güneş. Kendi hapıshanem olacak o yere gidiyorum.'

Dedikleri beynimin içine kazınmıştı. Ona çok fazla kızmak istiyordum belki o gün söyleseydi bana bunları Dolunay' a yardımım olabilirdi

ama şimdi her şey için çok geç olmuştu. Artık ona yardım edemezdim. Dolunay' a çok alışmıştım, sadece ben değil Leydi' de çok

alışmıştı ve Dolunay giderse eski sıkıcı hayatımıza geri dönecektik. Onu kaybetmemeliydim. Ben Dolunay' ın herşeyiydim, onun benden

başka kimsesi yoktu. Ay Güneş olmadan bir hiçti.

'Dolunay bana güven, bir yolunu bulup seni bu durumdan kurtaracağım.'

'Sana güveniyorum. Lütfen bana yardım et, sizden başka kimsem yok bu hayatta.'

Bu konuşmalardan yaklaşık yarım saat sonra veterinere geldik, Leydi' nin aşısı vuruldu ve eve geldik. Ben her yolu düşünüyordum.

Geçici olarak başka bir eve taşınmayı, başka bir şehire gitmeyi, hatta ülke değiştirmeyi. Ama Dolunay' ın pasaportu olup

olmadığını bilmiyordum ve eğer yoksa bu çözüm bir hiçti, aynı bizim gibi. O gece hiç uyuyamadım ve sabaha kadar hafif

classic müzik eşliğinde binlerce hatta belki milyonlarca fikir düşündüm. Çoğu boş fikirlerdi ama benim umudum vardı, Dolunay' ı

bu çukurdan çekip çıkaracaktım. Aklıma gelen en iyi fikir numarasını ve telefonunu değiştirmek ve Dolunay' a dair bütün

izleri ortadan silmekti. Sanki bir anda ortadan kaybolacaktı, kimse duymadan bilmeden. Okula gelmeyecekti evden çıkmayacaktı.

Sabahın 06.17 sinde aklıma bu fikir gelince heyecanla Dolunay' ın odasına daldım. Korkuyla yataktan sıçradı, önce bir anlam

veremedi. Sonra bana gülümseyerek baktı.

'Günaydın gece kuşu'

'Günaymadı daha Dolunay aklıma bir fikir geldi.'

Dolunay yatağının başındaki telefonuna uzandı ve saate baktı.

'Güneş saat daha 06.18 neler oluyor? Sabahın köründe odama şafak operasyonu düzenleyecek kadar önemli ne olmuş olabilir?'

Günler sonra Dolunay' ı mutlu ve yaşam enerjisini geri kazanmış bir şekilde görmek beni mutlu etmişti. Kurduğu cümleye

hafif bir kahkaha attıktan sonra konuşmaya başladım.

'Eveeet şimdi başlayacağım anlatmaya fakat öncelikle telefonunu aç ve bana ver.'

'Tamam da neler oluyor?'

'Söz veriyorum anlatacağım ama önce dediğimi yap.'

Dolunay telefonunu açtı ve bana uzattı.

'Babana mesaj atacağım şimdi..'

Derken Dolunay lafımı kesti.

'Sakın Güneş! Ne diyeceksin ki? Kızınızı evlendirmezsiniz ben en yakın arkadaşıyım evlenmek istemiyor falan mı diyeceksin?'

'Dolunay hayır! Sanki sen mesaj atıyorsun gibi yapacağım. Son mesajını atıyormuşsun gibi.'

Dolunay yüzüme anlamamış olduğunu belli eden bir ifadeyle bakıyordu.

'Seni bir anda ortadan kaybedeceğim. Ama korkma sihirle yapmayacağım bunu, yani evlilik konusu bitince geri dönebileceksin.'

'Emin misin buna Güneş başımıza daha fazla bela almayalım da.'

Dolunay' ın babasına meaj yazmaya başladım.

'Bir daha dönememek üzere gidiyorum baba, hoşçakal.'

Yazıp gönderdim. Dolunay yüzüme bakıyordu.

'Şimdi ne olacak? Yazacaktır illa ki o zaman ne olacak Güneş?'

'Yazamayacak korkma hattını kapattırıcam ve telefonunu kapatıcaz. Böylece seni kısmen dünya üzerinden sileceğiz. Bir

yaşam belirtin kalmayacak ortada.'

Dolunay korkak bir tavırla yüzüme bakarken ben mutluydum.

'Telefonun bende kalsın saat 10.00 olunca çıkacağım evde. Telefonunun hattını kapattıracağım ve sonra kıracağım telefonunu.

Ama şimdi içerisindeki fotoğrafları bilgisayara aktarmam gerekiyor, fotoğraflarımızın gitmesini istemiyorum.'

'Telefonu kırmamız gerekli mi?'

'Dolunay biliyorsun çok riskli o yüzden kırmamız gerekli.'

Dolunay bir şey demek için ağzını açıyordu ki lafını kestim.

'Dolunay lütfen zorlama.'

Dolunay tek kelime dahi etmedi ve uyumak için yatağına döndü. Bende odama giderken telefon şifresini kaldırdım.

Dünya üzerinden geçici olarak gideceksin...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.