Dolunay odasından çıktı.
'Evet Güneş hanım nereye gitmeyi planlıyorsunuz? Aklınızda bir yer var mı?'
'Aslında bir yer var. Kalbimiz bize gideceğimiz yeri gösterecek.'
Dolunay yüzüme anlamaz bir şekilde bakıyordu. Merakını gidermek için ekledim.
'Sevdiğimiz şeyleri yapmaya gidiyoruz. İlk hedefimiz deniz kenarına gideceğiz. Biraz temiz hava ikimizi de kendine
getirecektir. Daha sonra ise oturur bir yerde yemek yeriz. Sonra da sana bir sürprizim olacak.'
Dolunay yüzüme gülümseyerek bakıyordu. Sanki gerçekten benim diğer yarım ondaydı, birbirimizi tam anlamıyla tamamlıyorduk.
'Güneş, benim sevdiğim her şeyi biliyorsun. Ve bunları sanki bilmeden yapıyor gibi davranıyorsun.'
Kendini tutamayıp küçük bir kahkaha attı.
'Sen benim hayatıma girdiğinden beri kendimi güçsüz hissetiğim her an kapımın önünde belirmenden, beni mutlu etmek için
sınır tanımamandan, aklında bana dair önemli olan bütün bilgileri tutabildiğin için sana çok teşekkür ederim. Kendimi
sen varken asla yalnız hissetmiyorum. Sen benim göremediğim anne sevgisini görmemi sağladın, benim ailem oldunuz. Sen
ve Leydi kısa zamanda benim küçük ama sevimli ailem oldunuz.'
Dolunay' ın dedikleri karşısında çok duygulanmıştım. Gözlerim baya dolmuştu fakat ona verebilecek bir cevabım olmadığını
fark ettim. Leydi' nin sesiyle ortamın duygusallığı yerini mutluluğa bıraktı.
'Hav hav hav'
'Sanırım bu rica ederim demek.'
Dedi Dolunay. İkimizde birbirimize bakıp gülümsüyorduk, sonra bir anda Dolunay' ın yüz ifadesi değişti.
'Peki ya sen Güneş? Sen rica etmeyecek misin?'
Sorduğu soruya şaşırmıştım.
'Rica ederim Dolunay.'
Dedim kısık bir sesle. Dolunay gerilmişti fakat belli etmemeye çalışıyordu.
'Bir an sen o kadar güzel konuştun ki diyebilecek bir tek kelime dahi bulamadım. Alışık değilim ben böyle cümleler
duymaya, duygulandım.'
Dolunay' ın gülümsemesi içimi ısıtmıştı.
'Seni çok iyi anlıyorum Güneş'
Kurduğu cümle karşısında bende gülümsemiştim. Deniz kenarı yürüme mesafesindeydi sohbet ederek gittik.
'Dolunay, en büyük hayalin ne?'
'Beni seven bir insan ve evcil hayvanım ile beraber güzel bir evde yaşamak.'
Beni seven bir erkek/ adam dememişti, 'beni seven bir insan' demişti. O an ki mutluluğumu anlatmam mümkün değil.
'Çok güzel bir hayal umarım bir gün gerçek olur. Ama yani seni herkes sever Dolunay, seni birisinin sevmemesi
için dünya dışı bir varlık olması gerekli.'
İkimizde güüyorduk. Dolunay kendini rahat hissetsin, mutlu olabilsin diye elimden gelen her şeyin de fazlasını
yapmaya çalışıyordum. Saatlerce gezdikten sonra eve dönme kararı aldığımızda saat 02.45 olmuştu.
'Dolunay saate bak! Biz eğlenelim derken biraz fazla abartmışız sanırım.'
'Güneş sen saati bırak şimdi daha önemli bir durumumuz var. Senin bana bir sürprizin olduğunu söylemiştin..'
'Dolunay çok üzgünüm unutmuşum onu tamamen. Eve geldikten sonra onu yapmaya çıkarız diyordum da bu kadar geç
kalacağımızı tahmin etmiyordum.'
Dolunay hafifçe gülümsedi.
'Benim sevdiğim bütün her şeyi aklında tutmayı nasıl başarabiliyorsun zeka küpü?'
'Keşke ders notları da bu kadar kolay olsa.'
Gülümsedim ve devam ettim.
'Dolunay seninle biz birbirimizi tamamlıyoruz. Birimiz siyah, birimiz beyaz. Birbirimiz olmadan birer hiçiz biz.
Seninle müzik zevkimiz, yemek zevkimiz, tarzımız hepsi aynı ki bunları bırak bizim en sevdiğimiz
spor dahi aynı.'
'Güneş isimlerimiz bile birbirini tamamlıyor. Güney ve Ay...'
Sonra Dolunay' ın yüzü düştü.
'Sen iyi misin?'
'Güneş benim sana uzun zamandır söylemem gereken bir şey var. Ama yani nasıl söylesem, nereden başlasam bilemiyorum.'
'Dolunay problem ne? Biliyorsun ne olursa olsun senin yanında olacağım, bana anlatabilirsin.'
'Güneş ben evleniyorum.'
Siz benim ailem oldunuz, ben siz olmadan bir hiçim.