İçeriğe geç

Güneş Ay' ındır

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Güneş Ay' ındır

Bölüm 3

Üçüncü Bölüm: Ben Değiştim

Sabah alarm sesiyle uyandığımda Dolunay' ın odasından telefonla konuşma sesi geliyordu. Saat 07.15 de

kiminle konuşabilirdi ki? Bu konuşma bir tartışmaya dönüğü anda Dolunay' ın ağlama sesini duyunca kendimi

tutamayıp odasına girdim. Dolunay şaşkınlıkla bana bakıyordu. Kıpkırmızı olan yuzu, kanlanmış ela gözleri,

düzensiz ve kabarmış olan sarı saçlarıyla bu halde dahi çok güzel duruyordu.

Fakat birisinin onu bu şekilde ağlatması beni çok sinirlendiriyordu. Ona nasıl

kıyabilirierdi? İçten içe bunları düşünürken Dolunayın yanına yaklaştım ve sorunun ne olduğunu sordum.

'Dolunay iyi misin? Konuşmana kulak misafiri oldum ve sen ağlayınca dayanamadım geldim odana.'

Dolunay hiçbir şey demeden boynuma sarıldı ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. O an ona karşı bir şeyler

hissettiğimi fark ettim. Ona çok derin duygular içerisindeydim.

'Kimdi o telefonda tartıştığın kişi?'

Ağlamaktan sesi zar zor anlaşılıyordu.

'Babam...'

Diyebildi sadece. Orada öylece sarılmış duruyorduk. Dolunay ağlıyor ben ise onu sakinleştirmeye uğraşıyordum.

Yaklaşık 15-20 dakika orda hiç konuşmadan oturduktan sonra bir şey söylemeden Dolunay yataktan kalktı.

Benim çıkmamı beklemeden üstündekileri çıkardı ve okula gitmek için hazırlandı. Ben utanmıştım, Dolunay' ın

umrunda dahi değildi bu durum. Bende odadan çıkıp üzerimi değiştirdim ve Dolunay' ın odasına geri döndüm.

Dolunay' ın yüzü bem beyaz idi, 5 dakika önce dağınık olan saçları tepeden sıkıca bir at kuyruğu yapılmıştı.

Sanki peri gibi olmuştu, gördüklerime inanamıyordum. Dolunay olması gereken de fazla güzel gözüküyordu

ve bu durum beni mutlu etmiyordu. Ben onu güzel buluyorsam dışardaki insanlar da onu bu şekilde görebileceklerdi.

Dolunay' ı kıskanıyor muydum? Dolunay'dan hoşlanıyor muydum? Kafam çok karışıktı, ilk kez oluyordu bu durum...

Dolunay' a bunu söylemem imkansızdı. Nasıl diyebilirdim ki? 'Senden hoşlanıyorum.' mu diyecektim?

Bunları düşünmeye dalmış iken Dolunay' ın o harika sesi ile irkildim.

'Güneş okula gidiyorum, gelmiyor musun?'

'Geliyorum..'

Evden çıktık, otobüs durağına kadar tek kelime etmeden yürüdük. Beklemediğim bir anda Dolunay konuşmaya başladı.

'İçten içe merak edip bana soramadığını biliyorum. Babamla tartıştık ve bana otelden ayrıldıktan sonra nerede

kalmaya başladığımı sordu. Arkadaşımda kaldığımı söyledim babam da iyi karşılamadı..'

Dedikten sonra sustu ve derin bir nefes alarak devam etti.

'Bana bu şekilde bir yere varamayacağımı söyledi. Bana bu gidişle şey olacağımı söyledi...'

Dolunay' ın yüzündeki hüzün kilometrelerce öteden anlaşılabiliyordu. Ani bir kararla sarıldım.

Dolunay hüngür hüngür ağlamaya başladığı an ilk çok pişman oldum ancak sonra ne kadar doğru bir karar verdiğimi

fark ettim. Ona ben sarılmzsam kimse sarılmayacaktı. Onun benden başka kimsesi yoktu..

'İstediğin kadar ağlayabilirsin, rahatlayana kadar ağla. Ben her zaman senin yanında olacağım.'

'Güneş benim herşeyim sensin asla beni bırakma'

Dediği şey içime oturmuştu. Acaba o da mı bana karşı bir şeyler hissediyordu? Bu mümkün olabilir miydi?

Bunlar kafamın içinde dönerken pişmanlık yaşıyordum. Dolunay o halde iken ben kendimi düşünüyordum. Berbat bir

durumda olduğuna emindim, çok üzgün olduğuna emindim. Otobüs durağına gittik, otobüse bindik, okula girdik,

dersler bitti ve biz bütün gün kavga etmişiz gibi birbirimizle tek kelime dahi konuşmadık. Bu durum canımı yakıyordu,

onun sesini duymamak, ağzından çıkanları duyamamak, aklından geçirdiklerini yansıtamaması, içine attığı her şey benim

canımı yakıyordu. Eve girdiğimizde Dolunay tek kelime etmeden hızla odasına gitti ve kapıyı sertçekapattı. İçinde

nasıl fırtınalar koptuğunu tahmin edebiliyordum fakat elimden bir şey gelmiyordu, ona yardım edemiyordum. Her zaman

beni neşelendiren, ayakta kalmamı sağlayan kız benden bir şeyler saklarcasına susuyordu... Sadece susuyordu.

Onu mutlu eden şey yemek yemekti, dışarı çıkmaktı, yağmurlu bir havada kahvesini alıp kitap okumaktı, gece koşuya

çıkmaktı ve daha bir çok şey. Dolunay böyle küçük şeyler ile mutlu olabilen birisiydi ama dünya ona çok fazla mutlu

olabileceği şey sunarken hayat enerjisini alıyordu. Dolunay ile dışarı çıkmaya karralıydım, onu mutlu etmeye kararlıydım.

Üzerimi hızla giyindim, Leydi' ye ayakkabılarını ve sweathirtini giydirdikten sonra Dolunayın odasının kapısının önüne gittim.

Tam çalmak üzereydim ki hafif müzik sesi geldi kulağıma 'Bir olmayı becerdik, biz olmayı beceremedik...' Dolunay sadece

müziği dinlemiyordu, söylüyordu da. O anda ne kadar bitmiş olduğunu fark ettim ama aklımda bir soru daha vardı.

'Bir olmayı becerdik, biz olmayı beceremedik.' Dediği kişi kimdi? Bunları düşünmekten vaz geçmem yaklaşık 5 dakikamı aldı.

Sonra müzik söyleme sesi ağlama sesine yenik düşüp sadece ağlamaya döndü. Odasının kapısını çaldım ve bir kaç saniye

sonra 'gel' diyen Dolunay' ın titrek sesini duydum. Odanın kapısını yavaşça açtım ve içeri girdim, Dolunay' a baktım

ve acınası bir halde olduğunu gördüm. Ona acı bir şekilde gülümsedikten sonra ne yapmak için odasına geldiğimi anlatmaya

başladım.

'Dolunay bu halin ne böyle? Senin neye ihtiyacın olduğunu biliyorum, hadi hemen hazırlanıyorsun ve çıkıyoruz. İtiraz

kabul etmiyorum senden önce söyleyeyim, kapında bekliyor olacağım seni 5 dakikan var.'

Dolunay mecbur kalmış bir halde başını olumlu anlamda sallladı. Dediğim gibi kapısında bekliyordum yoksa eminim

asla çıkmazdı o odadan.

Ben senin her zaman yanındayım Dolunay.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.