O günün akşamı Yuna, Min-jin'i aradı. Min-jin telefonu açtı. Biraz yorgun bir sesle "efendim?", dedi. Yuna "kafan hala acıyor mu?",diye sordu. "Hem de nasıl,bildiğin zonkluyor"
"Abartma"
"Ne abartması, davul gibi oldu"
"Cidden mi, seni alayım hastaneye gidelim"
"Yok yok,şaka yaptım"
"Bende zaten inanmamıştım"
"Bende zaten senin beni hastaneye götüreceğine inanmamıştım"
"Niyeymiş o?"
"Sen o kadar kibar mısın?"
"Niye, ben kaba biri miyim?"
"Hayır da yani..."
"Çok uzadı, kapatıyorum", dedi Yuna.
Kapattı telefonu. İçinden "salak şey, ben o kadar kibar mıymışım, asıl o kaba", dedi. Sonra yatağına gidip uyudu.
Sonunda pazar günü gelmişti.
Eylül ayının sonlarıydı. Sonbahar çoktan başlamıştı. Havalar serindi. Tüm sokaklar sarı, kırmızı yapraklı ağaçlarla doluydu. Ağaçların yaprakları yavaş yavaş dökülmeye başlamıştı.
Duruşma saat on birdeydi. Yuna saat dokuzda kalktı. Hızlıca kahvaltısını yaptı. Sonra dişlerini fırçaladı. Siyah takımını giydi. Sonra saçını ve makyajını yaptı. Saat çoktan on olmuştu. Min-jin Yuna'yı evden alıp mahkemeye beraber gitmeyi teklif etmişti ama Yuna gerek olmadığını, kendi geleceğini söylemişti. Bu yüzden sabah on buçukta evden çıktı. Min-jin Yuna'dan önce mahkemeye varmıştı. Mahkeme salonunun önünde Yeung-ro'yu gördü. Arkasını dönüp uzaklaşmayı düşündü ama Yeung-ro onu çoktan görmüştü. "Min-jin, buraya gel",diye seslendi.
Min-jin içinden "bu kız gerçekten manyak, daha düne kadar adımı tacizciye çıkaracaktı", dedi.
Yeung-ro bir daha seslendi "Min-jin sana diyorum", dedi. Min-jin yanına gitmedi. Yeung-ro'yu duymazlıktan geldi. "Beni duyduğunu biliyorum, madem sen gelmiyorsun o zaman ben gelirim", dedi Yeung-ro ve Min-jin'in yanına gitti. Sonra "niye cevap vermiyorsun bana?", diye sordu. Min-jin sert bir bakışla "neden acaba?", dedi. Yeung-ro "unutma istersen, senin borçlarını ben ödedim", dedi.
"O halloldu, sana geri ödeyeceğim"
"Nasıl olacakmış o, bu sefer de Yuna'dan mı borç aldın?",dedi Yeung-ro ve bir kahkaha patlattı. Min-jin Yeung-ro'ya sinirli bir bakış attı. Yeung-ro "hadi söyle, gerçekten çok merak ettim nasıl ödeyeceğini", dedi. Min-jin "o zamanlar maaşım yoktu, artık var param, çok konuşma, akşam yollarım parayı hesabına", dedi. Yeung-ro "bakıyorum artık Yuna'dan taraf olmuşsun, ne yaptı Yuna sana, büyü mü yaptı, büyülendin mi Yuna'dan?", dedi. Min-jin "bu kadın ne zaman kesecek acaba sesini?",dedi içinden. Sonra Yeung-ro'ya dönüp "aynen Yuna'dan büyülendim, sırılsıklam aşığım ona, çok seviyorum, güzelliği her dakika büyülüyor beni, Yuna'ya çok aşığım diye bağırmak istiyorum",dedi dalga geçer bir sesle. Sonra arkadan bir el omuzuna dokundu. "Ne saçmalıyorsun burada?", dedi.
Min-jin arkasına döndü. Gelen Yuna'ydı. "Şey arkadaş ile şakalaşıyorduk",dedi , yüzü kızarmıştı. Yuna "anladım, anladım", dedi. Yeung-ro "demek benden taraf olmuyorsun, güzel",dedi. Sonra Yuna'ya dönüp "hayırdır, sende kara kara giyinmişsin, cenazeye mi geldin?",dedi. Yuna "senin bu boş özgüvenin birazdan ölecek de bende kara kara giyip geleyim dedim, nasıl güzel olmamış mı?", dedi. Yeung-ro "bu da bir şeydir, ben hiç gelmezsin sanıyordum",dedi. Yuna "doğru, bende gelmeyecektim zaten, senin boş ağlamalarını hiç çekemem şimdi, neyse ki bu iş tek duruşmada bitecek", dedi. Yeung-ro tam bir şey diyecekken Min-jin lafını böldü. "Duruşma başlayacak" ,dedi ve mahkeme salonuna girdiler.
Taraflar olayları kendi açısından anlattı, kanıtlar sunuldu. Sonra incelendi. Sonra hakim Min-jin'e dönüp "savunma için söyleyeceğiniz var mı", diye sordu. Min-jin ayağa kalkıp konuşmaya başladı. "Hakim bey denildiği gibi evde bir kamera yok, sadece kapının önünü çeken bir kamera var ki ondan da hiçbir şey ispatlanamaz, müvekkilimin dediği üzere biz Yeung-ro Hanım'ın
kendini bıçakladığını söylüyoruz. Buna dair size bir delil sunmak istiyoruz",dedi ve elindeki dosyayı hakime uzattı. Sonra konuşmaya devam etti. "Yeung-ro Hanım uzun bir süre psikiyatri ilaçları kullanmış ve sonrasında kendi isteği ile bırakmıştır, Yeung-ro Hanım ağır şizofren hastası ve majör depresyon hastasıdır, söylediklerinin doğruluğu kanıtlanamaz", dedi ve sözünü bitirdi.
Min-jin yerine oturunca Yuna "nerden buldun bu bilgileri?",diye sordu. Min-jin "bizde biliyoruz bir şeyler",dedi. Sonra Yuna, Yeung-ro'ya ne oldu der gibi bir bakış attı. Yeung-ro avukatına dönüp "bu o..... çocukları nerden bulmuş bu bilgileri?", diye sordu. Avukat "bilmiyorum efendim", dedi. Yeung-ro "çabuk düzelt şunu",dedi. Avukat "hakim bey, müvekkilimin hastalığının bu olayla bir ilgisi yoktur", dedi. Hakim cevap vermedi, sonra "gereği düşünüldü, Sayın Moon Yuna'nın suçluluğunu kanıtlayacak yeterli bir delilin olmamasından, Yeung-ro Hanım'ın ağır bir şizofren hastası olduğu ve ilaç kullanmayı kendi iradesiyle bıraktığını kanıtlayacak delil bulunduğundan, Sayın Kim Yeung-ro'nun psikiyatriye yönlendirilip araştırılmasına ve duruşmanın Ekim ayının 18'ine ertelenmesine karar verilmiştir",dedi.
Yeung-ro "s.....", dedi.
Yuna "rahatladım", dedi ve Min-jin'e teşekkür etti.
Sonra mahkeme salonundan çıktılar. Yeung-ro "daha bitmedi, görürsünüz",dedi.
Yuna, Min-jin'e dönüp "görür müyüz, neyi daha çok ezildiğini falan mı?",dedi ve gülmeye başladılar. Sonra Yuna "akşama kutlama yapmak için beraber dışarı çıkalım", dedi Min-jin'e. Min-jin "sen, ben, biz, baş başa?", dedi.
Yuna "evet, sorun mu var?", dedi. Min-jin "yok, yok yok, sorun yok?", diye sordu. Yuna " güzel, akşama hazırlan,alırım seni evinden",dedi.
Min-jin "peki, olur" ,dedi. Sonra mahkeme salonun
dan çıkıp eve gittiler.


