İçeriğe geç

Güneş'in Doğması için Batan Ay

Bölüm 12 · 4 dk okuma

Güneş'in Doğması için Batan Ay

Bölüm 12

Güneş'in Doğması için Batan Ay

Yuna'ya

Yuna, gidiyorum ben. Çok uzak bir yere. Senin gelemeyeceğin bir yere. Sakın kendini suçlama. Sana anlattıklarımı da sorgulama. Bu sefer yalan söylemiyorum.

Yuna hatırlıyor musun, bana bir şey demiştin. "Senin doğabilmen için benim batmam gerek fakat ben batmam", aynen böyle demiştin. Şimdi anlıyorum ne demek istediğini. Sen Güneş'tin. Hiç batmayan bir Güneş. Batmak yerine her gün daha da aydınlanan bir Güneş. Fakat ben her gün battım. Ama bugün gerçekten batıyorum. Ben Yeung-ro. Güneş'in doğması için batan Ay. İşte ben, ben şuan, tam olarak buyum.

Herkes uyurken hastanenin terasına çıkacağım ve oradan bir kuş misali özgürlüğüme uçacağım. Üzüleceğini sanmıyorum fakat ola ki üzülecek olursan üzülme. En başta dediğim gibi senin suçun asla değil.

Yuna ben senden nefret etmiyorum. Bunu da bilmeni istiyorum. O yüzden Min-jin ile uzun uzun ve mutlu bir hayat sür. Evlenince kız çocuk yap. Eminim ki sen çok güzel bir kız evlat yetiştirisin. Nedense bana öyle geliyor. Kendine iyi bak.

Sevgilerle,

Yeung-ro

Yeung-ro bu mektubu yazmıştı, intihar etmeden önce. O gece Yeung-ro intihar etti. Sabahına Yuna'ya haber verildi. Yuna ile Min-jin apar topar hastaneye gitti. Hemşireler Yuna'ya mektubu verdi. Yuna hıçkıra hıçkıra ağlayarak okumaya başladı. Min-jin, Yuna'yı sakinleştirmeye çalıştı. Yuna ayağa kalktı ama kalkması ile yere yığıldı.

"Yuna Hanım üzüntüden bayıldı galiba, sakinleştirici yaptık, biraz uyusun kendine gelir", dedi doktor. Yuna uyandı. Min-jin hemen iyi olup olmadığını sordu. Yuna "daha dün konuştuk, daha dün yanımdaydı, neden oldu?",dedi. Min-jin, Yuna'ya sarıldı. Yuna "benim suçum, hepsi benim suçum, ne vardı Yeung-ro'ya istediğini verseydim, ne olurdu istediğini yapsaydım", dedi ve tekrar ağlamaya başladı. Min-jin "senin suçun değildi, mektupta da yazmış zaten, ayrıca Yeung-ro'nun isteği değilmiş onlar, sen yerini ona versen daha mı mutlu olacaktı, olmazdı, yine aynısı olurdu",dedi.

"Ben nasıl dayanırım buna?"

"Zamanla, zaman herşeyin ilacı", dedi Min-jin.

Ertesi gün oldu. Yuna'nın başı çok kötü ağrıyordu. Kalkıp bir ağrı kesici içti. Aslında bu gün evde dinlenmek isterdi ama duruşması vardı. Mecburen adliyenin yolunu tuttu. Dava bir bıçaklanma davasıydı. Yuna iki tarafı da dinledi.

Aslında çalışmıştı davaya ama aklı şuan hiç yerinde değildi. Karşı taraf bağırdı, "bu manyak kendini bıçakladı, elinden bıçağı almaya çalışırken oldu, parmak izi",dedi. Bu sözler Yuna'nın kafasına dank etti. Bir anda hüngür hüngür ağlamaya başladı. "Keşke o zaman hapse girseydim, keşke ölmeseydi", gibi şeyler söylüyordu, bir yandan da ağlamaya devam ediyordu.

Sonra bir anda yere yığıldı. Etraftakiler yanına koştu. "Ambulans çağırın, savcı hanım bayıldı", diye bağırıyorlardı. Biri Yuna'yı sarstı. "İyi misiniz?", diye sordu ama cevap yoktu,Yuna yerde yatıyordu. Ambulans geldi. Hemen hastaneye götürdüler. Hastane Min-jin'e haber verdi. Min-jin aceleyle hastaneye geldi. Yuna'nın kaldığı odayı sordu. Doktor kapıdaydı. Min-jin "ne oldu?", diye sordu.

"Adliyede bayılmış"

"Ne, neden?"

"Fiziksel hiç bir neden yok, psikiyatriye yönlendirdim"

"Neden olmuş olabilir ki doktor bey?"

"Stres, üzüntü..."

"Öyle mi, şimdi ne yapmalıyız?"

"Saat ikiye randevu verdiler, Yuna Hanım'ı acil muayene ettirmelisiniz"

"Tabi, tabiki, nasıl isterseniz"

"Serum takıldı, bitince gidebilirsiniz"

"Teşekkür ederiz"

"Rica ederim", dedi doktor ve gitti.

Min-jin yavaşça odaya girdi. Yuna uyumuyordu. Kafasını yana çevirmiş öyle oturuyordu. Min-jin yavaş bir şekilde Yuna'ya seslendi. Sonra yatağa oturdu. Yuna'nın saçını okşadı. "Yuna'm iyi misin?", dedi. Yuna başını onaylar şekilde salladı. "Yuna'm noldu sana böyle?",diye sordu Min-jin.

"Bilmem, bir anda bayıldım işte"

"Canını sıkacak bir şey mi oldu?"

"Bir davaya girdim, kadın ne dedi biliyor musun?

"Ne dedi?"

"Ben bıçaklamadım, bu manyak kendini bıçakladı, dedi. Çok kötü hissettim, keşke o gün hapise girseydim, Yeung-ro ölmezdi belki"

"Yuna saçmalama istersen"

"Bilmiyorum, berbat hissediyorum"

"Bak birazdan çıkıp psikiyatriye gideceğiz, itiraz yok, doktor böyle söyledi"

"Ne, neden?"

"Öyle gerekiyor, itiraz etme"

"Min-jin ben savcıyım, insanlar hasta olduğumu duyarsa ne düşünür, saçmalama"

"Yuna itiraz etmiyorsun dedim, orasını burasını düşünme, ben hallederim" dedi.

Yuna'nın serumu bitince psikiyatrinin yolunu tuttular. İlk önce Yuna içeri girdi. Min-jin kapıda bekledi. Yuna olanları anlattı. Sonra Yuna çıktı, Min-jin içeriye girdi. Anlatmaya başladı.

"Doktor hanım, ben neler olduğunu anlamadım. Yuna, Yeung-ro'yu sevmezdi bile ama o ölünce nedense darmadağın oldu", dedi. Doktor konuşmaya başladı.

"Yuna Hanım Yeung-ro'nun söylediklerinden çok etkilenmiş, sürekli "intihar edeceğini bilseydim, daha doğrusu fark etseydim engel olurdum, benim suçum", gibi şeyler söylüyor. Yuna Hanım'ı Yeung-ro'nun ölümünden çok, söyledikleri etkilemiş gibi görünüyor. Bir kaç ilaç yazacağım, düzelince bırakır", dedi doktor. Bir reçete yazıp Min-jin'e verdi.

Min-jin odandan çıktı. Yuna "Yeung-ro'nun cenazesine gidecek miyiz?",diye sordu. Çok ansızın sorulan bir soruydu. Min-jin "bilemiyorum, ya daha kötü olursan?", diye sordu. Yuna bir şey olmayacağını, gitmek istediğini söyledi.

Yuna ve Min-jin cenazeye geldi. Yeung-ro

artık son yolculuğuna uğurlandı.

Bölüm sonu

1 yorum