İçeriğe geç

Güneş'in Doğması için Batan Ay

Bölüm 10 · 6 dk okuma

Güneş'in Doğması için Batan Ay

Bölüm 10

Sevdiğin biri?

Gece saat üçtü. Yuna'yı bir türlü uyku tutmadı. Televizyonu açıp bir dizi izelemeye başladı. İçinden "salak Yeung-ro, şimdi ne b*k yiyecek acaba, ilaç içse kanında çıkar, deli olduğu kanıtlanır, içmese kriz geçirse yine deli olduğu kanıtlanır fakat ya kriz geçirmezse?",dedi. Sonra iki elini saçına götürüp saçını hızla karıştırmaya başladı.

O sırada kapı çaldı. Yuna bu saatte kapının çalmasına şaşırmıştı. Kimin geldiğini merak etti. Yandaki kameradan baktı. Gelen Min-jin'di. Yuna "neden geldi ki?",diye sordu ve kapıyı açtı. Min-jin aşırı stresli görünüyordu. Evden acele ile çıkmış gibiydi. Saçı başı dağınık, üstü ev haliyleydi. Yuna hemen ne olduğunu sordu. Min-jin "Yeung-ro halisülasyon görmeye başlayınca hastaneden çıkmak istemiş, izin vermemişler, o da kriz çıkarmış, eline sivri bir makas almış ve herhangi biri yaklaşırsa kendini bıçaklayacağını söylemiş",dedi. Yuna "kendini bıçaklayacağını söylemiş, öyle mi?", diye sordu. Min-jin "ne yapacağımı bilemedim o yüzden buraya geldim, seni de rahatsız ettim kusura bakma", dedi ve başını eğdi. Yuna "sorun yok, çantamı alıp geliyorum, hastaneye gidiyoruz", dedi.

Hemen arabaya bindiler. Yuna "sen yana geç, ben sürerim",dedi. Min-jin yan koltuğa oturdu. Yuna Min-jin'e doğru eğildi. "Kemerini takmamışsın, sensör çalışıyor", dedi ve Min-jin'in kemerini taktı. Min-jin o an sanki nefes alamıyormuş gibi hissetti. Zaten stresliydi şimdi iyice streslendi. Yuna "sıkı tutun", dedi ve yola çıktılar. Yuna o kadar hızlı gidiyordu ki,sanki araba uçuyordu. Min-jin'in midesi bulandı ama bir şey söyleyemedi. Yuna "biraz hızlı gidiyoruz, kusura bakma ama acele etmek zorundayız", dedi. Min-jin "biraz mı?",diye sordu. Yuna "şuan ki durum için biraz", dedi.

Hastaneye vardılar. Hemen Yeung-ro'nun odasına girdiler. Yeung-ro hala elinde makas ile ayakta bekliyordu. Yuna "Yeung-ro bırak o makası", dedi. Yeung-ro "vay vay kimler gelmiş",dedi. Yuna "kendini öldüremezsin", dedi. Yeung-ro "doğru söylüyorsun",dedi. Yuna yavaş yavaş Yeung-ro'nun yanına yaklaşarak "evet, hadi bırak onu", dedi. Yeung-ro "evet doğru söylüyorsun, şuan ölemem çünkü önce seni sonra kendimi öldürüp dünyayı iki pislikten de kurtaracağım", dedi. Sonra bir anlık hareket ile Yuna'yı kendine çekti. Min-jin ordan bağırdı. "Yuna!",dedi. Yeung-ro "Min-jin, yazık sana, bu kadar çok mu seviyorsun Yuna'yı?",diye sordu. Min-jin "manyaksın", dedi. Sonra hüngür hüngür ağlamaya başladı. "Ne olur bırak", diyordu sürekli, bir yandan ağlarken. Yuna "Min-jin topla kendini",dedi.

Sonra güvenlikler odaya girdi. Başhekimde geldi. Hastanedeki çoğu kişi buradaydı. Yeung-ro "bir adım daha atarsanız onu gebertirim", dedi. Başhekim sessiz bir şekilde hemşireden sakinleştirici ok istedi. Ok gelince elini çabuk tutup Yeung-ro'yu vurdu.

Yuna orada stresten bayıldı. Min-jin hemen Yuna'nın yanına koştu. Yeung-ro, Yuna'ya saldırdı sandı. Fakat Yuna'da hiç bir şey yoktu. Yuna'yı acile götürdüler. Yeung-ro'ya ise sakinleştirici vurdular ve tekli, boş bir odaya aldılar.

Ortalık sakinleşince baş hekim görevlileri odaya çağırdı. "Niye doğru düzgün iş yapmıyorsunuz, her şeyi ben mi yapmak zorundayım, şurada bir sürü kişisiniz, kaç saatte bir hastaya müdahale edemediniz mi, kim haber verdi tanıdıklarına, onları niye başımıza topladınız, kadın neredeyse ölüyordu, kim bunun sorumluluğunu alacaktı, gidin özür dileyin kadından, hastaneye dava açılırsa bittiniz", diye bağırıyordu. Sonra ekip odadan çıktı.

Yuna hala baygındı. Min-jin yatağın kenarına başını dayamış uyuyordu. Yuna gözlerini açtı. Min-jin'i karşısında gördü. Min-jin'i eliyle itekleyip uyandırdı , "burada uyuma, boynun ağrır",dedi. Min-jin, Yuna'ya sarıldı. Sonra ağlamaya başladı. "Ölüyorsun sandım", dedi. Yuna "abartma, amma duygusalsın", dedi ve gülmeye başladı. "Bunun nesi komik, az daha ölüyordun",dedi Min-jin. Yuna "sana da sakinleştirici yaptıralım, sende iyi değilsin",dedi. Min-jin "yok, iyiyim ben",dedi. Sonra bir kaç hemşire ve doktor geldi. Yuna'yı tek kişilik odaya aldılar.

"Efendim siz burada dinlenin, hastane masraflarınızı hastanemiz karşılayacak, lütfen kusurumuza bakmayın, özür dileriz",dediler. Yuna sorun olmadığını biraz uyuyacağını söyledi. Herkes odadan çıktı. Min-jin'de arkasını dönüp çıkarken Yuna durmasını söyledi. Min-jin, Yuna'nın yanına yaklaştı. "Bir şey mi oldu?", dedi. Yuna "şunu merak ediyorum, neden bu kadar korktun?",dedi.

Min-jin "neyden?", diye sordu. Yuna "ölmemden", dedi. Min-jin "bilmem, sadece senin ölmeni istemedim",dedi. Yuna "işte, neden?",dedi. Min-jin "sevdiğim birini bu şekilde kaybetmek istemedim", dedi. Yuna "sevdiğin biri?",dedi. Min-jin "sevdiğim biri",dedi.

Sonra odadan çıktı. Odanın yanındaki oturaklara oturdu. Gerçekten neden bu kadar korkmuştu. Yuna'yı kaybetmek istemediği için mi, Yuna'yı sevdiği için mi?

Min-jin kendi kendine bu soruları sordu. Yuna ilk başta gözüne sadece patronu gibi geliyordu ama artık daha bir farklı hissediyordu. Yuna ile dışarı çıktıkları gece, Yuna'nın evine gittiği gün. Ve şimdi. Hepsinde daha farklı hissetmişti. Ne olduğuna anlam veremediği bir his. Yoksa gerçekten Yuna'yı bu kadar seviyor muydu? O anda aklına Yeung-ro geldi. O da az önce aynı soruyu sormuştu. "Bu kadar çok mu seviyorsun Yuna'yı?", demişti. Min-jin biraz daha oturup bunları düşünmeye başladı.

Bu sırada Yuna yatağında uzanıyordu. Aklından "sevdiğim biri, ne demek ki bu?", gibi sorular soruyordu. Daha önce Min-jin'e hiç farklı gözle bakmamıştı. Min-jin bir avukattı ,Yuna ise müvekkili. Yuna bir savcıydı, Min-jin ise onun yanında çalışan stajyeri. Aralarındaki ilişki bunları geçmemişti. Sadece lunaparka gittikleri gün bir yakınlık hissetmişti o kadar. Neydi ki bu şimdi?

Yuna bunları düşünürken yatağındaki su şişesi yere düştü. Yuna eğilip almaya çalıştı. Alamayınca ayağa kalktı. Min-jin hemen odaya girdi. "Yuna, düştün mü, bir yerin acıyor mu, niye ayağa kalktın, otur sen ben doktor çağırmaya gidiyorum",dedi. Yuna, Min-jin'i kolundan tuttu. Min-jin'in kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Yuna "Min-jin abartıyorsun artık, sakin olur musun biraz, bence senin için bir doktor çağıralım",dedi. Sonra devam etti "sadece şişem düştü, onu almak için kalktım", dedi. Min-jin "otur sen ben alırım", dedi ve eğilip suyu aldı. Sonra Yuna'ya şişeyi verdi. Yuna "Yeung-ro nasılmış", diye sordu. Min-jin "bilmem, sormadım", dedi. Yuna "tamam, sende otur dinlen, çıkarken sorarız", dedi. "Yok, sen dinlen, ben rahatsız etmeyeyim seni",dedi Min-jin. Yuna "Min-jin saçmalama, otur şuraya, neden rahatsız olayım?",dedi. Min-jin, Yuna'nın yanındaki koltuğa oturdu. Yuna "hava aydınlanınca gideriz", dedi.

Min-jin başıyla onayladı. Aradan biraz zaman geçince ikisi de uyuya kaldı. Hava aydınlanınca uyandılar. Yeung-ro hakkında bilgi alıp hastaneden çıktılar. Min-jin "arabayı ben kullanırım",dedi. Sonra Yuna'yı eve bıraktı. Arabanın anahtarını verdi. Min-jin "o zaman ben gidiyorum", dedi. Yuna "içeri gel, baksana gözlerini açamıyorsun, biraz dinlenip gidersin",dedi. Min-jin ilk başta kabul etmedi ama Yuna ısrar edince kabul etmek zorunda kaldı. Teşekkür edip içeri girdi. Beraber bir kanepeye oturdular. Min-jin "Yuna, bir şey söylemek istiyorum",dedi. Yuna "söyle",dedi.

"Bugün gerçekten çok korktum, orada öleceksin sandım",

"Biliyorum, aslında söyleyeyim mi, bende aşırı korktum",

"Yuna, sana bir şey söyleyebilir miyim?"

"Söyle"

"Nerdeyse bir ay oldu, birbirimiz az çok tanıyoruz..."

"Uzatma"

"Yuna, ben galiba seni seviyorum, yani seviyorum, kesin seviyorum"

"Min-jin"

"Hı?, ne?"

"Şu an, şu durumda olmaz"

"Ne?"

"Olmaz işte"

"Tamam, tamam, sen nasıl istersen, ben sadece sana söylemek istedim o kadar"

"Tamam,sorun yok"

"Tamam, bir daha asla kendini, tehlikeye atma"

"Tamam, ben bize kahve getireyim", dedi Yuna ve ayağa kalktı.

Mutfağa geçti, bir an başı döndü. Tezgahın kenarına tutundu. Min-jin koşarak Yuna'nın yanına geldi. Mutfak Amerikan mutfağı olduğu için dışarıdan gözüküyordu. Hemen gidip Yuna'yı tuttu. "İyi misin?" , diye sordu. "İyiyim, sadece başım dönüyor biraz",dedi Yuna. Min-jin, Yuna'yı kolundan tutup oturttu. "Bugün işe gitme, baksana başın dönüyor", dedi. Yuna "bugün çok isim var, gitmek zorundayım", dedi. Min-jin "hastasın,olmaz", dedi. Sonra devam etti, "yanına birini çağır, tek kalma evde", dedi. Yuna "kimseyi çağıramam, ben iyiyim başımın çaresine bakarım",dedi. Min-jin "iyi o zaman, ben kalırım",dedi. Yuna "iyi, kal ama bana hizmet etmek zorundasın", dedi. Min-jin "fırsatçı", dedi. Yuna "öyleyim", dedi. Sonra ikisi de izin alıp evde kaldılar.

Bölüm sonu

2 yorum