*Verilen yanlış seçimler ya hayatımızı mahveder ya da ruhumuzu çalar.*
Tüm acılarımı yüklediğim o kişi. Tüm anılarımı benden alan oydu. Bütün yaşanmışlıklarımı elimden alan oydu. Bütün yaşlarımı öldüren oydu. İnsanlardan nefret etmemi isteyen oydu. Belki de duygularımı yok eden oydu. Şimdi karşıma geçmiş beni anlamaya mı çalışıyordu?
Ben Lavinya... Peki o kim?
Ben ölüm kokan bir çiçeğim... Peki beni öldüren kim?
Ben ay yüzlü kızım... Peki şuan aşık olduğum adam kim?
Ben kimim?
Gözlerim boşluğa bakarken ve kendimi anlamak zorken o mu beni anlayacaktı? O mu geçmişimi bilecekti?
Ben ateşim, o da ateşti... İkimize de zararı olmaz mıydı?
Ben katildim. Kendimi ve onu öldürdüm.
O katildi. Sadece beni öldürmüştü.
Benim zaten bir kalbim yoktu. Onun var mıydı?
Elimdeki silahı yere atıp aramıza üç adımlık mesafe bıraktım. Sanki yıllar geçmiş gibi yüzümün her bir noktasını tekrar hatırlamaya çalıştı.
Altı üstü dört ay geçmişti. Beşinci ayı da doldurabilirdim ama annem... O pislik dayımı bulmuştu. Sırf onun için tekrar hapise girmeyi göze alabilirdim.
"O gün içimdeki beni çıkardın. Gerçek amacımı hatırlattın bana. Uzun zamandır bunu bekliyordum," dedim fısıldayarak.
Beni duymuştu ama neyden bahsettiğimi anlamamıştı. Gerekte yoktu anlamasına. Kırk yılda bir işime yaramıştı polis olması. Başka hiç birşey umrumda değildi.
Şimdi ya dayımın yerini tek başıma öğrenip gidip ben öldürecektim ya da ona güvenecektim.
Güvenebileceğim son kişi bile değildi. Ama annem için bir kereliğe mahsus dayanabilirdim.