İçeriğe geç

Gündüz Gece Sarayları

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Gündüz Gece Sarayları

Bölüm 1

GİRİŞ

Merhaba sevgili okur,

Eğer tarihi kurgu türünde bir kitap arıyorsan, içinde hem aşk teması olsun hem saray entrikaları bulunsun istiyorsan, ayrıca akıcı olsun diyorsan bu kitabın tam sana göre olduğunu söyleyebilirimm🩷✨️

Bölüm geldiğinde bildirim almak için kitap açıklamasının bulunduğu sayfaya girdiğinde kaydet işaretine benzeyen listeye ekle kısmından kitaplığına eklemelisin💗 Bunu sonradan öğrendiğim için yeni gelenler açısından bilgilendirmek istedim.

Küçük bir bilgi daha, bu kitaptaki bütün resimleri yapay zekayla kendim hazırladımm🌿 Kendi zevkime yakın resimle oluşturmayı seviyorum, bu kitapta da bunu denedim.

Hazırsan kolları sıvayalım ve ana karakterlerimizin nasıl karşılaştığına bir bakalım.. Herkese keyifli okumalaar >

GİRİŞ

Gemiden indirilen dev kutuların, çeşitli kolilerin küflü ve yapışkan kokusu denizin nemli ve rahatlatıcı kokusunu bastırmaya yetmediği gibi çoğu sevinç çığlıklarından oluşan, yüksek sesle devam ettirilen heyecanlı sohbetler de kayalıkları döven dalgaların sesini bastıramıyordu.

Bir süre sonra tüm bunlar olduğum yerde huzursuzca kıpırdanmama sebep oldu. Lydia'nın şimdiye kadar gelmesi gerekirdi, belki de indirilen yük kolilerinin arasından abisini çekip çıkaramamıştı.

Şapkamdan aşağı gözümün önüne gelen kurdeleyi çekerken yaslandığım kayanın arkasından bir nebze etrafı gözlemleyebiliyordum. Yük gemilerine bindirilmiş askerler aşağıda kendilerini bekleyen devasa bir topluluktan nasıl geçebileceğinin hesabını yapmakla meşgulken, yakınları aradan geçen altı yılın özlemiyle kollarını susuz kalmış birinin kaynak bulduğundaki heyecanıyla yukarı doğru kaldırmıştı.

Kendimi tuhaf ve boşluğa düşmüş gibi hissediyordum. Savaş başlamadan önce neredeyse bir çocuk sayılırdım ve şimdi o bitince -ya da bitmek üzere olunca- şu kolilerden daha büyük bir yük de hayatımdan ağırlığını çekivermişti. Mutlulukla birlikte bir garipseme hâli üzerime çöküyor, her şeyin bu kadar kolay sonuçlanmasını beklemediğimden bir yükün daha omuzlarıma kesinkes çökeceğini zannediyordum. Rahatsız edici düşüncelerden uzaklaşmak için yoğunluğun olmadığı kesimlere yürümeye başladım.

Üzerimde Arnogyalılara özgü geniş etekli, üst kısma etekle aynı desende bir fuların bağlandığı sade yeşil bir elbise vardı. Lydia'nın dolabından aldığım bu kıyafet bana yabancı gelse de yürürken rüzgarın hafif dokunuşlarıyla havalandığından ve bu şekilde çok hafif bir şeye dönüştüğünden onu giymekten keyif alıyordum. Ancak bu keyif sokaktaki halkın yoğun bir kitle olarak benim az önce geldiğim bölgeye yani rıhtıma doğru yürümeye başlamaları sebebiyle yarım kaldı. Arkama dönüp ne olduğunu anlamaya çalıştığımda bir adamın bağırarak "Arnogya Prensesleri geldi, askerlerimizi selamlayacaklar!" dediğini duyunca başımdan aşağı kaynar sular döküldü.

Sağımdan ve solumdan geçen insanların oluşturduğu bir insan denizi içerisinde hemen akıntının tersi yönünde zorlukla yürümeye başladım. Bir elim takılıp düşmemek için eteğimde, diğer elim beni olabildiğince gizli tutması için şapkamdaydı. Birkaç metreyi zorlukla aştıktan sonra diğer ana yola saptım. Gözlerimle saklanabilecek bir nokta arıyordum ama çoğu sahile bakan lüks köşklerin ve uzun duvarlı bahçelerin oluşturduğu bu yerde bulmak pek de mümkün olmayacaktı. Endişeli bakışlar içinde biraz mesafe daha kat ettiğimde köşede üstü kapalı siyah bir faytonu gözlerimle yakaladım. Ancak o esnada bir adam faytona benden önce davranıp atladı ve faytoncu yavaş yavaş arabayı hareket ettirmeye başladı.

Kritik bir andı, az önce geçtiğim sokaklarda birkaç kraliyet askerinin etrafı kolaçan ettiğini görüyordum. Bunun sebebi ben olmayabilirdim ama yakalandığımda büyük bir soruna sebep olacağını kestirebiliyordum. Dışarı çıkmak için de ne harika bir günü kovalamıştım, onlarca askerin etrafta dört gezdiği, bütün halkın sokaklara döküldüğü mükemmel bir gün...

Aldığım derin nefesten mi bilinmez kendimi faytoncunun yavaş yavaş hızını artırdığı arabanın yanında buldum kendimi. "Bayım beni de alır mısınız?" diye sordum nazikçe. Bir yandan hafiften koşuyor, geride kalmamaya gayret ediyordum. Adam cevap vermeye tenezzül etmeyince eteğimin cebine yerleştirdiğim keseden birkaç altın çıkarıp uzatmaya çabaladım ama göz ucuyla bakan adam yine aynı kayıtsızlıkla burun kıvırdı. "Özel bir müşterim var, kendine başka bir araba bul."

"Bu özel müşteriniz herhalde birkaç dakikalığına beni misafir etmekten rahatsız olmaz!" diye patladım, şapkam da fularım da bu esnada uçuşuverip insanların aşındırdığı taş yola düşmüştü ama onları alacak vaktim yoktu. Keseyi avucumun arasına alıp arabanın basamağına bir ayağımı attım, keseyi faytoncuya uzatınca adam arkasına dönüp yüzüme şöyle bir baktı. Verdiğim ücret fazlasıyla yüksek bir miktar değilmiş gibi memnuniyetsiz bir şekilde elimden alıp "Sadece birkaç dakika!" diyerek geri önüne döndü. Ben de böyle riskli bir pozisyonda daha fazla durmamak için yolcu kısmının kapısını açıp arabaya kendimi attım.

Hızlı hızlı nefeslenirken rahatlamayı umuyordum ama içeride bir değil de iki tane adam olduğunu görünce şaşırdım. Aynı şaşkınlık onlara da bulaştı. Birinin üzerinde koyu gri renkli uzun bir ceket, kenarları süslemeli şık bir yelek ve siyah uzun bir pelerin bulunurken parmağında simgelediği şeyin doğru tahmin ettiğimden şüphelendiğim bir yüzük bulunuyordu. Cesaret gösterip yüzüne baktığımdaysa içimde bir şeyin ezildiğini ve acıyla kıvrandığını hissettim.

Hatları net ve düzgündü ama kuzeyde yaşayanlar gibi sert denebilecek bir çehreyle bütünleşmişti. Dağınık bir şekilde ensesine dökülen altından yapılmış gibi duran saçları vardı. Gözleriyse bir elmas gibi parlak ve gökyüzü kadar masmaviydi.

Yanındaki adam ise koyu renkli ve gösterişsiz kıyafetiyle belli ki onun gibi bir soylu değildi ama buna rağmen bana tepki gösteren ilk o oldu:

"Ne yapıyorsunuz? Hemen aşağı inin!"

Yüksek çıkışı, henüz etkisinden kurtulamadığım korkuyla birleşince "Birazdan ineceğim, bekleyemez misiniz?" diye sordum sertçe. "Fazla durmam."

"Olmaz." Yanındaki soylu adama bir baktı. "Faytoncuyu kimseyi almaması için tembihlemiştik."

"Acil bir durum olduğu için bindim, ayrıca ücretimi de ödedim." Buna rağmen kapıyı açıp faytoncuya seslenmeye çalışıyordu ki yanındaki soylu adam kolundan sakin bir şekilde tutup onu durdurdu. "Sorun yok, birazdan iner." deyişi adam için yeterli geldi.

Pek vakit geçmeden tedirgin bir sessizlik çöktü. Pencerenin önündeki siyah perde sonuna kadar kapatıldığından hangi sokakta olduğumuza ve askerlerin ne kadar ileriye gittiğine bakmak için perdeyi hafifçe araladım. Açmamla da hemen kapattım çünkü çok yakınımızda bir asker atının üstünde etrafı gözlüyordu. Dışarı çıkmakla ne büyük aptallık ettiğime bir kez daha yanıp ellerimle alnımı ovdum.

"Bir sorun mu var?" Bu sefer konuşan şık kıyafetli soylunun ta kendisiydi. Başımı kaldırıp gözlerimi kırpıştırırken onun bakışları net ve yargılayıcı görünüyordu.

"Yok, önemli bir durum değil."

"Emin misiniz?"

Mavi gözlerindeki tuhaf pırıltı yeniden başımı eğmeme neden oldu ve o sırada gözlerim yeniden sarışın adamın parmağındaki yüzüğe gitti, bu sefer net görebildiğimden iyice huzursuz oldum. Bu gümüş yüzüğün üzerindeki simgeyi nerede olsam tanırdım: Rultam Krallığı sembolü. Yıllardır savaştığımız ülke. Kuzeyin, kar ve kışın ülkesi.

Böyle değerli görünen bir yüzüğü herhangi bir soylunun takması anlamsız olurdu. Bu adam yalnızca bir soylu değil, krallıktan da biri olmalıydı. Gözlerimi hemen yüzüğün üzerinden çeksem de bu, sarışın adamın dikkatinden kaçmamış olacak önce parmağındaki yüzükle oynadı, ardından bana döndü. Utanarak başımı pencereye dayadım ancak bunu yaptığım an boynuma iki keskin soğuk metal temas etti. Kafamı ağır ağır onlara çevirdiğimde ikisinin de ellerindeki keskin kılıcı boğazıma dayadığını, her an öldürebilecekmiş gibi bir pozisyon aldıklarını gördüm.

"Bu... Bu ne oluyor?" derken boğazım düğümlendi. Oturduğum koltukta titreyerek ikisine baktım, ellerim bir an kılıcı itmeye yönelse de diğer kılıç hemen bileğime doğru çevrildiğinden daha fazla hareket edemedim.

Sarışın adam kılıcını çekmeksizin büyük bir soğukkanlılıkla yanıma oturdu ve yüzüme yaklaşıp fısıldarcasına "Kimsin sen?" diye sordu.

"Kimse." Yutkunmakta zorlandım. "Gerçekten... Hiç kimseyim ben."

"Kimsin?" diye yineledi sertçe. Onların ellerinden beni ne kurtarabilir bilmiyordum ama kim olduğumu kesinlikle öğrenmemelilerdi. Yoksa daha büyük belayı kaçmak adına bindiğim bu faytonda bulacaktım. Derin bir nefes alıp aklıma ilk gelen şeyi belli belirsiz mırıldandım:

"Askerlere görünmemek için bindim. Çünkü..." Dolan gözlerim yanımdaki adamı buldu. "Bir büyücüyüm."

Merhabaa

Bu kurguyu yaklaşık 2,5 sene önce yazmaya başlamış, bir nedenden ötürü yarım bırakmıştım. Şimdi yeniden dönünce romanın ilk kısmını yeni baştan yazmaya karar verdim.

Karakterleri sevecek misiniz merak ediyorum, yorumlarınızı bekliyorum❤️🙃 Bir sonraki bölümde görüşmek üzeree✨️

Bölüm sonu

20 yorum

  • https ://discord.gg /SJtpHRWMFF Merhaba🌺3600+ üyeli yazar ve okur topluluğu adına buradayım. Sizi Discord'ta sohbet eğlence,oyun,dil sohbet (Native Ingilizlerle), kitap, vote, AI resim/sohbet botları temelli "Yazarlar Ansiklopedisi" isimli, tüm gün aktif sunucumuza davet ediyorum.Sunucumuzda özenle seçilmiş yazarlar ve okurların içinde sizi de görmeye mutlu oluruz.Sunucumuz keşfedilmemiş ve gelişmekte olan yazar ve okurlardan oluşuyor.Haftanın 5 günü sırayla bir yazarın kitabının 3 bölümü okunur yorumlanır,sunucuda isteğe bağlı iki tur var; "eleştiri ve destek"turları,eleştiri turunda yazarın nerede eksiği olduğunu ve iyi olduğunu söylüyoruz.Destek turu ise fazla vakti olmayan,sınavlara hazırlanan üyelerimiz içindir.Bu turda okuma zorunlu değildir ve görevleri fazla zaman almayan görevlerdir Etkileşimi az olan yazarlar için en iyi koşulları oluşturmaya çalışıyoruz.Sunucumuzda yarışmalar düzenliyor,bu yarışmaları kazananlara yorum,vote gibi ödüller veriyoruz.Sunucuda etkinlikler hazırlıyoruz.Bundan başka sunucumuzda 🏆Ayın Yazarı🏆 yarışmasıda geçirilmekte ve kazanana yorum vote ödülleri verilmektedir. Ilave bilgi için yazabilirsiniz Gruptan da bahsedeyim.Şu an 3600+ üyeye sahip her daim aktif. Sunucumuzda 13 yaşından 50 yaşına kadar her yaştan yazar ve misafir üye var. Her gün sosyalleşme etkinlikleri yapıyoruz.Bunlar role play, tiyatro gibi etkinlikler.Oyun kanallarımızda ise üyelerle lol, valorant, mafya,vampir köylü,cinayet çözme, gartic, among us gibi oyunlar da oynuyoruz.Eğlence için owo,satranç,kelime türetmece,adam asmaca gibi oyunlar da var.Her gece üyeler seslide toplanarak müzik dinliyor, sesli sohbet ediyoruz. Sunucumuza girmek için burada yukarıdaki linktedi boşlukları bırakmadan oluşturup kopyalayın.Sonra discorda, Instagram'da ya da burada yoruma atın ve üzerine tıklayarak dahil olun. Anlamazsanız bana sorun.Bu linkin süresi asla geçmiyor ve her zaman dahil olabilirsiniz. Linke panomdandan da tıklayabilirsiniz.

  • Büyücü değilsin ama büyüleyici bir guzelliktesin kızım! (Görseller 🤌🏻)

    1Yanıt
  • Tarihi kurguları ve güzel büyücüleri severiim hadi bakalım neler olacakk

  • Önceliklee giriş bölümü olarak beni etkilemeyi başardı;) kalemini önceki kugunda da çok beğeniyordum zatenn💖 ellerine sağlık✨ bu hikâye sana şans getirir umarım🤍💋

    2Yanıt
  • Cidden çok güçlü bir kalemin var, betimlemelerin bazı yazarlar gibi insanı baymıyor. Yeni bölüm yazdığında bana haber vermeyi unutma

    2Yanıt