Amansızdır orası ne cennet ne cehennem tanrıların yuvasıdır ama Olympos’tan daha da farklı orası günahkarların cenneti karanlık Diyar...
Değersizsin eğer insansan burası karanlık diyar dört yaşam hakkı verilir dört ayrı ruhların kaderleri yeni bir ruh oluşur...
Çal çanı başlasın gölge oyunu ama aldanma sakın burası karanlık Diyar avken avlandığın diyar...
Lee korkuyla tapınakta kaçıyordu yakalanması an meselesiydi daha arkasında onu kovalayan adım ve toynak sesleri yankılanıyordu bağırmak istiyordu bağıramıyordu akciğerleri o kadar yorulmuştu ki oksijen alımı bile yapmıyordu yedi yaşındaki bir rexa'nın böyle bir yerde ne işi olabilirdi...
Rexa'lar zamanla virüs ismini almış sadece siyah ve beyaz renklerinden oluşan kutsal varlıklardır iblis soylulardır insana da benzerler hatta insanlardan daha edepli ve temizdirler onlara virüs denmesinin ana sebebi insanlardır insanlar onları sebepsiz yere suçlayıp öldürürdü tarih boyunca.
Lee'nin içinde bulunduğu tapınağın adı niorsha'ydı yani o uğursuz ebedi karanlığa lanetlenmiş tapınak... Lee’nin peşinden çokça yaratık koşuyordu ve içlerinde gözünün üstünde 𖣐 simgesi taşıyan bir süvari... Süvarı hızlı ve emin adımlarla koşarak tam leeye uzanacakken Lee sadece kendi gibi birinin sığabileceği bir delik bulup kaçmayı başarır süvari sinirlenir ve yaratıklara dönüp onu yakalamasını emreder yaratıklar başını sallayıp Lee'yi aramaya başlar. Lee uzun bir kolidorumsu yerdeydi yere yığılmıştı ensesindeki hinkuma'nın işareti onu çağırıyordu lee hinkumayı serbest bırakabilecek tek anahtardı.Gece vaktiydi tabi karanlık tüm tapınağı sarıp sarmalamıştı hiç sönmeyen mor renkli ruh ateşi sadece belli başlı koridorlarda bulunuyordu diğer koridorlar zifiri karanlık içerisindeydi Lee etrafına göz gezdirdi kalbi küt küt atıyordu boynu öyle acıyordu ki Hinkuma onu istiyor, arzuluyordu Lee Hinkuma’nın nefesini ensesinde hissediyordu yürümeye başladı bacakları kopacak kadar yorgundu tapınakta böyle bir yer olduğu onu şaşırtıyordu eskiden kapı olan yerler şuan duvarlarla kaplıydı birisi buraya gelmiş ve birkaç şey yapmıştı anlaşılan Lee yürüdü yürüdü dev bir kapıya vardı içeriye girmeye niyetli değildi ancak onu arayan süvarinin ayakkabı sesini duyar duymaz korkudan kapıdan içeri geçti aşağıya dolanarak inen 2 merdiven vardı o kadar kusursuzca yapılmıştı ki merdivenler birbirine çarpmıyordu. Lee merdivenlerden aşağıya iner çok fazla derine iniyordu ve git gide karanlıklaşıyordu loş ışıklarla aydınlatılmış bir yere geldi burası epey eskiydi duvardaki işlemeler o kadar eskimişti ki tanınmayacak haldelerdi.
Lee:neresi burası? Nerdeyim ben?
Lee ilerlemeye başladı her yer öyle pis kokuyordu ki nem bunu daha çekinilmez yapıyordu kolidorda yürümeye başladı hiç bitmeyecek gibiydi kolidor en sonunda ikiye ayrılır kolidorun sağ kısmında tamamen siyah çarşaf ile örtülmüş elinde mızrak olan ve çarşafı delip çıkan boynuzları olan bir varlık görüldü belinde mavi ateşi olan bir kandili vardı lee ona görünmeden korkuyla sol kısma saklanır yaratık etrafa bakındı sonra geri dönüp yürümeye devam eder bunlardan sadece bir tane yoktu Lee bundan emindi mecburen soldan ilerlemeye başladı

