(+18 sahne içermektedir.)
Genç kadın, dilini bardağın kenarındaki tuzun üzerinde gezdirirken kısık mavileri kocasının üzerindeydi. Evren ise dirseğini masaya dayamış eli çenesinde, bacaklarının arasında ayakta duran kadını seyrediyordu. Kadın shot bardağını beklemeden kafasına diktiğinde dengesini hafifçe kaybedecek olmuş ve çıplak bacakları adamın pantolonunun sardığı dizine değmişti. Evren gayriihtiyari bir hareketle kadının incecik belini kavrarken Cansu da dengesini yeniden kurmayı başardı. Hemen ardından bardağı masaya fırlatıp önündeki tabaktan bir dilim limon aldı. Kadın, dudaklarının arasına aldığı ekşi limonu emerken, Evren de içinde harlanan ateşe daha fazla direnç gösterememiş ve onu bacaklarının üstüne oturtmuştu. Cansu'nun yumuşacık kalçaları bacaklarının üstüne yerleştiğinde tüm bedeni kasıldı. Pantolonunun içinde kendisini rahatsız eden bir şişkinlik belirivermişti. Gözlerini, karısının limon bulaşan parmaklarını yalayışından ayıramazken sertçe yutkundu. Cansu ise tam da o anda adamın büyük bir dikkatle dudaklarına baktığını fark etmiş ve hareketlerini yavaşlamıştı. İşaret parmağını ağzından çıkartıp orta parmağını dudaklarının arasına alırken Evren'in tüm bedeniyle birlikte yüzünün de kasıldığını görmek hoşuna gitti. Adama işkence edercesine ağır ağır parmağını emdikten sonra yavaşça ağzından çıkartmış ve onun yüzüne doğru fısıldamıştı.
" Ne istiyorsun? "
Evren gözlerini hala kadının ağzından ayıramazken güçlükle yutkundu yeniden. Cansu dilini çıkartıp dudaklarını yavaş yavaş yaladıktan sonra bir kez daha fısıldadı.
" Söyle. "
Bu öyle büyülü bir tınıydı ki, sanki ne istese verecekti adama. Evren nabzının kontrolsüzce hızlanışını göz ardı ederken alt dudağını dişledi. Cansu bir kez daha, bu kez tam olarak dudaklarının üstüne fısıldadı adamın.
" Söyle... "
Dudaklarını kocasının aralık kalan dudaklarına hafifçe sürtmüş ve geriye çekmişti. Evren de bu işkenceye daha fazla dayanamayıp yanıtladı genizden gelen bir sesle.
" Ağzına sokmak. "
Cansu'nun dudaklarından minik bir inleme süzülürken dudağını dişlemişti. Sonra adam daha ne olduğunu anlayamadan kadın bacağının üstünde duran iri avcunu kaldırıp açmış ve içine yumuşacık bir şey bırakmıştı. Evren parmaklarına temas eden danteli hissettiğinde tüm bedeni kasıldı. Kahveleri şaşkınlık ve arzuyla elinin içindeki kumaş parçasına indiğinde Cansu da kucağından inmiş ve ona davetkar bir gülüş sunup peşine takılmasını söylemişti. Evren avcundaki külotu sıkıştırıp birilerinin görmesini engellemeye çalışırken gözleri kadının kıvırtarak uzaklaşan güzel kalçalarındaydı. Hızla kalktı tabureden ve peşine takıldı. Bir an için mantıklı düşünebilse sorgulardı fakat aklı gideli çok oluyordu. Cansu bir kez daha onu avcunun içine almayı başarmıştı.
Kadın kalabalığı yararak tuvaletlere yöneldiğinde Evren de peşindeydi. Kadınlar tuvaletinin önündeki kuyruğu gören Cansu huysuz bir tavırla yanaklarını şişirdiğinde mavileri erkekler tuvaletini buldu ve hiç düşünmeden içeriye daldı. Evren de bunu gördüğünde koşarak peşinden girmişti. Kahveleri tuvaletin içini tararken kadın umursamaz bir tavırla lavaboya doğru ilerliyordu. Evren içeride biri olup olmadığını anlamak için hızla kabinleri kontrol ederken sondaki kabinden bir adam çıktı ve şaşırarak olduğu yerde durdu. Cansu ona sarhoş bir kahkaha gönderdiğinde Evren hafifçe öksürerek boğazını temizlemişti. Adam da birden dikkatini toparladı ve elini dahi yıkamadan tuvaletten çıktı. Kadın ellerini lavaboya yaslamış aynadaki aksini süzerken iğrenmiş bir tınıyla konuştu.
" Çok pissiniz. "
Evren kadına doğru attığı uzun adımın akabinde onu belinden kavrayıp kilidi olmayan kapıya dayarken kulağına doğru fısıldadı.
" Ne yapıyorsun sen? "
Cansu sırtına değen pürüzlü yüzeyi hissettiğinde bir kahkaha daha atmıştı.
" Böyle mi engelleyeceksin birinin girmesini? " diye sordu bir yandan parmaklarını kocasının göğsünde dolaştırırken.
Evren sertçe yutkunurken yumruklarını kapıya bastırmıştı. Evet tam olarak planı buydu. Çünkü belli ki ne kadın onu buradan eli boş gönderecekti ne de önündeki devasa şişkinlik. Kadının yüzüne doğru hafifçe eğilirken fısıldadı bir kez daha.
" Çok hızlı ol. "
Cansu kendisine emir verilmesine tek kaşını havaya kaldırarak karşılık verirken bu durum Evren'in umurunda bile değildi. Kadın da onun bu otoriter tavrından hoşlanmadığını iddia edemezdi. Alt dudağını dişlerken yavaşça dizlerinin üstüne çöktü ve sarhoş olmasına rağmen marifetli bir hamleyle kemerini çözüp fermuarını indirdi. Uzun ince parmaklarını karşısında dikilen heybetli adamın baksırına sokup erkekliğini kavradığında Evren başını geri atıp kısık sesle inlemişti. Birazdan yaşanacak olan şeyleri düşündükçe heyecandan kafayı yiyecek gibi oluyordu ve o aklını kaçırmadan bu iş hallolsa iyi olurdu. Kadın ona daha fazla işkence çektirmeden parmakları arasındaki iri penisi okşaya okşaya dudaklarına sürttüğünde Evren dişlerini sıkmıştı. Başı eğikti ve kadını inceliyordu. Bu görüntünün güzelliği akıl sağlığına kast ediyordu. Kadın başını kaldırıp mavilerini kocasının gergin yüzüne dikerken dilini çıkartmış ve parmakları arasındaki penisin ucunu hafifçe yalamıştı. Evren tepeden tırnağa kasılırken irkildi.
Kadın bu kez daha sert bir şekilde boydan boya erkekliğini yaladığında ise gürültüyle inlemişti. Cansu onu çıldırtmaktan zevk alır gibi yavaşça ağzını açıp avcunun arasındaki penisi boğazına kadar ittiğinde ise Evren destek aldığı kapıya sert bir yumruk geçirip genizden gelen bir sesle adeta kükredi. Hemen ardından tek elini kapıdan çekmiş ve kadının uzun siyah saçlarını avcuna dolayıp başını kasıklarına doğru bastırmıştı. Cansu da bunun üzerine tüm marifetiyle adamın erkekliğini yalamaya başladı. Evren kesik kesik nefesler alıyor ve kendini sıktığı için arada bir inlemek dışında pek ses çıkartmıyordu. Cansu ise adamın parmaklarının baskısı altında kocasına sakso çekmekten oldukça keyif alıyordu. Evren'in penisinin fazlaca hassaslaşıp ıslandığını hissettiğinde ağzından çıkarttı ve yerden kalktı.
Adam nefes nefese ve kayan gözleriyle kadına bakarken Cansu tek bacağını kaldırıp kocasının beline dolamış, ellerini de ensesine atıp onu üzerine doğru çekmişti.
" Sıra sende. " diye fısıldadığında Evren de ona itaat etti.
Zaten artık son raddede şişen erkekliği acıyla zonkluyordu. Bir an evvel rahatlamak istiyordu. Hiç zorlanmadan tek eliyle erkekliğini kadının çoktan hazır olan kadınlığına doğru yönelttiğinde kapı kolunun aşağıya indirilmesiyle basıldıklarını anlamışlardı fakat Cansu'nun durmak gibi bir niyeti yoktu. Tırnaklarını adamın gömleği üzerinden ensesine geçirirken onu kendine daha çok çekti. Evren de yumruklarını kapıya sıkıca bastırırken kendini kadının içine doğru itmişti. Cansu, adamın oldukça kalın olan pensinin ıslak kadınlığında kolaylıkla kaydığını hissettiğinde çığlığına mani olamamıştı. Sonra Evren'in içindeki git gelleri sabırsız bir biçimde hızlandı ve sertleşti. Bir yandan kapıyı tutuyor diğer yandan ise kadının içini sertçe doldurarak onu kapıya daha çok bastırıyordu. Kapı bir kez daha zorlandığında öfkeyle kasıklarını kadının içine doğru ittirdi. Bunu yaparken de karşı taraftaki adamı durdurmak ister gibi kapıya sert bir yumruk geçirmişti. Cansu hem içini dolduran erkekliğinin verdiği zevk hem de kulaklarının dibinde patlayan yumruğun çıkardığı gürültüyle bir kez daha çığlık attığında tüm bedeni kasılmış ve titreyerek gelmişti. Adamın göğsünden güç almak ister gibi gömleğini kavradığında Evren de kadının içindeki git gellerini sürdürmeye devam ediyordu. Çok geçmeden o da sona yaklaştığını anladığında kadının içinden çıktı ve gözüne çoktan kestirmiş olduğu çöp kovasına doğru boşaldı. İkisi de nefes nefese kendilerine gelmeye çalışırken Evren sol avcunda hala sıkmakta olduğu külotu kadına doğru uzatmıştı.
" Giy de çıkalım. "
Cansu onu ikiletmeden uzattığı çamaşırını kavradı ve bacaklarına geçirdi. O esnada adam da sırtını kapıya dayamış pantolonunun fermuarını çekiyordu. Saniyeler içerisinde ortalığı yıkmamışçasına bir sakinlikle el ele tuvaletten çıktıklarında tüm gözler üzerlerindeydi. Evren kaşları çatık bir biçimde hızla kadını oradan uzaklaştırırken Cansu'nun gözleri kadınlar tuvaletindeki kuyrukta takılı kalmıştı. Birçoğu şaşkın ve ilgili gözlerle Evren'i süzüyor olsa da içlerinden bir tanesi, adamı bakışlarıyla ayaküstü becermişti resmen. Kadın dakikalar süren performansı dinlerken ister istemez yükselmiş ve kendini Evren'in altında hayal etmeye başlamıştı. Cansu bu bakışlara, dudağının kenarındaki minik seğirmelere aşinaydı. İstediğini elde etmeden durmayacak olan bir kadının ateşiydi bu gözlerinde parlayan. Çok iyi biliyordu çünkü defalarca kez bürünmüştü bu tavra. Az önce hissettiği rahatlama gitmiş yerine içine biranda dolan amansız bir öfke gelivermişti. Kadının yanından geçerken omzuyla sertçe çarpıp ona gözdağı vermeyi ihmal etmedi. Fakat yine de atamıyordu hırsını. Bir başka kadının sevgilisini arzulaması düşüncesi ilk defa beynini yokluyordu ve bundan kesinlikle nefret etmişti. Evren kadını masalarına götürüp taburesine oturttuğunda yüzündeki gergin ifadeye afallayarak baktı.
" Ne oldu? "
Cansu mavilerini tuvaletlerin olduğu yerden çekerken huysuz bir tavırla konuştu.
" Bir daha public seks yok. "
Evren'in kaşları havalandığında dudaklarından şaşkınlıkla döküldü kelimeler.
" Neden? Sevdiğini söylemiştin. "
Cansu huysuz tavrını devam ettirerek omzunu silkerken taburesinden kalktı ve çantasını alıp adamın elini sıkıca kavradı.
" Gidelim artık sıkıldım. "
Evren ne olduğuna anlam veremeyerek kadının kendisini çekiştirmesine müsaade ederken Cansu, sevgilisini kimseye yem etmeyeceğine dair yeminler içmekle meşguldü. Mekandan çıktıklarında adam valeye bir işaret yapmış ve yeniden karısına dönmüştü.
" Güzelim? " diye sordu nahif bir sesle.
Cansu sıkıntıyla soluyarak baktı adama.
" Sorma bir şey Evren! " diye bağırır bağırmaz birden mekana doğru dönmüştü.
" Sikerler ya! Yolacağım onu! " diyerek ileriye doğru iki uzun adım attığında adam onu belinden kavramış ve havaya kaldırarak önüne çekmişti.
" Neyin var senin? " dedi bu kez endişeyle.
Tek elini belinden ayırıp, yüzüne düşen saçlarını ittirdi. Cansu gerçekten de öfkeli ve rahatsız görünüyordu. Adamın da kaşları çatılmıştı.
" Biri bir şey mi yaptı? " diye sordu endişeli bir sesle.
Cansu bugüne kadar başkalarının kendisini beğenmesine, arzulamasına o kadar alışmıştı ki; birilerinin Evren'i de arzulayabileceği gerçeğini görememişti. Kumsaldaki kızlar geldi sonra aklına ve daha da asıldı yüzü. Bir de değildi üstelik. Sertçe yutkundu. Herkesin içinde sevişmiş ve adamın ne kadar iyi olduğunu gözlerine sokmuştu resmen. Düşündükçe çıldıracak gibi oluyordu. Mavileri mekandan çıkan kadın grubuna çevrilirken sinirle tısladı.
" Gidelim diyorum artık! "
Evren kadının tüm bu hırçınlığına ne anlam vereceğini bilemeyerek çaresizce sorgulamaya devam ediyordu.
" Cansu? Ne oldu diyorum sana? "
Fakat bu tavrı Cansu'yu daha da kızdırıyordu. Ona tabii ki de başka kadınlardan bahsetmeyecekti. Bu düşünce birden içinin ürpermesine sebep olduğunda olduğu yerde titredi. Evren de bunu fark ettiğinde onu göğsüne çekmişti.
" Üşüdün mü? "
" Üşüdüm! Arabaya gidelim artık! " diye bağırdı genç kadın bu bahaneye sığınmakta bir mahzur görmeyerek.
Tam o esnada hemen önlerine getirilen arabaya doğru yönlendirdi adam kadını. Bu tavrı onu germiş ve açık bir şekilde endişelendirmişti. Biri bir şey mi yapmıştı, o fark etmezken? Arabanın kapısını açıp Cansu'nun içeriye yerleşmesini beklerken kahveleri etrafı tarıyordu gergince. Cansu içeriye girer girmez kapıyı çekti. Bunun üzerine Evren de uzun adımlarla sürücü tarafına yöneldi. Yola çıktıklarında kadın başını cama dayamış neden o kadını dövmediğini düşünmekle meşgulken Evren huzursuz bir sesle konuştu.
" Ne oldu? "
Cansu işittiği soruyla artık çileden çıkmış ve başını camdan kaldırırken adeta haykırmıştı.
" Sorma ya artık! Sorma! "
Evren ani bir frenle aracı yolun ortasında durdurduğunda arkasındaki araçların kornaları sokağı inletti. Kaşları derince çatılırken tüm bedenini kadına çevirmişti.
" Cansu neyin var diyorum! Neyin olduğunu söyleyeceksin! Bir bir şey mi dedi? Biri mi dokundu ne oldu? "
Aklında türlü türlü felaket senaryoları dönüyordu. Ve o an hiç beklemediği bir şey olmuş; kadın birden ağlamaya başlamıştı. Evren daha da paniklerken ne yapacağını bilemeyerek kadının omzuna dokundu.
" Cansu? " dedi titrek bir sesle.
Kadın bir yandan sesli sesli ağlarken bir yandan da burnunu çekerek konuşmaya çabalıyordu.
" Y-yok bir şey. "
Evren kadına fevri yaklaşmanın bir işe yaramayacağını anladığında çenesini tutup yüzünü kaldırdı ve kısık sesle konuştu.
" Güzelim neyin var? "
Kadın, onu kıskandığını söylemeyi gururuna yediremezken aslında şu anda ağlamasının nedeninin hiç inanmadığı o karma olduğunu düşünmeden de edemiyordu. Zamanında başka çiftlerin ilişkilerini bozduğu çok olmuştu. Şimdi sıra onun ilişkisinde miydi? Dudaklarından bir hıçkırık daha koptuğunda Evren dayanamayarak onu koltuk altlarından kavradı ve kucağına doğru çekti. Kadın başını adamın göğsüne dayamış içli içli ağlarken Evren de sakinleşmesi için saçlarını okşamaya başlamıştı. Kadın en sonunda içindeki paniğe teslim olarak konuştu güçlükle.
" Seni kaybetmek istemiyorum. "
Evren onun ne demek istediğini anlayamasa da meselenin ne olduğunu az çok kavramıştı. Sıkıca sardı kollarını kadının bedenine.
" Öyle bir şey yok. " dedi sakinleştirici bir sesle.