İçeriğe geç

Gün Masalı

Bölüm 2 · 7 dk okuma

Gün Masalı

Bölüm 2

1.Bölüm:KUZEY

Hayat ne pahasına olursa olsun bir kere yüzüme güldü o günde bu gündü...

Salona girdiğimde gözlerime inanamadım çünkü salonda bugün okulda çarpıştığımız çocuk oturuyordu .İlk başta emin olamadım bir daha, bir daha baktım yüzüne, o sırada annem beni gördü ve

''Yıldız hoş geldin desene misafirlerimize!'' dedi.

Ondan hariç iki kişi daha vardı ve sanırım annesi ve babası oluyordu, hepsine ''hoş geldiniz'' dedikten sonra annemin yanında yerimi aldım. Annem mutfağa çay getirmeye gittikten odama gitmem için fırsat bulmuş oldum ve annemin peşinden odama gittim. Hâlâ çok şaşkındım o çocuk ve ailesi bizim neyimiz olduğunu çok merak ediyordum. Bu sorularımın cevaplarını ancak onlar gittiği zaman öğrenebilirdim.

Saate baktığımda 23:30'u gösteriyordu. Salona indim ve annemin etrafı topladığını gördüm,

''Anne bu gelen misafirlerimiz kimlerdi yani neyimiz oluyorlar?''

''Gelen kişiler bu mahalleye yeni taşınan komşularımızdı onları sokakta görünce hoş geldiniz amacıyla eve davet ettim.''

''Anne her gelen kişiye bunu mu yapacaksın eve mi davet edeceksin?''

''Ne var kızım kötü mü ettim alt tarafı bi eve çağırdım o kadar çok abarttın! diye çıkıştı annem bana oysaki bugün okulda o çocuğun özür bile dilemeden arkasını çekip gittiğini görseydi nasıl tepki verirdi acaba , tahmin etmek zor gelmiyor.

''Tamam anne iyi geceler Allah rahatlık versin.''

''İyi geceler kuzum tatlı rüyalar.''

Merdivenlere yöneldim ve odama çıktım, geceliklerimi giyip yatağıma yattım ve uyudum.

Sabah alarmımın çalmasıyla kalktım. Yataktan çıkıp banyoya gittim, elimi yüzümü yıkayıp ha birde dişlerimi fırçaladım. Banyodan çıkıp odama geçtim ve dolabımı açtım. Dolaptan beyaz gömlek, siyah sweatshirt ve kot pantolunumu çıkarıp giydim.

Saçımı üstten topuz yaptığım da hazırdım. Aşağıya annemin yanına indim. Kahvaltı masasına oturup kahvaltımı yemeye başladım. Kahvaltım bittiğin de kulaklığımı alıp ev den dışarı çıktım. Kulağıma kulaklığımı takıp yola koyuldum. Kulağım da çalan şarkı ise;

''Tüm suçlarına ortak oluyorum

Her siyahına, her günahına

Tek istediğim uzanman yanıma

Tamamsa şimdi ben

İlk kez uyuyorum''

Bu şarkıyı çok seviyordum. Marmaray'a bindiğimde dünkü çocukla karşılaştım. Çocuğun kulağında kulaklık vardı gözü ise marmarayın camındaydı. Çocuğun gözü mavi renkteydi bunu ilk defa farkettim. Onun gözüne baktığımda kendimi kaybolmuş hissettim, çocuk öyle acınası halde bakıyordu ki kendimi kaybettim, sonra birden gözü bana kaydı çok utanmıştım. Kendimi onu dikizlerken ona karşı yakalanmış gibi hissettim. Hemen boş yer bulup oraya oturdum, telefonumu elime alıp instagramda gezinmeye başladım. Marmaray'a yeni yolcular bindi ve çocuğu görmemeye başlamıştım. Beşiktaş'a geldiğimizde marmaraydan indim ve okula doğru yürümeye başladım muhtemelen o da geliyordu nasıl olsa okulu oradaydı değil mi? Kafamdaki düşüncelerden arınmaya çalıştım. Okula girdiğimde bir kız bana doğru yaklaşıyordu yanıma geldiğinde

''Selam sen bu okula yeni gelen kızsın değil mi?'' kaşlarımı çatarak ona baktım yeni gelen kızdım evet ama bunu ne yapacaktı, ona dönüp konuşmaya başladım;

''Evet yeni gelen kızım.''

''Seni okul müdürü çağırdı, istersen seni odasına götüreyim.'' başımı aşağı yukarı sallayıp kabul ettim, okul müdürü beni ne yapacaktı ki . Müdürü odasına geldiğimizde kız yanımdan gitti ve ben kapıya tıkladım. İçeriden ''gel'' diye ses çıkınca odaya girdim. Müdür koltuğunda oturmuş bana bakıyordu. Yüzümde ki endişeli ifadeyi görmüş olacak ki beni rahatlatmaya çalışarak;

''Sen aramıza yeni katılan öğrenci olmasın, dün edebiyat dersinde yaptığın Romeo ve Julıet düşüncesi edebiyat hocanın hoşuna gitmiş ve bunu biz bildirdi. Sin yazma ya da düşünme becerin iyi bize ''10 yıl sonra kendini nasıl hâyâl ediyorsun" adı altında yazı yazmanı istiyorum.'' ben şaşırmış müdürün yüzüne bakıyordum ne cevap vermem gerekiyordu bilmiyorum. O anın heyecanıyla başımı aşağı yukarı salladım.

''Şimdi odadan çıkabilirsin yarına kadar vaktin var.''

''Tamam!'' dedim ama ne yazacağımı bilmiyorum. Müdürün odasından çıkıp sınıfıma geçtim. O çocukta sınıftaydı hatta benim geldiğimi görünce bana baktığını gördüm. O anın stresiyle onun sırasına doğru gittim ve tam sırasının önünde durdum, kollarımı göğsümün altında birleştirerek ona doğru baktım. bana şaşırmış gibi bakıyordu.

''Dün bizim eve niye geldin sen kimsin?'' yüzüme uzun uzun baktı.

''Anlamadım?'' sorumu anlamıştı ama anlamamış gibi bi de soruyordu.

''Sorumun gayet açık ve net olduğunu düşünüyorum!''

''Ben Kuzey Sadık peki sen kimsin ve neden kendimi şuan sorgudaymış gibi hissediyorum?''

''Ben Yıldız Doğan ve dün bizim eve neden geldin yanındakiler de anne ve babandı galiba değil mi?''

'' Evet annem ve babamdı dün size geldik çünkü annen annemi evinize davet etmiş.''

Annem dün demişti bana bunu demek ki doğru söylüyor diye düşündüm içimden.

''Tamam sorularımın cevaplarını verdiğin için teşekkür ederim.''

Tam Kuzey cevap verecekti ki hoca sınıfa girdi ve ben de yerime geçtim. Ders kimyaydı, hoca ikişer ikişer gruplar oluşturuyordu.

''Zeynep ve Fırat siz birlikte grupsunuz.''

''Melisa ve Ozan siz birlikte grupsunuz.''

''Elif ve Umut siz birlikte grupsunuz.''

''Reyhan ve Efe siz birlikte grupsunuz, ve son olarak Kuzey ve Yıldız siz birlikte grupsunuz.'' arkamı dönüp Kuzey'e baktım, o ise hocaya bakıyordu.

''Arkadaşlar şimdi grup arkadaşlarınızın yanına oturun.'' ne ben ayağa kalktım ne de Kuzey, en sonda birimizin ayağa kalkması gerektiği için ayağa kalktım ve onun yanına gittim. Onu yakından incelemem için fırsat geçmişti elime.

''

Magnezyum Sülfat İle Kristali Üretelim!

Amaç: Sıvı haldeki bir maddenin kristal hale geçişini gözlemlemek.

Kısa Tanım: Kristalleşme, sıvı ya da gaz fazda bulunan bir maddenin kristal oluşturarak katı duruma geçmesidir.

Düşünce sorusu: Hangi mevsimde kristalleşme olayı daha çok görülür? Neden?

Araç ve Gereçler

- çay bardağı

- yarım bardak magnezyum sülfat

- bir bardak su

- geniş tabak

- renklendirme için farklı renklerde gıda boyası

- ısıtıcı

- sünger

Uygulama:

1. Bir çay bardağı su ısıtıcıya dökülerek iyice kaynatılır.

2. Kaynamış suya yarım bardak magnezyum sülfat dökülerek iyice karıştırıp, tamamen suda çözünmesi sağlanır.

3. Renkli kristal elde etmek istiyorsanız karışım içine bir miktar gıda boyası eklenir.

4. Tabak üzerine küçük bir parça sünger konulur. Süngersizde yapılabilir.

5. Karışım geniş tabak üzerindeki sünger üzerine derin olmayacak bir şekilde dökülür.

6. Buharlaşmaya bırakılan karışım bir gün sonra gözlemlenir. Fotoğrafları çekilir.

Değerlendire yapalım: Sıvı haldeki karışım buharlaştırmaya bırakıldığında magnezyum sülfat kristalleşerek farklı görünüme sahip olur. Bunu farklı tuz örnekleri ile deneye bilirsiniz. Su kristal hakine dönüştüğünde bir çok farklı ve harika görüntü oluşur. Kar taneleri de kristal yapıdadır.

Kuzey akıllı tahtaya bakarak verilenleri yapıyordu ben ise onu izliyordum. Daha yeni yeni çıkmaya başlamış hafif kızıl sakallarını, hafif kızıl renkteki saçına, mavi gözlerine, hafif pembemsi dudaklarına bakıyordum. Deneyin yapımını bitirmiş, elindeki kristalle bana doğru dönerek;

''Nasıl olmuş?'' diye sordu.

''Gerçekten akıllı tahtadaki görsel gibi olmuş, sana Nobel ödülü verilmeli bence.''

''Abartmaya gerek yok. Hocaya göstermeye gideceğim sen de gelecek misin?

''Tabii neden olmasın, geliri.''

Hoca kristali beğendiğini söyleyince Kuzey'in gözündeki mutluluk ışıltıları göründü.

Saatler; derse gir, teneffüs zili çalsın ve git deyip akıyordu hayatımın özeti...

Eve girdiğimde müdürün bana verdiği ödev aklımdaydı. Hemen odama gittim, çekmecemden A4 kağıt çıkarıp yazmaya başladım.

"Bu soruyu bana bir yıl önce sorsaydınız "On yıl sonra kendimi magazin okur yazarı olarak görüyorum." derdim ama şimdi yazar olarak görüyorum. Çünkü bir yıl boyunca okuduğum kitaplarda kendimi gördüm, yazarları, olay örgüleri beni etkiledi. Bana göre yazarların okuyucuyla bir bağ kurması gerekiyor, hikâyenin akıcı olması başlıca geliyor zaten.

Şuan bile boş zamanlarımda kendi kendime kitap yazmayı deniyorum. Mesela; bütün hayat hikâyeni bir kitaba sığdırıyorsun ve okuyucu senin hayat hikayeni okuyor ama kimin hayat hikâyesi olduğunu bilmiyor...

10 yıl sonra ise;

Yazar olmuşum; parkta, evde, sokakta ve benzeri alanlarda gördüğüm olayları, duyduğum cümleleri, bana hitap eden herşeyi not alıyorum. Not aldığım defteri çantama koyuyorum ve eve gidiyorum. Eve gittiğimde ise kendime kahve yapıyorum. Kahvemi yaptıktan sonra yanıma bilgisayarımı alıp açıyorum. Kahvemden bir yudum alıyorum ve çantama koyduğum not defterimi alıp gözden geçirmeye başlıyorum. Yazmaya başlıyorum... Günler geçiyor, aylar geçiyor ve kitap bitiyor. Kitabım çıkıyor ve okuyucular okuyor ve kitabımı beğeniyorlar...

İşte kendimle gurur duyma vakti. Bu işe devam ediyorum, imza günleri kitap yazma günleri derken ömrüm böyle akıp gidiyor. Her yerde kendi ismimi görüyorum ve diyorum ki;

" İşte kendi ayaklarının üstünde durabildin, kimseye ihtiyaç duymadan. Seninle gurur duyuyorum Yıldız." ..."

Yazdığım yazıya son bir kez okudum ve masamın üstüne koydum. Biraz ders çalışıp annemlerin yanına indim. Onlarla biraz oturduktan sonra üstümü değiştirip yatağıma üstüne oturdum. Telefonumda biraz instagramda gezindikten sonra derin bir uykuya daldım.

Hepinize merhaba arkadaşlar yeni bölümle geldim size:)

Hepinizi tek tek seviyorum bebeklerim benim:)

Bu bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz yorumlarda belirtin lütfen.

Sorularınızı belirtmeyi unutmayın:)

Bölüm sonu

3 yorum