Melis, Alanya’nın huzurlu sabahlarından birinde yine erken uyandı. Evin içindeki sessizlik ona iyi geliyordu. Kuşların cıvıltısı ve denizin hafif dalga sesleri arasında, verandada kahvesini yudumlarken, İstanbul’daki hayatının ne kadar kaotik olduğunu düşündü. Bu küçük kasabada bulduğu huzur, ona yeniden nefes almayı öğretiyordu.
Geçmişi düşünmeden edemiyordu. Murat'la yaşadığı o zor günler, içini bir yük gibi kaplıyordu. İstanbul'dan kaçışı, aslında ondan kaçışıydı. Ama şimdi burada, denizin ve güneşin altında, belki de bu yükten kurtulmanın bir yolunu bulabilirdi.
Elif, her zamanki enerjik sesiyle Melis'i telefonla aradığında, bir an için geçmişin karanlık gölgeleri silindi. Elif'in daveti, Melis'in içindeki karamsarlığı dağıttı.
"Melis! Bu akşam sahilde büyük bir parti düzenliyoruz. Gelmek ister misin? Harika vakit geçireceğimiz kesin," dedi Elif.
Melis, bu teklife hemen "Evet" dedi. Biraz eğlenmek, yeni insanlarla tanışmak ve belki de Kaan'la daha fazla vakit geçirmek iyi bir fikir gibi görünüyordu.
Akşam olduğunda, Elif Melis’i almak için evine geldi. Birlikte sahile doğru yürürken, sahilin rengarenk ışıklarla ve fenerlerle süslenmiş olduğunu gördüler. Büyük bir ateş yakılmıştı ve insanlar etrafında toplanıp şarkılar söylüyordu. Melis, bu manzaranın içinde kendini bir masal dünyasında gibi hissetti.
Kalabalığın içinde Kaan’ı bulduğunda, onun biraz uzağında, elinde bir içkiyle yalnız başına durduğunu gördü. Göz göze geldiklerinde, Kaan'ın yüzünde sıcak bir gülümseme belirdi. Melis, bu gülümsemenin içindeki samimiyeti hissederek onun yanına gitti.
"Merhaba Melis," dedi Kaan, nazikçe. "Bu akşam çok güzel görünüyor, değil mi?"
"Evet, gerçekten harika," dedi Melis, onun yanına otururken. "Elif’in düzenlediği partiler her zaman eğlenceli olur."
Kaan, elindeki içkiyi Melis'e uzattı. "Denemek ister misin? Yerel bir şarap, çok lezzetlidir."
Melis, şarabı alıp bir yudum içti. "Gerçekten çok güzel. Buranın havası, denizi, her şeyi büyüleyici," dedi.
Gece ilerledikçe, Melis ve Kaan daha derin sohbetlere daldılar. Kaan, Melis’e sanatla olan bağını, resmin onun için nasıl bir kaçış ve ifade aracı olduğunu anlattı. Melis de, İstanbul'daki hayatından, Murat'la olan ilişkilerinden ve yaşadığı zorluklardan bahsetti. Kaan, Melis’in yaşadığı zorlukları dikkatle dinledi ve ona destek oldu.
"Burada olmak, bana yeniden nefes almayı öğretti," dedi Melis, gözleri dolarak. "İstanbul’da boğuluyordum. Ama burada, seninle ve Elif’le, yeniden kendimi buluyorum."
Kaan, Melis’in elini nazikçe tuttu. "Senin güçlü biri olduğunu biliyorum, Melis. Burada, seni saran bu doğa ve dostlarınla, her şeyi aşabileceksin."
Tam o sırada, kalabalığın içinden bir ses duyuldu. Melis, sesi tanıdığında kalbi hızla çarpmaya başladı. Bu ses, Murat’ın sesiydi. "Melis! Seni burada bulmak ne büyük tesadüf," dedi Murat, sinsi bir gülümsemeyle.
Melis, şok içinde Murat’a baktı. "Murat, sen... burada ne işin var?" dedi, sesi titreyerek.
Murat, alaycı bir gülümsemeyle yaklaşarak, "İstanbul'dan ayrıldığını duyduğumda seni bulmam gerektiğini anladım. Burada saklanabileceğini mi sandın?" dedi.
Kaan, durumu anlayarak hemen Melis’in yanında durdu. "Melis’i rahatsız etme, Murat," dedi kararlı bir sesle. "Burada onun yanında ben varım."
Murat, Kaan’a sert bir bakış attı. "Sen kim oluyorsun da aramıza giriyorsun?" dedi. "Melis benimle gelmeli."
Melis, Kaan’ın elini sıkarak, "Murat, lütfen git buradan. Seninle konuşacak bir şeyim yok," dedi.
Murat, Melis’in kararlılığını gördüğünde, bir süre daha onları tehditkâr bir şekilde süzdü ve ardından sinirle uzaklaştı. Melis, derin bir nefes alarak Kaan’a döndü.
"Teşekkür ederim, Kaan. O gerçekten tehlikeli biri," dedi Melis, gözyaşlarını tutarak.
Kaan, Melis’i nazikçe kucakladı. "Senin yanındayım, Melis. Artık yalnız değilsin," dedi.
Melis, Kaan’ın güçlü kollarında kendini güvende hissetti. Gözyaşları yanaklarından süzülürken, Kaan’ın sıcaklığı ona güven veriyordu. Kaan’ın desteğiyle, Melis geçmişin gölgelerinden kurtulabileceğini hissetti.
Gece, Murat’ın beklenmedik gelişiyle sarsılmış olsa da, Melis ve Kaan için daha da yakınlaştıkları bir an olmuştu. Melis, Kaan’ın desteğiyle geçmişiyle yüzleşmeye ve yeni bir başlangıç yapmaya hazırdı. Sahildeki ateşin sıcaklığı ve denizin sakinliği, onların yanında olduğunu hissettiriyordu.




