Karakterler:
- Melis: 29 yaşında, şehir yaşamının stresinden kaçmak ve çocukluğunun geçtiği Alanya'ya geri dönmek isteyen, içsel huzuru arayan bir kadın.
- Kaan: 33 yaşında, Alanya'nın yerlisi, başarılı ama ilhamını kaybetmiş bir ressam. Geçmişinde yaşadığı travmalar onu duygusal olarak kapalı hale getirmiş.
- Elif: Melis'in en yakın çocukluk arkadaşı, kasabada kafe işletiyor ve Melis'in en büyük destekçisi.
- Murat: Melis'in eski sevgilisi, Melis'in peşini bırakmak istemeyen kıskanç ve kontrolcü bir adam.
Melis, İstanbul'un karmaşasından bunaldığı bir günün sonunda, elindeki kahve fincanını masaya bıraktı. Bilgisayarının ekranında duran bitmek bilmeyen e-postalara bir süre boş gözlerle baktıktan sonra, aklında beliren tek şey çocukluğunun geçtiği Alanya oldu. Sıcak yaz akşamları, denizin huzur veren sesi ve arkadaşlarıyla geçirdiği o güzel günler... Belki de bir süreliğine her şeyi geride bırakmak ve kendini bulmak için en iyi yer orasıydı.
Melis, bu düşünceyle bir anda harekete geçti. İş yerindeki izin formlarını doldurdu, kısa bir telefon konuşmasıyla yöneticisinden izin aldı ve bir hafta içinde kendini Alanya’ya gitmeye hazır buldu. Uçak bileti, otel rezervasyonu ve diğer detaylar hızla halloldu. Çocukluğunun geçtiği kasabada eski evlerini yeniden görmek ve belki de bir süreliğine o evde kalmak Melis'i heyecanlandırıyordu.
Uçağı Alanya'ya indiğinde, havanın sıcaklığı ve denizin tuzlu kokusu ona yıllardır özlediği duyguları geri getirdi. Bir taksiye binerek kasabanın yolunu tuttu. Kasabanın sokaklarına girdiğinde, çocukluk hatıralarının canlanmasına engel olamadı. Her köşe başı, her dükkan ve her plaj ona geçmişten bir parça sunuyordu.
Taksi, Melis'i çocukluğunun geçtiği evin önünde bıraktığında kalbi hızla çarpmaya başladı. Valizini alıp evin kapısını açtığında, yılların verdiği hüzün ve heyecan birbirine karıştı. Evin içine girip etrafına bakarken, birçok şeyin aynı kaldığını görmek ona huzur verdi. Geçmişin tozlarını silmek için büyük bir heyecanla işe koyuldu.
Evi temizleyip yerleştikten sonra, biraz hava almak ve sahile inmek istedi. Eski bir kot şort ve tişörtünü giyip dışarı çıktı. Yürüyüş yolundan sahile doğru inerken, çocukluk arkadaşı Elif'in işlettiği kafeye uğradı. Elif, onu gördüğünde sevinçle sarıldı.
"Melis! Seni burada görmek ne büyük sürpriz!" dedi Elif, gözlerinde mutlulukla.
"Elif, buraya gelmek bana çok iyi gelecek, hissediyorum," dedi Melis, içten bir gülümsemeyle.
İki arkadaş, kafenin en güzel köşesine oturup uzun süre sohbet ettiler. Melis, Elif'e İstanbul'dan neden kaçtığını, ne kadar yorulduğunu ve buraya gelip biraz kafa dinlemek istediğini anlattı. Elif ise kasabanın son durumundan, yeniliklerden ve insanların hayatından bahsetti. Sohbetin sonunda, Melis sahile inmeye karar verdi.
Sahilde yürürken, denizin sesi ve kumların ayaklarının altında bıraktığı his ona çocukluğunu hatırlattı. Bir an durup gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı. Tam o sırada, uzakta bir adamın resim yaptığını fark etti. Yaklaştıkça, adamın tuvalindeki renklerin deniz ve güneşin büyüleyici tonlarını yansıttığını gördü. Merakla biraz daha yaklaştı.
"Merhaba," dedi Melis, nazikçe.
Adam başını kaldırıp ona baktı. Uzun boylu, esmer ve hafif sakallıydı. Gözlerindeki derinlik hemen dikkatini çekti. "Merhaba," dedi adam, hafif bir tebessümle. "Ben Kaan."
"Melis," dedi Melis, elini uzatarak. "Resimleriniz çok güzel görünüyor."
"Teşekkür ederim," dedi Kaan, eliyle tuvalini işaret ederek. "Burası bana ilham veriyor."
Melis, Kaan'la kısa bir süre daha sohbet ettikten sonra, sahilde yürümeye devam etti. İçinde, bu kasabada kendisini bekleyen yeni başlangıçlara dair bir heyecan belirmişti. Belki de bu yaz, hayatında büyük değişikliklerin olacağı bir dönüm noktası olacaktı.
















