Ay Kralı’nın silueti kaybolduktan sonra odada ağır bir sessizlik oluştu.
Aras hâlâ olduğu yerde durmuştu.
Kalbi deli gibi atıyordu.
Az önce yaşananların gerçek olduğuna inanmakta zorlanıyordu.
“Kaan…”
Genç alfa gözlerini pencereden ayırmadı.
“Dışarı çıkmamalısın.”
“Ben senin söylediğini sormadım.”
Kaan sonunda ona döndü.
“Ne sordun?”
“Gerçekten Ay Kralı mıydı?”
Kaan birkaç saniye sustu.
Sonra başını salladı.
“Evet.”
Aras yatağın kenarına oturdu.
Hayatı boyunca sıradan biri olduğunu düşünmüştü.
Şimdi ise eski bir kralla konuşmuştu.
Bunu kabullenmek kolay değildi.
Tam o sırada sarayın koridorlarından bağrışmalar duyuldu.
Kaan’ın yüzü anında değişti.
Kılıcını çekti.
“Sakın odadan çıkma.”
Aras ayağa fırladı.
“Neler oluyor?”
Ama cevap verme fırsatı bulamadılar.
Kapı sert bir şekilde açıldı.
İçeri Baran girdi.
Nefes nefeseydi.
“Sarayın kuzey kanadına saldırdılar.”
Kaan’ın gözleri daraldı.
“Kaç kişi?”
“Bilmiyoruz.”
Baran’ın bakışları Aras’a kaydı.
“Onu bulmaya gelmişler.”
Bir anda koridorlardan metal sesleri yükseldi.
Savaş başlamıştı.
Aras’ın içi ürperdi.
Bu insanların gerçekten onun peşinde olduğunu bilmek korkutucuydu.
Kaan hemen karar verdi.
“Baran.”
“Ne?”
“Aras’ı güvenli yere götür.”
Baran başını salladı.
Ama Aras itiraz etti.
“Ya sen?”
“Ben burada kalacağım.”
“Tek başına mı?”
“Bu saray benim evim.”
Kaan’ın sesi sakindi.
Ama gözlerinde savaşçı bir kararlılık vardı.
Baran ve Aras gizli geçitlerden ilerlerken sarayın alt katlarına indiler.
Aras sürekli arkasına bakıyordu.
Aklı yukarıdaydı.
Kaan’daydı.
Bir şey olursa ne yapacağını bilmiyordu.
Baran bunu fark etti.
“Düşündüğün kişi Kaan mı?”
Aras hemen döndü.
“Ne?”
Baran sırıttı.
“Yüzünden belli oluyor.”
“Saçmalama.”
“Emin misin?”
Aras cevap vermedi.
Çünkü ilk kez bu sorunun cevabını kendisi de merak etmişti.
O sırada sarayın üst katlarında…
Kaan tek başına üç saldırganla savaşıyordu.
Kılıcı her hareketinde parlıyordu.
Fakat düşmanlar sıradan değildi.
Gözleri tamamen siyahtı.
Sanki insan bile değillerdi.
Bir tanesi gülerek konuştu.
“Varisi bize ver.”
Kaan’ın bakışları buz kesti.
“Hayır.”
“Onun için ölmeye değer mi?”
Bu soru birkaç saniye havada asılı kaldı.
Kaan hiç düşünmeden cevap verdi.
“Evet.”
Kendi cevabını duyunca bir an duraksadı.
Ama artık çok geçti.
Gerçeği ilk kez kendisi de duymuştu.
Aras onun için sıradan biri değildi.
Asla olmamıştı.
Aynı anda sarayın altında ilerleyen Aras aniden durdu.
Boynundaki işaret yeniden parlamaya başlamıştı.
Bu kez ışık daha da güçlüydü.
Koridorun sonunda gizli bir kapı belirdi.
Baran şaşkınlıkla baktı.
“Bu da ne?”
Kapı yavaşça açıldı.
İçeriden gümüş ışık yükseldi.
Ve duvarda eski bir yazı ortaya çıktı:
“Varis gerçeği öğrenmeye hazır.”
Aras’ın kalbi hızlandı.
Çünkü bu kapının arkasında…
Geçmişine dair ilk gerçek cevaplar vardı.
Devam edecek…