Hayatımda birçok saçma karar verdim.
On üç yaşımda annemin kasasından silah çalmaya çalışmıştım.
On beş yaşımda beni kaçıran adamın ayağını ve burnunu kırmıştım
On yedi yaşımda ise hastane odasından kaçmaya çalışırken serum demiriyle yere kapaklanmıştım.
Ama sanırım en büyük saçmalığım, üç yıllık bir evliliğe "tamam" demekti.
Az önce böyle hissetmediğmin farkındayım ama içime garip bir his çöküyor, en kötüsüde bu his iyi mi kötü mü ... bilemiyorum.
Kafenin önünde durmuş, Karan'ınuzaklaşan arabasını izliyordum.
Kuralları konuşmuştuk. Birbirimizin işine karışmayacaktık. Aynı evde yaşayacaktık.
Dışarıya mutlu bir çift gibi görünecektik.
-Emin değilim belki gerçekten mutlu oluruz-
Ve üç yılın sonunda herkes kendi yoluna gidecekti. Kulağa kolay geliyordu. Ama değildi .Çünkü Karan'a baktığımda ne hissedeceğimi bilmiyordum.
Ondan nefret etmem gerekiyordu.
Beni vurmuştu.
Komaya girmeme sebep olmuştu.
19 gün boyunca.
Ölüyordum.
Buna rağmen...
Gözlerimi açtığım ilk gün gördüğüm kişi de oydu .Başucumdaki sandalyede uyuyakalmıştı.
Sakalları uzamıştı.
Gözlerinin altında mor halkalar vardı.
Ve sanki 19 gün boyunca hiç uyumamış gibiydi.
İnsan nefret ettiği birinin başında on dokuz gün bekler miydi?
Telefonum titredi. Annem
Derin bir nefes verip telefonu açtım
"Evet?"
"Ne zaman geliyorsun?"
"Yoldayım."
Sessizlik oldu.
Sonra annem yumuşak bir sesle konuştu.
"Kızgın mısın Bana?"
Gülümsedim.
Tabii ki kızgındım.Amq annemin bir suçu yoktu sonuçta karara hayır diyebilirdim ama muhtemelen ölmüş olurduk
Hayatımın üç yılı biraz önce imzalanmış görünmez bir sözleşmeyle elimden alınmıştı
Ama anneme kızamıyordum.
Çünkü bunu benden çok o istememişti.
Kartallar Şirketi'ne olan borç kapanmazsa her şeyimizi kaybedecektik.
Şirketimizi
Evimizi
Yıllardır kurduğumuz düzeni
"Kızgın değilim."
-Yalandı-
Ama annem anladı.
Çünkü anneler anlar.
Telefon kapandıktan sonra eve döndüm.
Kapıyı açar açmaz koridordaki sessizlik üzerime çöktü. Genelde olur bana .Birden moralim düşer falan..
Annem çalışma odasındaydı
Ben ise doğruca kendi odama çıktım.
Yatağın üzerine oturup tavana baktım.
Üç yıl.
Bin doksan beş gün
Yirmi altı bin iki yüz seksen saat.
Bir insanı tanımak için yeterli süre.
Ya da ona aşık olmak için. Aşık olacağımı pek sanmıyorum zaten.
Dudaklarımı büzdüm.
"Saçmalama Ganime."
Karan'la aramda böyle bir şey olmayacaktı.
O sadece üç yıllık bir anlaşmaydı.
Sadece bu kadardı.
Tam o sırada telefonuma mesaj geldi.
Karan.
Ekrana baktım.Kaşlarım çatıldı. Mesajı açtım.
"Bir şeyi unuttuk."
İstemsizce cevap yazdım.
"Neyi?"
Mesaj birkaç saniye içinde geldi.
"Üç yıl boyunca evliymiş gibi davranacağız.Yani mutu görüneceğiz."
Mesajın devamı geldi.
"O yüzden birbirimizden nefret ettiğimiz belli olmasın."
Gözlerimi devirdim.
Parmaklarım ekrana dokundu.
"Merak etme. Sana katlanabilirim."
Bu sefer cevap biraz uzun sürdü.
Sonra telefonum titredi.
"Ben o kadar emin değilim."
Fark etmeden gülümsemiştim.
Ve bu hiç hoşuma gitmedi
