İçeriğe geç

Gülperi

Bölüm 15 · 8 dk okuma

Gülperi

Bölüm 15

Gülperi ile Yağız'ın ilk karşılaşması

Yağız, KRC ( keyarsi) şirketinde babasının sağ kolu olarak çalışıyordu. Babası dünyaya yavaş yavaş ismini duyurmaya başlayan KRC şirketinin patronuyudu. Tek yaptığı iş bu değildi. yağız'ın babası olan Mahmut karaca, her türlü pis işe karışmıştı. Mal , insan, uyuşturucu, silah kaçakçılığı gibi her türlü pis işte parmağı vardı. Mahmut bu işleri babasından öğrenmişti. Ama yağız daha babasının kötü tarafını bilmiyordu. Parayı sadece kurdukları tekstil şirketinden kazandığını düşünüyordu.

Kurdukları tekstil şirketi çok büyümüştü. Artık dış ülkeyede şirket açacaklardı. Her iş alanında olduğu gibi onlarında karşılarında rakip şirketler vardı. En büyük rakipleri alyan tekstil şirketiydi. Altan Yanar ise alyan şirketinin patronuydu .

Bu iki sirket sürekli rekabet halindeydi. İki şirketinde ürettiği kumaşlar ünlü moda tasarımcılarının tercihiydi.

Bu sefer iş ciddiydi. Dış ülkeden gelecek olan ünlü modacı Martin Carter ile anlaşma yapacaklar ve böylelikle şirketleri dış ülkede de çok rağbet görecekti. Fakat gelen ünlü modacı tek KRC (keyarsi) sirketinin degil , içlerinde Alyan sirketininde bulunduğu, diğer rakip şirketlerin de kumaşlarına bakarak bu sirketler arasından birini seçerek ortaklık imzalayacaklardı.

O yüzden çok yoğun bir çalışma vardı. Bütün şirketler en iyi kumaşları ile kendi tasarladiklari elbiseleri dikerek, gelen modacı Carter'e sunacaklardı.

Yağız, babası ve yanındaki çalışanları ile birlikte en iyi kumaşlar ile çok güzel ve tarz elbiseler tasarlamışlardı. Bu elbiselerin bütün tasarımlarını bir flaş bellekte toparlamışlardı. Sadece dikimi kalmıştı. Flaş bellekte başka önemli bilgiler de vardı.

İşte bütün herşey bu flaş belleğin çalınması ile başladı.

Yağız ile şoföru, Bayılmış olan Gülperi' yi bagaja atmışlar ve sehirden biraz dışarıda olan çiflik evine götürüyorlardı. Yağız çiflik evinde yakaladıkları adamın ağzından her şeyi öğrenmek istiyordu. Tabi götürdüğü kişinin yanlış kişi olduğundan haberleri yoktu.

Çiflik evine geldiklerinde Yağız hemen şoföru Salim'e,

- Salim git adamı içeriye getir hemen. Dedi

Salim,

Tamam efendim. diyerek bagaji açtı.

Gulperi hâlâ ayılmamıştı. Salim kucağına aldı içeride ki koltuğun üzerine bırakmıştı.

Yağız hava biraz soğuk olduğu için oda da bulunan şömineyi yakmak için dışarıya odun almaya gitmişti. Odunları getirip şömine yakamaya çalışırken Salim'e dönerek,

- Salim ben şömineyi yakarken sen de yüzünü aç ve ayılt şunu Ayılacağı yok. En iyisi biz ayıltalım. dedi

Salim , Gülperi'nin başındaki ağzını yüzünü kapatan şapkayı asılıp çıkarınca, Gülperi'nin uzun sarı saçları şapkanın içinden bir anda savruldu. Bunu gören salim yüksek sesle " Oha bu da kim be" diye tepki verdi.

Salim,

-Efendim hemen buraya gelip bakmanız gerek. Dedi

Yağız elindeki odunları bırakarak salimin yanına geldi. Gülperiyi görünce çok şaşırmıştı. Çünkü onun bir kız değil erkek olduğunu düşünüyordu.

Yağız,

- Nasil olur bu kız mıydı? Neden böyle bir işi kıza yaptırdılar ki? Neyse bizim için farketmez kız yada erkek sonuçta o bize rakip olan şirketlerden birinin adamı. Ayılır ayılmaz ona kim için çalıştığını soracağız. Git Salim su getir şunu ayıltalım. Dedi

Salim,

- Efendim sanki flaş belleği çalan o degil gibi geliyor bana. Bir casus gibi görünmüyor.

Yağız,

- Şimdi anladım neden casusluk yapması için bir kadın sectiklerini. Eğer bu şekilde yakalanırlarsa , yalan söylediklerinde daha çabuk inanalım diye. Bak sen hemen kadın olduğu için etkilenip hiç konuşmadan bile onun suçsuz olduğunu düşünmeye başladın. Dedi.

Salim,

- Bilmem olabilir Efendim. Baksanıza çokta güzel . Biz buna nasıl hesap soracağız . Sanki peri gibi . Diyerek gülümsedi.

Yağız,

- Kendine gel Salim o bir casus ve hırsız. Çabuk su serp uyandır şunu. Dedi.

Salim " Tamam efendim" diyerek yavaş yavaş Gülperi'nin yüzüne suyu serpmeye başladı. Ama Gülperi ayılmıyordu .

Bunu üzerine Yağız, Salimin elinden su bardağını alarak,

- Ver şu bardağı. diyerek suyu yüzünün üzerine tutarak dökmeye başladı.

Gulperi bir anda kendine gelmişti. Gözlerini açtığında üzerinde tanımadığı bir adamın yüzüne su döktüğünü görünce hemen doğrulup kapıya koştu. Kapı açılmayınca arkasını dönerek.

Gülperi,

- Siz kimsiniz ? Beni neden buraya getirdiniz? Dedi korkak bir sesle.

Yağız,

- Benimle dalga geçmeyi bırak sen bizim kim olduğumuzu biliyorsun. asıl sen kimsin? Kimin için çalışıyorsun? Çabuk söyle. Ha bu arada boşuna uğraşma kaçamazsın Dedi ve tekli koltuğa oturdu.

Gülperi tedirgin bir şekilde konuşmaya başladı. Sesi titriyordu.

- Ben kimse için çalışmıyorum. İş için gidiyordum. Bir anda birileri beni arabaya aldı. Ve çantamdan bi flaş bellek çıkarttılar. Ve o flaş bellek ile biseyler yaptılar sonra bir eve gelip beni bu şekilde giyindirip flaş belleği sana vermemi söylediler vallahi benim hiç bir şey ile ilgim yok.

Yağız koltuktan kalkarak Gulperiye doğru yürüdü.

- Sen beni aptal mi sanıyorsun? O flaş bellek cantana kendi girmedi degil mi? Bari yalan atıyorsun biraz mantıklı olsun. Dedi

Gülperi,

- Gercekten ben doğru söylüyorum. Bilmiyorum o flaş bellek benim çantama nasıl girdi. Ama lütfen inanın bana ben doğru söylüyorum.

Yağız sinir olmaya başlamıştı. Silahını cıkartarak, Gülperiye doğru tuttu.

- Dogruyu mu söylersin yoksa ölmeyi mi tercih edersin? Dedi.

Gülperi korkudan titremeye başlamıştı. Yağız çenesini tutarak silahı başına dayadı.

Yağız,

- Çabuk dökül. Yoksa son duanı et. Dedi.

Gülperi konuşamıyordu. Surekli aklına annesini vurdukları gün geliyordu Korkudan aglamaya başlamıştı.

Salim,

- Efendim şimdi yine bayılacak isterseniz silahı çekin dedi.

Yağız silahı çekerek, Gülperi'nin çenesini bıraktı. Gülperi derin derin nefes alarak yere oturdu. Sakinleşmeye çalışıyordu.

Yağız gidip bir bardak su getirdi. Gülperi 'ye uzatarak,

- Al iç bunu iyi gelir .dedi

Gulperi başını kaldırıp bardağa baktı. Hayır dercesine başını salladı.

Yağız,

- Merak etme içine zehir koymadım al iç. dedi

Gülperi korkusundan almak zorunda kaldı. Ve suyu içti. Sonra Yağız konuşmaya devam etti.

Yağız,

-Bak biz seninle uğraşmak istemiyoruz . İşimiz gücümüz var. Sen bize doğruları söyle seni salalım. Ha eğer derdin para ise sana ne kadar para teklif ettiler ise iki katını veririm . Bizi uğraştırma ve doğruları söyle. Dedi.

Gülperi titrek bir sesle,

- Ben gerçekten az önce doğru söyledim. Benim hiç bir şey ile alakam yok. Ne olduğunu ben de anlamadım. Dedi.

Bunun üzerine Yağız sinir olup ayağa kalktı.

Yağız eli ile bir odayı işaret ederek,

- Salim onu şu odaya kapat konuşana kadar yiyecek verme. Beni buna mecbur bıraktı. Dedi

Salim,

- Tamam efendim. Diyerek Gülperi'nin kolundan tuttu ve odaya götürdü. Kapıyı üzerinden kilitledi. Ve odayı evin her tarafına takılı olan kameralardan rahatlık ile izleyebiliyorlardı.

Gulperi odanın bir köşesinde dizlerini karnına çekerek oturdu. Sessizce ağlıyordu. Aklına annesi geliyordu. Annesinide tıpkı bu şekilde babası odaya kapatmışdı. Aynı şeylerin kendi başına geldiğini düşünmeye başlamıştı. Kendisini öldureceklerini düşünüyordu.

Salim odanın kapısını kitledikten sonra

- Efendim o sanki suclu değil. Çok mu üzerine gidiyorsunuz? Dedi.

Yağız,

- Konuşmazsa daha fazlasını yaparım. En sinir olduğum şey bana karşı inat yapılması. Bu zamana kadar kimse bana karşı gelmedi. O da gelmeyecek. En sonu da söyleyecek .

Salim,

- Boş verin bence. Sonuçta flaş bellek elinizde . Bırakalım kızı bence efendim. Dedi

Yağız,

- Evet flaş bellek bizde şükür. Ama onu biraz daha bırakmayacağım bizimle uğraşan bu şirket kimmiş öğreneceğim.

Salim,

-Kim olacak efendim Altan Yanardır. Alyan şirket sizinle başabaş gidiyor . Sizden korkup böyle bir plan kurmuş olmalılar.

Yağız,

- Ben de öyle düşünüyorum ama belli de olmaz . Başka bir şirket de olabilir. Dedi

O sırada Yağız'a bir telefon geldi. Babası aramıştı. Acil iş yerine gelmesi gerektiğini söylemişti. Telefonu kapatınca,

- Yürü Salim gidiyoruz babam çağırdı bir toplantı varmış benim de katılmam gerekli . Dedi.

Gulperiyi orada bırakıp gitmişlerdi. Toplantıları çok geç saatlere kadar sürmüştü.

Gulperi ise oda da çaresizce beklemeye başlamıştı. Hava kararınca Gülperi daha çok korkmaya başlamıştı. Çünkü ortalık kararmaya başlamıştı. Gülperi küçüklüğünden beri karanlıktan korkardı. Geceleri mutlaka gece lambası yakardı. O yüzden karanlık oldukça korkusu da artıyordu.

Gulperi perdeyi açıp dışarıya baktı ama şehir dışında bir evde olduğu için dışarısı da çok karanlıktı. Hiç bir yerden ışık gelmiyordu. Nefesi daralmaya başlamıştı sanki onu bir şey sıkıyordu. Kapıya koştu ve vurmaya başladı. Dışarıda birileri vardır ümidiyle " "Dışarıda kimse yok mu? Açın kapıyı." diye bağırmaya ve ağlamaya başladı. Bağırmaktan sesi kısılmıştı.Bir yandan da içerisi çok soğuk olmuştu.

Gülperi hem soğuktan, hem de korkudan titremeye başladı. Kapıya yaslanarak yere oturdu. Çok üşüyordu. Çaresizce kapının arkasına kıvrılmış bir şekilde yatmıştı. Beklemekten başka çaresi yoktu.

Gülperi gözlerini sıkıca kapatıp anne diye sayıklamaya başlamıştı. Bir müddet sonra omzuna birinin dokunduğunu farketti.Bir anda karşısında annesini görmüştü. Hemen annesine sarıldı.

- Anne seni çok özledim. Burada çok korkuyorum . Dedi.

Annesi ise ,

- Korkma kızım ben buradayım. Dedi.

Gülperi sadece ağlıyordu. Saatlerce ağlamıştı. Yağız'ın toplantısı bitince eve geçmişti. Yağız Gülperiyi çoktan unutmuştu.

Yağız tam yatağına uzanıp uykuya dalacaktı ki aklına Gülperi geldi. Ve bir anda yatağına oturarak " Eyvah kızı unuttum. Aç susuz ne yapıyordur. Bide buz gibi olmuştur orası. Diye düşünerek hemen üstünü bile değiştirmeden gecelikleri ile arabaya binip ciflik evine gitti. Hemen kapıyı açtı ve bütün şartelleri kaldırdı. Sonra ışıkları açtı.

Gulperinin bulunduğu odanın kapısını açınca, kapının arkasında yatan Gülperi'yi gördü. Gulperi'nin anne diye titreyerek sayıkladığını görünce, hemen kucaklayıp şöminenin karşısında ki koltuğun üzerine yatırdı. Ve somineyi yakarak odanın ısınmasını sağlamıştı.

Gulperi ateşler içerisinde yanıyordu. Yağız bunu farkedince hemen bir leğene su doldurdu. Ve bir bez ile alnını silmeye başladı. Bir müddet sonra Gülperi sayıklamayı bıraktı. Yavaş yavaş kendine geliyordu.

Gülperi Yağız'ı sanki rüyada gibi görüyordu. Ama konuşmaya mecali yoktu. Sadece " Benim suçum yok beni öldürme " diyebilmişti.

Yağız,

Şşst tamam tamam şimdi bunu düşünme. Hem ben kimseyi öldürmem merak etme . Sen uyu şimdi. Dedi.

Gülperi zaten o anda hemen uyumuştu. Hâlâ ateşi vardı. O yüzden Yağız, şoföru olan Salim'i aradı.

Salim uykulu bir ses tonu ile cevap verdi.

- Buyrun Yağız bey bir şey mi oldu? Dedi

Yağız

- Salim yarın ciflik evine bizim özel doktorumuz ile birlikte gelir misin ? Burada kızı unutmuşuz baya hasta olmuş. O yüzden bir doktorun görmesi iyi olur . Dedi

Salim,

- Aaa doğru ya nasıl olur da unuturuz. Tamam Yağız bey ben erkenden doktor ile gelirim dedi ve kapattı.

Yağız, Gulperi'nin yattığı koltuğun yanındaki tekli koltuğa oturarak başında beklemeye başlamıştı. Bir yandan da " ah be kızım sen neden böyle işlere karışırsın ki " diye düşünmeden duramıyordu.

** bölüm sonuna geldik **

** okudugunuz için çok teşekkür ederim. İyiki varsınız **

Gülperi



Yağız



Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.