Masallar, prenseslerin prenslerle evlendiği gün sona ererdi.
Gerçek hikâyeler ise tam o gün başlardı.
Aurelia Krallığı'nda da durum farklı değildi.
Altın kuleleri gökyüzüne yükselen, beyaz mermerden sarayları güneş ışığında parlayan bu kadim krallık, dışarıdan bakıldığında kusursuz görünüyordu.
Oysa her kusursuz görüntünün ardında saklanan çatlaklar vardı.
Ve bazen bir krallığı yıkmak için tek bir çatlak yeterliydi.
O çatlağın adı Prenses Lyra Valerian'dı.
Ve onu derinleştirecek kişi, bir prens ya da şövalye değil...
Sarayın soytarısı olacaktı...