İçeriğe geç

Gül Reçeli'm

Bölüm 7 · 16 dk okuma

Gül Reçeli'm

Bölüm 7

~6~

1 Ay sonra

Üzerime giydiğim keten eteğe uygun bir üst arıyordum ama yoktu derin bir nefes aldım ciddenmi? Ev arkadaşım Parla'nın odasına yaklaştım ve kapıyı iki kere tıklattım

"Evet?"

Parla ile Neva abla sayesinde tanışmıştık kendisi uzun yıllar boyunca Almanya'da yaşadığı için Türkçesi gözle görülür derecede bozuktu buraya geleli 1 ayı geçmişti ama hala bu kültüre alışamadığını söylüyordu bence güzel kızdı mor ile kırmızı arasında gidip gelen saç rengi vardı mürdüm müydü acaba? teni koyuydu birde tarzı biraz değişikti ondan nasıl bir üst bulabilirim bilmiyorum

"Ah Mehli şu anda üzerinde sadece sütyen var hatırlatırım"

Değişik değişik bakışlarına aldırmadım

"Eteğime uygun üst bulamıyorum sende varsa belki"

"Hee bi bakalım"

Hala değişik bakışına sinirlendim

"Ne var ne bakıyorsun öyle"

Göz devirdi ve arkasını döndü

"Kanka bu adil değil"

Göğüslerini işaret ederek konuşunca yüzümü ekşittim oldum olası bu tarz konuları sevmezdim Parla ise tam tersiydi hala ergenler gibi onu düşünüyordu

"Ahm yine seninkiyle konuşacaksın herhalde bu kadar süslenmenin başka bir hesabı olamaz"

Utanç ile başımı eğdim

"Peki eteğinin üzerine bu güzel gider bir bak istersen"

Başımı kaldırdım amanın oda ne?

"Parla şaka yapıyor olmalısın ben böyle şeyler giymiyorum bilmiyormusun?"

"Kanka çok sıkıcısın sadece bir büstiyer"

Ama sadece büstiyer değildi siyah ve dantelliydi

"Ama çok güzel olacak bir dene lüftenn"

Gülerek göz devirdim

"Lüften değil lütfen"

"Aman iyi be deneyecekmisin?"

Başımı eğdim onu kırmak istemiyordum ve elinden aldım odamda giydikten sonra aynadan biraz kendime baktım hoştu ama çok çok... değişikti asla böyle iddialı giyinmezdim Parla'nın yanına gittim gözlerini kocaman açıp bana baktı

"Wow bundan başka birşey giyersen küserim"

Aslında bir günlük giysem ne olurdu Yavuz Ali ile konuşurken üzerime gömlek giyerdim

"Pekii o zaman ben işe gidiyorum"

"Hadi öptümm"

Gülümsedim ve evden çıktım hava çok sıcaktı cekete gerek yoktu eczane şansıma buraya yakındı içeriye girdiğimde o tanıdık koku burnuma çarptı bu gün Saroş ve Uraz vardı onlara gülümsedim ve tezgahın arkasına geçtim

"Aa sen kimsin bizim kıza ne yaptın"

Saroş'un dalga geçerek söyledikleri ile kıkırdadım

"Dalga geçmesene ya"

"İyi hadi"

Göz kırptı bende ilaçların isimlerini bilgisayara girmeye başladım nihayet işim bittiğinda saat 20.13 tü yeni gelen ilaçları dizmek isimlendirmek saymak bir hayli uzun sürmüştü ve bu zamanda Yavuz Ali ile konuşamamıştım beni bir iki kere aradı ama meşgule atmak zorunda kalmıştım üzgün argın eve dönerken ona eve geçince arayacağıma diar bir mesaj atmıştım anında görüldü oldu bir şeyler yazıyor geri siliyordu merak etsemde telefonumu çantama attım ve yürümeyi tercih ettim eve geldiğimde merdivenleri üçer beşer çıkarak evin kapısının önünde durdum Parla'yı rahatsız etmemek için anahtarımı bulmaya çalışıyordum bi anda kapı açılınca gülümsedim ve başımı kaldırdım

"Parla valla tam zamanınd-"

Gözlerimi kocaman açtım

"Yavuz Ali"

Abi demeyi unuttun gerizekalı

gerçi içinde bulunduğumuz durum flört gibiydi abi demem daha iyiydi ama ikimizde buna hazır değildik

"Mehlikâ'm"

Soğuktan akmış burnumu çektim ve bir anda kollarımı ona doladım biraz öyle kaldık ve Yavuz Ali kulağıma fısıldadı

"Üzerindeki yakışmış"

Utanç ile geri çekildim

"Saol Parla'nın"

Saol ne ya...

"Sen neden gelmiştin?"

İçeriye geçtim ve ipli topuklularımın ipini çözmeye çalıştım Yavuz Ali de yere eğildi ve bir hamlede çözdü ona teşekkür eder gibi gülümsedim

"Sen cevap vermeyince birşey oldu sandım"

Sesi o kadar masum gelmiştiki istemsiz gülümsedim

"Peki ama ben sana her geri dönemediğimde buraya gelemezsin bu senin içinde benim içinde yorucu olur"

Kaşları çatıldı

"Benim için yorucu olmaz senin için neden yorucu oluyor"

Gülerken göz devirdim

"Hiç,Yavuz Ali abi"

Yüzünü buruşturdu

"Efendim ABİM Efendim?"

Anlamaz bakışlarımı ona doğrulttum neye sinirlendi bu?

"Ne ya ne kızıyorsun"

"Kızmadım,kızmadım sen ne diyecektin?"

"Unuttum şimdi"

Aslında birşey demeyecektim

"ÖFFF ne duruyorsunuz kapının önünde varya internetten birşey aldım felaket birşey"

Elindeki tabağı uzattı yoğurtlu pişi gibi birşey vardı yandaki çatalla böldüm bölünce içinden birşeyler döküldü

"Bu ne ya"

"Gıtık"

Parla'nın heyecanlı sesi ile kıkırdadım

"Gıtık değil gırık"

Kaşlarımı çatıp ona baktım ve çatalla biraz aldım

"Sen nerden biliyorsun?"

Bakışları yavaşça bana döndü

"Bir arkadaşımla yemiştim"

Başımı sallayarak onayladım

~~~

Yavuz Ali'nin gidişinin üzerinden bir hafta geçmişti ve bu sefer daha çok sarsılmıştım yeşil çiçekli elbisemi son kez kontrol edip evden çıktım geçen sabah Yavuz Ali ile konuşurken birinden hoşlanmaya başladığını anlatmıştı öyle çok şaşırmıştım ki oysa onunda benden hoşlandığını zannediyordum şu kız anneminde dilindende düşmüyordu Ahsen miymiş neymiş bizim mahalleye aile doktoru olarak gelmiş instegramını incelediğimde cidden güzel olduğunu gördüm dürüst olmak gerekirse bu sefer kendimi daha güzel görüyordum bunun Parla'nın verdiği gazdan mı kaynaklandığı bilinmez ama yaşı büyüktü duruyordu gerçi Yavuz Ali'nin de yaşı büyüktü evet tüm hafta boyunca kafamda bunları kuruyordum yatağın ucuna oturdum ve telefonumu elime aldım bir kere daha hesabına girdiğimde yeni bir gönderi paylaştığını fark ettim ve hemen tıkladım yere eğilmiş kucağımda bir kedi ile kameraya bakıyordu saçları dümdüzdü ve açık renkli kahverengiydi sarı değildi kumralda,değişik bir saç rengi vardı boya olduğuna eminim iri gözleri vardı birde gözleri mavi değildi bildiğin lacivertti ve bu onu daha güzel yapıyordu biraz daha inceledim üzerinde lila dekolteli bir bluz vardı altındada beyaz bir şort sinirle hesabından çıktım ana sayfama bir gönderi düşmüştü Yavuz Ali'den di hemen tıkladım çimenlik bir yerde oturuyordu -piknik alanında- biraz daha baktığımda Ahsen'nin de burada gönderi paylaştığını fark ettim kaşlarım ışık hızında çatıldı mesaj sayfasına girip Yavuz Ali'ye yazdım

|Mehlikâ| Yavuz Ali abi şu Ahsen'le nasıl gidiyor?

Bir kaç dakika sonra gördü

|Yavuz Ali| dün mahallenin piknik organizasyonu vardı onuda davet ettim ve geldi aşırı güzeldi belli edeceğim diye çok korktum,keşke sende olsaydın çok severdin.

Severdim doğru ona onayladığımı belli eden bir kalp gönderdim ve evden çıktım bu gün işe gitmeyecektim ama gaza geldim ben bana olan ilgisinden benden hoşlanıyor zannetmiştim aptal ben dolan gözlerimi elimin tersi ile sildim ah sizden nefret ediyorum göz yaşlarım! İçeriye girdiğimde kapıyı bi anda ittirince tüm bakışlar bana döndü

Kalabalıkmış ya...

Kimseye odaklanmadan sinirli olduğu belli olan adımlarımı tezgahın arkasına doğrulttum Uraz kaçamak bakışlar atıyor sinirimi anlamaya çalışıyordu

"Ne var Uraz"

Ters çıkışım ile şaşırmıştı

"Bu gün çalışmıyorsun ya"

Başımı eğdim

"Sorun değil bu günki maaşımı almasamda olur kafamı dağıtmam lazım"

Göz devirdi

"Maaş ne alaka hem alırsın tabi niye almayasın"

Konu maaşım mıydı cidden?

Birden dökülüverdim

"Hani sevdiğim birisi vardı ya başka birine aşık olmuş ve kızı bana anlatıp duruyo"

Kaşları havalandı ve dudaklarını birbirine bastırdı

"Kötü olmuş ya" baş parmağı ile alnını kaşıdı

Başımı sallayarak onayladım eczane yavaş yavaş boşalırken herkez gitmişti bende kendimi tekerlekli sandalyeye bıraktım ve başımı arkaya attım kapının açılması ile başımı kaldırdım kaldırmam ile bir çift ela göz ile gözgöze geldim hemen gözlerimi kaçırdım normalde sık sık müşteriler ile göz teması kurardık direk kurunca değişik oluyordu başımı çevirdiğimde hala bana bakıyordu kaşlarım istemsiz çatıldı ardından hemen düzelttim adam Reha beye doğru adımladı onlar konuşurken yerime tekrar oturdum adam uzun bir süre burada kaldı hala konuşmaya devam ederken kendimi onu incelerken buldum buğday tene kıyasla bir iki tık koyuydu teni kumral saçları vardı gözleri,gözleri kahve rengi ve yeşilin karışımıydı elaydı yani hafif kirli sakalları vardı saçları özenle şekillendirilmişti üzerinde beyaz bir gömlek ve lacivert bir kumaş pantolon vardı elimi yumruk yapıp çenemi destekledim ona bakarken bir anda dönüp bana baktı gözlerimi kocaman açtım bakışlarımı hızla kaçırdım kahretsin ki bakışlarım tekrar ona kaydı hemde hemen! Kaşları havalandı ve sessizce kıkırdadı etrafıma bakındım benden başka gören yoktu adam bana göz kırpıp önüne döndü

Bize göz kırpıyor!

İç sesimi susturup bilgisayarla uğraşıyormuş gibi yaptım Reha beyin isyankar sesi ile bir kaç kişinin bakışı o tarafa dönüp tekrar önlerine döndü ben bakmaya devam ettim ama

"Ya beyefendi olmuyor nerden buldunuz bu kağıdı"

Adam gözlerini sıkıca kapattı ve açtı

"Bakın beyefendi benim kardeşim yurt dışında yaşıyor buradada doktorlar yazmıyor"

Adam ısrarla konuşunca Reha abi kendini sandalyeye atıverdi! Gözlüğünü düzeltip bakışını bu tarafa çevirdi

"KIZ! Zilli iş aşkın tuttu madem gel de sabaha kadar uğraş"

Ayağa kalktı bende mecbur kalkmak zorunda kaldım o benim yerime oturunca bende onun yerine oturdum

"Evet şikayetiniz neydi?"

"Şu karekodu okutup çıkan ilaçları almam lazım ama reçete yurt dışından geldiği için burada açılmıyormuş"

Kaşlarım çatıldı karekodla ilaç mı alınırdı?

"Ben bir bakıyım"

Karekodu alınca ilaçların barkodu için kullandığımız yere tuttum okunduktan sonra bilgisayardan baktım ama ilaç yoktu bir kez daha denedim sistem hata verdi...

Anlaşıldı bu gün çok yorulucağız birde telefonumdan denemek için masadan telefonumu aldım

"İlaçların ismini biliyormusunuz belki öyle yardımcı olabilirim"

Başını iki yana salladı

"Malesef bilmiyorum"

Umutsuzca başımı salladım telefondanda olmuyordu

"Rahatsızlığını biliyomusunuz"

"Rembutan meyvesine alerjisi çıkmış"

Peki adamın zengin olduğu belliydi ama bu kadar değildi rembutan ne ya!

"Onun için ilaç mı varmış!"

Bi anda sesli söylediğim şeyler ile adam bir müddet bana baktı sanki dalmış gibiydi tebessüm ettim oda karşılık verdi ve konuşması gerektiğini fark etti sanırım

"Bu ilacı bulunduğu yerde yani Fransada bulamamış Türkiyede olduğunu duyduk ben burada çalıştığım için aradım ama yok"

Dudağımı büzdüm

"Kardeşinizin durumu nasıl peki"

Derin bir nefes verdi

"Dudakları şiş pipetle besleniyor"

Duyduğum şeyler ile gözlerimi kocaman açtım ama adama bakmadım

"Mühim birşey belliki"

Başını salladı o an aklıma Neva ablanın nişanlısı geldi

"Ben size nasıl yardımcı olacağımı biliyorum sanırım"

Neva ablaya yazdım ve olan biteni anlattım oda anlayışla karşılık verip nişanlısının bilgilerini gönderdi onları bir not kağıdına not alıp adama uzattım

"Bu doktora yarın gidip öğrenmeniz gerekiyor biraz zor olacak çünkü kendisi çok ünlü bir doktor sırası bitmez ama o kesin ne olduğunu ne gerektiğini biliyordur"

Genişçe gülümsedi

"Yarın buradayım o zaman"

Başımı salladım tam gidecekken durdu ve arkasını döndü

"Bu arada çok güzelsin"

Fısıldayarak dediği şeyleri ilk baş algılayamadım sonra sersem bir sırıtış ile baş selamı verdim oda kıkırdayıp eczaneden çıktı.

~~~

Evde uzanmış Parla ile sohbet ediyordum Parla yarın iş yerindeki parti için hazırlanıyordu bende yanındaydım işte "ya elbiseme hangi renk oje uyar acaba"

Elbisesine baktım saks mavisi saten kahverengi ve beyaz çiçekli bir elbiseydi

"Tabiki saks mavisi"

Dediklerimi onayladı ve dolabı açtı elbiseyi biraz daha inceledim ip askılı ve derin yırtmaçlıydı tahminime göre midi boydu başımı tekrar yatak ucuna yasladım biraz telefonda gezinirken karşıma Ahsen'nin gönderisi düştü bir kaşımı havaya kaldırıp tıkladım

Buda sürekli birşeyler paylaşıyor!

Tahta korkulukların üzerinde bağdaş kurup oturmuştu bir eli korkulukların direğini tutuyordu gece olduğu için flaşla çekilmişti üzerini inceledim altında asker yeşili kısa bir şort vardı üzerinde siyah bir body ayağında beyaz spor ayakkabılar ve tozluklar

Şortuda çok kısaymış,bir dakika O ŞORTTAN BENDEDE VARDI

Göz devirdim onu bi ara çöpe atardım filli boya! Dudaklarında koyu kırmızı bir ruj vardı şahsen ben sürsem bu kadar yakışmazdı ayağa kalktım ve Parla'ya iyi geceler diyip odama girdim saat geç olduğu için yatağa girdim hemencecik uykuya teslim oldum...

Sabah uyandığımda aşırı dinçtim bunu iyi bir uyku çekmeme veriyordum özel işlerimi halletikten sonra üzerime şeker pembesi harika bir gömlek giydim yeni almıştım ve cep kısmında taş detaylar vardı altıma mini bir kot etek giyip saçımı salık bıraktım bu güzel gömleğe yakışır bir makyaj yaptım normalde kapatıcı ile geçiştirirdim ayağıma beyaz spor ayakkabılarımı giyip bez çantamı aldım evden çıktığımda sokaklar henüz boştu eh doğru saat daha erken eczaneye girdiğimde artık alıştığım o ilaç kokusunu içime çektim buradaki herkese gülümseyip çantamı arka tarafa bıraktım

"Günaydınlar olsun efendim"

Saroş elinde 2 kupa kahve ile geliyordu birini Uraz'a verip diğerini Reha beye verdi

"Günadyım Saroş"

Gülümsedi

"Sen bu gün depodaki ilaçlara bak"

"Pekii ben bakıyorum"

Depoya girdiğimde tavandan sarkan zenciri çektim ve ışık açıldı bu duruma ilk baş çok şaşırmıştım ama hoşuma gidiyordu yerde duran ilaç kolileri maket bıçağı ile açmaya başladım ilaçların isimlerini kontrol edip not aldım muadili olan ilaçlarıda özel olarak not ettim sonra yaşlı teyzeler benim ilacım bu değil diye tutturuyordu duyduğum sesler ile deponun kapısındaki küçük pencereden içeriye baktım dünki adam vardı üzerini inceledim buz mavisi bir gömlek giymişti altında siyah kumaş pantolonu vardı gözleri etrafı taradı gergin duruyordu nefesini dışarıya verip Saroş'un önünde durdu ona derdini anlatırken arkamı dönüp kutulara bakmaya başladım bir ara duyduğum yüksek seslerle ayağa kalkıp depodan çıktım dünki adamın gözleri direk beni bulunca şaşkınca bakakaldım küçük adımlarla yerime adımlarken adam benim sandalyemin karşısına geçti

"Bende seni arıyordum"

"Neden?"

"Dünki reçete meselesi için"

Kaşlarım havalandı

"Başka çalışanlarda vardı"

Ben neden müşteriyi tersliyordum!

"Peki ilaçların adını bulabildinizmi?"

Sorum ile kağıdı masanın üzerine koydu

"Normal alerji ilaçları uygun değilmiş özel gelecekmiş bu süreçte sen bana yardımcı olacaksın"

Cüretkar tavrına kaşlarımı çattım

"Peki ilaçları öğrenebilirmiyim?"

"Şu kağıtta yazıyor"

İlaçları telefonuma kaydedip adama döndüm

"Nerden bulacakmışız"

"Bilmiyorum bize ilaç gönderen bir kaç firma var onları araştıracağım bu akşam"

Başını salladı

"Bende sana yardımcı olabilirmiyim?"

Nefesimi dışarıya verip başımı kaldırdım

"Tanımadığım birisi ile gece buluşacağımımı düşünüyorsun"

Başını iki yana salladı ve bir kart uzattı

"Tabi kide haklısın ama ben bu şirketin sahibinin oğluyum ve şirkette araştırabiliriz"

"Bana havamı atıyorsun şu anda"

Güçlü bir kahkaha atınca yan taraftakiler bize döndü utanç ile başımı çevirdim

"Hayır ama sana yardımcı olmak istiyorum"

Kesin bir dille red ettim

"Teşekkürler ama istemiyorum ayrıca bu denli nadir bir ilaç türünün fiyatı sizi yoracaktır"

Kaşları çatılır gibi oldu

"Bakın hanımefendi belliki bir gecede bulabileceğiniz bir ilaç değil ve ben iyi bir abiyim kardeşimi öyle görmek beni üzüyor ve bizim şirketimizden dolayı kolayca alabiliriz sende eczacılık deneyimlerin ile bana yardımcı olursun hm?"

Dedikleri beni düşündürdü kardeşine üzülmüştüm

"Hatta"

İşaret parmağı ile beni işaret etti telefonunu çıkarttı ve birazcık oyalandı dıt dıt seslerini duymam ile birini aradığını anladım nihayet telefon açılınca bana çevirdi sarışın güzel bir kız vardı ve

dudakları şiş...

belliki kardeşi buydu aslında küçük bir çocuk olduğunu sanmıştım ama bildiğiniz yetişkindi kız konuşmaya çalıştı

"Mırhıbı ılacımi in kısı sırıdı ılmım lızım bını yırdımcı ılırsın dımı"

Onu öyle görünce içim kıyılmıştı nede güzeldi

"Tabiki sizin ilacınızı bulmak için elimden geleni yapacağım"

Gülümseyemedi ama gülümsemek istediğini biliyordum adam telefonu kendine çevirdi ve birşeyler mırıldanıp kapattı

"Seni kaç gibi alıyım ve nereden alıyım"

Nefesimi dışarıya verdim

"8 gibi alırsın ve buradan alsan yeterli"

Başı ile onayladı

"Hay hay"

Tanımadığım birisi ile gece çalışmam ne kadar doğruydu? Nefesimi dışarıya verdim.

~~~

Çalışma için yarım saat erken çıkacaktım diğerlerine iyi geceler dileyip dışarıya çıktım çıkmamdan 2,3 dakika sonra önümde bir araba durdu ve camı açıldı şu adamı görmem ile göz devirdim ve kapıyı açtım

"Sanada merhaba henüz adını bilmediğim kız"

Kaşlarım çatıldı evet henüz ismimizi bilmiyorduk

Elini uzattı

"Merhaba ben Alaz Koçak"

Elini tutup hafifçe sıktım

"Merhaba bende Mehlikâ Türkmen"

Gülümsedi ve yüzümü incelemeye başladı rahatsız olmuştum hemen önüme döndüm oda önüne dönüp arabayı sürmeye başladı. Telefonuma gelen aramayı red ettim ama ısrarla çalınca telefonu açıp baktım tabikide Yavuz Ali'ydi hem başka birini seviyordu hemde beni arıyordu sinirle red ettim ve mesaj yazmaya başladım

|Mehlikâ| arama meşgulüm.

Nokta koymayı ihmal etmedim

|Yavuz Ali| Gül reçelim?

|Yavuz Ali| birşey yok değilmi?

Görüldü atıyordum

|Yavuz Ali|Gül reçelim küsmüyüz?

Yanımda telefonuma bakam Alaz'a baktım sinirle cevap yazmaya başladım

|Mehlikâ|Hayır sadece meşgulüm,çalışıyorum

Daha fazla telefonumun görünmesine tahammül edemedim ve kapatıp büyük çantama attım başımı arkaya atıp yolu izlemeye başladım

"Gül reçelimmi? Pardon ama aşırı demode"

Gülmeye başladı kaşlarımı olabildikçe çatıp koluna vurdum benim elim ağrımıştı ama o gülmeye devam ediyordu

"Ya dalga geçmesene"

Gözlerimin dolması ve sesinin titremesi ile bir anda ciddileşti arabayı yol kenarına çekti

NOLUYORUZ?

"İyimisin? Üzgünüm seni kırmak istemedim"

Vücudunu bana çevirdi

"Hayır iyiyim seninle alakası yok"

"Eminmisin?"

Nefesimi dışarıya verdim ve sesimi yükselterek konuştum

"Eminim artık gidelim,ilacı bulalım"

Başını salladı ve tekrar arabayı sürmeye başladı arada bakışları bana dönüyordu sonunda yüksek ve büyük bir binanın önünde durduğumuzda ona bakmadan arabadan indim oda ardımdan indi şirketin önünde durduğumda yanıma geldi ve güvenliğe bir el hareketi yaptı arkamı dönüp ona baktım ama uzun boyundan dolayı başımı kaldırıp baktım acaba ne demeye çalışıyordu? Döner kapıdan içeriye adımımı attım oda hemen ardımdan geldi arkamı dönüp ona baktım boyu cidden uzunmuş onu incelerken birden omuzlarımdan tutup itti,itmesi ile düşeceğini düşünüp hızla kollarına tutundum dudaklarında pis bir sırıtış oluştu

"Korkma"

O an döner kapıdan çıkmak için ittiğini anladım utançla saçımı kulağımın arkasına koyup arkamı döndüm biraz yavaşlayıp önüme geçmesini sağladım o önüme geçince resepsiyona hiç uğramadan ilerledi. Asansöre bindiğimizde aynadan kendime baktım güzeldim bence

"Nerede çalışacağız?"

Zaten bende olan bakışlarına şaşırdım

"Kütüphane var orayı kapattırdım rahatça çalışırız"

Kaşlarım havalandı

"Gerek yoktu yani boş yere"

Cık cıkladı

"Gerek vardı"

Başımı salladım amansız bir tartışmaya girmek istemiyordum indiğimizde cam kapılı bir yer vardı önünde durduğumuzda kapı açıldı dörttane ahşap dolaplar vardı dolapların arasında masalar vardı o önden ilerlerken bir masaya oturdu masada karşılıklı bilgisayarlar vardı ben bir sandalye çekip oturdum onun karşıma oturmasını beklerken yanıma oturdu o bilgisayarı açarken bende açtım büyük bez çantamdan çiçekli not defterimi ve bir eskiciden aldığım ilaç defteri vardı böyle şeyler normalde bulunmazdı

Defterden firmaların hesaplarına baktım ve bilgisayara yazdım çıkan sonuçları en ince ayrıntısına kadar incelemeye başladım...

~~~

Saat epey geç olmuştu göz kapaklarım artık ağır geliyordu başımı masaya koydum sonrası,sonrası karanlık. Uyandığımda derince esnedim gözlerimi kapalı tutmaya devam ettim bir kaç dakika sonra gözlerimi açınca ormanlık bir manzara ile karşılaştım kaşlarımı hemen çatıp toparlandım etrafıma bakındım bir ofisteydim ve boydan başa cam vardı bulunduğum yere baktım bordo deri bir koltuktaydım karşıda bir masa vardı ve ALAZ sinirle kaşlarımı çattım

"Sen benimi kaçırdın?!"

Dediklerim ile öyle bir kahkaha atmıştıki yanaklarındaki gamzeleri ilk kez fark etmiştim

"Saçmalama gece uyuya kalmışım ben senden biraz daha önce uyanınca seni buraya getirdim"

Başımı sallayıp yüzümü sıvazladım

"Saat kaç?"

Ayağa kalkıp ceketini giydi amanın üzerini değiştirmişti ve benim üzerimde dünki kıyafiyetler vardı kot etek ve gömlek

"Seni evine bırakayım"

Başımı salladım

"Evin nerede"

"Şu Heykelin o tarafta mavi sokakta"

O kapıdan çıkarken ayağa kalktım ve bende peşinden ilerlemeye başladım o ne kadar mükemmel duruyorsa ben o kadar paspaldım dışarıya çıktığımızda havanın estiğini fark ettim dünki tanıdık araba durduğunda vale indi bende öne tarafa geçip oturdum oda yerine oturunca sürmeye başladı

"Açmısın?"

"Hayır yeni kalktığımdan dolayı canım istemiyor"

"Peki"

Bizim sokağın önünde durunca teşekkür edip arabadan indim ve bizim binaya girdim kapıyı çalmam ile Parla açtı

"WOEWW kanka gece neredeydin"

"Alaz ile birlikteydim"

"ALAZ KİM SEVGİLİNMİ VE NEDEN BANA SÖYLEMEDİNNN?!"

Bağırışlarına dayanamadım ve ellerim ile kulaklarımı kapattım ben ona aldırış etmeden odama giderken o sorularını sormadan çekinmiyordu

"Öf yeter,sevgilim filan değil bir müşteri nadir bir ilacı bulmak için çalıştık o kadar"

Eli ile ağzını kapattı

"VE SEN ONA BEY DEMİYORSUN AYY"

İma ettiği şey ondan hoşlandığım filandı sanırım

"Yanlış düşünüyorsun adam gıcığın teki hem ben başka birini seviyorum biliyorsun"

Göz devirdi

"Aman biliyorumda ne oluyor adam başka birine aşık olmuş hala sana yazıyor"

Başımı salladım

"Haklısın yeni birileriyle tanışmam gerek"

"Senin iyiliğin için diyorum yanlış anlama"

"Hayır yanlış anlamıyorum"

Gülümsedi ve odadan çıktı bende kıyafiyetlerimi alıp banyoya girdim sıcak su bedenimi gevşetirkem boynumun ağrısını hissettim eh tabiki tutulmuştu bu gün işe gitmiyordum çünkü benim sıram değildi şu ilacı evde araştırabilirdim beyefendi yok şöyle yok böyle diye egolanıyordu ama hiç bir yararı dokunmadı

Zararı bile dokundu!

Onun yüzünden evim dışında bir yerde uyumuştum bir dakika ben evim dışında bir yerde uyumuştum gözlerim irice açıldı olayı şimdi kavrıyordum utanç ile başımı ellerimin arasına aldım sudan çıkınca havlu ile kurulanıp iç çamaşırlarımı giydim üzerime bornozumuda giyip banyodan çıktım kısa aralıklı olan holdan hızlıca odama geçtim dolabımı açıp kıyafiyet seçmeye başladım en son kiremit rengi keten bir takımda karar kıldım onu giyindikten sonra çalışma masama oturdum.

Yazar bakış açısı

Mehlikâ önündeki bilgisayara o kadar odaklanmıştı ki telefonuna gelen ard arda gelen mesajları görmemişti ve görmeden uyuya kalmıştı yarın başına gelecekleri bilmeden...

~SON~

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.