"Sobe güzelim"
Tekrar ettiği şey ile başımı eğdim başımı eğmem ile yüzlerimizin çok yakın olduğunu fark ettim ve hemen geri çekildim oyunun kurallarından biride sobelenen kişide ebe oluyordu
"Gel diğerlerini arayalım "
Dediklerim ile başını salladı ayağa kalktım cidden ilk benimi buldu?
Rayların altından çıktık Sahra'nın yerini biliyordum o yüzden ilk oraya gittik ama orada yoktu daha önce benim saklandığım yere yani dönme dolaba ilerledim oda peşimden geliyordu merdivenlerden çıkmaya başladım ve tahmin ettiğim gibi abim buradaydı
"ABİ buldum seni"
"Öff kızım ya sen bana gıcığına yapmıyorsan benim adım Ahmet değil"
Söylene söylene inmesine karşılık kıkırdadım oyunlarda maraz çıkaran kişi abim olurdu
"Ya abi maraz çıkarma"
"Benmi çıkarıyorum hm?"
"Yok artık ben çıkartmıyorum rahmetli dedemde çıkaracak değil geriye bir sen kalıyorsun!"
"Kavga etmeyi bırakın artık saat iyice geç olmuş bir an önce diğerlerini bulup eve gidelim"
Yavuz Ali'nin sesi ile başımı salladım
~~~
Eve geldiğimizde saat 4.45 ti kısa bir duş alıp yatağa girdim aklıma gelen şeyleri gözlerim kocaman açıldı bu gün annemler geliyordu! Ve ben evdeki çoğu işi yapmamıştım yemekte belli değildi hemen ayaklanıp mutfağa gittim buzluktan et paketini çıkarttım ve küçük bir leğene koydum onu mikrodalganın buz çözme ayarında çözdürdüm mutfağa abim girdi saçlarından su damlıyordu demekki duştan yeni çıkmıştı
"Napıyosun gece gece ya"
"Annemler gelicek ve evde yemek yok"
Başını salladı
"Boş ver dışarıdan söyleriz hem sen yemek yapmayı bilmiyorsun ki"
Sona doğru gülmeye başlamıştı
"Haklısın ama"
"Tamam canını sıkma sen harç hazırla ben yarın sabah pideci Veli abiye bırakırım"
Hevesle başımı salladım eti rondoya attım içine baharatlarıda ve diğer şeyleride attıktan sonra makineyi çalıştırdım oluşan harcı bir kaşık yardımıyla geniş bir saklama kabına boşalttım ve buzdolabına koydum odama çıktım ve yatağa girdim o kadar yorgundum ki uyumam beş saniyemi aldı
~~~
Sabah kalktığımda saat yeterince geçti abimde henüz uyanmamıştı Asrın sağ olsun bir bahane bulmuştu ve eczane bu gün kapalıydı annemlerin gelmemesine şükürler ettim eğer babam o saate kadar uyuduğumu görseydi neler olurdu bilmiyorum saçımı at kuyruğu yaptım zaten dalgalı olduğu için çok özenmedim üzerimede asker yeşili dizlerimin bir tık üzerinde bir elbise giydim bu elbiseyi yeni almıştım ve çok seviyordum altımada hasır detaylı sandaletlerimi giydim ve dışarıya çıktım abim pideciye gittikten sonra geri uyumuştu. Öğlen olmuştu ve annem 5 dk burada olacaklarını söyledi pideciden pideleri aldım ve eve geldim onları mutfağa bıraktım yukarıya çıktım içimde bir sıkıntı vardı kötü birşey olacakmış gibi evin önündeki arabayı görmem ile tekrar aşağıya indim kapıyı açtığımda kocaman gülümsedim ve anneme sarıldım sıcaktan yüzü yanmış Balım herzemanki gibi somurtuyordu babamda çatık kaşları ile içeriye girdi beni boydan başa süzdü rahatsız olmuştum onlar içeriye geçtikten sonra kapıyı kapattım
"Açmısınız masayı hazırlayımmı?"
"Olur kızım hazırlayalım"
Anneme gülümsedim
~~~
Yemekte herkez sessizdi Balım sürekli bana bakıyordu babamın lafa başlaması ile tüm bakışlar ona döndü
"Mehlikâ seni Kemal amcamın oğluna verdik"
Bi an olayı idrak edemedim Kemal amcamın oğluna verdik.... oğluna verdik...
"Efendim?"
Bakışları sinirle bana döndü
"23 yaşındasın Mehlikâ yok okul yok staj evlenme yaşın geldide geçiyo bile hem Hasan Efe'den iyisinimi bulacaksın"
Elini yumruk yapıpı masaya geçirdi gözümden bir damla yaş geldi
"Baba saçmalama bu kız daha kaç yaşında"
"Sen sus bu kız zaten hep senin yüzünden şımardı"
"Baba ben evlenmiyeceğim"
Bastırarak bastırarak söylediğin şeyler ile ayağa kalktı bende ayağa kalktım
"Lan varya siz benim evladım olmayı hiç haketmiyorsunuz"
Abimle beni gösterdi istemsiz gözlerim doldu insan babasından sevgi görmek istiyordu. Salonda başımı ellerimin arasına almış ağlıyordum asla evlenemezdim gidicek yerimmi vardı? Üniversite okuduğum şehire gidebilirdim orayı biliyordum arkadaşımda kalsam yük olmak istemiyorum... nefesimi dışarıya verdim
"Tamam artık Mehlikâ bir yolu vardır elbet"
Annem... asla babama karşı beni savunmayan annem ne vardı o masada beni korusaydı,abimi ama şunuda biliyorum ve görmemezlikten geliyorum ki annemde babamda Balım'ı daha çok seviyordu annem abimide seviyordu erkek evlat nede olsa
"Yolu varsa masada savunsaydın anne kocan olacak o adamın fikrine karşı çıksaydın köyde ne yaptın kim bilir"
Sesim biraz yükseldi yükselsindi beni sevmeyeni bende sevmezdim kendi yolumu çizecektim başka yolu yoktu sevdamıda içime gömerdim göz yaşlarımı sildim ve ayağa kalktım benim kalkmam ile Balım'da kalktı
"Mehlikâ"
ağlamsı sesi ile sessizce nefimi dışarıya verdim odama ilerledim oda peşimden geliyordu dolabın üzerinden valizimi aldım ve içine elime geçen kıyafiyetlerimi doldurdum
"Mehlikâ"
Balım'da artık ağlıyordu ona döndüm ve sıkıca sarıldım kulak hizasında olduğum için fısıldayarak konuştum
"Gidiyorum diye sakın kendini üzme seni çok seviyorum"
İç çekti
"Bende seni çok seviyorum abla nereye gidiyorsun bilmiyorum ama seni görmeye geleceğim"
Abla... Abla... bana kendini suçlu hissetiği zamanlarda abla derdi neden kendini suçlu hissediyordu? aşağıya indim abim merdivenlerin başında duruyordu valizi bıraktım ve koşarak abime sarıldım oda karşılık verdiğinde göz yaşlarım kazağını ıslattı
"Unutma her zaman arkandayım arkana baktığında burada ben olacağım"
Annem kapıya yaslanmıştı senide seviyordum anne ona baktım sadece bir kaç dakika yada saniye ne fark ederdiki valizimi sürüyerek dışarıya çıktım hava kararmıştı hatta geceydi babam öğleden sonra eve hiç gelmemişti gelmesindi onun yüzünü beş dakikada olsa göremezdim
Hızlı hızlı yürüyordum kimseyi görmemek en büyük şansımdı sanırım yoldan bir taksi çevirdim ve otogara geldim belirli uzağımda olan yazı haneye doğru hızlı hızlı yürüdüm önünde durduğumda görevliyi görmek için başımı eğdim
"Kolay gelsin Ankara'ya otobüs kaç saat sonra kalkar"
Hafif kilolu ve kısa,sarı saçlı bir kadın vardı mürdüm denilebilecek kadar koyu bir ruj ve ağzını yaya yaya çiğnenen bir sakız görüyordum ağzının içinden birşeyler geveledi ama anlamadım sahte olduğu belli olan bir gülüş sundu
"Eee canım merhaba Ankaraya otobüs yarım saat sonra bende oraya gidiyorum bu arada"
Gülümseyerek karşılık verdim ve bir bilet istedim kadın bileti verdi sonra göz devirdi pardon noluyoruz? Bileti aldım ve etrafa göz gezdirdim tamda tahmin ettiğim gibi küçük bir kafeterya vardı hızla hatta koşarak oraya vardım içeriye girdiğimde değişik bir şekilde o huzursuzluğu sezdim ortalara doğru bir masa ilişti gözüme oraya doğru ilerledim ve oturdum valizimi yanıma bıraktım cidden çok ağırdı tüm kıyafiyetlerimi tıkıştırırsam olacağı buydu yanıma yaklaşan genç garsona döndü bakışlarım
"Ne istersiniz?"
Nemi isterim vay be biraz daha kibar olmasını beklerdim
"Şey ben sıcak bir bitki çayı birde telefonumu şarj edebileceğim bir yer istiyorum"
"Tabi telefonunuzu verin ben getiririm size çayıda gönderiyorum"
Gülümseyerek başımı salladım.
~~~
Yola çıkmıştık yolda bitki çayının etkisi beni mayıştırıyordu ama arkadan ağlayan çocuk uykumu açıyordu hele hele hemen yan koltuğumdaki horlayan teyze arkada sakızlı kadın nefes alamıyor gibi hissedip üzerimdeki düğmeli kazağın ilk iki düğmesini açtım saçlarımıda bileğindeki toka ile at kuyruğu yaptım burnuma gelen ekşi ayak kokusu ile miğdem bulandı Allah'm tam bi fiyasko elimi şakaklarımı koyu ovdum dirseğimide koltuğun yanlarına yasladım o an nasıl olduysa uyuya dalmışım. Gözlerimi araladığımda burunumun dibinde mavi ve irice açılmış bir çift göz görene kadar ilk baş olayın farkına varamadım ama bir anda ne olduğunu anladığımda sıçradım sakızlı abla... derin bir nefes verdim ne yapıyordu
"Ay şekerim biz durduk sen uyuyordun uyanmayınca uyandırayım dedim iyimisin"
Ağzını yaya yaya konuşması ile başımı salladım ağzından nane kokusu geliyordu
naneli sakız...
otobüsten indiğimde etrafa bakındım saat 22:16 idi başımdaki ince sızı ile unuttuğum ama bir zamanlar evim olan sokaklarda gezinmeye başladım nihayet tanıdık pansiyonun önünde durduğumda gülümsedim Neva ablanın pansiyonuydu babasından kalma,üniversite zamanlarımda yurttan ayrıldıktan sonra burada kalıp çalışmıştım küçüktü ama müşterisi çoktu içeriye girdim ve masanın üzerindeki telefondan numarayı tuşladım bir kaç çalış sonra uykulu ses geldi
"Deva pansiyon buyrun"
"İyi akşamlar ben bir oda isteyecektim"
Telefondan bir süre ses gelmedi elimi ağzıma bastırıp gülmemeye çalıştım
"Mehlikâ senmisin kuzum ne oldu?"
Merdivenlerden inen Neva ablaya baktım.Neva ablaya olanları uzun uzun anlatmıştım oda anlayışla başını salladı
"Kuzum oda veriyim vermesine ama iş,işi nerden bulacaksın?"
Nereden iş bulacağım
"Zaten stajerlik yapıyordum belki iş bulurum"
"İnşallah neyse bunları konuşmayalım aç mısın?"
"Birazcık"
Baş parmağım ve işaret parmağımı azıcık açtım ve gösterdim kıkırdadı
"E o zaman kalkta meşur mezenden yap bende özledim"
Sekteye uğradım yüzüm anında düşerken güldü
"Hiç asma o yüzünü ben birşey yapamam"
Ayağa kalktım ve dil çıkarttım ama gerçekten nefis bir meze yapacaktım
Haşlanmış patatesleri pürüzsüz olana kadar ezdim ve içine krem peynir ekledim daha sonrasına öldürdüğüm mantarları, dere otunu ince kıyılmış zeytinleri ve baharatları ekledim onlarıda karıştırdıktan sonra cidden iştah açıcı görünüyordu ince dilimlenmiş ekmekleride kızartım ve tepsiye koydum yanınada iki bardak sıcak çay mis!
Tepsiyi terastaki masaya bıraktım
"Hazır"
Telefonundan başını kaldırdı
"Valla sağol bende karnımı doyurmuş olurum"
Kıkardayıp tabağın içindeki kaşık ile ekmeğe sürdüm ve yemeye başladım
~~~
Sabah kalktığımda aşırı yorgun hissediyordum duvar saatine baktım saat 7.12 idi değişik bir şekilde erken uyanmıştım ayaklandım üzerime kırmızı dar ve madonnan yaka bir body giydim üzerime beyaz fermuarlı bir bustiyer giydim hemen göğsümün altına kadar fermuarı çektim altımada beyaz kargo pantolonumu giydim çok hoşuma gitmişti bu kombini bir daha yapmalıydım hafif bir makyaj yaptım saçlarımıda salık bıraktım normalde örmeyi planlıyordum ama bu kombine yakışmazdı aşağıya indiğimde bahçe doluydu bur saatte! Bahçeden mutfağa geçtim içeriden bir kaç çalışan ve Neva abla vardı
"Günaydın Neva abla"
"Günaydın,günaydında sen niye bu kadar erken uyandın?"
"Abla işe giderken erken kalkıyorum ya o yüzden alışkanlık"
Anlayışla başını salladı
"Ben sana ne diyeceğim"
Başımı çevirdim
"Birşeymi oldu?"
"Sana iş buldum bir arkadaşımın eczanesinde"
Gözlerimi kocaman açtım e süper haber bu!
"Vallahimi ne zaman gidiyim başlayım ay ne yapıyım"
Küçük bir kahkaha attı
"Bu gün öğleden sonra git bir görüş bakalım"
Hızla başımı salladım ve sandalyeye oturdum telefonumda çok fazla bildirim vardı Asrın'a girdim
|Asrın|Mehlikâ neden gittiğini daha önce söylemedin mahalle yangın yerine döndü.
Kaşlarım çatıldı
|Mehlikâ|ne,ne oldu
|Asrın|Yavuz Ali abi ile Ahmet abi kavga etti,baban desen terör estiriyor
Bir dakika abim ile Yavuz Ali neden kavga etmişti
|Mehlikâ|Abim ile Yavuz Ali abi neden kavga etti?
|Asrın|onu boş ver şuan söyleyip daha çok seni üzemem önemli değil zaten ama baban bu eve değil mahalleye bile giremez diyor senin için
Söylememesine şaşırmadım önemli olsaydı söylerdi muhtemelen abim sinirini ondan çıkartmıştı babamın mevzusu ise... inan hiç umrumda değildi kendi hayatımı kurup ayaklarımın üstünde durmalıydım boş boş duygusallık yapamazdım
~~~
İş görüşmesine gideceğim için kıyafiyet seçiyordum üzerime siyah bir gömlek giydim üstten üç düğmesini açtım üzerime ekose desenli bir büstiyer giydim gömleğin alttanda 3 düğmesini açtım yani sadece ortadan bir düğmesi kapalıydı ama büstiyer kapatıyordu altıma siyah,dar ve uzun bir etek giydim dizime kadar yırtmacı vardı altımada siyah stilettolarımı giydim dışarıya çıktığımda Neva ablanın bana attığı konuma doğru ilerlemeye başladım çok fazla yürüyünce taksi çevirmeye karar verdim işlek bir cadde olduğu için çok fazla taksi vardı yoldan birine el ettim biraz ileriye yol kenarına durdu bende adımlarımı hızlandırıp arabaya bindim
"İyi günler ben **** mahallesine gidecektim"
Adam başını salladı ve yola koyuldu. Ücreti ödeyip araçtan indim Ankara geldiğim yer gibi değildi yani çok güzeldi ama o hissi veriyordu kalabalık ve fazla çiçek yoktu benim yaşadığım yer yani mahallede her yer çiçeklerle donatılmıştı gerçi mahalleden pek çıkmadığım için dışarıları bilemem karşımdaki eczaneye baktım burasıydı herhalde kapıyı itip içeriye girdim vay be... buradakilerin profesyonel olduğu çok belliydi toplam üç kişi vardı aynı bizim gibi buna takılmadım
"Afedersiniz ben Meriç bey ile görüşecektim"
Bir adam başını kaldırdı ve gözlüklerini düzeltti kumraldı ve çokta uzun değildi taş çatlasa... 1.75 filandır ay ben niye adamı inceliyorum!
"Buyrun benim"
Sesi... sesi şey gibi... burnu tıkalı gibi
"Şey ben iş görüşmesi için gelmiştim Mehlikâ Özsoy"
"Heh bildim canım benim sen zaten stajyerlik yapıyormuşsun ya sen ilaç isimlerini filan alırsın biliyorsun demi nasıl alındığını?"
Nedensiz adamdan hoşlanmamıştım yani ne biliyim bir değişik
"Tabi ki biliyorum ama bu kadar çabuk işe alınacağımı tahmin etmemiştim"
"Bende etmemiştim hayatım ama ne yapacaksın"
"Merhaba ben Sare ama Saroş diyebilirsin"
Diğer bir çalışan olan Sare'ye baktım yaşı büyüktü dalgalı ve siyah saçları vardı ama dipleri beyazlamıştı saçlarını yana atmıştı ve mürdüm rengi dikdörtgen bir gözlük vardı üzerinde mürdüm ve kısa bir elbise vardı birde beyaz bir önlük ona gülümsedim
Ardından arkadan uzun sakallı ve uzun saçlı bir adam çıktı yaşlı olduğu belliydi
"Selanlar ben Reha"
Sare bıkkıncı arkasına döndü
"Yalan söylüyor Mehloş adı Ruhi sadece modern olmaya çalışıyor"
Onca kelimeden sadece Mehloş'a takılmıştım Sahra'da öyle sesleniyordu ondan ne kadar haz etmesemde özlemiştim isimleride benziyordu,Sare Sahra Sare Sahra
Sonra arkadan bir adam daha geldi vay be uzun boyluydu saçları sarıya çalıyordu gözleride yeşildi genç duruyordu
"Merhaba ben Uraz"
"Merhaba bende Mehlikâ"
"İsmin ne kadar değişikmiş hayatımda ilk defa duydum"
Kıkardadım
"Öyle,babannemim ismi"
Evet bende babaanne ismi kurbanlarındanım ama ismimi seviyordum babaannemide
"Kaç yaşındasın bu arada canım defter doldurucamda"
Meriç'in dayanılmaz sesi ile yüzümü buruşturmamak için zor durdum
"23 ama ne defteri dolduracaksınız?"
"Şey ya biz eczanede çalışanları defter tutuyoruz aslında daha kalabalık oluyoruz ama bu sene çok kalabalık değiliz"
Şaşkınca gözlerim açıldı ama neden?
"Ama neden?"
"Çok soru soruyorsun bu huyunu beğenmedim ama yinede söyleyim şimdi nöbetçi eczane olduğumuz gün hepimiz nöbet tutmuyoruz"
Sahteden bir gülümseme sundum
"Neyse canım yarın başlarsın saat 8.15 gibi burada ol"
Başımı sallayarak onayladım ve oradan çıktım hiç bir yere takılmadan Pansiyona gittim biraz yürümek istiyordum. Pansiyona yaklaştığımda artık ayakkabılarım ayağımı ağrıtmaya başlamıştı ayaklarıma doğru bükülüp bileğimi ovdum ahşap turkuaz kapıyı itip pansiyonun ön bahçesine girdim rengarenkti...
"Mehlikâ"
Alışık olduğum o kalın sesi duymam ile boğazımda bir gıdıklama oluştu gitmesi için öksürdüm ve arkamı döndüm...
~SON~
Bölüm biraz(🤏)kısa oldu ama bunu telafi edeceğim.
Ayrıca sizce kim geldi?🌈✨️
Bu arada Mehlikâ'nın meşur mezesinin tadı cidden nefis oluyor denemenizi öneririm.🎀🧸

