Karanlığın çöktüğü anda , hangi sırlarda gizliydi bir gözyaşı?Görünende mi görünmeyende mi? Göz bebeğinin anılarla dolduğu o boşlukta.. Peki ya güneş doğduğunda akmaya başlayan, yağmur gibi ruhumu ıslatan o an geçti mi? Sahte kahkahaların ortasında değmez miydi bir gözyaşının akmasına? Ya da kalbinin ortasında saklanan bir tutam mutluluğu çok görmeye onu gözyaşıyla değiştirmeye. Gözlerdeki her damlaya duyulan nefret aynı zamanda duyulan sevgi nasıl değiştirir seni ya da içimdeki beni? Hiç sorulmadı mesela bir acı için kaç gözyaşı akıtıldığı. Oysaki hesaplanmalıydı akıtılan her gözyaşının değeri. Milyonlarca benlik içinde sıyrılan ve var olmak için bir adım atan o hissizlik anıydı gözyaşının dili. Sorgusuzca sorulan her soru akıtılan herbir gözyaşının cevabıydı. Farkında olmadan biriktirdiğimiz her bahane yeni bir pişmanlık doğururdu. Basitçe bir merhaba basitçe bir vedayı gerektirirdi. Ve akan her gözyaşının basitliği merhabasında saklıydı. Damla damlaya göl olurdu ama aka aka anca paramparça olunurdu. Bir bahane bul der gibiyim oysaki bahane gerekmez gözyaşı için. Sorunun cevabı çok basitti, Herkes ağlayamazdı zaten herkes ağlayabilseydi masallar gerçek olurdu.
Bölüm 1
Tanıtım
