İçeriğe geç

GÖZLER YALAN SÖYLEMEZ

Bölüm 1 · 6 dk okuma

GÖZLER YALAN SÖYLEMEZ

Bölüm 1

BAŞLANGIÇ…

Yağmur şehre sessizce düşerken, herkes kendi telaşına sığınmıştı. Kaldırımlara vuran damlaların sesi, içimdeki karmaşayı bastıracak kadar güçlüydü. Hava hem soğuk hem de tanıdık bir şekilde huzurluydu… sanki uzun zamandır beklediğim bir şey bugün olacaktı. O an dışarı hiç çıkmak istemiyordum ama hilal öyle bir mesaj yazmıştıki yanında olmam gerekiyor gibi hissettim o yüzden hazırlanıp yanına gitmeye karar verdim.

Üzerime siyah kapüşonlu çadıra benzeyen yağmurluğu geçirip yola koyuldum.Yağmur öyle şiddetli yağıyordu ki sanki adım attıkça geri geliyordum. Kafamı yere gömüp ilerlediğim süre geldiğimi anlayarak kafamı kaldırdığımda manolya yazısını gördüm hemen içer girdim üzerimi biraz silkeledim aşırı ıslanmıştım asansöre binip yukarı çıktım.Hilal gilin kapısının önündeydim kapıyı çalmak için yöneldim hızla vurdum açan olmadı yine vurdum en son Hilal’i aramaya karar verdim aradım yine açan olmadı çok endişelenmiştim tam bu sırada kapı açıldı içeriden sesler yükseliyordu “iyi ki doğdun azra” diye ilk başta neye uğradığımı şaşırdım içeri girdim o kadar kalabalıktı ki bütün arkadaşlarım benim için toplanmıştı.Bu çok hüzel bir duyguydu ve artık on dokuz yaşına girmiştim sanki biraz daha büyümüş biraz daha olgunlaşmıştım çünkü eski ben olsa doğum günümü sayar geldiğinde kimse kutlamadığında herkesle kavga ederdim ama şimdi anlıyorum ki büyümek olgunlaşmak bu demekmiş.

Ben Azra Aslan on dokuz yaşına yeni girmiş ve yeni hayallerle yeni umutlarla yola çıkmaya karar vermiş genç bir kızdım…

O gün Hilal’de kaldım ve sabahına üniversite sınav sonuçları açıklanacaktı.Sabah uyandığım ilk an abimden gelen mesajla uyandım.

“Naptın sınavı azoç” diye bir mesaj gelmişti hemen yataktan fırlayarak Hilalin yanına koştum. Hilal öyle bir uyuyordu ki uyandırmak imkansızdı.Sınav sonuçları çoktan açıklanmıştı çok merak etsemde Hilal uyanmadan bakmak istemiyordum.Hilal’i beklerken kahvaltı hazırlasam mı diye düşünerek mutfağa gittim biraz bişeyler hazırlayıp masaya koydum sonrasında Hilal’in Azoç diye seslenmesiyle hemen odasına koştum.Sınav sonuçlarının açıklandığından bahsediyordu hemen bakmaya karar verdik.

Ben İstanbul İstanbul Üniversitesini kazanmıştım.Hilal ise Mersin Üniversitesini kazanmıştı.Ben kendim için çok mutlu olmuştum çünkü İstanbul Üniversitesini istiyordum ama Hilalle ayrılmayı pek istemiyordum.Kader kısmet diyerek birbirimize sarıldık sonrasında hemen abime yazdım.Abi kazanmışım İstanbul Üniversitesini yazdım abim hemen beni aradı o benden daha çok mutlu olmuştu çünkü bir şeyleri başarmamı çok istiyordu bende istiyordum kendim için çabalayacaktım.

Kahvaltımızı yaptıktan sonra Hazırlanma sırasında annemin cevapsız çağrılarına sonunda geri dönmeyi akıl edebildim konuşmalarımız biraz hüzünlü çokça heyecanlı geçti. Annemle birbirimize fazla bağlıydık bir kaç gün dışında birbirimizden ayrı kaldığımız gün olmamıştır bile bu durum ikimizin de gözlerini doldursa da hayallerime atacağım ilk adımda annemin desteğini hep hissedeceğim.Annemle konuşurken hazırlanmamı bitirirken anneme biraz sahil kenarına geçip arkadaşlarla son günümüzü geçireceğimizi söyleyip telefonu kapattım . Aynada hazır halime bakarken bu yaşı çok beklediğimi farkettim.Yakında İstanbula gidecektim bu beni heyecanlandırıyordu Sahilde arkadaşlarımla sohbet ettik İstanbuldaki hayallerimden bahsettim birşeyler içtik zamanın nasıl geçtiğini anlamasamda havanın kararması eve gitmem gerektiğini hatırlattı bende kalkıp eve geçtim valizimi hazırlamaya başladım.Abim biletimi almıştı yarın akşama doğru yola çıkıcaktım.

Birden telefonumun çaldığını duydum arayan “nisoşum💕” du nisayla uzun zamandır samimi değildik ama onu kardeşim olarak görüyordum.Alo diyerek telefonunu açtım. Kanka İstanbul üniversitesini kazanmışım diye bağırıyordu.Onu duyunca çok heyecanlanmıştım çünkü tek değildim bu da beni mutlu ediyordu. Kanka bende İstanbul üniversitesini kazanmışım diyerek bağırıyordum. İkimizde çok heyecanlıydık ama nisa İstanbulda teyzesi gilde kalacaktı ben ise bir ev tutacaktım bu beni biraz daha heyecanlandırıyordu.se

Saat çok geç olmuştu yatmaya karar vermiştim sabah arkadaşlarımla vedalaşmaya gidicektim zaten sonrasında abimle İstanbula gidecektik…

Günaydın ey ahali bugun benim günüm diyerek uyandım çok mutluydum. Hemen hazırlanıp kahvaltı yapmadan evden çıktım ilk başta Hilal’in yanına gidip sonrasında diğer arkadaşların yanına geçecektik.Hilal’in evi bizim eve zaten yakındı ama abim beni Hilal’in yanına bırakmak isteyince bende arabaya atlayıp Hilal gilin kapısının önünde inmeye karar verdim. Abimle asansörde inmeyi beklerken abim bana duygulu gözlerle bakıyordu evet anlayabiliyordum beni çok özleyeceklerdi e haliyle bende onları özleyecektim. Artık girişe gelmiştik asansörden çıkıp arabaya geçtik.Arabada abim dışarıda çok fazla durmamı eve çabuk gelmem gerektiğini söylüyordu bende ona katılıyordum. Hilal gilin kapısının önüne gelmiştik.Arabadan inmeden önce abimin yanağına bir öpücük kondurdum ve öyle indim. Arabadan indiğimde Hilal de binadan çıkıyordu.Koşa koşa Hilal’in yanına gittim.Hilal’in arabasıyla gidecektik. Kız kıza arabada çok eğlenceli anlar yaşıyor olmak beni hemen arabaya binmeye tetikliyordu.Hilal’in arabası çok güzel bir arabaydı opel astraydı ben bu araba modelini çok beğeniyordum ama benim hayalimde BMW var alıcaktım o arabayı.

Hilal’le sahil kenarına kenarına geçtiğimiz sıra arkadaşlarımızdan bir çoğu gelmişlerdi.Furkan,Ömer,Ezgi ve Özge gelmişti bir tek gelmeyen Elif kalmıştı onun gelmesini bekliyorduk aslında biraz bizde geç kalmıştık.Elif zaten genelde geç gelen birisiydi o yüzden çok takılmadık. Herkesten önce hazırlanmaya başlayıp herkesten sonra gelmeyi nasıl başarıyordu aslında bizde bilmiyorduk. Yedili bir masada oturuyorduk.Elif’te gelmişti biraz oturup kalkacaktık çünkü akşam dokuzda otobüsümüz vardı. Bu arkadaşlar ise benim liseden arkadaşlarımdı hepsinin yeri çok farklıdır. Masada dönen muhabbetler çok sarıyordu hepimizin bildiği konular lise anılarından bahsediyorduk bizi bir o kadar güldürüyor bi o kadar hüzünlendiriyordu. Ne kadar büyürsek büyüyelim o anılar bir farklı kalıyormuş zaman geçtikçe bunu anlıyorduk. Arkadaşlarımın bir çoğu üniversite kazanmıştı bir tek Elif ve Ömer mezuna bırakmışlardı istediği bölümün puanını tutturamadıkları için. Herkes için en hayırlısı diyerekten yavaş yavaş masadan kalktık güzel günden geriye kalan tek bir fotoğrafımızdı. Elifle ben Hilal’in arabasına bindik. Furkan’la Ömer ise Ezgi’nin arabasına binmişlerdi hepimiz birbirimize sımsıkı sarılıp ayrıldık. Bu anda çok hüzünlendim gözlerimin dolduğunu neredeyse ağlayacağımı hissettim hatta belki küçücük bir damla düşmüştür gözümden ;)

İlk önce Elif’i eve bıraktık sonrasında Hilal beni eve bıraktı ben arabadan indiğim sırada Hilal de arabadan indi bana sımsıkı sarılıp yanağıma bir öpücük kondurdu ve burada anladım ki bazı vedalar yürekleri acıtırmış…

Merdivenlerden çıkarken çok kötü oldum çünkü arkadaşlarımdan ailemden ayrılmak çok zormuş bunu öğreniyordum ama çabalamadan hiç bir şey olmazdı e sonuçta çabalamadan hiç bir şey olmaz.

Merdivenlerden çıkarken bunları düşünerek çıktım saat yedi buçuk olmuştu ve İstanbul yolculuğuna çok az kalmıştı bu beni biraz mutlu etsede biraz da tedirgin ediyordu…Başka bir şehir başka bir hayat, başarabilir miydim bilmiyordum ama kendime güvenerek gidiyordum ve başaracaktım..

Merdivenler en sonunda bitmişti ve kapının önüne gelmiştim kapıyı çaldığım sıra annem kapıyı hemen açı verdi. Annem de üzgündü ne kadar bana belli etmesede içeri girer girmez annemin yanaklarından öpüp içeri geçtim üstümden ceketimi çıkartıp askılığa ası verdim. Salona doğru geçtim abim koltuğun bir ucunda babam ise diğer ucunda oturuyordu hemen babamın yanına da gidip yanaklarından öptüm babam da sımsıkı sarılıp yanağımdan öptü çok acılı anlar yaşıyordum bu da beni değişik duygular içerisine sokuyordu. Abim yanıma gelip alnımdan öptü sonrasında hadi bakalım İstanbul yolcusu kalmasın diyip elimden çeke çeke evden çıkarttı. Babam valizimi filan indiriyordu annem ise bana erzak olarak yaptığı şeyleri indiriyordu. Hepimiz binadan çıkıp arabaya geçtik. Arkada annemle ben, önde ise abimle babam oturuyordu. Hepimiz hüzünlü ve heyecanlıydık. Araba çalıştıktan sonra uzun bir süre sessizlik oluştu. Yarım saatlik yolculuğun üzerine otogara gelmiştik. Arabadan indik abimle ben önden gidiyorduk.Annemle babam ise arkamızdan geliyorlardı.Abimin kolu sırtımda yürüyorduk benim korktuğumu anlayınca biraz nasihat veriyordu. Abim benim bu hayatta tutunacak tek dalımdı.

Otogarın kalabalığı, akşam rüzgârıyla birlikte bir uğultu gibi etrafımda dönüyordu. İnsanların acele adımları, valizlerin teker sesleri, anonsların karışan sesi… Her şey bir anda uzaklaştı. Sadece önümde duran otobüsü gördüm. Derin bir nefes aldım. Bir adım attım, sonra bir tane daha… Sanki her adımda arkamda bıraktığım şehir biraz daha hafifliyordu ama içimdeki bilinmezlik ağırlaşıyordu. Otobüsün kapısı açıldığında bir an duraksadım. “Gerçekten gidiyor muyum?” diye geçirdim içimden. Belki de bu yolculuk, benden götürdüklerinden çok; bana getirecekleriyle anlam kazanacaktı. Son kez arkama baktım. Tanıdığım her şey, yaşadığım her duygu o anda tek bir görüntüde toplandı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.