Hastanenin arka kapısından çıkan Alp ve Emre, Mert’in yasını tutacak vakit bulamadan kendilerini şehrin dışındaki sık ormanlara attılar. Alp’in eski model arabası, asfalt yoldan çıkıp toprak patikaya girdiğinde sarsıntıdan Emre’nin yaralı ciğerleri her defasında acıyla kasılıyordu. "Dayan Emre, az kaldı," dedi Alp. Elleri direksiyonda titriyordu. Dikiz aynasından arkalarına baktığında, uzaktan gelen cılız ışıkların polis mi yoksa Selçuk Hoca’nın adamları mı olduğunu seçemiyordu. Araba, dalların yolu tamamen kapattığı bir noktada durdu. Alp, Emre’yi kucaklayıp arabadan indirdi. Ormanın derinliklerine, babasından kalma eski, harabe av köşkünün olduğu yöne doğru ilerlediler. Sığınak ve Sırlar Av köşkü, yılların getirdiği terk edilmişlikle toz ve örümcek ağları içindeydi. Alp, Emre’yi eski bir minderin üzerine yatırdı. Çocuğun nefesi hırıltılıydı ama gözlerindeki o masmavi parlaklık hala sönmemişti. "Mert..." dedi Emre zayıf bir sesle. "Mert orada kaldı, Doktor Alp. Onu o soğuk yerde bıraktık." Alp, cevap veremedi. Cebinden Mert’in cesedinden aldığı o siyah sargı bezini çıkardı. Fenerin ışığında bezi incelerken, kumaşın üzerinde gizli bir kabartma fark etti. Bu bir yazı değil, bir koordinattı. "Selçuk Hoca bizi buraya bilerek mi yönlendirdi?" diye düşündü Alp. Tam o sırada dışarıdan bir dal kırılma sesi geldi. Alp hemen feneri kapattı. Karanlığın içinde ikisi de nefesini tuttu. Ormanın derinliklerinden gelen ses bir hayvana ait olamayacak kadar düzenliydi. Adım sesleri yaklaşıyordu. Beklenmedik Misafir Kapı yavaşça gıcırtıyla açıldı. Alp elindeki feneri silah gibi havaya kaldırdı. Kapıda duran kişi, ne Selçuk Hoca’ydı ne de korumalardı. Üstü başı çamur içinde, Defne’nin evdeki haline çok benzeyen ama gözlerinde o korkunç siyah sıvı yerine gerçek yaşlar olan bir kadın duruyordu. "Alp, benim..." dedi kadın fısıltıyla. "Diğerleri gelmeden beni dinle. Ben orijinal Defne'yim. Evdeki, seninle on yıl yaşayan... O sadece bir kopyaydı." Alp’in dünyası bir kez daha sarsıldı. Eğer karşısındaki gerçek Defne ise, evde midesi bulanan ve sargı bezleri kusan kadın kimdi? Ve daha önemlisi, ormanda onları takip eden "gerçek" tehlike kapıya ne kadar yakındı?
Bölüm 7
Derin sessizlik
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.