``can you protect me?``
``İyi okumalar🌷``
⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔ ꒰ ᧔ෆ᧓ ꒱ ⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔⏔
{Yazardan}
Günlerden bir gün bir prens varmış. Bu prens karşı krallığın prensesine aşıkmış ama ailesi yüzünden bunu ona söyleyemiyormuş. Prens bunu bilmezken prenses, prensin ona aşık olduğunu biliyormuş. Ama prensesin prense karşı hisleri yokmuş.
Aradan biraz zaman geçtikten sonra prens bir mektup yardımıyla hislerini prensese ulaştırmış. Prenses ise mektuba karşılık olarak bu mektubu yazmı-
jisung~~
Jisung~~
Han jisung~~
Han jisung! Bırak şu kitabı!
İşte buda jisung. O biraz gariptir çünkü asla ders çalışmaz ama yine de en yüksek notları o alır. Kitap okumak zaafı. Ve de kendi hayal dünyasında yaşamayı sever.
Şimdi de jsungu hayal dünyasından ayıran kişi ise felix. İkisi en yakın arkadaşlar lakin hep bir didişme içerisindedirler.
"Ya jisung sana ne diyeceğim"
"Ne?"
"Şu seninki sabahtan beri sana bakıyor"
"Minho mu?"
"Seninki diyorsam başka kim olucak?"
"Off aman götüme baksın o"
"Hmm öyle mi dersin?"
"Hay ağzımı- öyle demedim ben"
"Neyse kim ne anlamak isterse onu anlar değil mi?"
"Felix sus ve sus."
"Kızardın mı sen?"
"Ciddi misin?"
"Uuu minhodan bahsedince nasılda kızardın"
"Felix sana kaç kere ondan hoşlanmadığımı söyleyeceğim."
"Ama o senden hoşlanıyor. Baksana nasılda aşk gözleriyle bakıyor."
"Kendi ağzından demedikçe hiç bir şekilde emin olamayız. Hem senin fesat kişiliğin yüzünden bütün okulda dedikodum dönüyor."
"Ama yakışıyorsunuz hee. Ship ship ship~"
"Başlama o kızlar gibi."
Minho sınıftaki sevilen kişilerdendir. Yaptığı şakalara gülünür, kimseyle arası bozuk değildir vs.
Lakin jisunga karşı biraz farklı davranır. Onun yanında gülmesi için daha fazla espri üretmeye çalışır ve kelimeleri birbirine karıştırdığından arada bir aptal gibi gözükür...İyi anlamda tabii!
Sürekli jisungla uğraşır durur. Ancak ona karşı özel bir korumacılığı vardır.
İşte bu anıda bunun güzel bir kanıtı
Fiyuvvvv
Flashback start
Cicuv cicuv
Her yer beyazın zarafeti ile kaplanmıştı. Bizimkilerin okulunda ise öğrenciler için büyük bir eğlence vardı
Herkes kar topu savaşı yapıyor birbirlerini kara boğuyorlardı. Jisung ve Felix ise dışarda montlarını giyinmiş, Minhodan-ve de onun mistik çetesinden- korunmaya çalışıyorlardı.
•••
Kar topunun içine çakıl taşı koyanlar mı dersiniz, kendisi kadar top yapıp atanlar mı?
Jisung ve Felix korunmaya çalışarak bir öğretmen arabasının arkasına saklanmışlardı, nedensizce bekliyorlardı.
Ancak bir grup kız onları farketti.
E tabii bunlar bizim minsung sevdalılar, durmadan bir şeyler peşindeler. Hemen aralarını yapmak için jisung ve felixin başında toplandılar.
"Ya bak sana diyorum jisung. Gideyim Minho ile konuşayım jisung senden hoşlanıyor diyeyim."
"Aynen, katılıyorum."
"Mal mısın yunjin ben ondan hoşlanmıyorum."
"Tamam bak ben diyeyim. Ben daha güzel ikna ederim."
"Aynen, Rei haklı."
"Siz söylediğinizde 'onunla aynı sınıftayız, olmaz' dememiş miydi?
"Ya ama A şubesinden Chaeyoung ve Lisa aynı sınıfta olmalarına rağmen çıkıyorlar. Değil mi yuqi?"
"Aynen, chaewon da haklı."
"Ya hem sizene. İstersen çıkarım istersem çıkmam sevgililer hoşunuza mi gidiyor?"
"Gizliden gizliye izlemek eğlenceli ama."
"Aynen, eğlenceli."
"Ya of özürlüler çekilin başımızdan. Jisung rahatsız oluyor naş naş."
Felix'in sözü ile kızlar istedikleri şeyi alamadan oradan ayrılmışlardı. İkili ise işlerine dönmüş kar toplarını hazırlamaya devam ediyorlardı. Jisung ise Felix'e 'biraz insanları kızdıracağım' deyip oradan ayrılmıştı.
•••
[Jisungdan]
Elimde 3-5 tane kar topu, ses çıkarmamaya özen göstererek okul bahçesinde avımı seçiyordum. Aslında aklımda sadece bir kişi vardı.
Minho. Evet, o. Onu pert etmeliydim ki benim onu sevmediğim anlaşılsın.
Hem biraz kafam rahat eder.
Her neyse, biraz daha yürüyüp yine sessizce yanlarına yaklaşıp farkedilmeden-ya da ben öyle olduğunu sanıyordum-yanlarına yaklaştım.
Tam bombalı tüfek gibi saldırımı yapacaktım derken 5-10 kişinin ellerinde kafam kadar kar topuyla aynı anda dönmeleri bir olmuştu.
Bunlar beni ne ara farketti ya? O kadar da sessizdim.
Birileri adımlarının kar üzerinde ses çıkardığını unutmuş sanırım
Hay şu iç sesim de konuşacak en güzelzamanı buldu
Nankör insanoğlu, hıh.
"Bakıyorum da, yavru sincap tek kalmış."
"Yavru sincap senin anandır."
Minho konuşunca tüylerim diken diken olmuştu. Amaçları belliydi. Ya burada ölecektim ya da...
Ağzımın içine edilecekti.
Onlar sırıtarak bana bakarken, ben de tam arkamı dönüp kaçacakken vücudumun heryerine yediğim sert beyazlıklar bir olmuştu.
Boff
Ğışort
Taaak
Gümm
Zaten süt beyazı tenim daha da beyazlıklar içinde kalırken. Ben olduğum yerde şoklar içinde kulağıma ve kıyafetime dolan karları temizlemeye çalışıyordum. Heryerim sırılsıklamdı. Annem beni dilim dilim dilimleyecekti.
Ama şuan daha büyük bir sorunum var. Rezil olmak.
Rezil,olmak,okul,ben,önünde,olmak,Minho,Ben, yüzünden...
BEN MİNHO YÜZÜNDEN OKULDA REZİL OLDUM LAN!!
Ayy, şimdi ne yapacağım? Bayılsam nasıl olur, inanırlar mı? Kimsede bu tarafa bakmıyor. Ama ya çoktan telefonlarına kayıt aldılarsa? Kameralar da burayı her açıdan çekiyor. Dombili müdüre bile rezil oldum.
"Jisung, iyi misin?"
Tch tch tch, haraketlere gel. Önce öldür sonra iyi misin de. Odunluğun daniskasısın Lee Minho.
"Sence Minho? Eğlenmene değdi mi?"
"Sadece şaka."
"Ben hiç eğlenmedim."
Ben eğlendim.
Sen kes. Hakkın yok konuşmaya.
"Eskiden katlanırdım sana ancak şimdi zerre kadar değer haketmiyorsun."
Sözüm ile uzaklaşmam bir olmuştu.
"Dur,jisung bekle!"
Arkamdan bağırarak yetişmeye çalışması o an orada olan herkesin dikkatini çekmişti. Özellikle de bazılarının.
[Yazardan]
Jisung, ıslak ayakkabılarının çıkardığı "vıcık vıcık" sesleri eşliğinde okul binasına doğru adımlarken gözlerinin dolmasına engel olamıyordu. Üşüdüğünden miydi, yoksa Minho’nun o kalabalık grubun içinde kendisini bu kadar savunmasız bırakmasına mı kırılmıştı, kendi bile bilmiyordu.
"Jisung, dursana!"
Minho’nun sesi bu kez çok daha yakından geliyordu. Tam koridorun girişinde Jisung’un kolunu kavradı. Ama Jisung, sanki canı yanmış gibi kolunu sertçe geri çekti.
"Bana dokunma Minho. Git arkadaşlarına 'sincabı nasıl avladığını' anlatıp gülmeye devam et."
Minho’nun yüzündeki o her zamanki şakacı ifade tamamen silinmiş, yerini derin bir pişmanlığa bırakmıştı.
"Öyle olmadığını biliyorsun, sadece oyunun bir parçasıydı. Diğerleri atınca ben de—"
"Sen de onlara katıldın," diye sözünü kesti Jisung.
"Farkın bu işte. Sen hep onlara katılıyorsun, ama ben hep tek kalıyorum."
Jisung arkasını dönüp tuvaletlere doğru koştururken, Minho koridorun ortasında öylece kalakalmıştı. Arkasından gelen Felix, Minho’nun omzuna sertçe çarparak geçti.
"Tebrikler dahi çocuk," dedi Felix iğneleyici bir tonda.
"Onu gerçekten koruduğuna dair büyük bir kanıt oldu bu."
[30 Dakika Sonra]
Jisung, okulun spor salonundaki yedek kıyafet dolaplarının önünde, üzerine büyük gelen bir eşofmanla oturuyordu. Saçları hala nemliydi ve titremesi geçmemişti. Kapının gıcırtısını duyduğunda Felix’in geldiğini sandı.
"Felix, lütfen git buradan. Biraz yalnız kalmak istiyorum."
"Felix değilim."
Jisung başını kaldırdığında Minho’yu gördü. Elinde sıcak bir karton bardak ve bir paket kağıt havlu vardı. Jisung tam kalkıp gidecekken Minho önünde diz çöktü.
"Kaçma," dedi Minho, sesi her zamankinden daha kısık ve titrek çıkıyordu.
"Sadece... özür dilememe izin ver."
Jisung cevap vermedi ama kaçmadı da. Minho, elindeki sıcak çikolatayı Jisung’un soğuk ellerine tutuşturdu. Ardından sessizce kağıt havlularla Jisung’un hala nemli olan saçlarını kurulamaya başladı. O an o kadar nazikti ki, az önceki kaba halinden eser yoktu.
"Seni koruyacağımı söylemiştim," diye fısıldadı Minho, elleri Jisung'un saçlarında gezinirken. "Ama bugün en çok benden korunman gerekmiş gibi hissettirdim. Özür dilerim, Sungie."
Jisung, "Sungie" kelimesini duyunca kalbinin hızlandığını hissetti. Sıcak çikolatadan bir yudum aldı ve başını hafifçe yana eğerek Minho'nun gözlerine baktı.
"Minho..."
"Efendim?"
"Gerçekten..." dedi Jisung, sesi hala biraz kırıktı "Beni koruyabilir misin? Ama bu sefer sadece kar toplarından değil... Herkesten? Hatta bazen kendinden bile?"
Minho, Jisung'un elini sıkıca tuttu ve başparmağıyla elinin üzerini okşadı. "Söz veriyorum. Bundan sonra, kimsenin -ben dahil- seni üzmesine izin vermeyeceğim."
Tam o sırada spor salonunun kapısı büyük bir gürültüyle açıldı.
"Oha! Ben demiştim işte! Ship ship ship!"
Yunjin, Rei ve tabii ki elinde telefonuyla Felix, kapının eşiğinde belirdiler.
Jisung hemen elini geri çekti ve kızarmış suratıyla bağırdı: "FELIX! SENİ ÖLDÜRECEĞİM!"
Minho ise sadece hafifçe gülümsedi. Belki de bu "rezil olma" durumu, beklediğinden daha iyi sonuçlanmıştı.
•••
İlk bölüm nasıl?
Bence ortalama bir ilk bölüm oldu
Minhonun görünümü: 19 yaşında lise son sınıf

Jisung görünümü: 17 yaşında lise 3.sınıf
