(Öylesine yazılmış bir hikayedir. Yazım hatalarını mazur görün. Keyifli okumalar dilerim💫)
Hava her zamankinden farklıydı. İzmir'in boğucu bir havası vardı bugün. Nöbetten yeni geldiğim için hiç halim yoktu. Bir an önce yatağıma gidip uyumak istiyordum. Telefonum çalınca bıkkınlık ile gözlerimi devirdim ve zorlukla yürüyüp telefonu açtım. Arayan kuzenim Çiçek'ti.
" Nasılsın canımın içi? " Dedi neşeyle. Ağrıyan başımı ovarak konuştum.
" Ölmek üzereyim " dedim. Gülme sesi geldi ve tekrar konuşmaya başladı.
" Anneannem bizi evine çağırıyor. Hemen gelin dedi " dediğinde derin bir nefes aldım.
" Nöbetten gelmiş dersin " dedim ve tam kapatma tuşuna basacaktım ki Çiçek tekrar konuştu.
" Önemli bir olay varmış. Öyle dedi " dediğine küfürü bastım. Yatağımı özlemiştim.
" Tamam. Seni almaya gelirim. " Dedim ve telefonu kapattım. Hemen siyah eşofman ve siyah tişört giyip evden çıktım. Uykusuz olunca daha da aksi oluyordum. Çiçek'in evine geldiğimde kornaya bastım. Kapı açıldı ve benim aksime cıvıl cıvıl giyinmiş bir kız çıktı içeriden. Çiçekli bir pembe elbise giymişti. Altında ise beyaz küçük topuklu bir ayakkabı vardı. Çocuklar gibi bol enerjisiyle arabaya bindi ve kemerini taktı. Bana baktı ve
" Maşallah çok güzel olmuşsun. " Dedi.
"Sağ ol" dedim ve arabayı çalıştırdım.
İkimiz de ailelerimizi trafik kazasında kaybetmiştik. Ben doktor olmuştum, o ise anaokul öğretmeni. Ana yola çıktığımda sinir krizi geçirmeme çok az kalmıştı. Önümdeki araba kaplumbağadan bile yavaş gidiyordu.
" Hayır sürmeyi bilmiyorsan sürmeyeceksin bu kadar zor bir şey değil. " Dedim ve derin bir nefes çektim. Arabayı solladım ve önüne geçtim. Araba bu kez hızlandı ve tekrar önüme geçti.
" Bu ne bok yiyor? " Dedim ve direksiyonu daha sıkı kavradım. Araba yine yavaşladı.
" Bence bulaşma. Belli ki belasını arıyor." Dedi Çiçek ve uzanıp radyoyu açtı. Hadise'nin sesini duyunca başımı çevirip Çiçek'e baktım. O ise şarkıya eşlik etmeye başlamıştı bile. Adam sağa çekti ve durdu. Uzanıp seri bir hareketle radyoyu kapattım. Ben de sağa çektim ve hızla arabadan indim. Belasını arıyorsa, gerçek bir belaya denk gelmişti. Adam arabadan indi ve bana doğru gelmeye başladı. Yerimde durdum ve ellerimi belime koydum.
" Kusura bakmayın hanımefendi. Karım hamile. Kavislerde yavaşlamam gerekiyordu. " Dedi. İşte şimdi sorun yoktu.
" Asıl siz kusura bakmayın. Nöbetten çıktım ve şuan gerçekten iyi değilim. İyi yolculuk. " Dedim ve tekrar arabaya bindim. Çiçek bana döndü
" Ne oldu? " Dedi.
" Ulan adamın karısı hamileymiş. Kavislerde yavaşlamam gerekiyordu dedi. Hay sikeyim böyle işi " dedim ve arabayı çalıştırıp eve doğru ilerledim.
🍷🍷🍷
" Ormanın içinde bir ayna var. O aynanın yanına girmemiz lazım. " Dedi zorlukla anneannem.
" Bu muydu önemli olan? " Dedim ve bıkkınlıkla nefes verdim. Şuan yatağımda mışıl mışıl uyuyor olabilirdim.
" Saat 18.00'da oraya gitmemiz lazım güzel kızlarım. " Diye ekledi anneannem. Çiçek'e kısa bir bakış attım. Her şeyden zevk aldığı için bir sorun yokmuş gibiydi. Tekrar anneanneme baktım.
" Peki neden anneanne? " Dedim.
" Çünkü bunu yapmamız gerek. Emire uymamız lazım. " Dedi anneannem.
" Ne emiri Allah aşkına anneanne ? " Dedim ve gözlerimi devirdim. Şuan kim bilir kaçıncı rüyamı görüyordum.
" Benim de gittiğim bir yere gideceksiniz." Dedi ve mutfağa doğru yavaş adımlarla ilerledi.
" Sence yaşlandığı için kafası gidip geliyor olabilir mi? " Dedi Çiçek. Tekli koltuğa oturdum.
" Galiba evet. "
🍷🍷🍷
" Bu ayna neden bu kadar büyük? " Dedi Çiçek. Aynı zamanda aynayı inceliyordu.
" Birazdan görürsün yavrum. " Dedi anneannem. Ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Şuan gerçekten uyumak istiyordum. Saat 17.55 olunca anneannem aynanın yanına geldi. Bize döndü ve
" Kendinize iyi bakın kızlarım. Hep birlikte olun. Sakın korkmayın. Daha önce oraya ben de gittim. Her şey çok güzel olabilir sizin için. Sadece. " Dedi ve yutkundu.
" Sadece keyif almaya bakın. Zaten hayatınızın adamını da orada tanıyacaksınız. " Dedi ve gülümsedi.
" Tavşana selam söyleyin " dedi gülerek.
" Korkmaya başlamam normal mi? " Dedi Çiçek kulağıma fısıldayarak.
" Galiba evet " dedim. Saat 17.58 olunca hava hem kararıyor hem de güneş doğuyordu. Ne oluyordu? Aynadan ışık gelmeye başladı. Sanki içinde simler yüzüyordu. Saat 18.00 olduğunda anneannem bizi aynaya doğru itti. Ne olduğunu anlamadan aynanın içine girmiştik. Gördüğüm son şey ise Güneş ve Ay'ın yan yana olmasıydı.
🍷🍷🍷
" 2 kişi daha geldi. " Dedi bilmediğim bir adam. Çiçek'i yerde baygın görünce hemen yanına gittim. Nabzını kontrol ettim. Yaşıyordu. Derin bir nefes aldım ve etrafa göz gezdirdim. Büyük bir sarayın önünde duruyorduk. Nasıl buraya gelmiştik?
" Burası neresi? " Dedim karşımdaki adama. Bana garip bir şekilde bakıyordu.
" Sen neden bayılmadın? " Dedi. Ne diyordu?
" Bayılmam mı gerekiyordu? " Dedim. Nedense şuan bütün uykumu almış gibi hissediyordum. Bu nasıl olmuştu?
" Mantıken evet " dedi adam.
" Neyse. Gel de kızı içeri götürelim. " Dedi. Burada ne olduğunu bilmiyordum ama dediğini yaptım ve Çiçek'i içeri götürdük. Sarayın içi antika eşyalar ile doluydu. Kim bilir kaç senelik eşyalardı? Anneannem ben de buraya geldim demişti. O zaman baya eski olmalıydı. İçeride bizim yaşımızda insanlar vardı. Biri burada ne olduğunu gerçekten açıklayabilir mi?
" Daha kaç kişi gelecek? " Dedi merdivende oturan çocuk. Dalgalı saçları keskin yüz hatları vardı. Yüzündeki her şey orantılı gibiydi. Diğer insanlara da baktım.
" Bu kız bayılmadı mı? " Dedi bir kız. Bizi karşılayan adam ise olumsuzca başını salladı.
" Bayılmış olması gerekiyordu ama bayılmamış. " Dedi. Neden bayılmam gerekiyordu? Çiçek gözlerini açınca etrafa bakındı. Adam Çiçek'i merdivene oturttu.
" Öncelikle hepiniz hoş geldiniz arkadaşlar. Burada olma nedeniniz 100 yılda bir gerçekleşen olay. Yani Güneş ve Ay'ın yan yana gelme olayı. 100 yılda bir kez ayna açılır ve daha önce gelen kişilerin ailesinden bazı kişiler buraya gelir. Yani aslında sizin büyüklerinizden bazıları buraya daha önce geldi. Şimdi tanışma fastına geçelibiriz. " Dedi adam ve Sağdan sola doğru herkes adını söylemeye başladı.
Ela Akay
Akgün Akal
Bahadır Soner
Dalga Gümüş
Batuhan Gençalp
Efsel Beyazıt
Cesur Kandemir
Hare Akkoç
Dora Kayatürk
Kumru Bektaş
Miran Akan
Okyanus Mutlu
Batu Ayaz Atakol
Pamira Çelik
Uraz çevik
Rosa Yücel
Aybora Başaran
Çiçek Şentürk
Ve ben Akel Yıldırım.
Hepimiz buraya neden geldiğimizi merak eden 23 yaşındaki insanlardık. Kader bizi bir araya getirmişti. Bu kader aslında 100 yıl önce yazılmıştı.
Bölüm Sonu...
[ Okuduğunuz için teşekkürler. Umarım beğenmişsinizdir. Mutlu günler💝💫🌸 ]