Eunjang Lisesi’nin koridorları, teneffüs zilinin çalmasıyla birlikte her zamanki gürültülü ve gergin uğultusuna gömülmüştü. Burası, dışarıdan bakıldığında şehrin en prestijli okullarından biriydi; ancak içeride herşey tam tersiydi sadece en güçü olanların sözünün geçtiği acımasız bir okul..
Sınıfın en arka sırasında, pencere kenarında oturan Yeon Sieun için ise bu kalabalığın ve gürültünün hiçbir önemi yoktu. Beyaz kablolu kulaklıkları kulaklarındaydı, ama içinde herhangi bir müzik çalmıyordu. Kulaklık, onun dünyayla arasına çektiği yapay bir duvardı; etraftaki fısıltıları, adımların ritmini ve insanların saklamaya çalıştığı gergin nefes alışverişlerini daha net analiz edebilmek için kullandığı bir kamuflaj. Önündeki kalın fizik kitabının sayfalarını çevirirken gözü, okul bahçesine giriş yapan siyah lüks araca takıldı Eunjang Lisesi'ne yeni bir kurban gelmişti. Ya da yeni bir avcı.
Sınıfın kapısı sertçe açıldığında, içerideki tüm gürültü bıçakla kesilir gibi dindi. Müdür yardımcısının arkasından içeri giren kız, sınıftaki herkesin telefon ekranlarında her gün gördüğü o yüzün ta kendisiydi: Cho Liz
Üzerindeki Eunjang üniformasını bile kendi tarzına uydurmuş, omuzlarına dökülen parlak saçları ve yüzündeki o kusursuz, cana yakın influencer gülümsemesiyle sınıfa adeta başka bir boyuttan ışınlanmış gibiydi. Sınıftaki erkeklerin hayran bakışları, kızların ise anında başlayan kıskanç fısıltıları arasında tahtaya doğru yürüdü.
Sınıfın ön sıralarında oturan, okulun nüfuzlu ailelerinden birinin oğlu olan ve zorbalıklarıyla bilinen Han-jun, yanındaki arkadaşına sırıtarak fısıldadı: Şu işe bak okulumuzun reytingi artacak desene onunla uğraşmak keyifli olucak Liz bu fısıltıyı duydu. Yüzündeki gülümseme milimetrik bile oynamadı, ancak gözlerinde saniyelik, buz gibi soğuk bir şimşek çaktı. O şimşeği sınıfta sadece tek bir kişi fark etti. En arkada, kitaba gömülmüş gibi yapan Sieun.
Sieun kızın duruşunu inceledi ama umrunda değildi sonuçta sadece video çekip makyaj yapan saf her hangi biri
Merhaba herkese," dedi sesi, sosyal medya videolarındaki gibi enerjik ve pürüzsüzdü. "Ben Liz. Aranıza yeni katıldım, umarım iyi anlaşırız.
Öğretmen, Liz’e arkalarda, tesadüfen Sieun’un hemen yan çaprazındaki boş sırayı gösterdi. Liz, adımlarını arkaya doğru yönlendirirken sınıfa tatlı bir şekilde el sallamaya devam ediyordu. Sırasına oturduğunda, çantasından son model telefonunu çıkardı, ekrana bakarak saçlarını düzeltti ve çevreye tamamen uyum sağlamış, sıradan bir öğrenci gibi göründü. Sieun ise bakışlarını çoktan önündeki fizik kitabına geri çevirmişti bile. Onun için bu kız, çözmesi gereken o büyük, karanlık geçmişin yanında sadece bir zaman kaybıydı.
Ancak ders başlayıp herkes kafasını tahtaya çevirdiğinde, sınıftaki hava görünmez bir şekilde değişti.
Liz, çantasından ikinci bir telefon çıkardı. Bu telefonun ekranı tamamen siyahtı ve üzerinde sadece kod satırları ile şifreli bir blog arayüzü vardı: "The Unseen" (Görünmeyen). Parmakları masanın altında inanılmaz bir hızla çalışırken, göz ucuyla ön sırada arkasına yaslanmış, dersi sabote eden Han-jun’a baktı.
Liz, ekrana hızlıca şu kelimeleri girdi:
Eunjang Lisesi, 1. Gün. Avlar şimdiden kendilerini belli ediyor. Han-jun adında bir asalak, babasının parasına güvenerek etrafa hükmedebileceğini sanıyor. Maskeni düşürmek çok uzun sürmeyecek.
Tam "Gönder" butonuna basacağı sırada, garip bir hisle ürperdi. Birinin onu izlediğini hissetmişti. Başını hafifçe sola çevirdiğinde, yan sıradaki o sessiz, solgun yüzlü çocuğun gözleriyle karşılaştı.
Sieun, aslında kıza bakmıyordu; bakışları düz bir şekilde tahtadaydı. Ancak kalemi defterine vurma ritmi, Liz’in telefonda yazı yazma ritmiyle birebir aynıydı. Tık, tık, tık... tık. Sieun, kızın parmak hareketlerinin bir mesajlaşma değil, bir arayüze veri girişi hızı olduğunu analitik zekasıyla anında fark etmişti. Kıza dair ilk fikri o saniyede çürüdü. Bu kız saf değildi.
Liz içgüdüsel olarak telefonun ekranını kapattı ve kalbinin hızlandığını hissetti. Bu çocuk kimdi? Onu fark etmiş olabilir miydi? İmkansızdı, ekranı tamamen gizlemişti.
Öğle arası zili çaldığında sınıf hızla boşaldı. Han-jun ve çetesi, Liz'in sırasına doğru yürüyüp onunla "tanışma" adı altında güç gösterisi yapmaya çalışırken, Sieun yerinden kalkmadı. Kulaklığını çıkardı ve sessizce sırasına yaslanarak kendi telefonunu açtı.
Han-jun, Liz’in sırasına kalçasını yaslayıp üstten bir bakışla gülümsedi. "Ee, Cho Liz... Sosyal medyadaki kadar havalı mısın, yoksa Eunjang’ın kurallarına çabuk ayak uydurur musun görelim? Bugün çıkışta bizim çocuklarla takılıyoruz, sen de geliyorsun."
Liz, yüzündeki o profesyonel influencer gülümsemesini anında takındı. "Teklifin için sağ ol ama bugün canlı yayınım var, başka sefere," diyerek nazikçe reddetti. Ancak masanın altındaki elini sımsıkı sıkmıştı. Han-jun gibi tiplerin ne kadar tehlikeli olabileceğini iyi biliyordu. İzninle okulu turlayacağım dedi Liz
Han-jun'un ve çetesinin şaşkın bakışları arasında serinkanlı adımlarla sınıftan çıktı. Koridora adım attığı an, maskesini korumak için derin bir nefes aldı.Sınıfta ise Han-jun, arkasından öfkeyle bakakaldığı kızın sırasına bir tekme savurdu. "Görüşeceğiz popüler kız, Eunjang'da kimse bana hayır diyemez," diye homurdanarak arkadaşlarıyla dışarı çıktı
Sınıf tamamen boşaldığında, arka sırada derin bir sessizlik hakim oldu. Yeon Sieun, yavaşça telefonunu çıkardı. Okulun yerel internet ağındaki veri trafiğini izleyen basit bir paket analiz programını başlattı. Tam Liz’in o gizli mesajı gönderdiği saniyede, okulun IP adresinden şifreli bir VPN tüneliyle bir blog sunucusuna veri aktarılmıştı. Bu, son zamanlarda liselerdeki zorbaları ifşa eden meşhur "The Unseen" sitesinin veri tabanı protokolüyle birebir aynıydı.
Sieun, önündeki defterin kenarına kurşun kalemle küçük, neredeyse görünmez bir not düştü:
Cho Liz = The Unseen.
Kaleminin arkasıyla notun üzerini hafifçe karalayıp sildi. Cho Liz, bu okulda tek avcı olduğunu sanıyordu ama arkasında bıraktığı dijital ayak izlerini ilk günden çözen tehlikeli bir dahi, tam yan sırasındaydı. oyun resmi olarak başlamıştı.