İçeriğe geç

Görünmeyen Veliaht

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Görünmeyen Veliaht

Bölüm 2

Vakti Gelmişti

"Prenses Leylim! Çabuk aşağı inin!"

Duyduğum ses ile hızla odamdan çıkıp aşağıya indim.

Seslenen kişi bakıcımdı.

Bana on dokuz senedir bakan bakıcımdı.

Beni tanıyan, yaşadığımın tek kanıtıydı.

Kalenin zincirli kapısından içeri girenler vardı.

Bu ilkti.

İlk kez kapı açılıyordu.

Merakla bakıcıma baktım.

Onun bir ismi yoktu.

Tek görevi beni büyütüp yetiştirmek olan bir adamdı.

Benim dahi onu tanımam istenmemişti.

Bunun sebebi güvende olmamı sağlamakmış.

"Kim geliyor?" diye sordum.

"Kralımız..."

Yüzü çok solgundu.

Korkuyordu.

Sebebini tahmin ediyordum.

O da biliyordu.

Görevini başarıyla sonlandırmıştı.

Artık yaşamasına gerek yoktu.

Ölecekti.

İçeri giren bir düzine asker hizalarına geçtikten sonra en öndeki asker gür bir sesle "Kral Tan geliyor!" diye bağırdı.

Bakıcımın bana öğrettiği gibi eteğimin önünden iki küçük kumaş parçasını tutup hafif havaya doğru kaldırdım.

Tabii ki ayak bileklerim görünmeyecek kadar...

Yere bakarken başımı önüme eğdim.

Kralımızın sert adımlarını duyabiliyordum.

Geliyordu.

Bir çift ayakkabı gördüğümde yutkundum.

Tam önümde durmuştu.

"Dik dur kızım."

Doğruldum.

"Hoş geldiniz kralım, gelişiniz bizi çok onore etti."

Tebessüm etti.

"Biz toplantı odasına gidelim." diyerek belimden bana yön verdiğinde ona ayak uydurdum.

Arkamızı döndüğümüz anda ise acı bir inleme duyuldu.

On dokuz senedir bana bakan o adam...

Öğretmenim...

Öldürülmüştü.

Bakmak için dönecektim ki kralımız "Ne olursa olsun yürüdüğün yolda asla arkana bakma." dedi.

"Emredersiniz kralım."

Toplantı odasının kapısını askerleri açtığında önce kral ardından ben içeri girdim.

Kapı arkamızdan kapanırken kralımız büyük masadaki en baş koltuğa oturdu.

"Karşıma otur kızım."

"Haddime değil kralım."

"Sen benim tek kızımsın. Her şey haddine. Özellikle ben izin verdiysem çekinme. Sadece yap."

"Emredersiniz kralım."

Karşına oturduğumda ona baktım.

İlk kez onu canlı görüyordum.

Daha önce beni büyüten bakıcım fotoğraflarını göstermişti.

"Sizin geleceğinizden habersizdim. Gelmenizdeki sebebi öğrenebilir miyim?"

"Benimle geleceksin."

"Saraya mı?"

"Evet."

"Nedenini öğrenebilir miyim kralım?"

"Sana ihtiyacım var."

Beni büyüten bakıcım bir gün ihtiyacının düşüp geleceğini söylemişti.

O gün ise öldürüleceğini...

"Kralım?"

Bana baktı.

"Onu öldürdünüz mü? Beni büyüten adamı..."

Sonlara doğru boğazım düğümlenmişti.

"Evet."

"Neden?"

"İşlerimi riske atamam ve o adam senin hakkında her şeyi biliyor. Seni bu kaleden çıkardıktan sonra senin hakkındaki bildiklerini bize silah olarak doğrultabilir."

Bunu yapmazdı.

Beni seviyordu.

Çevremdeki tek insandı.

Ve onu neden öldürdüğünü biliyordum.

Kralımız beni kendi amellerine alet edecekti ve o bana olan sevgisinden dolayı araya girecekti.

Bana her şeyi anlatmıştı.

Olabilecek her şeyi de...

En iyi şekilde eğitilmem için bana en iyi adamını vermişti kralımız ama bilmiyordu ki en iyisi olduğu için beni gelecekteki tehlikelerden de korumak için çalışmıştı.

Tek o çalışmamıştı.

Bana baktığı her gün, her saniye kendimi koruyabilmem için beni geliştirmişti.

"Anladım." dedim sadece.

Anladım...

"Geçen seneler güzelliğine güzellik katmış. Kahverengi uzun saçların, keskin bakışların, uzun kirpiklerin... Annene çok benziyorsun."

"Öldürülmeseydi onunla olan benzerliğimizi görebilirdim." dedim.

Sesimdeki öfkeyi durduramamıştım.

O kraldı.

Annemin katilini bulabilirdi ama bunun için uğraşmamıştı.

"Bana kızgın olma Leylim. Annen bir hizmetkardı, öldürüleceği belliydi."

"Onu koruyabilirdiniz."

"Leylim sen benim için çok kıymetlisin. Tek kızımsın, göz bebeğimsin ama annenin gebeliği sarayda birçok soruna sebep verdi. Eğer onu korusaydım kraliçe başta olmak üzere birçok asilzade ve halk bana tepki gösterirdi."

Evet...

Bir de kraliçe vardı.

"Haklısınız. Veliahtınızın annesinin size karşı kin beslemesi tehlikeli olurdu."

Beni onayladı.

"Nefret ettiği kadının kızını saraya geri getirdiğinizde ne olacak? Bundan mutlu olamaz."

"Geleceğinden haberdar."

Dudağım kıvrıldı.

"Beklemiyordum. Beni de öldürecek mi?"

Kralın yüzü anında sertleşti.

"Leylim."

Sesi ciddileşti.

"Üzgünüm kralım, haddimi aştım sanırım."

"Annenin katilinin kim olduğu belli değil. Birini sakın kanıt olmadan suçlama."

"Emredersiniz kralım."

Suçlamak için gerekli olan kanıtları saraya gidince bulacaktım.

Kimse on dokuz sene önceki bir cinayeti umursamazdı.

Ben hariç...

Katili cezalandıracak birini bulamazsam da bunu ben yapacaktım.

Kral babam ayağa kalktı.

Onun kalkışı ile ben de ayağa hızla kalktım.

"Daha fazla vakit kaybetmek istemiyorum. Yanına almak istediğin bir eşya varsa al. Yola çıkacağız."

"Emredersiniz kralım."

Çıkmam için işaret verdiğinde kapıya iki kere vurdum.

Askerler kapıyı benim için açtığında ilk olarak yerdeki kan göletine baktım.

Gözlerim dolmuştu.

Babamla seneler sonraki ilk görüşmemizde tek yakın olduğum, daha doğrusu tek tanıdığım insanı öldürtmüştü.

Derin bir nefes aldım.

Senin de intikamını alacağım.

Daha fazla bakmadan merdivenlere yöneldim.

Odama girdiğimde ne almam gerektiğini biliyordum.

Beni büyüten adamın kendi elleriyle yaptığı küçük peluş tavşanı aldım ve çantama koydum.

Çantamın geri kalanına ise bu ileri görüşlü adamın benim işime yarayacağını düşünerek hazırladığı, aramızda sır olan gizli silahları...

Gülümsedim.

Vakti gelmişti.

Annemin intikamını alacaktım.

Kralımız saray adabını ve hanımefendiliği öğrenmemi istemişti.

Öğrendim.

İstemediği, aklından dahi geçmeyen birçok şeyi daha öğrendim.

Parmağıma gizli bölmesi olan yüzüğümü de taktığımda hazırdım.

Çantamın ağzını kapatırken kapım tıktıklandı.

"Gel!"

İçeri giren asker bana selam verdikten sonra "Hazır mısınız Prenses?" diye sordu.

"Evet, hazırım."

"Eşyalarınızı ben alacağım."

"Sadece bu çantam var." diyerek çantamı işaret ettim.

Çantamın kaldırdıktan sonra kapıyı eliyle işaret etti.

"Buyurun Prenses."

Bölüm sonu

1 yorum