İçeriğe geç

Görünmeyen ve Bilinmeyen

Bölüm 1 · 19 dk okuma

Görünmeyen ve Bilinmeyen

Bölüm 1

1. Bölüm

2 yıl önce (2022 8 ocak )

Üstümde beyaz sade bir elbise vardı.Önümde de bir deniz.Yüzüme yüzüme vuran hafif rüzgar ve cennet kadar güzel görünen bu yer bir an öldüğümü düşündürdü.

Görünürde kimse yoktu.Denize doğru bir adım attım.Amacım denize girmekti çünkü denizin içinde bir kapı vardı.Etrafını sarmaşıklar sarmıştı.Sarmaşıklarda küçük mor çiçekler vardı.Adımımı suya attığım an rüzgar şiddetlendi.Sanki gitmemi istemiyor gibiydi.Ama ben hep hırslıydım bir adım daha attım bir adım daha derken rüzgar her adımımda arttı.

Su sığdı.Rüyada gibiydim ki bence öyleydim ama çök gerçekçiydi.Bir kaç adım kalmıştı ulaşmama fakat su da ilerledikçe derinleşiyor ve bu işimi daha da zorlaştırıyordu.

Bu rüyayı ikinci görüşümdü.İlkinde yarısında düşmüştüm,ulaşamamıştım ve uyanmıştım.Bunun hırsıyla her şeye rağmen daha da sert attım adımımı.Üç adım kalmıştı ama ben kapıya tutunursam daha hızlı ulaşırım diye kapıya doğru uzandım.Tuttumda.Sıkı sıkı kavradım kapıyı o sırada kapıda hafif aralandı.

Gördüğüm manzarayla dilim tutuldu.Bu mümkün değildi .Ya da mümkündü çünkü rüyaydı.O yüzden şaşkınlığım hemen dindi.Tutunurken zorlanıyordum ama kendimi biraz yukarı çektim.Sağolsun ki rüzgarda bana kolaylık sağlamak için hafif bir esintiye dönüşmüştü.Yüzüme büyük bir sıcaklık vuruyordu ama bunu umursayacak bir durumda değildim.Çünkü karşımda upuzun kocaman bir alan vardı ve bu alan yanıyordu.Her yeri ateşti.Sonu görünmüyordu.

Su gitgide yükselmişti.Çok berraktı ama ne kadar yükseldiyse aşağı görünmüyordu.Ayaklarım yere değmediği için sıkı sıkı kapıya tutunuyordum.

Derinlerden Nilda diyen bir ses geliyordu.Bir an gerçek olduğunu düşündüm ama ben Nilda ismini hiç sevmezdim ki.Kimse de bana Nilda demezdi.Hep Lera derlerdi.Bu sesinde rüyanın bir parçası olduğunu düşünürken bu düşüncemi doğrulayacak şekilde aynı ses bir daha konuştu.

"Nilda bir tarafta ölüm var bir tarafta kalmak.Seçmek tamamen sana kalmış.Ölüm seni yakar ama kalırsan da sen başkalarını yakarsın.Yani ya ölürsün ya da öldürürsün.Yaşamak için o içinde bulunduğun Su ya kan olur ya da sen yanar yanar ama ölmezsin.Sen kimsin Nilda Lera Seçkin hiç düşündün mü? İki taraftan birini seçmek için akşama kadar bir vaktin var çünkü her şeyi bu gece belirleyecek.Hayat hiç bir zaman berrak bir suyu vermez sana ya kanlı olur ya da o su buhar olur ateşler saçar.Seç Nilda hangisi?Ölüm mü, kalım mi..."

Ses seç demeye devam ediyordu fakat sesi seç dedikçe daha da derinden geliyor ve daha da duyulmaz hakem geliyordu.Ne dediğini anlayamıyordum.Ben normal bir insandım ölmemek için öldürmeye gerek mi vardı.Anlayamıyordum ama kalp atışlarım gittikçe daha da artıyordu.

Artık tutunmakta zorlanıyordum.Kendimi suya bıraksam boğulacağım,ateşe atsam yanacağım.Ölüm ve yaşam arasındaki bir çizgideydim.Ne kadar tutunabilirdim ki.

Su da hafif bir kan süzülmeye başladı.Giderek daha da artıyordu.Korkmaya başlamıştım ama belli etmemeye çalışıyordum.Çünkü günlerdir bu rüyanın devamını görmediğim için yatamıyordum.Rüya nın sonuna bu kadar yaklaşmışken pes etmek istemedim son gücümle daha sıkı tutunarak kendimi biraz daha yukarı çektim.

Kan artarken karşıdaki ateş daha da harlanıyordu, artıyordu.Korku vücudumu da ele geçirmişti dayanamıyordum.Ellerim titriyordu.Hem dayanamadığım için hem de korkudandı.Aniden şimşek çaktı irkildim az önce hava çok güzeldimAteş harcandıkça harlandı.Neredeyse ellerime kadar ulaşmıştı.İlerledikçe ilerliyor,yükseldikçe yükseliyordu.Beni de yakacağını düşünmeye başladım.Sıcak beni daha çok terletmeye başlamıştı.Ama şimşek çaktığı için hava soğuktu algılayamıyordum.Soğuktan mi sıcaktan mi bilmiyorum ama ellerim uyuşmuştu.

O sürede kana gittikçe yayılmıştı.Artık vücudum tam tamına bir su değilde kanın içindeydi.Kan kokusu vuruyordu burnuma ve midemi bulandırıyordu.

Ellerim dayanamıyordu.Ağlamak istemiyordum.Her zaman yaptığım gibi ağlamadım ama öfkemi sesime vurarak büyük bir çığlık attım.Canım yanıyordu.Ateş ellerime kadar gelmişti.Ellerimde hissettiğim büyük bir acıyla ellerini kapıdan çektim.Bu sondu.sGözlerimi kapattım.Ve kendimi bu suyun hatta kanın içinde buldim.Gıttikçe daha da derine iniyordum.Nefesim kesiliyordu.Çırpınmaya çalıştım yapamadım.O an biri görsün istedim elimi uzattım biri tutar umuduyla ama hayır yoktu kimse ölüyordum.Gözlerimi arayamadım denedim.

Gözlerimi açtığımda aynı denizde değildim.Camdan bir akvaryum gibi bir şeydeydim ama benim sığabileceğim kadar büyüktü sadece.Burada da suyla karışık kan vardı ve tamamı kan olmuştu.Ellerimi yandaki camlara dayadım.Vurmaya başladım.Neyseki nefesimi tutabiliyordum.

Kimseden bir ses yoktu.Görünürde kimse yoktu beyaz bir odaydı.Umudumu keserek tekrar gözlerimi kapattım.Ellerim camlardan kaydı.Tekardan gözlerimi araladım.yine o kanlı denizde batıyordum.

Göz ucuyla aşağıya baktım.Sonu görünüyordu.

Nefesim daha da kesilmeye başlamıştı.Yine gözlerimi kapattım.Tekarar aramadığım yine camlı akcaryumdaydım.Tekarar ellerimi cama vurdum ama basınçtan ses çıkmıyordu.Ağzımı açıp bağırmaya çalıştım.Ama sesim çıkmadı.Ağızıma kan doldu .Ağzımı geri kapattığımda ciğerim hava dolmuştu.Nefes alamadım.Ellerim ne kadar sıkı tutarsam tutayım camdan sıyrılarak aşağıya doğru usulca düştü.O düşüşü görmüştüm.Gözümden akan bir damla yaş kana karışti.

Gözlerimi tekrar kapattım.Denizdeydim yeniden.Her gözümü kapatıp açtığımda konumuz değişiyordu.Ama bir dahaki gözümü kapattığımda geri açamayacağımı fark ediyordum.Ölüm böyle bir şey miydi? İradem tamamen elimden kaymıştı.Hala bakıyordum.Ama nefes de almıyordum.Bir yaş da denizdeyjen süzüldü gözümden bu sefer diğer gözümdendi.O bir damla yaş da kana karıştı.

Ellerim bir yere temas etti galiba en dibe batmıştım. Aslında ellerimi de hissetmiyorum ama bir yete temas ettiğini yine de fark etmiştim.Ellerimin yere temas etmesinden saniyeler sonra ağır ağır düşen bedenimde yerle temas etti.

Gözlerim kapanıyordu.Direnemiyordum.Çok derinden bir ses Nilda,Nilda diye bağırıyordu.Az çok seviyordum ama galiba bana seç Nilda diyen, benimle konuşan o sesti.Bur ihtimal beni kurtaracağını düşündüm ama şuandan sonra ne yaparsa yapsın kurtaramaz gibiydi.

Aynı anda derinlerden bir ses daha yükseldi.Bu seste çok derindi ama Nilda diyen sesten daha yakın geliyordu.Lera uyan diyordu.O an rüya ve gerçeği ayırdım.Bana Lera dediğine göre gerçekti.Ama emin değildim.

Benimle konuşan o rüya sen "Sen Nildasın.Sen Lera değilsin.Lera kaçan,sakınan.Sen kaçmazsın.Sen Zırhlı,savaşçı bir kadınsın.Sen Nildasın"diyordu.Derinden derinden ama duyuluyordu.Doğru diyordu.Lera kaçınan,sakınan anlamına gelirken Nilda zırhlı,savaşçı kadın anlamına geliyordu.Kişilik olarak Nilda olabilirdim ama ben Leraydım.Ben kendimi bildim bileli Leraydım ve kimse de bana Nilda dememişti taki şuana kadar.

Nilda demeye devam etti ses ama Nilda dedikçe daha da silikleşti aynı seç Nilda dedikçe silikleşip kaybolması gibi ama bir farklılık vardı.Lera diyen seste bir yandan daha da yakından geliyordu.

Nilda diyen ses kayboldu ve Lera sesi kulağımın dibinden geliyormuş kadar yakın gelmeye başladı ama ben bu süre içinde daha da ölmüştüm.Bir göz yaşı daha benden habersiz akarak kana karıştı ve açık tutmaya çalıştığım gözlerim ellerimin iradesi gibi beni terk edip gitti.Göz kapaklarından ağırlık daha baskın gelmişti.Gözüm ağır ağır kapandı.

Ama Lera diyen sesi daha da yakından hissedince irkilerek uyandım çünkü ses Almira' dan geliyordu.Ev arkadaşımdan.Şimdi herşeyi idrak etmiştim.Rüya bitmişti ama ben yine de terlemiştim.Ve sanki bu terler üzerime yapışan kanlar gibi hissediyordum.Hemen gözlerimi araladım.Ama saatlerdir karanlığa gömülü Gözlerim ışığa alışmaktan zorlanmışdı.Gözlerimi bir kaç kere üst üste kırparak kafamı masadan kaldırdım.

Yanıma baktığımda evet Almiraydı bu.Adı gibi kızıl olsaydı çok güzel olurdu ama dış görünüş olarak anlam zıtlığı yaşıyorduk.Onun adının anlamı kızıl olmasına rağmen kızıl olan bendim.Kendisinin ise ismine zıt şekilde simsiyah saçları ve koyu kahve gözleri vardı.Kesinlikle kızıl değildi.Ama utanınca kızaran yanakları bir şekilde ismine uyum sağlıyordu.Alımlı,uzun tatlı bir kızdı.Lisenin ilk gününden beri arkadaşımdı şimdiyse onunla yılları devirmiştik.9 yıldır arkadaştık.

"İyi misin? Terlemişsin.Kabus falan mı gördün? Yine masanda uyuyakalmışsın. Keşke görseydim önceden yerine yat diye uyarırdım. Her yerin ağlıyordur şimdi ya.Bu kadar çok çalışma diyorum sana.Çok kafa yoruyorsun bu mafyalara.Tehlikeli işlere kalkışıyorsun.Hem bu bahsettiğin adamlar saygın iş adamları nasıl mafya olsun.Adamlar Türkiye'nin en zenginlerinden."

"Emin misin?Unseen and recondite diye bilinen biri var.Yani Türkçede görünmeyen ve bilinmeyen.Kim olduğu bilinmiyor ve bu kadar yasa dışı işleri ortaya çıkarmasına rağmen koskoca Türkiye onun kim olduğunu göremiyor.Bu adam bu "SAYGIN İŞADAMLARİ" dediğin kişilerin ifşalarını ve mafya olduklarını ortaya çıkaran kanıtları ortaya koyuyor."

"Nasıl kanıtlar?"

" kara para aklama ,uyu#turucu ticareti,kumar gibi her türlü yaşa dışı işleri yaptıklarını ayrıntılı veren kanıtlar.Yani o adamların hiçbiri normal bur iş adamı değil.Sadece iş adamı olarak bu kadar zengin olmaları zaten mantıklı değil.Adamlar milyonlarla,milyarlarla oyuncak gibi oynuyorlar.Gelelim bunları ifşa eden adama bunu her ayın 8'inde yapıyor.İlk olarak 8 ağustosta başladı.Aynü gün iki kişinin ifşasını yayıp polislerden önce onları bularak bir tanesini cani bir şekilde öldürdü.Sonraki ayın 8'inde bir kişiyi ifşaladı ama öldürmedi.Sonraki ay da bir kişiyi ifşaladı ama öldürmedi.Ama sonraki ay yine iki kişiyi ifşaladı ve onlardan birini öldürdü.Her üç ayda bir iki kişiyi ifşalıyor ve her iki ayda bir o iki kişiden birini canice öldürüyor.Şuan 6 ay oldu ve bugün atın 8'i bugün de iki kişiyi üç saat sonra ifşalayıp gece tam on ikide öldürecek.Ve ben buna karşı çıkmalıyım çünkü ne olacaksa bugün olacak."

"Oha Lera.Bu kadar detayı nasıl topladın.Gerç4kten inanamıyorum.Bende onların gerçekten düzgün bir iş adamı olduğunu düşünmüştüm.Yine şok ediyorsun."

"İşim bu bebeğim.Görünen şeylerin görünmeyen yerlerini bulmak ve detay.Gazeteci olmak bunu gerektirir."

"Bunu niye daha haber yapmadın?"

"6 aydır buna çalışıyorum.Daha fazla detay lazım.Onu bulmadan haber yapamam.Gerekiyorsa ölürüm,gerekiyorsa öldürürüm ama ben onu bulurum çünkü ben Nilda Lera Seçkin'im.O ünlü iş adamıyım diye insanları kandıran Ilgaz Seçkin ve İlyas Seçkin kardeşlerin herkesten sakladığı kardeşiyim.Bundan da iyi manşet olur."ŞOK ŞOK ŞOK.İLYAS VE ILGAZ SEÇKIN KARDEŞLERIN HERKESTEN SAKLADİĞİ HEPIMIZIN YAKİNDAN TANİDİĞİ GAZETECI KARDEŞI NİLDA LERA SEÇKIN"Bunu dedikten sonra büyük bir kahkaha attım.Bu sırrımı bilen tek kişi Almiraydı.En yakın dostun her şeyinle güvenebileceğim tek kişiydi.

Evet gerçekten de kendini iş adamı gibi gösteren çok zengin iki mafyanın kardeşiydim ama bana zarar gelmesin diye kimliğimi saklamak zorundaydım.Bir kaç kere beni abilerimin evine giderken çeken kameralar vardı fakat ünlü bir gazeteci olduğum için kimse de buna şaşırmamıştı daha doğrusu sorgulamamıştı.

Saat 12 ydi .Evet biraz geç kalktığım söylenebilir.Fakat ben Almira anlayacak şekilde halk dilinde Unseen and recondite in kim olduğunu anlattığım için saat buçuğu bulmuştu yine.

Sonra Almira yemek yapamaya gitti.Bende elimi yüzümü yıkayıp ona yardım etmeye gittim.

Lise de yatılı ve güzel bir liseyi tutturmuştum.Annem ve babam ben lise 3 deyken bir trafik kazasında öldükten sonra abimler de ayrı ayrı holdinglerin açmıştı.Ilgaz abim "Ilgaz Sezgin holding" i.İlyas abim de "Sezginler holding" i açmıştı.Abimle işi ortak yönetmek istiyordu.Iki kardeş ayrı ayrı işler yapmak istemiyordu.O yüzden adını Sezginler holding yapmıştı.Fakat Ilgaz abim çok hırslıydı.Her şeyi tek başına yapmak istiyordu.İlyas abim,İlyas abim ve benle ortak olmak istiyordu fakat Ilgaz abim mafyaya bulaştığı için hazır ortaya çıkmamışken benim kimliğimin açığa çıkmasına izin vermedi.

Annem ve babamın ölümü hem ülkede hem de mafyalar arasında ses getirmişti.İlyas abim mafya dan uzak olmasına rağmen annem ve babamın ölümünün Ilgaz abim yüzünden bir mafya tarafından olduğunu öğrenmesi üzerine o da mafya işine girdi.Tek amacı intikam almaktı ama mafya ya bulaşan kanlanmadan çıkarıyordu hatta hiç çıkamıyordu. Onlar da bu bataklığa kapılmıştı. İş adamı rahatlığıyla ve mafya olmasının elini kolunu uzatmasıyla kara para aklama işini rahat rahat yapmaya başladılar.

Ben bunları bir tek Almiraya anlatabildim.Başta inanmadı ama beni her daim desteklediği için de sorgulamadı.İlyas abim şuan 28 yaşında, Ilgaz abimse en büyüğümüz 34 yaşında.Bense 25.

Lise bitince aynı üniversiteye gittik.Ikimizde çok zekiydik.Ben İstanbul Teknik Üniversitesi gazetecilik bölümündeyken o da aynı üniversitenin coğrafya öğretmenliği bölümündeydi.Yine okulun yurdunda kaldık ve zar zor izini kapacak aynı odada kalmaya başladık.

Üniversite bitince de eve çıktık ve o zamandan beri beraberiz.

Beni gözümden tanıyan bu şahıs hemen bende bir şeyler olduğunu anladı.Belliydi de zaten.Bu rüya yüzünden hem rüyanın devamını gördüğüm için rahatlamış ama rüya da gördüklerim yüzünden bocalamıştım.

"Sende bir şeyler var ben gözünden anlarım dalgınlık biraz."dedi Almira.

Rüyadan bahsedip tadını kaçırmak istemedim."6 aylık çabalarım bugün son bulacak ölmek pahasına o kimse öğreneceğim.Onun öldüreceği saati biliyorum o saatte öldüreceği kişinin evine gizlice girmiş ve nasıl öldürdüğünü videoya çekecek olacağım.Herlesin ifşasını o yayıyor bugün de sıra bende."

"Ama bahsettiğin göre bugün iki kişiyi ifşalayacak ama birini öldürecek sen öldüreceği kişinin hangisini öldüreceğini nasıl anlayacaksın?Bu arada bu sefer durdurmayacağım çünkü istesem de duramazsın.6 ayını vermişsin ve ben senin gibi hırslı bir gazeteciyi durduracağımı hiç sanmıyorum.Ama senden tek bir isteğim var ölme.Çünkü bir gün bu iş yüzünden harbi gebertecekler seni kızım.Yerinde durmuyorsun ki."

"Bak güzel soru.Hangisini öldüreceğini nerden bileceğim."Düşünüyormuş gibi yaptım."Basit.Tıpkı bir katil gibi düşünerek.Katil hangisini hırs büyüduyse hangisini öldürmek daha zahmetliyse onu öldürür. Nerden biliyorsun dersen iki katil abim var bunu bilmem bence normal."Gülümsedim ve "Gerçekten beni durduramayacaksınız bilmen ne güzel Almiram.Mükkemmel.Gerçekten tanıyorsun beni."dedim.

"Tabi canım ne sandın boşuna mı yıllarımızı verdik biz sana."

"Saat kaç Almira?"Aniden bu soruyu duyunca aflladı ama bu önemli bir soruydu çünkü tam olarak üçten

On bire kadar ifşa yayınlamaya başlayacaktı.Tam olarak 8 saat yani.Önce hafiften sonra ağırdan ifşalar.Bir saatte bir yeni ifşa atacaktı.İfşalar bittikten 2 saat sonra da onlardan birini öldürecekti.

Almira biraz afalladı ama cevap verdi.Yemek yiyiyorduk ve bitmek üzereydi."üç e beş dakika var"cevabını duyunca paniğim ve heyecanım büyüdü.Son lokmayı ağzıma tıkıp hemen odama koştum.Telefonu elime alıp nöbet tutmaya başladım.Son 3 dk.Son 2 dk.Daha da streslendim.Hangisini öldüreceğini bilmeye basit demiştim ama değildi iyi analiz etmeliydim.Son 1 dk ve aniden bir bildirim düştü.Allah'ım bismillah.Telefonu göğsüme bastırıp gözümü kapattım.Telefonu geri çekip şöyle bir baktım ve bir elimle gözlerimi kapatarak bildirimi açtım.Artık derin bir mesai başlıyordu.Ellerimi yavaşça gözümden çektim.Gözlerimi araladım.Ama gördüğüm manzara karşısında ensemden soğuk bir ürperti geçti.Kanım o an hareket etmeyi bıraktı ve tek bir video ve cümleye odaklandı.

"ILGAZ SEÇKIN HOLDINGI SAHIBI ILGAZ SEÇKIN'İN HOLDINGİNDEKİ KARA PARA AKLAMA İDEASININ DOĞRULUĞU ORTAYA ÇIKTI.İŞTE O GÖRÜNTÜLERİN BAZILARI."

Ensemden bir ürperti geçti,kanın dondu,nefes alamz oldum,tüylerim diken diken oldu.Abim...

Ya onu öldürürse.Ya onu öldürmeye çalışırsa.İçimden büyük bir parça koptu o an aldı kendini gitti uzaklara.Kalbim dayanamıyornuş gibiydi.O ve İlyas abim benim her şeyimdi.HERŞEYİM.Benim onlardan başka kimim var ki kimim?

Kalbimin iki yarısıydı onlar kalbim yarısı bile olmadan yaşar miydi,sanmıyorum yapamazdı.Kenfime gelmem lazımdı güçlü durmam ama ölümle burun buruna gelen kim güçlü dururdu ki.O ölürse ölürdüm yani ben de ölümle burun burunaydım.

Dudaklarımdan büyük bir çığlık döküldü her ağlamak işteyim anlamadığım zamanlardaki gibi.O rüyamdaki kapıdan zorla tutunmaya mi çalışıyordum yoksa çoktan bırakmış kan gölünde batıyor muydum bilmiyorum ama birincisi olmasını tercih ederdim.Belki yaşardım.Belki de abimin yaşaması demekti bu.Ölümün ya son anlarında ya da ölümle yaşam arasında bir çizgideydim.

Çığlığım karşısında Almira koşarak yanım gelmişti.Daha fazla bakmak istemiyordum bu habere ama gözlerimi çekemiyordum da.Almira yetişti imdadıma elimden çektiği gibi fırlattı telefonu yere.O da görmüştü o yüzden bakmaya gerek bile duymadan çekmişti elimden fark etmiştim.Her ne durumda olursam olayım gazetecilik ruhum ortadaydı.

Yatağımda oturur bir vaziyetteydim.Dirseklerimi dizlerime taşlayarak saçlarımı önüme döktüm.Ağlamak istiyordum ama ağlamak ta gelmiyor du içimden.Ama iliklerime kadar hissettiğim öfke,sinir ve korku her yerimi kalıyordu.ellerimi başıma geçirerek saçlarımı geriye attım ağır ağır.Bu sinir,öfke ve korku benim psikolojimi o kadar bozmuştu ki güldüm.

Ama bu acı çektiğim gerçeğini değiştirmezdi.Ne demişti Victor Hugo "Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?Dudaklar gülerken insan ağlayamaz mı?"

Almira kesin delirdiğim düşünüyordu.Çoktan yanıma oturmuştu.Bir şeyler diyordu ama içimdeki öfke onun sesini bile bastırıyordu.Ne diyordu?İyi kelimesini aradan seçmiştim.İyi misin mi diyordu acaba?Bence gayet belli oluyordu.

Ayağa kalktım gidecek bir yetim vardı o da abimin kapısıydı.Onu bulamazsam abimin kara para akladığını bilen mafyaları öğrenir ve seçeneklerini daha aza indirebilirim.Bu gece öğrenecektim ama ben işimi sağlama alacaktım.

Alimra'nın peşimden gelmesini umursamadım ve "Gelme peşimden." Diyerek siyah montumu giyip botumu ayağıma geçirip hemen çıktım.İstanbulun elit mahallelerinden birinde yaşıyorduk.Bu da abilerin evine yakın olduğunu gösteriyordu zaten.Koşarak 10 dakika da gidilirdi.Çıktığda saate bakıp koşmaya başladım.Almira hala bana bağırıyordu ama bunu düşünecek durumda değildim.

Koşmaya devam ettim.Tam yolu yarılamıştım ki telefona bir mesaj düştü.Demekki bir saat geçmişti çünkü bu başka bir ifşaydı.Ama bu sefer ki başka birinin di.Kim olduğu umurumda değildi önemli olan abimin ölmemesiydi.

Koşmayı bırakıp gelen mesajı açtım. "SEÇKİNLER HOLDINGI SAHIBI ILGAZ SEÇKİNİN KARDEŞI İLYAS SEÇKİN'İN BULGARİSTAN MAFYALARİYLA OLAN SİLAH TİCARETİNDEN GÖRÜNTÜLER."

Artık daha bir şoktaydım.Karşımda iki abim vardı ve biri bu gece öleceti.Tek umudum bunu Unseen and Recondite'ın yapmamış olması ve 6 aylık çalışmalarımı çöp edecek şekilde onun bugün kimseyi öldürmeyecek olmasıydı.Ya ben öldüreceği kişiyi bulurken yanlış kişiyi seversem ya birini kurtarmaya gittiğimde diğerini öldürürse.İhtimaller,olasılıklar gerçekten zihnimi kemiriyordu.

Daha hızlı koşmaya başladım.Abimin kapısının önünde beni gören korumaları beni tanımış ve kapıyı hemen açmıştı.İçeri girdim.Üst kattan sesler geliyordu.Ağır ağır çıkmaya başladım.

Üst katın salonuna girince salonun uzun cam balkonunda abimleri gördüm.İkisi de buradaydı.Büyük ihtimalle bu olayları konuşuyor olabilirlerdi çünkü onun dışında pek bir araya gelmezlerdi.Yanlarında Arın Eğilmez ve Cahit Songül isimli mafyalar vardı.Onlar benim Kim olduğumu bilen kişilerden biriydi.İlyas abimin yakın arkadaşlarıydı.Her türlü kumar,para aklama,uyuşturucu ticareti,başka ülkelerden silah pazarlama gibi akla gelebilecek ne kadar kötü iş varsa onları yaptığı can dostlarıydı.

Bu diyarda tüm mafyalar birbirleriyle bir temas içinden bir ortaklık içinde olduğu için onlar Ilgaz abimle de tanışıyorlardı tabiki.

Arın Eğilmez 27,Cengiz Songüler ise 34 yaşındaydı.Yani Arın Eğilmez küçük abimden bir yaş küçük ,Cengiz Songüler ise büyük abimden bir yaş büyük diyebilirdim.

Konuşup kahkaha atarlarken İlyas abim beni farketti.

"Aaa Leram hoş geldin."Benim nefes nefese olduğumu fark edince başını sağa eğdi."İyi misin abim?Nefes nefesesin bir sorun mu var?"

"Sence yok mu abi?Unseen and Recondite'ın yeni hedefleri sizsiniz.İlgaz abim ve sen bugün bu illeri yapısının 6. Ayı her 3 ayda bir iki kişiyi ifşalayıp birini gece on iki de öldürüyor.Her saat başı ifşa atıyor.Öğlen 3 ten akşam 8 e kadar. İkinizden biri ölecek nasıl bu kadar rahat olabilirsiniz?"

"Vay prenses sanıyordum bende bu kızı.Meğerse içinde bir canavar yapıyormuş.Nerden biliyorsun bu kadar detaylı.Etkiledin beni güzel kız."dedi Arın.

"Zaten bende siz bende etkilenin diye yapmıştım ne tesadüf.Bir de benim adım var yanlız bu kız falan ayıp oluyor Arın bey."diye alaylı bir cevap verdim.

Onun yüzünü biliyordum ama yüz yüze görmemiştim.Kızlar bu adam için deliriyordu.Denildiği kadar yakışıklı değildir diye düşünüyordum ama açık konuşacaksak fotoğraflardaki halinden daha da yakışıklıydı.

"Zaten kızlar beni etkilemek için çok uğraşır ama şanslısın bak etkiledin beni.Sorumu yenilemiş olayım sen bu kadar bilgiyi nereden biliyorsun acaba Lera."

Bilerek adımın üstüne bastǰrarak söylemişti. söyledikleri karşısında göz devirdim ve cevap yapıştırdım.

"Arın bey tabiki sizin gibi mafyalığı kullanıp öğrenmiyorum bilgileri .Benim işim bilinmeyeni ortaya çıkarıp görünmeyeni görmek. Gazeteciyim ben detayın alasını bilirim.Haberiniz olsun."

Bilinmeyeni ortaya çıkarıp görünmeyen görmek derken bilinmeyen ve görünmeyen anlamındaki Unseen and Recondite a gönderme yapmıştım.İnce bir ayrıntıydı ama fark etmişti demekki çünkü bir kaşı dikkatle havaya kalkmıştı.

"O bilinmeyeni ortaya çıkarıp görünmeyen görmen kolay değil.Göremezsin belki de karşında ama sen bunu kanıtlamadığın sürece onu ne gördün ne bildin.Belki detay kurtarır bu bilinmezden ama onlar kurtarmaz.Haberin olsun Nilda Lera Seçkin."

Bu sözleriyle ürpermiştim.Ya oyudu ya da o gibi konuşuyordu bu daha da ürepermeme sebep oldu.Herkese şüpheyle bakıyordum ama o aklımın ucundan bile geçmemişti."Belki de karşında ama sen bunu kanıtlamadığın sürece onu ne gördün ne bildin" demesi işkillendirmişti beni.Kocaman olmuş gözlerle bakıyordum.Ama o ben oyum dememişti örnek vermişti hemen bu ifademi topladım.

"Bende kanıtlarım o zaman.Kanıtlanamayan cümlelerle haber yapılmaz anca magazin olarak kalır değil mi Arın bey."

Onaylayan bir ses çıkarıp.Bir şeyler mırıldandı.Tam olarak duymadım ama bey demesen iyi olurdu gibi bir şey demişti sanırım.Anlamadığımı belirtmek amaçlı bir soru yönelttim.

"Efendim?"cevap vermemesine beklemiştim ama verdi.

"Bey demesen mi acaba Nilda."Nilda dediğinde bir anlık başım döndü.Kulağımda "Seç Nilda" ,"Sen Lera değilsin,Sen Nildasın?"Sesleri yankılanmaya başladı.İçimden bir ses bu rüya bir şeylere bağlı diyordu ama ipin ucunu tutamadığım için bir şeyler eksikti bulamıyordum.Onun Unseen and Recondite olduğunu düşünen bir tarafım kendini susturamıyordu. Tekrardan kendimi toparlayıp alaycı halimi kuşandım.

"Artık daha fazla ilgi isteğim bittiyse abilerime dönebilir miyim?"

Arın bey denemem hoşuna gitmiş gibi sırıtarak elini önden buyurun der gibi abilerime doğru çevirerek

"Hay hay.Yol sizin."dedi.

Sahte bir gülümseme gönderip abimlere döndüm. "Evet öldürecekler sizi ne düşünüyorsunuz?Mutlu musunuz?Hala gülüyorsunuz.Ölmekten korkumuyorsanız haberiniz olsun.Eğer sizi öldürmeye çalışırsa ve ölmezsiniz sizi ben öyle bir öldürürüm ki ölümden korkasınız gelir."dedim.Bağırıyordum artık ve tehdit ediyordum gerçrktende. Ve bu tehditsel konuşmamı ses tonuma da yansıtmıştım.

Arın tekrar konuşmaya girdi."Ben korktum valla." Dedi.Gayette gülüyordu ama.Sinirim zaten tavanda bir de bununla uğraşamazdım.

"Sus artık." Dememe

"Tamam sustum artık." Diye bir cevap verdi.

Abimler bön bön suratıma bakıyordu.Biliyorlardı ama bu adama gerçekten inamayarak büyük hata ediyorlardı.Onlara gerçeği anlatmakla uğraşacağım ve uzun süre burda kalırsam haber niteliği olarak ortaya çıkabilirim.Daha fazla duramazdım.Hemen çıktım.Ben onlardan çıktığımda saat 5'di. Yeni bir ifşa daha atılmıştı.Haberler haberleri götürüyor ve sosyal medya tam anlamıyla çalkalanıyordu.

Gazetecilere de iş düşmüştü tabi kaçırmıyorlardı. Ama benim pek de umurumda değildi. Yakınlarda bir çay bahçesi vardı.Denizin karşısındaydı.Yönümü eve değilde o tarafa çevirdim.Bir çay içip denizi izleyerek simit yedim.Kafam allak bullak dı. Açık hava iyi gelirdi ama kuş sesleri bile başımı ağrıtıyordu.

Biraz daha deniz boyunca yürüyüp evin yolunu tuttum baya bir yürütmüştür.Eve gitmen yarım saat kırk dakikamı almıştı.O zamana kadar iki saat geçmişti iki yeni haber daha.Saat 7'di.Eve gidince yemek yiyip bir duş aldığımda saat sekizi bulmuştu.Son haber de yayılmıştı.Artık tek yapmam gereken bir kaç saat sonra seçimimi yapıp abimlerden birinin evine giderek olan bitenin videosunu yapmaktı.Onu bulmaktı.

Saat nihayet on bir di.1 saat kalmıştı.Seçimimi yapmıştım ve Ilgaz Abime gitmiştim.Bu adam pat diye zordan başlamamış kolayları bitirmişti.Ilgaz abim en iyisi olmak için hırstan çıldırıyorum ama İlyas abim zekiydi.Ve bu belirgin özelliği onu daha üst düzeyde yapıyordu.Ilgaz abim ondan küçük birinin bu kadar üst düzey mafya olmasını kaldıramıyorum ve en üstte hep gözü vardı.Onu öldüreceğine adım kadar emindim.

Sadece ön girişte iki koruma Arkada iki koruma ve evin içinde biri üst katta biri alt katta toplamda 6 koruması vardı.

Yan evleri bu kadar ünlü değildi ve koruma yoktu.Yan evdeki çiftlerden atlayıp korumaların olmadığı yerden oradaki çiftlerden atlayıp cama tırmanarak bir odaya çıkıp oradan da abimin odasına gidecektim.

Yan eve girdim.Ses çıkaramayan çıkararak çitlere ilerledim fazla yüksek değildi.Benim göğsüme kadar geliyordu.İki elimi duvara attım.Sıkıca tutup kendimi yukarı çektim ve yan dönüp duvara oturdum.Zorlanmıştım ama değerdi.abimlerin evine doğru döndüm.Aşağıyı kontrol ettim.Ağaç falan çatırdamamalıydı.Ses olmamalıydı.

Yavaş yavaş kendimi orada aşağı indirdim ve atladım.Galiba bir ağaç dalına basmıştım.Herşey o an oldu arka bahçeden bu taraflara doğru bir fener tutuldu.Nefesimi tuttum.Bu kadar gelmişken geri dönemezdim.Çok da ilerlememiştim ama olsun başlamak yolun yarısıydı sonuçta.Hemen eğilerek karşıya doğru koştum .Neysek en öndeki cam açıktı.Hemen camın demirlerinde tutunup kendimi yukarı çektim ve açık camdan içeri usulca süzüldüm. İlk aşama tamamdım Şimdi korumaları atlatarak abimi bulmalıydım.

Alt katsaydım üste çıkmam lazımdı.Ben mutafaktaydım.Mutfakta yavaşça ilerleyerek kapıya geldim.Büyük araya baktım korumalar orada olurdu ama gördüklerim şok etsede bu durmama engel değildi çünkü buraya o adamın canavar olduğunu bilerek gelmiştim.

Kurumlardan biri yerde yatıyordu.Küfüre eden biri değildim ama ağzımın içinde bir küfür mırıldanarak hemen telefonumun kamerasını açmaya çalıştım.Elim ayağım birbirine dolaşmıştı.Ne olur ne olmaz yanıma silah almıştım.Onu da hemen çıkardım.Çaktırmadan bir fotoğraf çektim ve bir kaç adım yaklaşarak korumanın ölüsüne yaklaştım.Nabız yoktu.Elimi hemen geri çekip bir de yakından fotoğraf çekerek bir video başlattım.

Silahı ileri tutarak videoyla beraber merdivene yöneldim.Merdivenden çıkınca hemen ayağımın ucunda bir kiruma cesedi daha vardı.Onda nabız vardı ama çok hafifti.

Abimin odasına doğru ilerledim.Hafif aralıkta ve kimse yoktu.Bir katil gibi düşünmeliydim.Ben katil olsam nerede öldürürdüm.Rahat ve geniş bir yerde.Ve orası da abimin büyük kütüphanesinde.Sılahı daha korkusuz tutup ileri uzattım.Bugün Nildaydım.Yarın Lera olurdum yine.

Onun da kapısı aralıktı.Büyük bir cam akvaryum gibi bir şey vardı ama içi kan doluydu.Kimse yoktu.Aynı rüyamdaki gibiydi.Su doluydu ama kanla karışmıştı.

Tuvalet tarafından bkr ses geldi " Bir kaç dakikaya oradayım Ilgaz.Geliyorum."Bu ses,bu ses bana tanıdıktı ve evet bu Oydu.Arın Eğilmez.

Artık şaşıramazdım.Nefesimi tuttum.Hemen içeri girip şu ya daha doğrusu kana doğru yaklaştım.Bir şey görünmüyordu.Ama önümden bir yüzük geçti.Bu abimin yüzüğünü. Sonra bir el belirdi onundu.Abim içerde ölüydü.

Aniden duyduğum sesle zorlama olsa kendimi raflardan birinin arakasına attım.Videoyu kapattım.Aniden bir el arkadan bileğimi kavradı elimdeki silahı aldı.Gözlerim kocaman açık bir şekilde hemen arkama döndüm.Arın karşımda benim silahımı da almış duruyordu.ikisini de bana tutuyordu.

"Sana bu sabah ne demiştim hatırlıyor musun cesur gazeteci.Belkide karşında ama sen bunu kanıtlamadıkça ne bilinmeyeni ortaya çıkarırsın ne de görünmeyeni görürsün."Sözlerinden sonra bir silah patladı ve her şey karanlığa gömüldü.

Arkadaşlar ben Ekin.Eskiden Wattped 'de kitap yazardım artık buradayım yeni birckurguyla karşınızdayım inşallah hoşunuza gider. Gelecek bölüm hakkında ki düşüncelerinizi yorumlarda belirtmeyi unutmayınızzz.Sizi seviyorum...💖💖💝

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.