Gözlerim kapalı bir şekilde yöneticinin verdiği görevi öğreniyordum.
Kaya Karadağın içine gireceksin bunun için 5 yılın var ne yap ne et bize bilgileri öğren. Eğer başarılı olamazsan ben elimi kirletmeden çek tetiği Alçin.
Karadağ Holding önündeydim. "34 katlı bina 34. katta sağda doğu ve güney cephesine kadar görüş açısı olan camdan teraslı oda Kaya Karadağın odası. Çıkış için özel asansör kullanılıyor. 33. katta sadece kırmızı kartlı personelin açıldığı acil çıkış kapısı var. Direkt girişi olmayan o odaya ya katliam yaratıp girebilirsin ya da Kaya Karadağın en güvendiği kişi sıfatıyla. Senin için en büyük şans ise 27 yaşında ve evli olmaması ailesi hakkındaki bilgilere ulaşılamıyor. Gerçek kimliğin ile bu görevi yapacaksın Alçin karşımızdaki adam eğer sahte olduğunu öğrenirsen hiç istemeyeceğin şekilde acı çekerek ölürsün. Holding'e Boğaziçi Üniversitesi Yazılım Mühendisi mezunu olarak tanıtacaksın. Üniversite halledildi kampta öğrendiğin yazılım bilgileri üniversitenin öğrettiğini çeyreği bile olamayacak şekilde eğitim aldın o yüzden senin için basit görünen yazılımlar için iki üç gün uğraşacaksın. Gözündeki lensi eve gittiğin zaman çıkartacaksın toplum içinde açık olacak. Şirket yazılımcıları saniyede 4,500 gb dosyayı virüsleyen bir yazılımı imha etmenizi isteyecek ki sana kampta verilen eğitimde 25. gb tı. Sakin ve temkinli davran içeriden arkadaşlar edin, normal biri gibi davran. Yardıma ihtiyacın olduğunda kulaklık kısmında bulunan sensöre seslenmen ile açık konumun paylaşılacak bu yüzden ölüm anında bile iki kere düşün sensörü kullanmayı. Şimdilik bu kadar. Kolaylıklar dileriz Alçin Yıldırım göreve başlayınız." ses kesildi.
Hayat bana seçim şansı sunmamıştı 11 yaşında kampa alınmam gibi. Sayısız görev yaptım bilgiler sızdırdım fakat yönetim için sadece rütbe değerim önemliydi, yeraltı yönetimi tanıyordu fakat bir kez olsun ajanları yakalayamamış yakalasa bile anında ölmüşlerdi bunların hepsi katı kurallardı yakalanırsan ölüsün demekti.
Şimdi önümde kaçıncı olduğunu bilmediğim yeni sayfa açıktı her görevde hayata tekrar bir sayfa açıyordum adam öldürüyor etrafı kana buluyor geri kapatıyordum. Yönetim devletin alt kademesiydi FBI denemeyecek kadar güçlüydü devletin pis işlerini yaptırdığı sol koluydu. Bende bir esirdim. Gözlerim önümde bulunan rezidansa kaydı yüksek katlı büyük ve masum duran bu binanın içinde dönenlerin pek masum olacağını sanmıyordum.
İçeri geçip güvenliğe doğru yöneldim. Ondan kaçmıştım ama zaten beni izleyen bir adamı vardı her daim diken üstündeydim. Aslında O'ndan kaçmamıştım sadece gitmeme izin vermişti son olan olaylardan sonra... Aklımın karışmasına izin veremezdim bu görev yaptığım 2 en zor görevdi Bu görev sonunda gidecektim ama başaramazsam kendimi öldürmeme izin vermezdi. İçeriye girdim etrafa biraz bakındıktan sonra güvenliğe yöneldim. "Merhaba stajyer alımı için gelmiştim." kulağındaki kulaklıktan emir bekliyordu, Ahmet Dinç; tahminen 34 yaşlarındaydı, boyu yaklaşık 1 78 di. Hepsi aptal piyonlardı.
"Buyurun hanımefendi arkadaş size eşlik edecek." yanıma gelen kişiyi dikkat çekmeden süzdüm. Çok az bir mesafe ile önümden ilerliyordu. Adamı arkadan takip etmek biraz sinirimi bozsada ben masum 24 yaşında yeni mezun iş arayan masum bir kız rolüne kendimi kaptırıp kimse farketmeden herkesi ayakta uyutup o bilgileri almam lazımdı.
Büyük bir alana geldik, odada 45 kişi bulunuyordu, adam içeri tarafa doğru ilerleyip danışman gibi bir yere geçti. Bende peşinden ilerlemek mecburiyetinde kaldım. Masanın önünde durduğumda kadın bana baktı ve gülümseyerek "Kimliğinizi alabilir miyim?" Arka cebimdeki kartlıktan kimliğimi çıkartıp verdim. Epey büyük bir binaydı sanırım stajyerler için bulunan yer bu kadar büyükse... Bilgisayarda biraz uğraştıktan sonra elime bir kağıt ile kimliğimi geri verdi. "İlerideki ekrandan sıra numaranıza bakabilirsiniz. Sıranız 1098. Diğer kağıtları içerideki personele vereceksini-" arkadaki personel kadına "Aslı Kaya Bey stajyerlere bakmaya geliyormuş. İnanabiliyor musun! Ah çok yakışık-" sonrasını dinlemedim normal kadın konuşmasıydı. Köşede bir yere her tarafı görebileceğim bir alana oturdum. İçerideki güvenlik sayısı artarken sesler çoğalmıştı. Benim sırama 12 kişi vardı. Tek tek insanları inceliyordum, kapıdan yeni stajerler giriş yapıyordu kişi sayısı yükselmişti. Şüpheli davranan kimse yoktu sanırım bir tek ben vardım. Yanıma gelen kişilere baktım.
"Merhaba ben Semra yanımdaki arkadaşım Ozan onun yanındaki de Samet. Sana bir şey sormak istiyoruz da." bu veletler nereden çıkmıştı. Onlara sorun dercesine bakınca Ozan denen çocuk başladı. "Sende Boğaziçindeymişsin fakat biz seni hiç kampüste görmedik." normal davranıp arkadaş edinmem lazımdı. 2 aydır türkçe konuşmuyordum hatta dışarıdan biriyle konuşmuyordum. Zorda olsa bakışlarımı yumuşatıp "Çok sosyal biri değilimdir. Genellikle herkesten önce kampüste en son sıralara geçerdim o yüzden." büyük bir oh sesi verdi ozan. Samet konuştu
"Çok ayaküstü tanıştık ama sende istersen arkadaş olmak istiyoruz." zorla gülümsedim. En son ne zaman gülümsemiştim, onu unutmalıydım dikkatimi dağıtıyordu. Arkadaşlar edin normal davran. "Bende Alçin tanıştığıma memnun oldum." Semra gelip yanımdaki boş koltuğa oturdu. "Numaranı söyle çabuk!" dedi. Ani bir refleksle "4327" dedim. Kahretsin ne kadar aptal zayıf acınası ve deneyimsiz bir boşluktu şu an bunlar anlamasa bile kendimi öldürmek istiyordum. Bir süre bakıştıktan sonra 3 de gülmeye başladılar. Semra konuştu "Sana telefon numaranı sordum kart numaranı değil!" durumu kurtarmaya çalışarak güldüm. "Bir an kafam karıştı. 0562******* numaram" bu veletler numaramla ancak gruba eklerlerdi.
O sırada çığlıkların yükselmesiyle elim belime gitti fakat tabancam yoktu ne yapabilirdim ki! Ani hareketlerimle karnım ağrımıştı izleniyordum biliyorum beni izletiyordu ve yönetim bilse bile bir şey yapamazdı. Etrafa göz atmaya devam ettim. Güvenliklerin hepsinde sadece şok cihazı vardı Kaya Karadağ zeki adamdı polis baskını olsa ruhsatsız silahlı güvenlikler başını ağrıtırdı fakat yanındaki kendi korumalarında sadece şok cihazı olduğunu düşünmek biraz aptallık olurdu gerçi herkes aptaldı.
Kaya Karadağ buradaydı Yeraltındaki Türkiye bölge temsilcisi silah ve maddeleri normal ihracat firması adı altında götüren kansız piç. İçeri girmesiyle kızlar aralarında konuşmaya başladılar. Ozan "Adam harbi yakışıklı." Semra kafasını salladı. Kaya mı adam sadece yüzüne bakmıştı, O daha da yakışıklıydı hayır görevdeyim kişisel konularım araya girmemeliydi. "Düşmemek elde değil. Değil mi Alçin?" midemin bulandığını hissettim. Hala daha iyileşememiştim, en ufak bir kötü durumda beni alırdı o yüzden hiçbir şey belli etmemeliydim. "Ben erkeklerden hoşlanmıyorum." Samet ve Semra Ne diye bağırmalarıyla kaşlarımı çattım. "Tamam bu normal bir şey ama benden hoşlanmıyorsun değil mi Alçin?" bu salak neyden bahsediyordu. Kaşlarımı çattım dur bir dakika "Lezbiyen olmak kötü bir şey değil Alçin ve bunu saklamaman çok güzel bir şey." Gözlerim sonuna kadar açılırken ağzım açık kalacaktı resmen. "Ben lezbiyen değilim erkeklerden hoşlanmıyorum derken şu anlık bir ilişki düşünmüyorum anlamında demiştim. En son ki erkek arkadaşım biraz sorunluydu." hepsi anladım dercesine başlarını salladılar. Allahtan son andaki yalan aklıma gelmişti.
Ekrana baktığımda 1098 sayısını görmemle ayağa kalktım. "Benim sıram geldi görüşmek üzere" umarım bir daha karşılaşmayız. "Görüşürüz Alçin!" hızla kalabalıktan sıyrılıp görevliye sıra numaramı verip geçecekken güvenlik beni durdurdu. Bitmişti olası bir kavga durumunda camın yanında bulunan saksıyı cama fırlatarak dikkat dağıtırdı- "Kaya bey içerde olduğu için üstünüzü aramam lazım." Kafamı tamam anlamında salladım. Kadın güvenlik üstümü aradıktan sonra içeri alındım. İçeriye göre bu oda daha ferahtı. İçerideki adamları tek tek taradım. İçlerinden yaka kartından okuduğuma göre Fırat isimli adam konuşmaya başladı.
"Hoş geldiniz. Alçin Yıldırım değil mi?" önündeki dosyadan okuduğu adımla cevap verdim "Evet." adam daha konuşmamı bekliyormuş gibi konuşmadı. Konuşmayınca bozulmuştu yanındaki Gizem konuşmaya başladı. "Karadağ Holding'i seçme nedeniniz ne, yani neden Karadağ Holding?" inanın sizi seçmek istemezdim diyemem, yönetim tarafından Kaya Kardağa yaklaşıp yeraltı hakkında bilgi öğrenip Kaya Karadağı suç üstü yapıp şirketin kara borsasını ortaya çıkartmak. Kısaca Karadağları bitirmek de diyemiyeceğime göre alternatif bir sebep sunmam gerekiyordu. "Karadağ Holding'i seçme amacım rakip Holdinglere göre daha büyük ve güvence vermesi Gizem Hanım." bana şaşkınca bakan Gizeme açıklama yapma gereği duymadım. "İsmimi nereden biliyorsunuz Stajyer alım personeli gizlidir? Köstebek misiniz!" köstebek kısmı doğruydu da ben senin ismini ne yapacam be kadın! Göz devirmemle Gizem sinirden kuduruyordu. Kendini çok değerli sanıyordu sanırım personel isimleri hiç önem arzu etmezken kendini bu kadar yüceltmesi aldığı iki kuruş fazla paradan kaynaklanıyordu. "Gizli kalmasını istiyorsanız yaka kartınızı çıkartın Gizem hanım." kızaran yüzü ile sesini çıkarmadı.
"Bu yanlış anlaşılmadan dolayı Kaya bey sizden özür diliyorum zamanınızı çaldım." yağcı. Yüz hatlarımı burun kıvırmamak için o kadar zorluyordum ki başım ağrıyordu. "Sizi şu karşıdaki masaya alalım. Sizden bilgisayardaki dosyaları kurtarmanızı istiyoruz. İçindeki yazan şey açılırsa personel açılmazsa stajyer olarak kalacaksınız." koltuğa oturdum.
Kulaklıktan ses geldi "Kaya Karadağı etkilemek için yeteneklerinin çok azını kullanabilirsin ya da boş ver Alçin dikkat çekme." varlığım dikkat çekmeye başlamışken yazılımı durdurmam mı dikkat çekecekti, gülümsedim "Tamam" fakat bilgisayara bakmamla kaşlarım çatıldı. Zayıf işlemci yükledikleri virüsle çöp olmuş bir bilgisayarı stajyer alımı için mi kullanıyorlardı rezillikti. "Başlamadan bir soru sormak istiyorum bilgisayarın işlemcisi kaç acaba?" Fırat afalamıştı. Gizem kaşlarını çatarak "İ3 ne yapacaksın bu bilgiyi?" kaşlarımı kaldırdım. "Yapacağım işlemi maalesef kaldıramaz daha yüksek işlemcili bilgisayar kullanabilme imkanım var mı?" Gizem cırlamaya başladı "Ne saçmalıyorsun sen kendini çok mu zeki sanıyorsun ha!" gülümsedim. "Tamam fakat bilgisayar çökerse beni işe alacaksınız." Gizem tam cevap verecekken Karadağ konuştu "Kabul." Çantamdan kendi klavyemi çıkardım. Q klavyeyle yazabiliyordum fakat Amerika daki klavyeler ile buradakiler farklıydı. Hızla klavyeyi bağlarken yansıyan ekrana gözlerimi diktim. Bilgisayarda virüs uyarısı verirken bilgisayarın yazılım sistemine girdim yavaş yavaş silinen rakamlarla benim oluşturduğum yazılımı yazıp enter tuşuna basmamla bilgisayar ekranı kapandı içeriyi yanık kokusu sararken çevik bir hareketle bağlama kablosunu fişten çıkardım.
"Dediğim gibi işlemcisi yandı." dedim. Kaya konuştu "O zaman Karadağ Holding'e hoş geldiniz Alçin hanım." dedi. Kafamı salladım şaşırmıştı barizdi bu odadaki herkes şaşırmıştı. Kolumdaki saate baktığımda 55 saniyede işi bitirdiğimi gördüm. Moralim bozuldu daha hızlı olabilirdi. Kaşlarım çatık bir şekilde klavyeyi çantama koydum. Çıkmadan önce seslendim "Merak etmeyin Gizem hanım klavyeden geçen bir virüs yok. Kafanız karışmasın." dedim ve savaş alanından çıkmadan vicdanım rahat etmedi "Yaklaşık 2 dakika sonra bilgisayarın bataryasını çıkartmazsanız patlayacak" çıktım.
eveeetttt ilk bölüm böyle oldu wattpad aynı isimle ulaşabilirsiniz hikayeye