İçeriğe geç

Görev

Bölüm 3 · 7 dk okuma

Görev

Bölüm 3

3. Bölüm

Çalan alarmın sesiyle yataktan kalkıp hazırlandım. Okula gitmek istemiyordum, şu an öğrencilerin saçma sorularını cevaplayacak halde değildim.

Arabaya binerken uykumu alamadığımı hissediyordum, yorgundum. Hem ruhsal açıdan hem de fiziksel açıdan.

David'e bir şey olmasını istemezdim. Uzun zamandır dostumdu. Çoğu zaman birbirimize gözümüz kapalı güvenirdik, ayrıca tesadüfen öğrendiğimiz bilgide bizim çocukluk arkadaşı olduğumuzu gösteriyordu.

Bir kaç hafta önce öğrenmiştik. Arkadaş değildik ama ikimizde birbirimizi hatırlıyorduk.

"Bu gün yeni bir arkadaşımız geldi çocuklar." Diyen müdirenin sesiyle herkes o tarafa döndü. Çocuk, hepimizi tek tek inceledi. "Ben burada kalmak istemiyorum." Dedi müdireye Türkçesi çok garipti. Acaba nereliydi?

Müdire güldü, "burada kalacaksın tatlım." Çocuk kafasını iki yana salladı hızlıca. "Annem almaya beni gelecek! Annem beni bırakmaz yalnız." Müdire çocuğa sert bir şekilde baktı. "Senin annen seni almaya asla gelmeyecek. O, öldü." Çocuğun gözleri doldu. "O beni bırakmadı!" Müdire çocuğa sert bir şekilde tokat attığında çocuğun gözünde öfke belirdi. Kamran ürperdi, en son babası ona böyle bakmıştı.

Babasını hatırlamak bile onu korkutuyordu, o bir saat hayatının en zor bir saatiydi. O çocuğun müdireye bakışları ise babasından çok daha korkutucuydu. Çocuk bilmediği dilde bir şeyler mırıldandı. Kadın sert bir tokat daha attığında çocuk yutkundu. Bir şeyler söylemek için ağzını araladı ama sustu.

"Arkadaşlarının yanına git Albert." Çocuk kadının gözlerine baktı, "ismim Albert no. İt is D..." Kadın çocuğu ittirip çıktı,

Kamran, çocuğun yanına gitti. "Selam, ben Kamran. İsmimizi Müdire seçer." Çocuk Kamran'ın gözlerine baktı. "O kadını sevmiyor." Kamran omuz silkti, "Biz de sevmiyoruz. Alışırsın zamanla Albert." Başını sertçe salladı Albert, "Asla." Dedi camdan atladı, gündüz vakti kaçmaya çalışması zor olacaktı.

Başarmıştı. Gündüz vakti kaçmayı başarmıştı. Kamran her gece onun için dua etti, mutlu olmasını istedi küçğk vücudundaki kocaman kalbiyle. Bir gün yeniden karşılaşmakta istedi Allah'tan. Ona nasıl oldupunu sorup, çikolata verecekti. Çikolata onu mutlu ederdi.

"Hocam!" Diyen Havva'nın sesiyle geçmişten sıyrıldım. "Efendim, Havva?"

"David Hoca kaza mı yaptı?"

Hemen ardından pek çok öğrencinin soruları gelmeye başladı.

"Hocam haberlerde gördüm. David R. Dedikleri David Rush mı?"

"E-"

"Hocam hayati tehlikesi sürüyor demişlerdi haberlerde?"

"Şu an-"

"Hocam David Hocayı ziyaret edebilir miyiz?"

"Okuldan so-"

"Hocam koma riski varmış!"

"Şu an kom-"

"Hocam Havva şu an komada olduğunu söyledi derslere kim girecek?"

"ÇOCUKLAR BİR DURUN!" diye bağırdım en sonunda. Çocuklar aniden sustuğunda boğazımı temizleyip konuştum.

"Okuldan sonra hastaneye gideriz. Doktora sorun sorularınızı. Herkes sınıflarına şimdi." Diyerek ben de sınıfıma geçtim.

Gözde

Hastaneye gidip David ile ilgilenecektim. Pars yanımda uyuyordu, gülümseyerek yanağını öptüm. Ayağa kalkıp hazırlandım, nöbetime rağmen hastanede eksik doktor yüzünden çağırılmıştım. Bir gün rahat vermiyorlardı ama hapacak bir şey yoktu, parfümümü sıkıp bir bardak kahve aldım.

Ayak seslerinden Pars'ın da uyandığını anlamıştım. Arkadan sarılınca gülümseyip ona döndüm, "kahve içiyorum. Sen niye uyandın ki? Bu gün işin yok."

Dudaklarını büzüp burnumu öptü, "İşimin olmaması iyi bir şey. Tüm gün seninle hastanede kalabilirim." Gülümsedim, "şey tamam o zaman ama çıkmalıyım şimdi." Oyunbozan bir çocuk gibi "ama ya!" Diyerek benden ayrıldığında kahvemi içmeye devam ettim. "Hani çıkacaktın." Güldüm, kahveyi göstererek "bir içeyim!" Dediğimde o da güldü.

Kahvem bitince ayakkabılarımı hızlıca giyip çıktım. Pars peşimden geliyordu.

Hızlıca arabama bindiğimde Pars yanıma oturmuştu. "Ben mi sürs-" sözünü kestim. "Bana kötü sürücü mü diyorsun Pars?" Dediğimde elleriyle fermuar yaptı. "Haşa." Dedi ve gülerek arkasına yaslandı. Ben de gülümseyerek gaza bastım.

Hastaneye vardığımızda David'in kontrolü için odasına ilerledim. Gördüğüm kalabalık ağzımı açık bırakırken Kamran bir çocukla konuşuyordu.

Pars "Sen işin bitince kantine gelirsin." Diyerek kaçtığında dilimin altından hafif bir küfredip ilerledim.

"Kamran Bey?" Dedim sesimdeki şaşkınlık bariz bir şekilde belli oluyordu.

Kamran

Gözde bize garip bir şekilde bakıyordu. Havva, "Doktor abla! Öğretmenimizi görmeye geldik." Diye atladığında Gözde güldü ama sonra düzeldi, "tabii girebilirsiniz ama şey, ben önce bir kontrollerini yapayım." Havva onaylayınca Gözde içeri girdi.

Kısa süre sonra çıktı ve gidebileceğinizi söyledi. Ardından hızlıca kantine doğru gitti. Ceyda da bizimle gelmişti ama uzakta duruyordu. Artık onu gördüğümde eskisi gibi hissetmiyordum.

Ona olan aşkım aşk değildi.

Ben onu sevmeye alışmıştım, o gün barda bunu anlamış olmama rağmen üzerinde durmamıştım.

Eskisi gibi değildi hiçbir şey, onu görünce kalbim hızlanmıyordu en basitinden.

Onu artık sevmediğimi anlamıştım. Kabullenmek istemiyordum.

Alışmıştım, onu sevmeye. Onu sevdiğim için okula gidip gelmeye belki de.

Hayır, onu sevmiyordum.

"Hocam!" Diyen Havva'yla düşüncelerimden ayrıldım.

Niye her düşüncemi bozuyorsun Havva?

"Efendim, Havva?" Dediğimde gülümsedi, "David Hoca! Kımıldadı. Parmağını salladı." Dediğinde şok oldum.

"Ne?"

Şaka yapıyor gibi bir hali yoktu, ki neden böyle bir konuda şaka yapsın?

"O zaman gidin doktoru çağırın birini-" cümlemi tamamlayamadan Gözde ve Salih girdi.

Gelip David'i inceledi. Uzun bir süre kontrollerini yaptıktan sonra bize döndü. "Bu gün yarın uyanır." Dediğinde bir kaç kişi çığlık attı. Bir kaç kişi de dans ediyordu.

Gözde bir süre daha kontrol edip çıktı.

Hızlıca David'in yanına gittim, "Uyandın mı lan" dediğimde bir parmağını oynattı, orta parmağını.

Bir kaç öğrenci güldüğünde ben de güldüm. "Hadi sizi evinize bırakmalıyım. Ailenize söz verdim." Dediğimde istemeye istemeye hepsi çıktılar.

...

Havva'yı da eve bırakacağım sırada telefonum çaldı. "Alo"

"Alo merhabalar, ben Doktor Gözde Dinç. Hastamız David Rush 15 dakika önce ayağa kalkmayı başardı." Havva'nın apartmanında varmıştık. "Geliyorum hemen." Dedim, Havva arabadan iner inmez gaza bastım, son hızla hastaneye gidiyordum.

Hastaneye varır varmaz David'in odasına koştum. Asansöre bile binmedim. Kapıyı tıklatmadan içeriye girip David'in yanına gittim. "Günaydın paşam." Dedim nefes nefese.

"Kamran," dedi garip hareketler yaparak, "bana 6 katı koşarak çıkmadığını ve asansöre bindiğini söyle."

Hiç bir şey söylemediğimde kafasını iki yana sallayıp ck ckladı.

Kaşlarımı çattım, "İyi de, sen neden mahalle teyzeleri gibi ck ckladın şimdi? Senin için koştuk o kadar." Göz devirdi. "Bir kaç güne esprilerine karşılık veririm. Şu hastaneden kurtulayım da." Dediğimde güldüm. Dalya da gelmişti.

"Uyandın mı?" Dedi şaşkınlıkla, "haberim olmadı." Dediğinde David gülümsedi. "Yeni uyandım ben de ya." Kusar gibi bir ses çıkardım, "aşk böcüşleri uzak durun benden." Diyerek odadan çıktım.

David

Komadayken Kamran'ın söyledikleri aklımdan çıkmıyordu. Bana Arda Çakır'ın babası olduğunu söylemişti.

Dalya ile kısaca konuşup çıktım. "Kamran!" Dedim kantinden çikolata alıyordu. Tahmin etmiştim, Kamran çikolatayı çok severdi.

Bana döndü, yüzünde şaşkın bir ifade vardı. "Sen daha yeni komadan çıktın. Nasıl geldin kan buraya?" Dediğinde göz devirdim. "Derslere de gireceğim." Dediğimde dil çıkardı.

"Arda Çakır. Babam dedin?" Dedim sorar gibi. Yanıma geldi. "Eve geçelim anlatırım, hastane ne kadar uygun emin değilim." Dedi ve çikolatadan bir ısırık aldı. "İster misin?" Dedi bir tane uzatarak.

Haklıydı, çikolatayı alıp kolumu omzuna attım. "O zaman en iyisi erken çıkmaya çalışmam olacak." Dediğimde omuz silkti. "Evet." Dedi ve bir masaya oturduk.

Havadan sudan yaklaşık yarım saat konuştuktan sonra beni odama götürdü ve eve gitti.

...

Ertesi gün yine doktorun genel muayenesi sırasında, "ne zaman eve gidebilirim?" Diye sordum bir anda.

"David Bey, hayati riskiniz geçti. Yarın taburcu olabilirsiniz. Neyse ki çok ağır yaralar almamışsınız." Başımla onayladığı da Kamran odaya daldı. "Abi! Senin yerine dersleri bana kitleyecekler çabuk geri dön okula!" Doktor tip tip Kamran'a baktı. "Kamran Bey? Kapı tıklatmak falan?" Kamran dişlerini göstererek gülümsedi, "bende yok onlar."

Doktor sabır dileyerek çıktığında Kamran yanıma oturdu. "Derslerini bana kitledilet abi!''

Dudağımı büzdüm, "ayıp etmişler." Dedim alayla o da gülerek yanıma oturdu. "Okuldan kaçtım." Kafasına bir tane vurdum. "Kamran, sen öğretmensin." Dediğimde güldü, "banane." Dediğinde bu sefer ben de güldüm.

"Her neyse," dedim dikleşerek. "Anlatsana. Kimse yok." Dediğimde yutkundu, anlatmak istemiyordu. "Eve gidelim söz anlatacağım ya." Dediğinde anladım.

Geçmişinden korkuyordu, geçmişi hakkında konuşmaktan korkuyordu.

Babasından değil, geçmişinden korkuyordu.

"Tamam." Dedim gülümseyerek. "Her neyse, Ceyda'ya ne oldu?" Dedim konuyu dağıtmak için.

"Onu unuttum ben abi ya." Dedi, gülümseyerek. "Aslında onu sevmediğimi anladım."

"Büyüdğn sonunda Kamran." Dediğimde güldü, "keşke büyümeseydim." Dedi, "Albert lan." Dedi bir anda göz devirdim.

"Sen nasıl güpegündüz kaçmayı başardın ya?"

Kadından yediği her bir dayak onun içine öfke tohumları bırakmıştı.

Nefret.

Hissettiği tek şey buydu David'in.

Korkuyla bakan o çocuğa karşı hayır, ondan nefret etmiyordu. Çocukları seviyordu David.

Yetişkinler ise işe yaramazlardı. Kaçacak ve kendini kurtaracaktı. Hızlıca camdan atladı. Nereden kaçacağını girmeden önce düşünmüştü.

Burada uzun süre kalmayacağını biliyordu. Annesi, onu alacaktı.

Ama gelemezdi. İstese de alamazdı. David'in küçük kalbi acımıştı. Annesi ona yardım edecekti, kaçmasında yardımcı olacaktı. Onu almaya gelmemişti belki. Ama onu kurtaracaktı buradan.

"Yardım et tanrım." Dedi sessizce. Çitlerden birinde kırık vardı, o aradan geçebilirdi.

Ama şu anda oranın önünde biri vardı. Onu nasıl atlatacağını düşünüyordu.

Küçük kalbi hızla atıyordu. Her an kalp krizi geçirebilirdi. Öyle hissediyordu.

Bekleyen kişiyi incelediği kadarıyla bahçıvandı. Müdire bahçıvanı çağırdığında David gülümsedi.

Müdire kısa süre etrafa bakındı. David ise çalıların arkasına saklanmıştı. Müdire gittiği anda koşarak çitlerin arasından geçti.

Kurtulmuştu.

Artık hayatı daha da zorlaşacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.