İçeriğe geç

Gölün Altındaki Şehir

Bölüm 8 · 14 dk okuma

Gölün Altındaki Şehir

Bölüm 8

Bölüm 8 > GECENİN ARDINDAKİ ŞEY

Yeraltındaki merkezden çıkan grup, uzun bir sessizliğin ardından yeniden kasabaya ulaştı. Fakat artık burası onlara eski hâliyle görünmüyordu.

Aynı sokaklar, aynı evler vardı.

Ama artık her köşenin altında saklanan bir sır olduğunu biliyorlardı.

Brandon ise merkezin girişinde kalmıştı. Yeni görevi başlamıştı ve artık grubun yanında eskisi gibi yürüyemeyecekti.

Julia son kez ona baktı.

"Gerçekten burada kalabilecek misin?"

Brandon sakin bir şekilde cevap verdi.

"Burada olmam gerekiyor. Ama bu kez neden kaldığımı biliyorum."

Grup kasabaya dönerken içlerinde garip bir his vardı.

Sanki onları takip eden bir şey vardı.

O gece kasabada kimse rahat uyuyamadı.

Çünkü göl, yıllardır olmadığı kadar sessizdi.

Ve bu sessizlik normal değildi.

Julia, Sandy ve diğerleri kasabanın eski tarafında garip ışıklar fark etti.

Camila bunun merkezle bağlantılı olabileceğini düşündü ama yaklaştıklarında bunun farklı olduğunu gördüler.

Toprakta yeni bir sembol vardı.

Eski değildi.

Birileri onu kısa süre önce bırakmıştı.

Sandy sembole bakarken yüzündeki ifade değişti.

"Ben bunu daha önce gördüm."

Julia şaşırdı.

"Nerede?"

Sandy cevap vermeden önce göle baktı.

"Merkeze girmeden önce."

Herkes sustu.

Çünkü bu, yeni bir soruyu ortaya çıkarıyordu.

Sandy bu işareti nasıl biliyordu?

Tam o sırada gölün kenarından bir ses geldi.

Ama bu ses dışarıdan gelmiyordu.

Sanki gölün içinden yükseliyordu.

Ve Brandon'ın merkezde bıraktığı eski sistemlerden biri uzaktan tekrar çalışmaya başladı.

Bir şey yeniden hareket etmişti. Gölün içinden gelen ses birkaç saniye sürdü ve ardından tamamen kesildi. Kasaba tekrar sessizliğe gömüldü.

Ama bu kez kimse bunun rahatlatıcı bir sessizlik olduğunu düşünmüyordu.

Julia, Sandy'nin yanına döndü.

"Bu sembolü gerçekten nerede gördün?"

Sandy cevap vermekte zorlandı.

"Merkeze gitmeden önce... rüyalarımda görüyordum."

Herkes bir an durdu.

Çünkü Sandy'nin bunu daha önce hiç söylememiş olması garipti.

Camila hemen sembolün fotoğrafını çekip incelemeye başladı.

"Bu, merkezin sembollerinden farklı."

Robert çevreyi kontrol ediyordu.

"Yani dışarıdan biri mi yaptı?"

Adrian'ın daha önce söyledikleri akıllarına geldi.

Merkezin koruduğu şeyin ne olduğunu tam olarak bilmediklerini...

Belki de bütün bu zaman boyunca sadece bir kısmını görmüşlerdi.

O sırada Sandy göle doğru birkaç adım attı.

Julia hemen fark etti.

"Sandy, dur."

Ama Sandy sanki başka bir şey duyuyormuş gibi göle bakıyordu.

"Birisi bana sesleniyor."

Bu söz herkesi gerdi.

Çünkü gölün çevresinde onlardan başka kimse yoktu.

Robert hemen Sandy'nin yanına gidip onu geri çekti.

"Buraya bak. Ne duyuyorsun?"

Sandy gözlerini gölden ayırmadan cevap verdi.

"Adımı."

Bir anda gölün üzerindeki su hareketlendi.

Kimse yaklaşmadı.

Kimse konuşmadı.

Çünkü merkezin altında saklanan sırrın, artık yukarıya kadar ulaştığını anlamışlardı.

Tam o anda Julia'nın telefonu çaldı.

Arayan kişi Brandon'dı.

Julia hemen açtı.

Ama Brandon'ın sesi normal değildi.

"Merkeze geri dönmeyin."

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra Brandon ekledi:

"Çünkü içerideki şey artık yalnız değil."

Brandon'ın son cümlesinden sonra telefon hattı kesildi.

Julia birkaç saniye boyunca ekrana baktı.

Kimse konuşmadı.

Çünkü Brandon'ın sesi ilk kez gerçekten endişeli gelmişti.

Camila hemen sordu:

"Ne dedi?"

Julia yavaşça telefonu indirdi.

"Merkeze dönmeyin dedi."

Robert kaşlarını çattı.

"Ama neden? Orada ne oldu?"

Kimsenin cevabı yoktu.

Sadece gölün üzerindeki karanlık daha da yoğunlaşıyordu.

Adrian uzaktan merkezin bulunduğu yöne baktı.

"Bu mümkün değil..."

Julia ona döndü.

"Neyi biliyorsun?"

Adrian cevap vermekte zorlandı.

"Merkez yıllardır tek bir şeyi kontrol altında tutuyordu."

Kısa bir sessizlik oldu.

"Ve eğer Brandon bizi uyarıyorsa..."

Sözünü tamamlamadı.

Ama herkes ne demek istediğini anladı.

Gece ilerledikçe kasabada tuhaf olaylar başladı.

Bazı evlerin kapıları kendiliğinden açıldı.

Eski lambalar yanıp söndü.

Ve gölün kenarında daha fazla sembol ortaya çıkmaya başladı.

Sandy bu sembollere bakarken geri çekildi.

"Bu aynı işaret."

Julia ona baktı.

"Nasıl yani?"

Sandy'nin yüzü korkuyla değişti.

"Ben bunu sadece rüyamda görmedim."

Bir süre sustu.

"Çocukken de görmüştüm."

Bu söz Julia'yı şaşırttı.

Çünkü anneleriyle ilgili hiçbir kayıtta Sandy'nin bu olaylarla bağlantısı yoktu.

Camila hemen fark etti.

"Belki de merkez seni de fark etmişti."

Ama Sandy başını salladı.

"Hayır."

Gözlerini göle çevirdi.

"Beni merkez değil..."

"Başka bir şey fark etti."

Tam o anda gölün karşı tarafından bir gölge hareket etti.

Ve bu kez kimse bunun sadece bir yansıma olduğunu düşünmedi. Gölün karşısındaki gölge birkaç saniye boyunca hareketsiz kaldı. Grup ne olduğunu anlamaya çalışırken kimse yaklaşmaya cesaret edemedi.

Çünkü bu kez hissettikleri şey farklıydı.

Bu, merkezin soğuk ve eski havası değildi.

Bu daha yakın, daha kişisel bir şeydi.

Sandy bir adım geri çekildi.

Julia hemen yanına geçti.

"Ne oldu?"

Sandy cevap vermedi.

Sadece gölün karşısına bakıyordu.

Sonra yavaşça konuştu.

"Beni çağıran şey bu."

Robert hemen araya girdi.

"Kimse tek başına hiçbir yere gitmiyor."

Ama Sandy'nin yüzündeki ifade değişmişti.

Sanki yıllardır anlamadığı bir şeyi şimdi fark etmişti.

Camila sembolleri tekrar incelemeye başladı.

"Bu işaretler bir yol gösteriyor."

Adrian şaşırdı.

"Hayır. Bunlar uyarı işaretleri."

Camila başını salladı.

"Eskiden öyleydi."

Kısa bir sessizlik oldu.

"Şimdi ise biri bunları kullanıyor."

Bu cümle herkesi daha da gerdi.

Çünkü bu, karşılarındaki şeyin sadece eski bir sır olmadığını gösteriyordu.

Birisi bu gücü harekete geçiriyordu.

Tam o sırada Julia'nın telefonu tekrar çaldı.

Bu kez Brandon değildi.

Arayan kişi yoktu.

Sadece boş bir hat vardı.

Ama açtığında duyduğu tek şey şuydu:

Sandy'nin sesi.

"Julia..."

Julia dondu.

Çünkü Sandy hâlâ yanındaydı.

Ve onun sesi telefondan geliyordu.

Birkaç saniye sonra telefon kapandı.

Kimse ne diyeceğini bilemedi.

Çünkü artık soru "gölün altında ne var?" değildi.

Asıl soru şuydu:

Gölün altında olmayan şey nereden geliyordu?

Telefon kapandıktan sonra birkaç saniye boyunca kimse hareket edemedi.

Çünkü herkes aynı şeyi düşünüyordu.

Sandy yanlarındaydı.

Ama az önce telefondan onun sesi gelmişti.

Julia kardeşine baktı.

"Sandy, sen iyi misin?"

Sandy cevap vermek istedi ama bir süre konuşamadı.

Çünkü o da korkmuştu.

"Ben... o sesi duymadım."

Camila hemen telefonu inceledi.

"Bu normal bir arama değil. Bir kayıt da değil."

Robert etrafa bakarken daha ciddi bir sesle konuştu.

"Yani biri bizimle oynuyor."

Adrian göle baktı.

"Hayır."

Herkes ona döndü.

"Bu bir oyun değil."

Adrian'ın sesi ilk kez bu kadar ağırdı.

"Bu, merkezin yıllardır saklamaya çalıştığı şeyin dışarı çıkma çabası."

Tam o sırada gölün kenarındaki eski semboller tekrar parlamaya başladı.

Ama bu kez semboller Sandy'nin bulunduğu yere doğru ilerliyordu.

Julia hemen kardeşinin önüne geçti.

"Yaklaşma."

Sandy ona baktı.

"Julia..."

Sesindeki korku belliydi.

"Sanırım bu yüzden beni çağırıyor."

Julia başını salladı.

"Hayır. Seni kullanmasına izin vermeyeceğiz."

Grup geri çekilmeye çalışırken gölün kenarındaki toprak çökmeye başladı.

Yıllardır kapalı duran eski bir geçit ortaya çıktı.

Ama bu geçit merkeze inmiyordu.

Kasabanın altına değil...

Gölün en eski kısmına gidiyordu.

Ve girişte tek bir cümle yazıyordu:

"İlk hata burada başladı."

Herkes yazıya bakarken Sandy sessizce bir şey fark etti.

Bu yazı ona yabancı değildi.

Çünkü yıllar önce annelerinin eski eşyaları arasında aynı cümleyi görmüştü.

Ve artık bütün yolların ona çıktığını anlıyordu.

Geçidin önünde herkes sessizce duruyordu. Gölün altındaki merkeze benzemiyordu. Burası daha eskiydi, daha karanlıktı.

Sanki kimse buraya yıllardır yaklaşmamıştı.

Adrian duvardaki yazıya dokundu.

"Bu imkânsız."

Robert ona baktı.

"Neyi biliyorsun?"

Adrian yavaşça cevap verdi.

"Merkezin kayıtlarında burası yoktu."

Camila şaşırdı.

"Yani senden bile saklanan bir yer mi vardı?"

Adrian ilk kez cevap veremedi.

Julia, Sandy'nin yanına geçti.

"Bu yazıyı nerede gördüğünü söyle."

Sandy gözlerini kapattı.

"Annemin eşyalarında."

Bu cevap Julia'yı durdurdu.

Çünkü anneleriyle ilgili her şeyi bildiğini sanıyordu.

Ama belli ki bilmediği bir bölüm daha vardı.

Grup geçide girmeye karar verdi.

Fakat içerisi ilerledikçe garipleşiyordu.

Duvarlarda eski çizimler vardı.

Kasabanın ilk zamanları...

İlk koruyucular...

Ve merkezin oluşmasından önce yaşanan olaylar.

Camila bir çizimin önünde durdu.

"Buraya bakın."

Herkes yaklaştı.

Çizimde merkezin yanında bir insan figürü vardı.

Ama bu bir koruyucu değildi.

Altında tek bir kelime yazıyordu:

"Kaynak."

Sandy o kelimeyi görünce geri çekildi.

Çünkü gölden gelen ses tekrar duyuldu.

Bu kez çok netti.

"Sandy."

Julia hemen kardeşini tuttu.

Ama Sandy'nin yüzünde korkudan başka bir şey vardı.

Sanki bu sesi tanıyordu.

Ve cevap vermeden önce fısıldadı:

"Bu... annemin sesi."

Sandy'nin duyduğu ses, geçidin içinde yankılanmaya devam etti.

"Anne..."

Sandy farkında olmadan bir adım öne çıktı.

Julia hemen onu tuttu.

"Hayır. Ne duyarsan duy, tek başına gitme."

Sandy kardeşine baktı. Bu kez korkmuştu ama aynı zamanda yıllardır cevabını aradığı bir şeyi bulmuş gibiydi.

"Bu gerçekten onun sesi olabilir."

Camila duvarlardaki eski yazıları incelemeye devam etti.

"Bir şey fark ettim."

Herkes ona döndü.

"Burada bir kayıt sistemi yok. Yani bu ses geçmişten gelmiyor."

Adrian'ın yüzü değişti.

"Ne demek istiyorsun?"

Camila cevap verdi:

"Birisi onun sesini kullanıyor."

Bu sözlerden sonra geçidin içindeki hava ağırlaştı.

Çünkü artık bunun sadece eski bir sır olmadığı kesindi.

Bir şey onları yönlendirmeye çalışıyordu.

İlerledikçe eski bir oda buldular. Odanın içinde yıllar önce bırakılmış eşyalar vardı.

Julia bir kutunun üzerinde annesinin işaretini gördü.

Kutunun içinden çıkan son şey ise herkesi şaşırttı.

Bir mektup.

Ama mektup Julia'ya değil, Sandy'ye yazılmıştı.

Julia sessizce baktı.

Çünkü anneleri Sandy'nin bu olaylarla bağlantısını biliyordu.

Mektupta tek bir cümle vardı:

"Sandy, eğer bunu okuyorsan, sakın göle yaklaşma."

Tam o anda dışarıdan büyük bir ses geldi.

Ve geçidin girişi yavaşça kapanmaya başladı.

Grup içeride kalırken Sandy sadece tek bir şeyi düşünüyordu:

Annesi neden yıllar önce onu bu sırrın dışında tutmaya çalışmıştı? Geçidin kapıları kapanırken herkes bir anda hareketlendi.

Robert ve Brandon'ın yokluğunu fark eden grup, çıkış yolunu açmaya çalıştı. Camila eski mekanizmayı çözmeye uğraşırken Julia kardeşinin yanından ayrılmadı.

Sandy ise annesinin bıraktığı mektuba bakıyordu.

"Annem bunu biliyordu."

Julia ona döndü.

"Neyi?"

Sandy yavaşça cevap verdi.

"Beni neden hep korumaya çalıştığını."

Bu sırada duvarlardaki eski semboller tekrar hareket etmeye başladı. Ama bu kez merkezin sembolleri değildi.

Daha eskiydi.

Daha önce kimsenin görmediği bir sistem çalışmaya başlamıştı.

Adrian endişeyle etrafa baktı.

"Buradan hemen çıkmalıyız."

Camila başını kaldırdı.

"Neden?"

Adrian'ın cevabı kısa oldu.

"Çünkü burası uyanmamalıydı."

Tam o anda geçidin içindeki eski yapı sarsıldı. Grup geri çekilmeye çalışırken Sandy bir şey fark etti.

Yerde, diğerlerinin görmediği bir işaret vardı.

Ve bu işaret, çıkış yolunun yönünü gösteriyordu.

Sandy etrafına baktı.

"Kapıyı açmanın yolu bu."

Julia hemen karşı çıktı.

"Hayır, beraber yapacağız."

Ama Sandy başını salladı.

"Julia... bazen biri bir şeyi yapmak zorunda kalır."

Julia onun ne demek istediğini anlamıştı.

"Hayır."

İlk kez Sandy değil, Julia korkmuştu.

Çünkü kardeşinin kararını gözlerinden anlamıştı.

Sandy sadece grubu kurtarmak istiyordu.

Ve o an herkes, bu gecenin geri kalanını değiştirecek bir seçimle karşı karşıya kaldı.

Sandy kapıya doğru yaklaşırken Julia onu durdurmaya çalıştı.

"Tek başına gitme."

Sandy arkasını döndü.

"Sen benim kardeşimsin. Beni korumaya çalışıyorsun, biliyorum."

Kısa bir sessizlik oldu.

"Ama bu sefer benim de seni korumama izin ver."

Bu sözler Julia'yı susturdu.

Çünkü Sandy ilk kez korkusunu saklamadan konuşuyordu.

Camila mekanizmayı incelemeye devam etti.

"Kapı açılabilir ama içeriden bir şeyin yerinden çıkması gerekiyor."

Robert hemen sordu:

"Ne demek bu?"

Camila cevap vermekte zorlandı.

"Bu geçit kendini korumak için yapılmış."

Adrian başını salladı.

"Ve her zaman bir bedeli oldu."

Bu sözlerden sonra herkes sessizleşti.

Çünkü merkezin bütün hikâyesinde aynı şey vardı.

Bir şeyleri korumak için birileri kaybetmişti.

Sandy eski düzeneğe baktı.

"Annem de bunu mu yaptı?"

Adrian cevap vermedi.

Ama sessizliği yeterliydi.

Sandy kararını verdi.

Düzeneğe doğru ilerledi.

Tam o sırada geçidin içinden gelen ses tekrar duyuldu.

Bu kez annesinin sesi değildi.

Daha soğuk, daha yabancı bir sesti.

"Sandy..."

Julia hemen bağırdı.

"Sakın cevap verme!"

Sandy durdu.

Çünkü artık bunun bir tuzak olduğunu anlamıştı.

Ama kapı tamamen kapanmadan önce birinin harekete geçmesi gerekiyordu.

Ve Sandy, ilk kez korkusuna rağmen geri adım atmadı. Sandy düzeneğin karşısında dururken herkes ona doğru ilerlemek istedi.

Ama geçidin içindeki hareket onları durdurdu.

Duvarlar titremeye başladı.

Eski yapı artık sadece kapanmıyor, sanki kendini savunuyordu.

Robert öne çıktı.

"Bir yol bulacağız. Kimse burada kalmayacak."

Camila hâlâ mekanizmayı çözmeye çalışıyordu.

"Bir dakika daha lazım."

Ama o bir dakika bile çok uzun geliyordu.

Julia Sandy'nin yanına yaklaştı.

"Ne olursa olsun, bunu tek başına yapmayacaksın."

Sandy kardeşine baktı.

Bu kez gülümsedi.

"Çocukken hep sen beni korudun."

Kısa bir sessizlik oldu.

"Şimdi sıra bende."

Julia'nın gözleri doldu.

Çünkü Sandy'nin vedaya benzeyen konuştuğunu anlamıştı.

Adrian eski yazıları okuyordu.

Bir anda önemli bir şey fark etti.

"Bekleyin."

Herkes ona baktı.

"Bu düzenek birini istemiyor."

Camila şaşırdı.

"Ne?"

Adrian devam etti:

"Bu bir fedakârlık sistemi değil. Yanlış anlaşılmış."

Ama tam o sırada geçidin içinden gelen baskı arttı.

Sanki içerideki şey dışarı çıkmak için zorlamaya başlamıştı.

Sandy'nin bulunduğu alan çatlamaya başladı.

Robert ve diğerleri onu çekmeye çalıştı.

Ama kapı ile Sandy'nin arasında kalan mesafe kapanıyordu.

Julia kardeşine uzandı.

"Sandy!"

Sandy ona baktı.

Korkuyordu.

Ama bu kez kaçmıyordu.

Ve kapının kapanmasına saniyeler kalmıştı.

Geçit kapanmaya devam ederken herkes son bir hamle yaptı.

Robert ve Camila mekanizmayı zorlamaya çalışırken Julia kardeşinin yanından ayrılmadı.

Sandy'nin bulunduğu yer artık çok daralmıştı.

Julia elini uzattı.

"Elimi bırakma."

Sandy kardeşinin elini tuttu.

"Ben de bırakmak istemiyorum."

Bu sözlerden sonra ikisi de birkaç saniye sustu.

Çünkü ikisi de durumun ne kadar kötü olduğunu anlamıştı.

Adrian sonunda eski yazıların son kısmını çözdü.

"Bir çıkış yolu var."

Herkes ona döndü.

"Ama geçidin iç tarafındaki kilidi açmak gerekiyor."

Robert hemen ileri çıktı.

"Ben yaparım."

Adrian başını salladı.

"Hayır. İçeride kalan kişi yapmak zorunda."

O anda herkes sessiz kaldı.

Çünkü cevap belliydi.

Sandy'nin gözleri doldu.

"Yani başından beri..."

Adrian cevap vermedi.

Julia bunu kabul etmek istemedi.

"Hayır. Başka bir yol var."

Camila bütün gücüyle sistemi çözmeye çalıştı.

"Belki vardır."

Ama eski yapı artık dayanamayacak durumdaydı.

Sandy kardeşine baktı.

"Julia."

Sesi sakindi.

"Ne olursa olsun, beni hatırlamanı istiyorum."

Julia başını salladı.

"Hayır, bunu söyleme."

Ama Sandy kararını vermişti.

Ve o anda kapının iç tarafındaki son kilide doğru ilerledi.

Sandy son kilide doğru ilerlerken Julia arkasından gitmek istedi.

Ama geçidin içindeki güç onları ayırmaya başladı.

"Hayır!" diye bağırdı Julia.

Sandy bir an durdu ve kardeşine baktı.

Hayatları boyunca birbirlerini korumuşlardı. Şimdi ise ilk kez birbirlerini koruyamadıkları bir yerdeydiler.

Robert ve Camila kapıyı açık tutmaya çalışıyordu.

Adrian ise eski yazıları tekrar okuyordu.

"Bir şey yanlış..."

Herkes ona baktı.

"Bu olay daha önce yaşandı."

Julia'nın yüzü değişti.

"Ne demek bu?"

Adrian cevap verdi.

"Yıllar önce de biri burada kaldı."

Bu söz ortamı daha da ağırlaştırdı.

Çünkü annelerinin neden bazı şeyleri sakladığı artık daha anlaşılır hâle geliyordu.

Sandy kilide ulaştığında mekanizma çalışmaya başladı.

Ama aynı anda geçidin içindeki karanlık hareketlendi.

Sanki oradaki şey de çıkmak için son bir kez uğraşıyordu.

Sandy bütün gücüyle sistemi durdurmaya çalıştı.

Julia ona bakarken gözyaşlarını tutamıyordu.

"Sandy, geri dön."

Sandy son kez kardeşine baktı.

"Sen devam et."

Ve mekanizma tamamen çalıştı.

Geçit kapanmaya başladı.

Bu kez geri dönüş yoktu.

Geçit kapanırken herkes son anda Sandy'ye ulaşmaya çalıştı.

Julia bütün gücüyle kapıya doğru ilerledi ama Robert onu tuttu.

"Julia, dur!"

Ama Julia dinlemiyordu.

"Ben onu burada bırakamam!"

Sandy diğer taraftan kardeşine baktı.

Yüzünde korku vardı ama pişmanlık yoktu.

Çünkü yaptığı seçimin diğerlerini kurtaracağını biliyordu.

Camila mekanizmanın çalışmasını durdurmaya çalıştı ama sistem artık tamamen aktif olmuştu.

Adrian sessizce başını eğdi.

Çünkü yıllar önce yaşanan olayın tekrar ettiğini anlamıştı.

Sadece bu kez burada kalan kişi bir yabancı değildi.

Julia'nın kardeşiydi.

Son anda Sandy'nin sesi duyuldu.

"Julia..."

Julia kapıya yaklaştı.

"Buradayım."

Sandy kısa bir süre sustu.

"Ne olursa olsun devam edin."

Sonra geçit tamamen kapandı.

Bir anda her şey sessizleşti.

Duvarların sesi kesildi.

Gölün altındaki o eski yapı yeniden uykuya geçti.

Ama grup için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Julia kapının önünde kaldı.

Kardeşinin artık orada olmadığını biliyordu.

Ve ilk kez, çözdükleri sırrın bir bedeli olduğunu gerçekten hissetti.

Geçidin kapanmasının ardından herkes olduğu yerde kaldı.

Kimse konuşamıyordu.

Çünkü az önce yaşanan şey sadece bir kayıp değildi. Yıllardır beraber yürüdükleri kişinin artık yanlarında olmadığını kabul etmeleri gerekiyordu.

Julia hâlâ kapının önündeydi.

Sandy'nin gittiğine inanmak istemiyordu.

Robert sessizce yanına yaklaştı ama hiçbir şey söylemedi. Bazen söylenecek hiçbir söz yaşanan acıyı azaltmıyordu.

Camila eski düzeneğe baktı.

"Sandy bunu bizi kurtarmak için yaptı."

Julia gözlerini kapattı.

"Onu geri getirmiyor."

Bu sözden sonra herkes sustu.

Çünkü Julia haklıydı.

Sandy'nin yaptığı şey onları kurtarmıştı ama onun yokluğu geride büyük bir boşluk bırakmıştı.

Adrian ise duvardaki eski yazılara bakıyordu.

Yıllardır bu yerde birçok kişinin kaybolduğunu biliyordu.

Ama ilk kez bunun gerçek ağırlığını hissediyordu.

Çünkü bu kez kaybolan biri bir kayıt ya da geçmişten biri değildi.

Onların arkadaşıydı.

O sırada Brandon'dan gelen mesaj bütün sessizliği bozdu.

Merkezden gelmişti.

Mesajda sadece şu yazıyordu:

"Kapı kapandı."

Bir süre sonra ikinci bir mesaj geldi.

"Ama tehlike bitmedi."

Grup, geçidin önünde uzun süre bekledi. Kimse geri dönmek istemiyordu çünkü hepsi aynı gerçeği biliyordu. Sandy artık onlarla değildi ve bu kayıp, yaşadıkları her şeyden daha ağır geliyordu.

Julia son kez kapıya baktı. Kardeşiyle geçirdiği anları, birlikte geldikleri yolu ve onun en son verdiği kararı düşünüyordu. Sandy korkmuştu ama yine de geri adım atmamıştı. Bu düşünce Julia'nın içindeki acının yanında küçük de olsa bir güç bırakıyordu.

Kasabaya dönerlerken herkes sessizdi. Daha önce onları bir arada tutan şey merak ve korkuydu, şimdi ise kaybettikleri kişinin hatırasıydı. Brandon merkezde kalmış olsa da yaşananları hissetmişti ve artık bu savaşın sadece bir gizemi çözmek olmadığını anlamıştı.

Gölün üzerinde yeniden sessizlik vardı. Fakat bu sessizlik eskisi gibi değildi. Çünkü grup artık biliyordu; bazı kapılar kapanınca her şey bitmezdi. Bazı şeyler sadece daha derine saklanırdı.

Julia, Sandy'nin bıraktığı son anı aklında tutarak bir karar verdi. Bu olayın unutulmasına izin vermeyecekti. Kardeşinin yaptığı seçim boşuna olmayacaktı.

Ama gölün derinliklerinde, yıllardır saklanan şeylerden biri hâlâ hareket etmeye devam ediyordu.

Ve bu kez onu durdurmak için Sandy yanlarında olmayacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.