Alara, Atlas'a aşıktı. Atlas'ı öyle çok seviyordu ki onun için herşeyi yapabilecek birisiydi. Ancak bilmediği bişey vardı: Atlas'a aşık olan tek kişi o değildi. Nehirde Atlası seviyordu ama Nehir, Atlasın onu zamanla fark etmesi için sabredemezdi. Sürekli Atlas'a görünüyor, Atlasla vakit geçirmeye çalışıyordu. Alara ise Nehir kadar cesaret edemiyordu. Atlasın onu reddetmesinden korktuğu için onu hep uzaktan, 'gölgesinde' izliyordu. Nehir Atlasla beraber takıldıklarını her gördüğünde kalbine b!çak saplanmış gibi hissediyordu ama Nehir'i hiçbir zaman onu kendisine rakip olarak görmemişti. Çünkü gerçek sevginin sonunda karşılık bulacağına inanıyordu.
Bir gün Alara gene Atlas'ı takip etmeye başladı. Atlas güneşin altında yürürken Alara birkaç adım gerisinden ilerliyordu. Gölgesi, Atlasın gölgesine değiyor ama kendisi hiçbir zaman ona yetişemiyordu. Atlas bir kafeye girdi ve cam kenarındaki masaya oturdu. Alara da fark edilmemek için birkaç masa gerisine geçti. O sırada Nehir de tesadüfen oradan geçiyordu. Kafeye girmek için kapıya yöneldi. Atlas, Nehir'e selam vermek amacıyla ayağa kalktı. Alara da dalgınlıkla ayağa kalktı ve bir kaç adım attıktan sonra ayağı yere takıldı ve yere kapaklandı (ne alaka bende bilmiyorumIJASSIHWDUIWQY). Atlas, Alara'nın düştüğünü görünce onu hemen ayağa kaldırdı ve en yakın sandalyeye oturttu. Atlas'ın eli Alara'nın omuzundaydı. Bu yüzden Alara'nın kalbi çıkacak gibiydi. Atlas ona iyi olup olmadığını sordu.
-ATLAS:''Çok sert düştünüz. İyi misiniz?''
-ALARA:''Yok yok iyiyim ben. Teşekkür ederim.''
-ATLAS:''Bir yeriniz acımıyor, değil mi?''
-ALARA:''Gerçekten iyiyim, Atl-''
Alara söylediği isi fark edince bir duraksadı.
-ATLAS:''Ben... Adımı söylememiştim''
Alara'nın boğazı düğümlendi. Tam birşey söyleyecekken arkadan bir ses duyuldu.
NEHİR:''Atlas!''
Atlas başını çevirip Nehir'e baktı. Sonra tekrar Alara'ya döndü.
ATLAS:''Kendinize dikkat edin.''
Hafifçe gülümseyip Nehir'in yanına gitti. Alara ise derin bir nefes verdi. Son anda kurtulmuştu.
Atlas birkaç adım attıktan sonra istemsizce arkasına döndü. Alara hala olduğu yerde durmuş onu izliyordu. Göz göze geldikleri an Alara bakışlarını kaçırdı. Atlasın kafasında ise tek soru vardı: ''Adımı nereden biliyordu?''. Nehir Atlasın dalgınlığını fark etmiş olacak ki:
NEHİR:''Tanıyor musun o kızı?''
ATLAS:''Hayır.''
NEHİR:''Ama sana öyle bakmıyordu.''
Atlas omzunu silkti.
ATLAS:''Bilmiyorum... Adımı biliyordu.''
Bu cümle Nehir'in dikkatini çeker.
NEHİR:''Adını mı biliyordu?''
Atlas onaylarcasına başını salladı.
Nehir istemsizce dönüp Alara'ya baktı. Genç kız hala Atlas'ın arkasından bakıyordu. Bakışlarını ondan ayırmıyordu. ''Bu bakış...'' diye geçirdi içinden.
O sırada Atlasın telefonu çaldı.
ATLAS:''Ben şu aramayı cevaplayıp geleyim.''
Atlas birkaç adım uzaklaşınca Nehir gözlerini tekrar Alara'ya çevirdi. ''Adını biliyor... Bana değil, sadece ona bakıyor...'' İçindeki merak büyümüştü.
O akşam Nehir, merakına yenik düştü. Kısa bir araştırmadan sonra Alara'nın sosyal medya hesabını buldu. Fotoğrafları tek tek incelemeye başladı. İlk başta her şey sıradan gözüküyordu. Ta ki birkaç paylaşım dikkatini çekene kadar... Bir okul etkinliği fotoğrafı. Arka tarafta Atlas. Başka bir paylaşım, bu kez Atlas'ın sık gittiği kafenin önünde çekilmişti. Bir tane daha... Yine Atlas'ın sık gittiği kafenin önünde çekilmişti. Bir tane daha... Yine Atlas'ın bulunduğu bir ortam. Tek başına bakıldığında tesadüf gibi duran fotoğraflar, yan yana gelince anlam kazanmaya başlamıştı.
Nehir telefonu yavaşça yatağın üstüne bıraktı. Gözlerini pencereden dışarı çevirdi. Dudaklarının arasından tek cümle döküldü.
''Demek rakibim varmış...''