Uyanışın ertesi sabahı şehir bana farklı baktı.
Ya da ben öyle sandım.
İnsanlar yürürken gözlerini kaçırıyordu. Bazıları farkında olmadan göğüslerine dokunuyordu; sanki mühürleri huzursuzlanmıştı. Benimkisi sessizdi. Tehlikeli bir sessizlik.
“Bakma,” dedi ses.
“Henüz hazır değiller.”
İrkilmedim.
Korkmam gerekiyordu ama korku çoktan yerini başka bir şeye bırakmıştı. Alışmaya.
“Dün gece…” diye başladım.
Cümleyi tamamlayamadım.
“Onlar hissetti,” dedi.
“Sessiz Muhafızlar.”
Adlarını duyduğum anda içimde bir soğukluk yayıldı. Annemin cansız bedeni, siyah giysiler, yüzsüz siluetler… Hepsi bir anda zihnime doldu.
“Beni alacaklar mı?” diye sordum.
Karanlık ilk kez kesin konuştu.
“Hayır.”
Göğsümdeki mühür hafifçe yandı. Acıtmadan. Uyarır gibi.
“Seni istiyorlar,” dedi ses.
“Ama alamazlar.”
Sokakta bir gölge kıpırdadı. Normalden uzun. Normalden sessiz. Adımlarım yavaşladı.
“Yürü,” dedi.
“Bakarsan seni görürler.”
Kalbim hızlandı ama itaat ettim. Her adımda arkamda bir şeyin aktığını hissediyordum. Takip eden bir düşünce gibi.
Bir köşeyi döndüğümde dünya kırıldı.
Hava karardı. Sesler boğuldu. Zaman nefesini tuttu.
Karşımda üç figür belirdi. Siyah. Tanıdık. Yüzsüz.
Sessiz Muhafızlar.
Bedenim dondu ama içimdeki şey harekete geçti.
“Geri çekil,” dedi ses.
Bu kez yumuşak değildi.
Buyruktu.
Mührüm ışıkla çatladı. Karanlık damarlar gibi göğsümden yayıldı. Muhafızlardan biri sendeledi. İlk kez… korku hissettiler.
“Bu mümkün değil,” dedi biri.
Sesi çatlamıştı.
“O kilitliydi.”
“Artık değil,” dedi karanlık benim ağzımdan.
Sözler bana ait değildi.
Ama pişman da değildim.
Muhafızlar geri çekildi. Dünya tekrar yerine oturdu. Sokak, insanlar, sesler… her şey normale döndü.
Ben dizlerimin üzerine çöktüm.
“Bunu bir daha yapma,” dedim titreyerek.
“Beni ele geçirmeni istemiyorum.”
Uzun bir sessizlik oldu.
Sonra karanlık fısıldadı:
“Seni ele geçirmiyorum, Lira.”
“Seni hayatta tutuyorum.”
Başımı kaldırdım.
“Peki ya bedeli?” diye sordum.
Sessizlik bu kez daha ağırdı.
“Her koruma,” dedi sonunda,
“bir parçanı benden saklamanı gerektirir.”
İlk kez anladım.
Bu savaşta kaybedeceğim şey hayatım değildi.
Benliğimdi.