Babamın telefonunun çalmasıyla ortamdaki sessizlik bozuldu. Arayan nakliyecilerdi.
"Evin anahtarı emlakçı da 5 dakikaya oradayız bizde siz yavaştan başlayın isterseniz büyük eşyaları indirmeye. "
Annem ise " bizi beklesinler eşyalara birşey falan olur acelen ne be adam ya diyerek söylendi.
"Beş dakikada kaç eşya iner senin haberin var mı ?"
"Böyle şeyleri düşünerek kendimi yoramam hayatım , şuan tek düşüncem gidince yapacağım işler."
Babam bir kaç gün önceden İstanbul'a ev bakmaya gitmişti. Gölyazıy'a taşınmadan önceki oturduğumuz semtten Tarık adında bir arkadaşıyla konuşmuş, İstanbul'a taşınacağımızı şuan satılık veya kiralık bir daire olup olmadığını sormuş, çevresindekilerine sordurtmasını istemişti.
Tarık bey "çok sevindim ya ,kaç yıl oldu görüşmeyeli çok özlemiştim senide arkadaşım. Tam da zamanında aradın, çünkü yan dairem satılıyor .
İstersen senin için görüşebilirim. Ev sahibi uzun yıllardır tanıdığım sevdiğim bir komşumdur. Evi de hemen hemen bizim evle aynı. Beğeneceğine inanıyorum. Çok güzel, geniş ve ferah odaları geniş, 2+1 istersen ben gidip bakayım önden sonradan detaylı anlatırım . Duruma göre sende gelirsin ama tabii ki tek oraya bakacağız diye bir kural yok başka ilanlara da bakarım ben burada için rahat olsun ." diyerek babamın uzun zamandır üstündeki bu yükü hafifletmişti.
Çevresi çoktu babamın hemen hemen neredeyse her şehirden arkadaşı vardı. Kimisi askerlikten, kimisi mesleğinden kalan.
Annem hep bu duruma imrenir " baksana tek telefonuyla her şeyi hallediyor ben ise günlerce düşünüp düşünüp dertleniyorum.
Neyse ki onun ortadan kaldırdığı bazı sorunlar benim de yükümü hafifletiyor bu durum da beni mutlu ediyor yani ne yalan söyleyeyim" deyip gülerdi.
Tarık bey evin fotoğraflarını çekip babama gönderince annemle biz merakla tek tek detaylı bir şekilde inceledik evi. Gerçekten çok güzeldi ev , odaları çok ferahtı ,ev bembeyaz bir şekilde boyanmıştı.
Babam ev sahibini arayıp geleceği günü söylediğinde Ev sahibi ise evi temizleyip boyayarak teslim edeceğini söylemiş babam boya derdinden kurtulduğu için rahatlamış bununla da uğraşmamıza gerek kalmayacak şans yine benden yana demişti.
Odam salonunun yanın odasındaydı diğer yanına balkonlu bir mutfak karşısında bir yatak odası onun yanında ise banyo ve lavabo, son ve geniş olan oda ise salondu .
Kendi odamı görünce heyecanlandım, eski evimizde ki gibi maviye boyarım belki düşüncesi geçti içimden ama nedense artık değişiklik yapmanın ve bazı alışkanlıklarından kurtulmanın zamanı geldiğini hissettim.
Annem de buna şaşırmış" ev lafını duyar duymaz önce odamı maviye boyarsınız demeni beklerdim tatlım " demişti.
"Bence artık yeniliklere açık olmak lazım değil mi annecim hem beyaz da güzel değil mi bak deyip tekrar odasını göstermişti."
Daha sonra eşyalarımı nasıl yerleştireceğini anlatmaya başladım . Masam , dolabım , boy aynam ,kitaplığımın yerlerini tek tek gösterip kafam planı kurmuştum.
En çok da odamda beğendiğim yer pencere önünde bulunan sedirdi olmuştu. Kocaman camı vardı orada oturarak çizim yaptığımı hayal etmeye başlamıştım bile görür görmez.
Mahalleye doğru giriş yapmıştık. Eşyaların olduğu kamyonu görünce oturacağımız yere baktım .
Bina yeni yapılmış beş katlıydı . Krem ve kahverengi boyasıyla çok hoş görünüyordu.
Etrafına bakındığımda neredeyse aynı renkleri diğer binalarda da görüp hevesi kırıldı kırılır gibi oldu her şey aynıydı birbirinin kopyası gibiydi resmen.
"Maşallah boyada indirim vardı sanırım herkes aynı yapmış baksana anne Binaların da birbirinden farkı yok deyip annesinin omzuna hafif ittirdi.
"Ah benim o taş duvar evim gibi olamaz hiçbiri , çok güzel ne emeklerle yapmıştık o evi ah eski günler ah.
" Sence orayı burayla kıyaslamak olur mu annecim ama ne yapalım kader işte."
"Yeni ve güzel başlangıçlar bizi bulsun o zaman kızım .
Mahalledeki herkes bir anda bize bakmaya başladı.
Bu kadar göz önünde olmayı sevmemem yetmezmiş gibi şuan neredeyse üzerine ışık tutulmuş sorguda bir zanlı gibi hissetmiştim.
Bütün gözler üzerimizdeydi. Kimsenin yüzüne bakmadan apartmana doğru yürümeye başladım.
Apartmanda eşya taşıma seslerini duyanlar olmuş ki herkes bizi selamlayıp hoş geldin demek için kapıda bekliyorlardı.
Annem tek tek hepsine teşekkür edip gülümseyip beşinci kata çıktık.
Tam ayakkabıları çıkarıp içeri girecektim ki annem kolumdan tutup
"Sağ ayakla girmeye dikkat et sünnettir bak kızım." diyip çekti beni.
Sağ ayağımı kaldırıp ağır çekimdeymişim gibi bastım içeriye
"Oldu mu annecim rahat mı için şuan."
"Söylemem bile gerekmez senin bunu daha önce bilmen gerekir."
"Bilmediğimi nerden biliyorsun be kadın" dedim göz devirerek.
Evin için mis gibi kokuyordu.
Annem teyzemle konuşurken evi temizlemek için önceden gelmesi gerektiğini söylemişti.
Eşyaları yerleştirmek ve evi düzenlemek için bir haftam var ne yapacağım diye dertlenince teyzem duruma el atmış asla merak etmemesini ve gelmeden bir gün önce bir temizlikçi tutup evi temizleteceğini söyleyip bu işi de halletmişti.
"Bak görüyor musun evi teyzen tertemiz yapmış her yer mis gibi kokuyor, temizlik derdiyle de uğraşmayacağım. Gerçekten Allah hepsinden razı olsun" deyip mutlulukla evin her yerini dolaşıyordu.
"Halılar da teyzemin işi sanırım dimi anne"
"Evet bembeyaz çok güzel değil mi."
"Evet çok güzel duruyor teyzem de sadelikten yana sanırım . Bu tercihe şaşırdım desem yeridir. Teyzem ve sadelik hıh asla inanmam, dedim gülerek.
"Zaten benim zevkim ben seçtim halıları.
" Bak mesela buna şaşırmadım, ayrıca desene artık attığımız adıma içtiğimiz içeceğe ,yediğimiz yemeğe dikkat edeceğiz.
" Aynen öyle mesela salonda film izleyip mısır yemek artık yasak"
Eylül ellerini kalbine koyup "bu zevkimi elimden alamazsın hayır anne hayır ya." deyip kafasını çocuk gibi yana yatırdı.
"Beyaz evin temizliği zor olur bilmiyor musun diyeceğim ama neyse "
"Bak bu iş yapma konusu araba da açıldı ve neyse ki çok uzamadan kapandı, he çok konuşmak istiyorsan annecim müsait bir zaman da uzun uzun konuşuruz. dedim gözlerini devirerek .
"Hem sen derslerine odaklanmaktan film izlemeye zaman bulabileceğini mi sanıyorsun bebeğim."
"Ben neyi ne zaman istersem yaparım annecim biliyorsun değil mi diyerek o şirin gülümsememle göz kırptım.
"Sınav haftan gelince bende bu dediğini hatırlatırım tatlım deyip onun hareketlerini yapıp göz kırptı.
Babam kapıdan çeri girip elindeki kutuları yere bıraktı..
“Sohbetinizi bölmek istemem diyeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz, çünkü oturup gülüşüp sohbet etme zamanı değil hanımlar bilmem farkında mısınız “deyip eliyle evin odalarını gösterdi.
Bavulumu alıp odama doğru geçtim. Tıpkı fotoğraflarda ki gibiydi çok ferah camları kocamandı ,içerisi güneş ışığı ile doluydu . Camın önünde sedire oturup dışarıya baktım. Camı açtığında bütün şehrin sesi odada yankılanmaya başladı.
.”Bu duruma alışmam zaman alacak sanırım. Kokusu, atmosferi her şeyi çok farklı umarım çok zorlanmadan hemen alışırım bu kalabalık ve güzel şehire. Anlaşırız umarım seninle koca İstanbul. Biraz sedirde oturup dışarıyı izledikten sonra bavulunun fermuarını açtım.
Arkadaşının hediye ettiği çantaya kaydı gözü eline alıp boynunu büktü sağa doğru . İlk defa onlar yoktu yanında. Çünkü arkadaşları varken hiçbir şeyden korkmaz daha da cesaretlenirdi . Ne yaparsa yapsın yanında olacaklarını bilirdi ve bu durum diğerleri içinde öyleydi. İstanbul'a vardıklarını haber vermek için telefonu eline aldı ama şarjı bitmişti. Telefonu şarja takıp baş ucundaki komidinin üstüne koydu. Berke ve Miranın hediyesi olan çerçeveleri baş ucuna koydu. Berke'nin dediği sözler aklına geldi ve gülümsedi.
Yatağın yeri istediği gibi yerleştirilmişti . Sırt üstü bıraktı kendini geriye doğru. Ağlamaktan başı ağrımış , üstünde yol yorgunluğuyla uyuya kaldı .