Annemi bile göremedim o heyecandan. Odama geçtim direk . Ev geldiğim gibi değil her şey yerli yerinde tıpkı Ankara'da oturduğumuz evde ki odam gibi.
Annem mutfakta bir şeyler yiyordu. Yanına gidip biraz konuştuk.
" Yolculuk nasıl geçti anne." Ender hanım çayından bir yudum alıp oğluna baktı.
"Güzel geçti baban her zaman ki gibi senden dert yakındı."
"Hiç şaşırmadım, ne zaman memnun ettim ki onu ben zaten."
"Bende " sesi çaresizlik içinden yardım edin der gibiydi.
"Senin nasıl geçti günün bir şey olmuş sende bir durum var.
Yüzün kıpkırmızı endişelendirme beni bir şey olduysa söyle bak" bir anda panik yapıp ayağa kalktı annem.
"Hayır hayır anne bir şey yok yani var da yok neyse netleşince söz ilk sana anlatacağım merak etme."
"Korkuttun beni" eliyle kalbini tuttu annem.
Ah anne keşke bende tutabilsem kalbimi bu kadar atmasını engelleyebilsem.
"Çay var mı ?"
"Var ama markete gidip gelebilir misin ?"
"Alman gerekenler var."
"Tabi giderim anne."
Elime bir liste tutuşturdu annem. Kaskımı alıp çıktım onu belki tekrar görürüm umuduyla.
Dışarı çıkıp kafamı yukarı kaldırdım ama kimseyi göremedim. Belki de sadece oradan geçiyordu.
Burada oturmuyor belki de kafamdan bir sürü düşünceyle bindim motora.
Motora atladığım gibi markete gittim eksikleri alıp eve doğru yol aldım kapının önüne geldiğimde ister istemez kafam yine yukarıya takıldı.
Ordaydı camda , o ilk gördüğüm zaman ki gülümsemesi ..
Su gibi bir güzellikti bu .
Napacağım ben nasıl adım atacağım , daha önce başıma gelmeyen bir şey bu
Aşk.
Telefona gömülmüş bir şekildeydi asla kafasını kaldırmıyordu. Sevgilisi mi var acaba . Allah'ım umarım yoktur. Olmaması imkansız bu kadar güzel bir kız nasıl da sevilmez..
Yukarı çıktım kendimle konuşa konuşa.
Annemin istediklerini ona verdim. Mutfaktan bir bardak çay alıp cama geçtim. Hala daha orada durmuş telefona bakıp gülüyordu.
Ne zaman fark edeceksin beni Eylül ne zaman..
Bu düşüncelere dalmış yüzüm ifadeden ifadeye atlarken beklenen gerçekleşti.
Baktı.. Bana baktı. Ne yapacağımı bilemeden kaldım öylece ya benim sapık olduğumu düşünürse. Salak asil bön bön bakarsan kıza sapık da zanneder gözcüde.
Kıpırdayamadım yerimden öylece duraksadım. Bakıp gözünü kaçırdı..
Lütfen bak lütfen bak
Baktın, bana baktın Eylül.
Bir anda kalktı camın önünden ve perdeyi çekti.
Ben nasıl uyuyacağım bu gece asla uyku girmez gözüme. Artık ikimizde eminiz birbirimizin karşı karşıya oturduğundan.
Tavana gözlerimi diktim , sadece baktım bütün gece hem de.
İki saat sonra okula gidecektim, hem de üniversiteye
Babamın bana vurduğu prangam artık çıkmıştı ellerimden.
Saat sabahın yedisiydi evde dönüp durmaktan başka çare bulamayınca attım kendimi dışarı .
Biraz dolaşıp okula giderim. Bu kafayı anca dağıtırım.
Gittiğimi fark etmesi için motoru son ses bir şekilde bastım gaza.
Gidebildiğim yere kadar .
O bakışı asla çıkmıyor içimden nasıl durdurucum bu kalbi ben.
Başı boş bir şekilde o kadar çok dolaştım ki saatin nasıl geçtiğini bile anlamamışım ki ilk günün ilk dersine geç kaldım..
Motorun yönünü okula çevirdim. Okula vardığımda neredeyse herkes ilk derse girmiş gibiydi.
Motoru park edip içeri girdim amfinin yerini sordum bir öğrenciye .
Daha sonra buldum yerini. Kapıda derin bir nefes aldım ve kapıya tıkladım. Gel sesini duyunca içeri girdim.
Bütün gözler üzerimdeydi resmen sadece hocaya odaklandım.
"Kusura bakmayın geç kaldım girebilirim miyim ." diyerek gözüm hala sadece hocaya odaklı.
Hoca " geç evladım" dedikten sonra dümdüz baktım ve karşımdaydı . Bedenim kitlenmiş gibiydi resmen sadece bakıyordum ona .
Allah'ım benden yana bütün şanslar bu güzel kız için .
Arka sırası bile boş kader bizi bir araya getirmek için elinden geleni yapıyor resmen.
Bütün ders hocanın dediklerinden bir gram anlamadım. O eşsiz kokusu, saçlarının güzelliği ve o mavi elbise.
Mavi... gökyüzün de ,deniz de, bir sende güzel Eylül.
Bir bahane bul oğlum Asil konuşman lazım adım atman lazım.
Hoca dersi bitirip gitmek için ayaklandı. Bir sonraki derse baya var konuşmak için bir fırsat bu bana .
Kalem, evet ya kalem istemeliyim..
Kolum bile ağır geldi bedenime kaldıramadım heyecandan , ya beni tanımazsa.
Omzuna dokunmamla bedenim uyuştu bir anda gözlerim gözlerine değsin istedim bir an için yüzü çok güzel kusursuz bir tablo vardı karşımda adeta.
Kalemini istedim ağzımdan bir tek
"Şey kalemin var mı?" çıktı
Konuşmadı.. neden konuşmadın Eylül hala daha duyamadım sesini..
"D.M.B.U.E" ismin değil sanırım. İsmini tabiki de biliyorum Eylül diye bağırmak geldi bir anda peki bu neydi. Belli ki bir hediyeydi..
Yoksa..
"Hayır dedi" ilk defa bir hayır kulaklarıma güzel geldi . Ses tonu , o beş harf bile nasıl güzel çıktı o pembe dudaklarından.
İsmimi söylemeliyim, artık tanışmamız lazım.
"Ben Asil, Asil VAROL.."
Duraksadı bir anda söylemeyecek, kalemi elimden çekip gidecek bence.
"Eylül" diyerek gülümsedi. Kalbimin sesini umarım bir tek ben duyuyorumdur. İsmini ondan duymanın güzelliği peki. Kusursuz bir gülüş.
Ve gitti..
Ben ise kalemiyle kaldım. Kalemi unutmuştu elimde.
&
Kantinde bir masaya oturdum ama önümdeki hiçbir şeyin farkında değildim. Ellerimi dizlerimin üzerinde birleştirdim, nefesimi düzenlemeye çalıştım.
Ama kalbim ikna olmuyordu.
Gözümün önünden gitmiyordu; duruşu, sessizliği, bakmıyormuş gibi yapışı.
Heykel gibisin, Asil, diye geçirdim içimden yine. Tıpkı ismin gibi.
"Yüzün , çok tanıdık çok."
Kendi kendime konuşurken bir anda sandalye çekildi. Kafamı yukarı kaldırdığımda bana bakan bir çift kahverengi göz.
Sakinleşmem gerekiyor ama elimde değil.
"Şeyy. kalemin."
Salak kafam kalemi unutmuşum bide Umayın hediyesiydi o . Telaşlı bir haldeymiş gibi çektim elinden. Ben cidden salağım.
"Sakin ol bir şey yapmadım kalemine." kızdırdım galiba
"Özür dilerim arkadaşımdan hediye ilk gün şans getirsin diye."
"Getirdi mi peki." kendimi ima ediyormuş gibi salak salak gülmemek için yüz ifademi kontrol altına aldım.
"Gibi gibi."
"Kendi kendine konuşuyordun beni fark etmedin bile."
Asil konuyu uzatmak için çabalıyordu ama benim şuursuzluk halim kilidini açmış gibi asla falso vermeden saçmalıyordum.
"Ne diyordum "
"Çok tanıdık diyordun." yüzünü işaret ederek.
"Çok sesli mi söylüyordum farkında bile değilim.
Allahım umarım benim hakkımda konuşuyordur diye mırıl mırıl ediyorum içimde. Eylül sadece yüzüme bakıyor . Senin için desen evet diye bağıracağım Eylül , lütfen benim hakkında olduğunu söyle lütfen.
"Hiç."
Hiç mi . Eylül gerçekte hiç deyip geçilecek bir şey mi bu .
Bir kaç ders daha bir aradaydık ikimizde birbirimize bakıyorduk bu istemsiz oluyordu sanırım. Asile baktığımda gözü hep bendeydi.
Ders bitiminde herkes yavaşça çıktı . Asilin oturduğu sıraya bakınca bomboştu. Nereye kayboldu bu çocuk..
Kapıya doğru gittiğimde motorun yanında duruyordu.
O sabah motoru son ses bağırtan oydu. Yataktan düşmeme sebep olan adam buydu. Peki ya camdaki..
Camdan bana bakan da oydu. Nasıl tanıyamadım ya nasıl tanıyamam..
Duygu karmaşasına girdim resmen bugün. Nasıl bir şeyin içerisine düştüm.
"Aynı yere gidiyoruz götüreyim istersen senide."
Ah nasıl güzel olur Asil bir bilsen ama maalesef. Kapıda polis arabası vardı gelen babamdı.
"Babam gelmiş "diyerek kafamla kapıyı işaret ettim.
"Peki başka zamana kalsın o zaman Eylül".
"Görüşürüz Asil."
"Görüşelim Eylül."
Öyle bir Asil dedi ki ismimi ilk defa birinden duymak bu kadar hoş olmamıştı. Motor atladım içimi kaplayan o huzurla.
Arabaya doğru ayaklarım zor ilerledi nedensizce. Daha tanışalı bir saat olmamıştı bile . Sanki birbirimizi daha önce tanıyor gibiydik.
Kaptırmamam lazımdı, kaptıramazdım .
Böyle birşeye izin veremezdim. Unutma Eylül bu şehire neden geldiğini unutma toparla kendini.
Arabaya bindim ama yüreğim o motora binmiş son sürat hızla gidiyordu.
Babam bir garip olduğumu anlamış olacak ki .
"Kötü geçti galiba ilk gün."
Böyle kötü güne kurban olunur baba ne kötüsü.
"İdare eder yani ilk güne göre öyle vaov denecek değildi."
Daha da fazlasıydı emin ol baba.
"E iyi bakalım , buraya yakın bir yerde işim vardı onu hallettim . Çıkıyorum diye mesaj atınca gruba bende gelip alayım seni dedim."
"Olay yerine çok yakınsın o zaman baba."
"Ne anlamadım."
"Gençler arasında espri neyse."
İçimde pırpır eden bir kelebek ve yanımda en ufak hareketimden bile anlayan babama çaktırmamaya çalışma çabam .
Kapının önüne geldiğimde motor duruyordu yerinde benden önce gelmiş diye içimden geçirip kafamı yukarı kaldırdım.
Bana bakıyordu, göz göze gelince kendini çekti bir anda içeri geçti.
Bende yukarı çıktım hemen.
&
Bir an önce eve gelmek için gaza asıldığım kadar asıldım. Cama baktım ama kimse yoktu. Ya daha gelmemişti, ya da bakmak istemiyordu.
Ya neden baksın ayrıca hemen kız Asil belki senin hissettiğini hissetmedi. Belki sevgilisi var. Belki de.. neyse belkilerle kafamı dolduramam şuan .
Polis arabası binanın önünde belirdi ben kendimle konuşurken. Ah işte geldi, geldiler yani babası ve o .
Babasını görmedim hala daha .
Yukarı bak lütfen Eylül, lütfen.
Gözlerimi ona kitlendim ve işte o an. Bana baktı biliyordum ya biliyordum bakacağını .
Heyecandan içeri attım kendimi , yatağın üstüne düştüm bir anda.
Annem sesimi duymuş gibi geldi bir anda telaşla.
"Asil iyi misin."
"Aşık oldum anne."
"Ne."
"İyiyim iyiyim anne birşey yok iyiyim sadece çok yorgundum bir anda attım kendimi öylece. "
"Anladım"
İnşallah duymamıştır.
"Yemek yiyeceğiz birazdan baban aradı seninle konuşacakmış evde yok dedim ara onu."
"Bir ton konuşacak yine."
"Oğlum boş ver konuş sen bişey derse tamam de geç."
Ender hanım oğluyla arkadaş gibiydi resmen bu dünyadaki tek dayanağı oydu çünkü. Eşiyle mutlu bir evliliği yoktu .
Babası ve kayınpederi iş ortaklarıydı ailelerde birbirini tanıyor diye evlenmelerini istemişlerdi.
Hayır demekten başka çareleri yoktu. Özellikle Ender hanımın , maddi durumu iyiydi eşinin şirketinde genel müdürdü ama oğlu üniversiteyi kazanıp İstanbul'a gitmek gerekince tek bırakamadı onu ve onunla geldi. Bu pek katlanılmaz olan evliliğin tek güzel yanı onun için Asildi.
İçeri mutfağa geçip sofrayı hazırladım. Asilin yüzündeki mutluluğu anlamadığımı fark etmediğimi sansın diye çok direndim. Duymuştum ne dediğini .
Aşık olmuştu.. oğlum bir kıza aşıktı, küçücüktü ve o hissi tattığını görmek beni nasıl mutlu etmişti.
&
Eve gelip anneme sımsıkı sarıldım. Okulun nasıl geçtiğini neler yaptığımı anlattım.
Asili anlatmak gelmedi içimden daha ben emin değildim neler hissettiğimi, neler yaşayacağımı. Şimdilik baz şeyler saklı kalmalıydı.
Annem geleceğimi bildiği için yiyecek bir şeyler hazırlamıştı. Daha sonra babam geldi.
Akşam yemeğini de yedikten sonra biraz sohbet ettik anneme yardım ettim. Babam yarın sabah seni durağa bırakacağım oradan sonra da gidersin dedi. Pekala diye isyan ederek odama geçtim.
Yüzümdeki makyajı çıkardıktan sonra pijamalarımı giydim. Cama doğru gittim perdeyi tuttuğumda içimde fırtınalarda kopuyordu. Yavaşça açtım perdeyi . Hemen cama bakmadım kafamı aşağıya doğru bakarak motor var mı yok mu diye yokladım motor oradaydı.
Hafifçe yukarı doğru kaldırdığımda kafamı bana bakıyordu Asil yüzü bir anda gülümsedi bana bakarken. Bende ne hikmetse kendimi bir anda gülerek buldum. Perdeyi bir anda çektim
Kalbin sesi buradan Gölyazı'ya yol olurdu. Neler oluyor böyle kontrolü ele almanın zamanı Eylül kendine gel .
Yatağa uzandım ama bedenim camın önündeydi hala.
Fal çıkıyordu , sanırım ama teyzem hiç iyi şeyler söylememişti. Ya doğru değilse ya ben kafada kuruyorsam ve uyu .En yakın zamanda teyzemle konuşmam gerekiyor. Yat uyu Eylül. Saçma sapan düşünme yat .
3 saattir camda bekliyorum nerede bu kız nerede . Perde hareket ediyor , işte işte orda.
Oh be gördüm sonunda seni bu bekleyiş boşa değildi biliyorum Eylül..
İyi geceler dedim sessizce ben bile duyamamıştım, sanki o duyacakmış gibi..
Ve kapandı perde..