İçeriğe geç

Gölgelerin Koruması

Bölüm 43 · 3 dk okuma

Gölgelerin Koruması

Bölüm 43

Bölüm 43: Soğuk Parmaklar ve İlk Temas

Odadaki cihazların tekdüze, mekanik bip sesleri, iki günün ardından zihinleri uyuşturan boğucu bir ritme dönüşmüştü.

Hastanenin ikinci katındaki odada akşam güneşi çekilmiş, yerini sokak lambalarının vurduğu soluk, gri bir aydınlığa bırakmıştı. Pamir, askıya alınmış sağ omzunun sızısına aldırmadan yatağın sol tarafındaki plastik sandalyeye yığılmış, başını göğsüne doğru eğmişti. Gözleri kapalıydı ama uyumuyordu; sadece zihninde dönüp duran o kapı kırılma sesini, Mina’nın son nefessiz çırpınışını susturmaya çalışıyordu.

Yatağın diğer tarafında ise Boran oturuyordu.

Boran iki gündür tek bir kelime bile etmemişti. Dirseklerini dizlerine dayamış, başını iki avucunun arasına alarak öne eğilmişti. Kanı kurumuş tişörtünü sadece birkaç saat önce Saran’ın zorlamasıyla siyah düz bir kazakla değiştirmişti ama ruhundaki o kan gölü kurumuyordu. Sargılı sağ eli, yatağın kenarındaki beyaz çarşafın üzerinde, Mina’nın serum bağlı olmayan sol elinin sadece birkaç santim uzağında duruyordu. Dokunmaya cesareti yoktu; varlığının o kıza sadece felaket getirdiğine o kadar inanmıştı ki elini uzatırsa kızın yeniden o karanlık krize yuvarlanmasından korkuyordu.

Oda derin, kahredici bir çaresizlikle sarmalanmıştı.

Tam o anda, yatakta örtünün altındaki parmaklar hafifçe kasıldı.

Mina’nın göz kapakları ağır bir yükün altındaymış gibi titreşti. Zihnini saran o koyu, dipsiz bataklıktan yukarıya doğru çekildiğini hissetti. Boğazı kurumuştu, ciğerlerine dolan oksijen serindi ama artık yakmıyordu. Kulağına gelen mekanik sesler, hastane odasının o tanıdık kireç kokusuyla birleşti.

Gözlerini tamamen açamadı; sadece kirpiklerinin arasından loş odayı, başucunda başlarını eğmiş, birer suçlu gibi yere bakan iki silueti gördü.

Boran’ın geniş sırtı çökmüştü. Hayatında kimseye eğilmeyen, okulun ve sokakların kural tanımaz çocuğu, yatağın kenarında iki büklüm olmuş, adeta görünmez bir darağacında kendi cezasını bekliyordu. Yanındaki çarşafın üzerinde duran sargılı eli hafifçe titriyordu.

Mina, içinde günlerdir biriken o korkunun bu çocuğa ait olmadığını o an çok daha berrak anladı. Boran ona vuran el değildi; Boran o eli kıran, onu o cehennemden çekip çıkaran kişiydi.

Mina bütün gücünü toplayarak kolunu hafifçe kaldırdı.

Parmakları buz gibiydi, halsizlikten kurşun kadar ağır geliyordu. Elini santim santim ilerletti.

Ve sonra, ince, titrek parmaklarını Boran’ın sargılı, kaba elinin üzerine usulca koydu.

Küçük avucunu, çocuğun sert parmak eklemlerine doğru kaydırdı; tırnaklarının ucuyla Boran’ın derisine hafifçe tutundu.

Boran’ın bütün bedeni tek bir saniyede elektrik çarpmış gibi kaskatı kesildi.

Nefesi göğsünde düğümlendi. Başını öyle bir hızla kaldırdı ki boyun kasları gerildi. İnanamıyormuş gibi, delirdiğini sanarak çarşafın üzerine, eline baktı.

Kızın incecik, damarları görünen solgun parmakları, kendi elini kavramıştı. Gevşek ama bırakmak istemeyen bir teslimiyetle tutuyordu onu.

Boran gözlerini yavaşça yukarıya kaydırdı.

Mina kirpiklerini aralamıştı. Yüzü hâlâ kireç gibi solgundu ama o gözlerdeki iki gün önceki kriz, o kör karanlık tamamen dağılmıştı. Kız, kurumuş çatlak dudaklarını hafifçe araladı; gözlerini Boran’ın kan çanağına dönmüş, şokla büyüyen gözlerine dikti.

"Boran..."

Fısıltısı bir rüzgâr kadar zayıftı ama odadaki mekanik cihazların sesini anında yok etti.

Pamir o sesi duyduğu an başını aniden kaldırdı, "Mina?!" diyerek sandalyeden fırlamaya çalıştı ama dengesini kaybedip yatağın kenarına tutundu.

Boran ise kıpırdayamadı. Boğazından aşağı kaynar sular dökülüyormuş gibi yutkundu. Elini kızın parmaklarının altından çekmedi; aksine, kırılacak bir porselene dokunur gibi inanılmaz bir ihtiyatla parmaklarını çevirdi ve Mina’nın küçük, soğuk elini avucunun içine aldı. Sımsıkı sardı.

Boran’ın gözlerinden iki gündür akmayan o bastırılmış yangın, tek bir damla yaş olup yanağından aşağı süzüldü. Dudakları titredi, sesi göğsünün en derininden gelen bir yakarış gibiydi:

"Buradayım... Mina, buradayım. Geçti."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.