İçeriğe geç

Gölgelerin Koruması

Bölüm 41 · 2 dk okuma

Gölgelerin Koruması

Bölüm 41

Bölüm 41: Kesilen Nefes ve Panik Dolu Koşu

Pamir’in koluna gömülen o sessiz sarsıntılar bir anda yön değiştirdi.

Mina’nın içine içine akıttığı gözyaşları birdenbire boğuk, hırıltılı bir çırpınışa evrildi. Göğsü öylesine sert bir kasılmayla içeri çöktü ki ciğerlerine tek bir zerre hava bile girmedi. Parmakları Pamir’in kolundan kaydı, iki eliyle kendi boğazını kavramaya çalıştı; dudakları saniyeler içinde morarmaya, gözleri tavana dikilip geriye doğru kaymaya başladı. Havayı yutmak için ağzını açıyor ama sadece acı dolu, yırtıcı bir ıslık sesi çıkarabiliyordu.

Panik atak, geçmişin travmasıyla birleşip bedeninin tüm solunum refleksini kilitledi.

"Mina?!"

Pamir’in sesi odada bir feryat gibi patladı. "Nefes almıyor! Boran, nefes alamıyor!"

Odadaki herkes tek bir saniyede taş kesildi. Saran’ın elindeki bez yere düştü, Koral duvardan hızla döndü, Kutay kapı eşiğinde bir adım öne fırladı. Ama hiçbiri Boran Karadağ kadar hızlı hareket edemedi.

Boran’ın beynindeki tüm kilitler, kıskançlıklar ve korkular o tek bir anda sıfırlandı. Kanlı ellerini, kırık parmak boğumlarını bir kenara bıraktı; iki dev adımda yerdeki kızın yanına ulaştı.

Hiç düşünmeden, tek bir tereddüt kırıntısı bile göstermeden eğildi. Bir kolunu Mina’nın sırtına, diğerini bacaklarının altına dolayarak kızı tek bir hamlede kucağına aldı. Kızın bedeni kollarının arasında buz gibi ve kaskatıydı; başı geriye düşmüş, göğsü çaresizce çırpınıyordu.

"Gözlerini kapatma!" diye kükredi Boran. Sesi odayı değil, tüm apartmanı temelinden sarsacak kadar vahşi ve korku doluydu. "Mina, bana bak! Kapatma o gözleri!"

Boran arkasına bile bakmadan odadan fırladı. Salondaki kırık camların, darmadağın olmuş mobilyaların üzerinden adeta uçarcasına geçti. Kollarındaki kızı göğsüne öylesine sıkı, öylesine korumacı sarmıştı ki sanki bedenindeki sıcaklıkla kızı hayatta tutmaya çalışıyordu.

"KORAL, ARABAYI ÇALIŞTIR!"

Koral antreden bir mermi gibi fırladı. Kırık kapıyı ardına kadar itip merdivenleri dörder dörder inmeye başladı. Saran hemen arkasından koştu, yangın merdiveninin demir kapısını tek bir tekmeyle açık tuttu.

Pamir yaralı omzuna aldırmadan sendeleyerek ayağa kalktı, ceketini bile almadan kapıya atıldı. Kutay ise kapı eşiğinden çekilip merdiven başını tuttu; saniyeler önce düşman olduğu çocukların arkasından, kucağında nefessiz kalan o kızı taşıyan Boran’ın peşinden aşağıya doğru deli gibi koşmaya başladı.

Apartman boşluğu inen bot sesleriyle, kapı çarpmalarıyla ve Boran’ın kesik, nefes nefese haykırışlarıyla inledi:

"Dayan Mina... Sakın bırakma kendini, sakın!"

Sokağa çıktıklarında Koral siyah cipin motorunu çoktan inletmiş, dörtlüleri yakmıştı. Boran arka kapıyı tek bir hamlede açıp kucağındaki Mina’yla birlikte içeriye daldı. Kızı kucağına oturttu, başını kendi boyun girintisine bastırdı. Titreyen, kanlı elleriyle kızın buz kesmiş yanaklarını kavradı.

"Koral, bas!" diye bağırdı Boran, gözlerinden kızın saçlarına damlayan ter ve kan birbirine karışırken. "En yakın hastaneye! Kırmızı ışık falan dinleme, bas şu gaza!"

Cip lastiklerini çığlık çığlığa asfalta sürterek caddeden fırladı. Arkalarında, sokağın ortasında kalan Kutay motorunu çalıştırıp cipin hemen ardına takıldı; şehir, tek bir kızın nefesi için son sürat yarılan bir yarış pistine dönüştü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.