~15.10.2023~
~ GİRİŞ ~
Gerçekten bunalmıştım, duvarlar üstüme üsteme geliyordu. Sonunda masanın başından kalktığımda belim tutulmuş olmalı ki acı bir inleme çıktı dudaklarımın arasından. Saat gece yarısına geliyordu. Yanıma birkaç önemli dava dosyalarını alarak ofisten çıktım.
Arabama bindim. Eve gidecektim ama kaç saat sürerdi bilmiyorum. İstanbul trafiği sonuçta, saat kaç olursa olsun hep bir trafik olmak zorundadır.
Başım felaket ağrıyordu. Bir sürü dava dosyası vardı ama içlerinden sadece iki tanesi önemliydi. Bu yüzden diğer dosyalara pek fazla bakmak istemiyordum ama mecburdum.
Neyse ki ev hem ofisime hem de adliyeye yakındı. Yani bana göre.
Telefonum çalmasıyla deniz manzarasından gözlerimi çekmiştim. Arayan Gökçe’ydi. Gökçe benim küçüklüğümden beri en yakın arkadaşımdı. O kadar yakınız ki her boku birlikte yiyoruz. Daha doğrusu Gökçe yiyor fakat anlatırken beni de yediği boka dahil ediyordu.
Daha fazla bekletmeden aramayı yanıtladım.
“Alo Duru. Ne yapıyorsun?” dedi neşe dolu sesiyle. Ses tonundan belliydi, yine bir bok yiyecektik.
“Direk konuya gir. Başım çatlıyor Gökçe.” dedim bıkkınca.
“Aman be sanki kötü bir şey dedik. Neyse, sen yine bu saate kadar ofiste miydin?”
“Gökçe sabrımı sınama benim. Ne istiyorsun?” dedim hafif yükselttiğim sesimle.
“Abarttın iyice, seni her aradığımda bir şey mi istiyorum sanki. Nasılsın diye de mi sormayalım?” dedi hafif sertleştirdiği ses tonuyla. Yine bir şeyler çeviyordu.
“Sen ilk önce şu ağzındaki baklayı çıkar Gökçe Hanım.” dedim hesap sorarcasına.
“Şimdi ben bir plan yaptım. Yarın gece. Bak ‘gece’ diyor… “
“Kısa kes lütfen.” dedim derin bir nefes alarak.
“Tamam, yarın gece kızlar partisi yapacağız. Sende gelir misin diyecektim.”
“Kızlar partisi ne Gökçe? Yeni yeni şeyler çıkartıyorsun.”
“Pijama partisi yapıcaz yani. Gelir misin lütfen?” dedi yalvarırcasına. Şimdi karşımda olsaydı dudaklarını büzüp yavru köpek yavrusu bakışlarını sunardı.
“Tamam, işim çıkmazsa gelirim ama bak söz vermiyorum. Tamam mı?”
“Yes be. İşte bu. İşte dünyanın en iyi arkadaşı. İşte dünyanın en iyi kankası. Biz varya……. “dedi kulak kanatan sevinç çığlığı ile birlikte.
“İyi geceler sana. Görüşürüz.”
“İyi geceler. Uykusuz gelme, sabahlamayı düşünüyoruz.” dedi uyararak.
“Tamam tamam, anladık. Görüşürüz Gökçe.”
“Görüşürüz.” dedi ve hemen başka bir şey demesine imkan bile tanımayarak telefonu kapattım. Zaten Gökçe’yle olan konuşmamız bitene kadar trafikte sadece bir metre ilerlemiştim. Gerçekten bu trafik sorununa çözüm yok mu yani, bulunamaz mı?
Aslında yarın annem ve babamın ölüm yıldönümleriydi. Trafik kazasıydı ama sözde. 6 yaşındaydım ve o günden beri herkes bana bu yalanı söylüyordu. Gerçeğin farkındaydım. İlk avukat olduğumda hemen bu trafik kazası için açılmış dava dosyalarına bakmıştım. Açık bir şekilde ortadaydı. Görüntülerle oynanmıştı. Ama bu davayı açmam için yeterli bir sebep değildi. Boş vakitlerimde her zaman açar bu dosya üzerinde çalışırdım ama fazla yol kat edemezdim.
Bir saatlik trafiğin ardından eve gelebilmiştim. Arabamı park ettim. Apartmana girecektim ki tam karşımda Eymen’i gördüm. Yanında bir kız vardı.
Yaşıtına benziyordu. İri, açık mavi gözleri onu tatlı yapıyordu. Hafif açık kahverengi saçlarının uçlarını sarıya boyayarak güzel bir görüntü ortaya çıkarmıştı. Küçük burnu sanki estetik yaptırılmış gibiydi ama estetikle bile böyle olamazdı.
Eymen beni gördüğünde keskin bakışlarımla karşılaştı. Koşar adımlarla hemen yanıma geldi. Gözlerinde korku vardı, hesap sormamdan korkuyordu. Ve bende o korktuğu şeyi tabi ki yapacaktım çünkü abla olmak bunu gerektirirdi.
“Bu saatte ne yapıyorsun sen dışarda bakayım, evin yolunu mu kaybettin? Hem bu kızda kim?” dedim ses tonumu sonlara doğru alçaltarak.
“Abla… “
“Kızı çağır, ikinizi birden sorgulayacağım.”
“Abla kızın suçu ne şimdi. Abartma.” dedi isyan bayraklarını asarak.
“Hayır, ikinizi birlikte sorgulayacağım. Çağır kızı.” Hiçbir şey demeden yüzüme bakıyordu. “Hadi Eymen. Hava soğuk, donuyorum.” Hala karşımda dikilmeye devam etti.
“İyi sen bilirsin eve almıyorum o zaman.” dedim arkamı dönerek. Kolumdan tutarak kendine çevirdi.
“Bunu ödeyeceksin abla.” dedi dişlerinin sıkarak.
“Hadi ablacım. Ödetirsin tamam, anladık.” Apartmana girdim hemen arkamdan ikisi de geldi.
Beraber eve girdik ve koltuğa oturmalarını işaret ettim. Bende ortada duran sehpaya oturdum. Başlayalım bakalım sorguya.
“Birincisi ismin ne ve ikincisi bu saatte birlikte dışarıda ne yapıyordunuz?” diye sordum kıstığım gözlerimle, güzellik algısına taş çıkartan kıza.
“Abla… “dedi araya girmeye çalışarak Eymen fakat araya girmesi hiç iyiye işaret değildi. Burada bir şey çeviriyorlardı ve ben bunu öğrenirdim.
“Eymen sana sormadım değil mi ablacığım? Sus!” dedim bağırarak ve bu, ikisi de korkutmuştu.
“İsmim Hande. Eymen benim erkek arkadaşım.” dedi çekingen tavırlarıyla. Kaşlarımı kaldırarak Eymen’e baktım. Eymen’in yüzünde sadece tek bir cümle okunuyordu: ‘Şimdi fena sıçtım.’
“Peki, bu saatte dışarda ne yapıyordunuz Hande?” dedim sakince.
“Arkadaşlarla bir yere gitmiştik, oradan geliyorduk.”
“O bir yer neresi?”
“Kafeye gitmiştik.” dedi. Kız karşımda ecel terleri döküyordu ama hâlâ yalan söylüyor.
“Bak bakayım bana. Bende o uydurduğunuz yalanları yiyecek tip var mı?” dedim bağımsızca yükselen ses tonumla.
“Abla fazla gidiyorsun kızın üstüne, yapma.” dedi Eymen araya girerek.
Derin bir nefes çekerek oturduğum yerden kalktım. Eğer biraz daha kalırsam kesinlikle yanardağ gibi patlardım. Ayrıca uyduracakları yalanlara asla ama asla katlanamazdım. Odama giderken durdum ve dönmeden konuştum.
“Hande, istersen burada kal. Saat fazlasıyla geç oldu. Dışarda bin bir türlü insan var. Sabah Eymen ile birlikte gidersin. Tamam mı?” dedim Eymen’e de ithafen.
“Rahatsızlık vermek istemem… “
“Öyle şey olur mu hiç. Kocaman ev. Ablam haklı, dışarısı hiç güvenli değil. Burada kal bu gece.” Kızın söyleyeceği tüm sözleri ağzına tıkarak konuştu yine Eymen. Galiba benim küçük kardeşim büyüdü de âşık oldu.
“Size iyi geceler.” dedim odama girip kapımı kapatırken. Üstümü değiştirip yatağıma oturduğum sırada telefonum çaldı. Gizli numara. Bu zamana kadar birçok yabancı numara aramış ve hepsi ile konuşmuştum. Hepsi davalar için avukat arayanlardı. Ama hiçbiri gizli numaradan aramazdı.
Telefonu kapatarak yatağıma yattım ve iyice gömülmeye çalıştım. Sadece aralıksız bir uyku istiyordum. Bu kadar zor olamazdı değil mi aralıksız uyumak? Gözlerim yavaş yavaş kapanırken tek dilediğim kimsenin beni rahatsız etmemesiydi.