Karakterler:
Elias: Kapaktaki erkek silüeti. Gölgelerle konuşabilen, geçmişi karanlık bir dedektif.
Isabella: Kapaktaki kadın silüeti. Kaybolan bir ressam, Elias'ın geçmişinden bir figür.
———————————————————————-
Gölgeler asla yalan söylemezdi. Elias, bunu babasının ölümünden beri biliyordu. Şehrin en karanlık ara sokaklarında, gece yarısı tren istasyonlarının ıslak platformlarında, terk edilmiş evlerin çürüyen duvarlarında… Gölgeler her zaman oradaydı. Dinlemeyi bilenler için birer kütüphane, gerçeğin çarpık bir yansımasıydılar.
Elias, her zamanki gibi tren istasyonunun en ucundaki gölgede duruyordu. Diğer insanlar, aydınlık, steril vagonlara biniyor, evlerine dönüyorlardı. Onlar için gölge, sadece ışığın bittiği yerdi. Elias içinse burası yaşamın kendisiydi.
"Nerede?" diye fısıldadı Elias. Sesi, gecenin sessizliğinde kaybolan bir rüzgar gibiydi. Gölgelerden bir yanıt beklemiyordu. Ama o an, garip bir şey oldu. İstasyonun en karanlık köşesindeki, bir tren vagonunun altındaki gölge, titredi. Sanki biri içine bir taş atmış gibi, bir halka oluştu. Ve o halkanın içinden, Elias'ın hayatının en büyük sırrı, gölgelerin diliyle fısıldadı:
"Gölgelerin kızı."
Elias'ın yüreği sıkıştı. "Gölgelerin kızı"… Babası, ölmeden hemen önce bu kelimeleri fısıldamıştı. Ve o günden beri Elias, bu ismin ardındaki gizemi arıyordu. Şimdi ise, bir tren istasyonunun karanlığında, gölgeler ona yeniden bu ismi fısıldıyordu.
Elias, gölgeye doğru yavaşça ilerledi. Vagonun altındaki karanlık, onu çağırıyordu. Elias, vagonun altına eğildi ve gölgenin içine baktı. Ve orada, gölgenin en derin noktasında, bir resim gördü. Bir kadının portresi. Ama bu sıradan bir portre değildi. Kadının yüzünün yarısı gölgedeydi, diğer yarısı ise parlıyordu. Tıpkı o kapağın ikiye bölünmüş silüetleri gibi.
Kadının gözleri, Elias'a tanıdık geliyordu. Hüzünlü, ama aynı zamanda güçlü gözler. Elias, kadının kim olduğunu biliyordu. Isabella… Şehrin en ünlü, en gizemli ressamlarından biriydi. Ama o da, Elias'ın babası gibi, yıllar önce iz bırakmadan kaybolmuştu.
Elias, resmi almak için elini uzattı. Ama eli, gölgenin içine girmeden önce, bir ses onu durdurdu.
"Onu bulmalısın, Elias. Gölgelerin kızını bulmalısın."
Elias, arkasına döndü. Ama kimse yoktu. İstasyon boştu. Sadece gölgeler ve Elias… Ve gölgelerden yükselen o fısıltı… "Gölgelerin kızı."
Elias, resmi gölgeden çıkardı. Isabella'nın portresi, elinde titriyordu. Gölgeler, ona bir yol göstermişti. Şimdi, Elias'ın bu yolda yürümesi ve gölgelerin fısıldadığı sırrı çözmesi gerekiyordu.