İçeriğe geç

GÖLGEDEKİ YALAN

Bölüm 1 · 6 dk okuma

GÖLGEDEKİ YALAN

Bölüm 1

1.BÖLÜM

''Bebeğim, uyan artık.''

''Alımlı bir prenses var sanki,yatak odamda.''

Perdemin arasından güneş,odamın içine parıldıyordu.Bir pazartesi sabahı.Ah! Ne hoş.

''Bir taneciğimizin kahvaltısı hazır.Zahmet edipte masaya gelirlerse...''O içime huzur,sevgi veren sesiyle söylendi.Hayatımda kimseye vermediğim kadar verdiğim değeri hak eden kişi.Herşeyim.

Israrlarının üzerine yatağımdan kalkmaya karar verdim.Üzerime bir hırka alıp mutfağa doğru yöneldim.Aldıım kokular pazartesi sendromunu bile unutturacak kadar güzeldi.Bir kadın nasıl bu kadar becerikli olabilir?

Masaya göz gezdirdim ve henüz yeni oturmuş olan,o güzel kadının yanağına öpücük kondurup uykulu sesimle,''Günaydın anneciğim''dedim.Oda bana sımsıcak gülümsedi.Hayatta en değerli varlığımdı o.

Ayıyı andıran esneme sesi duydum.''Sabah sabah bu gürültü ne?''diyerek,yanımıza geldi.Mert tabiki.Canım kardeşim!

''Önce bir günaydın deseydin Mertciğim.''dedim.Sitemle dolu bakışlarını bana çevirdi.''Ben senin abinim.'' Klasik Mert.Hı hı der gibi attığım bakışlarımın birebir aynısını ondan geri aldım.

Kahvaltımı ettikten sonra odama gidip okul için hazırlandım.Ceketimi üzerime giyip başıma siyah bir bere geçirdim.Çantamı da aldıktan sonra annemin yanağına bir öpücük kondurup ayakkabılarımı aldım.''Mert hadi çıkıyorum.''Mertin bir gün bile beni kapıda bekletmeden hazır olduğunu daha görmedim.''Bugün ilk derslerim boş benim sen git.''Güzel.Beklemekten kurtuldum.

Okulumun evimize uzaklığı,yürüyerek 15 dakika kadardı.Arada minübüse binsemde genel olarak yürürüm.Sabahın o serinliğinde kulaklığını takarak,en sevdiğim müziği açıp rüzgarın yüzüne çarpmasına izin vermekten daha güzel birşey varmı ki.

Adım Asena.17 yaşında, sarışın, ela gözlü,kısa -ki bence orta-boylu,çok konuşmayan,kitaplarda moral bulan,müzikle rahatlayan,bir annesi bir kardeşiyle yaşayan sıradan,balerin bir kız.Ha!.Bir de babasıyla tabiki.Gereksiz bir baba.

Annemin bir kuaför salonu var.Çok büyük bir iş değil ama annemin geçiş çevresi olduğu için oradan çok fazlasıyla gelir elde edebiliyor.Mert benden 1 yaş büyük,18 yaşında.Ama annem ikimizin de birlikte gitmesi için onu 1 yıl geç yazdırmış.Babam.Dilime baba demeye yakıştıramadığım adam.Doğduğumdan beri bana bir kez kızım diyip,sevdiğini görmedim.Tek işi aylaklık.Pardon kumar ve içki içmek var.Unutmuşum.Annemin hala neden ondan ayrılmadığını korkusuna veriyorum.

Ben ise fazlasıyla sakin,saf,utangaç,sulu göz,duygusal,çabuk güvenen...Daha sayabilirim.Evet hepsi doğru.Tek sevdiğim huyum inatçı olmam sanırım.Arada işe yarıyor.

Ve balerin.Yedi yaşından başladım baleye.Annem küçükken,beni bale göstersine götürmüştü.Hayran kalmıştım.O an koydum kafaya.Bende böyle olacağım diye.Hala hafta sonları devam ediyorum.Geliştirmeye çalışıyorum.Yapabildiğimin en iyisini yapmaya.

15 dakikalık okul yolunun sonunda kulaklığımı çıkarıp okuldan içeriye girdim.Girdiğim gibi Gülce boynuma atladı.''Herkesin düşüp rezil olmamdan keyif alıyorsun sanırım.''dedim.Gülümseyerek.''Hayır sadece günaydın demek istiyorum.''Sanki beni sinir etmek ister gibi.

Gülce.En yakın arkadaşım.Aynı sınıftayız sarışın,mavi gözlü,benden uzun bir kız.Benim aksime,çabuk arkadaşlık kurabilen,çevresi geniş biri.Belkide o yanımda olmasa tamamen yalnız olacağım.

''Neler oldu biliyor musun?''dedi.Gerçekten önemli bir şeyler olduğunu gösteren ifadesiyle.Ki bence klasik bir dedikoduydu.''Tolga kardeşinin Ömer ile çıktığını öğrenmiş.Tam sen gelmeden önce birbirlerinin burunlarını kırmakla ilgileniyorlardı.''Olası.

Tolga.Okulumuzun popülerden çocuklarından.Aynı sınıftayız.Eski sevgilim.Aslında tam olarak aşkımlı bir sevgili değil.Sadece arkadaştan öte gibi.Aynı zamanda fazlasıyla kıskanç.Ayrılma sebebimiz onun kıskançlığıydı zaten.Kendinden 2 yaş küçük kız kardeşi var.Güzel ve bakımlı bir kız.Adı Elif.Ama tanıdığım kadarıyla hareketleri biraz dengesiz.Fazla fırlama bir kız.

''Tahmin ediyordum.''dedim.Çok fazla ilgilenmemiştim.Tolga sınıfa girdiğinde.Sadece dudağı kanamıştı.Siniri geçmemiş gibiydi.Sınıfa çıkarken de elifin kantinde ağladığını görmüştüm.Elif abisinin ona izin vermemesine rağmen,sürekli bir sevgili yapması bu tarz olayları olası yapıyordu zaten.

____________________________

10 dersin ardından.Gülce ile birlikte okuldan çıktık.Ben eve giden yola doğru yönelirken .Kolumdan tuttu."Hey! Nereye gidiyorsun?"dedi.Kesinlikle bunun altından bir şey çıkacaktı.Bu gün pazartesi.Hafta sonu dışarı çıkamadıysa eğer,bu gün asla eve erken gitmezdi.Umursamaz bir şekilde sence bakışımı attım.Gözlerini devirdi."Hergün okula gidip geliyoruz Asena.Renk,renk switlere ihtiyacımız var."Aklıma gelmişti.Alışveriş.Gözlerimi devirdim.

Tabiki her kız gibi alışverişten hoşlanırım.Ama Gülceyle içinde çıkılmaz bir hal alıyordu.Fazla kararsız.Fazla seçici.Fazla kusur bulan.

"Hadi ama, seninde ihtiya,cın var değil mi?"Haklı.Benim içinde iyi olurdu aslında.İtiraz etmedim.Anneme haber vermek için bir mesaj attım.

Üç saat kadar yüz bin tane mağazaya girmiş olabileceğimizi sanıyorum.Gülce'nin eli doluydu.Sadece swit almak için gitmişti tabiki.Bir pantolon,iki tayt,üç swit.Hepsini almıştı evet.Fazla abartıyordu doğru.Ama denediği herşey incecik beli,şekilli göğüsleri ve sütun gibi harika bacakları üzerinde harika duruyordu.Benim düz fiziğime rağmen,kıvrımlı bir fiziği vardı.

Ben ise iki swit,bir gül kurusu renginde etek almıştım.Benimde belim inceydi, fakat Gülce'nin aksine çocuksu bir fiziğim vardı.İşte tam da bu yüzden üzerime uygun birşeyler bulmakta zorlanırdım.Çocuk bölümünden giyindiğim bile olurdu.

Gülceyle bir süre yürüdükten sonra,evlerimize gitmek için ayrıldık.Saat dokuz gibiydi.Hava kararmıştı.Etraf sessizdi.Bu saatlerde herkes işten çıkmış,evinde olurdu.

Eve yaklaştığımda sesler geliyordu.Baba olucak o adamın sesleri.Anahtarımla kapıyı açıp,ayakkabılarımı çıkarmaya uğraşırken dediklerini kulaklarım ayırt etmeye başlamıştı.

"Kız evlat olduğunun farkında değilsin galiba.Saatin kaç olduğunun da farkında değilsin tabi.Hava karardı.Ne işi var dışarda bunun!" 'Bu' benim.Anneme bağırıyordu.Bana değil ama ona bağırması çok zoruma gidiyordu.Bu gerizekalı Mert nerelerde peki.O adam -bize yabancı olan o adam- anneme bağırıyordu ve erkek kardeşim annemi korumak için yanında değildi.

Sinirlenmiştim kapıyı sertçe çarpıp onların yanına gittim.Annem dolu gözleriyle dönüp bana baktı.O adam beni görür görmez kolumu sıkıca tuttu."Nerdesin sen?"dedi.Hızlıca kolumu ondan kurtardım.Kafası iyiydi.Kötü kokuyordu.Bahse girerim ki beş kuruş parası yoktu.

"İşim vardı.Ayrıca biliyor musun,bu seni hiç ilgilendirmiyor"dedim.İğneleyici olduğunu düşündüğüm ses tonumla.Sinirlenmişti ya da ona kafa tutmam gururuna dokunmuştu.Şimdi baba olduğunu hissettirmesi gerekiyordu.Evin reisi ya.Onunla hiç ilgilenmiyordum.Anneme zarar vermesi dışında umrumda bile değildi.

"Ben bu evin reisiyim.Bu evde benim sözüm dinlenecek."tam tahmin ettiğim gibi.Aklımdan geçen şeyleri söylemesinin üzerine yüzümde küçük bir gülümseme oluştu."Sen karanlığa kadar nerelerde sürtünüyosan,bundan sonra evden sadece okul için çıkacaksın!" bana mı dedi onu? İnsan hiç öz kızına böyle bir şey der mi? Fazla oldu ama! Yüzümdeki sırıtış hızlıca yerini sinirli bakışlara bıraktı."Bunları bana sen mi söylüyorsun?Bazen haftalarca eve gelmeyen,nerde ne bok yaptığını bilmediğimiz,hatta şuan bile ayakta zor duran adam.Sen.Şimdi karşıma geçmiş bunları mı söylüyorsun?Gerçekten seni dinleyeceğimizi mi sanıyorsun,gerçekten seni baba olarak gördüğümüzü mü sanıyorsun?"sesim rahatsız edici bir şekilde yükselmişti.Onun hakkında ne hissediyorsam hepsini,düşünmeden söylemiştim.Fazlasıyla sinirini zorlamıştım.İleriye gitmiştim.

Gözümün kararması,yanağımda hissettiğim acı ile birlikte kendimi arkamdaki duvara yapışmış halde buldum.

Vurmuştu bana.

Annemin çığlığını duydum.Her şeyden önemlisi annemin önünde yapmıştı bunu.Annemin kalbinde benim yanağımda olan acının iki katını hissetmesine sebep olmuştu.

Bütün sinir hücrelerim,beynimi zorluyordu.Tırnaklarımı avuçlarımın içine bastırmıştım.Ağlamamak için kendime emir veriyordum.

Ceketini aldığı gibi kapıya yönelirken,arkasından "Defol git,bir daha da gelme."diyip,bağırıp çağırmaya devam ettim.Gözüm annemi bile görmüyordu.Sinirlerim yerinde değildi.Hızlı hareketlerle annemin kollarından kurtuldum ve odama girip kapıyı hızlıca çarptım.

Avuçlarım tırnaklarımı batırmaktan kızarmıştı.Yüzümde tokadının değdiği yer uyuşmuştu.Vücudumun her noktası elime bir bıçak alıp ona saplamamı emrediyordu.Dolan gözlerime daha fazla engel olamadım ve gözlerimden yaşlar süzülmesine izin verdim.

Annem babamla 18 yaşındayken evlenmiş.Daha doğrusu evlendirilmiş.İlk evlendikleri zaman dedemlerle birlikte yaşamışlar.Annem babamın o zamanlar iyi olduğunu söylüyor.Sonra babam dedeme bir iş bulacağı konusunda söz vermiş ve Balıkesir'e taşınmışlar.Annem 20 yaşındayken Mert olmuş.Bir yıl sonra da ben.

Babam ben 2 yaşlarındayken bizi birkaç kere pikniğe götürdüğünü hatırlıyorum.O kadar kötü biri değil gibiydi sanki.Belkide çocuk aklım bana sadece bunu hatırlatıyordu.

Hiç unutmadığım şey,babam bir gün işten saat,gece 2 gibi gelmişti.Annem o saate kadar uyumamış,babamı beklemişti.Babam geldiğinde fazlasıyla sarhoştu.Önünü bile zor görüyordu.Annemle bir süre tartıştıktan sonra ona bir tokat attı.O tokatı gördüğümüzde Mert ve ben koşarak onların yanına gitmiştik.Babamın bacaklarından tutup,anneme vurmmaması için yalvarmıştık.O ise Mert'ti ittirmiş,sonrada kapıyı çarpıp gitmişti.O gece annem beni yan komşumuza bırakmış ve kafasını yere çarpan Mert'i hastaneye götürmüştü.Sonrada sabaha yakın annem gözleri şişmiş,Mert başı sargılı bir şekilde eve gelmişlerdi.Benim hatırladığım kadarıyla babam o günden sonra böyle oldu.

O adamın arkasından Mert gelmişti.Annemin olayı Mert'e anlatmasını odamdan duyuyordum.Mert sinirlenmiş ve anneme bağırıp,evin içinde duvarları tekmelemiş.Sonrada sesi kesilmişti.

Bu saçma sapan hayatımda,değerli olan annem,Mert ve Gülce dışında herkesten,herşey den nefret ediyorum.

ARKADAŞLAR BU BÖLÜM BİTTİ.LÜTFEN BİR ŞANS VERİN :)

Bölüm sonu

2 yorum