İhanetin Bedeli
Depodaki ses yankılanınca herkes olduğu yerde kaldı.
Asya karanlığa bakıyordu. Üst kattaki gölgelerin arasından uzun siyah montlu biri yavaşça merdivenlerden inmeye başladı.
Adamın yüzü tam görünmüyordu.
Elindeki bastonu yere vurdu.
Tak...
Tak...
Tak...
“Arda buraya gelmemeliydi,” dedi sakin bir sesle.
Mert öne geçti. “Sen kimsin?”
Adam hafifçe gülümsedi. “Ben sadece bazı insanları koruyan bir avukatım.”
Asya’nın gözleri büyüdü. “Ada nerede?!”
Adam cevap vermedi. Cebinden bir zarf çıkarıp masanın üstüne bıraktı.
“Bu olayın unutulması gerekiyor.”
Aysima yavaşça zarfı açtı.
İçinin para dolu olduğunu görünce nefesi kesildi.
Mert sertçe: “Bize neden para veriyorsun?”
Avukat bu kez ciddi bir sesle konuştu: “Çünkü Asya fazla şey gördü.”
Depoda buz gibi bir sessizlik oluştu.
Asya bir adım geri çekildi. “Ne demek istiyorsun?”
Avukat gözlerini direkt Mert’e çevirdi.
“Onu bize teslim edin. Borçlarınız kapanır. Hayatlarınız değişir.”
Asya şok olmuş halde Mert’e baktı. “Mert... Böyle bir şeyi düşünmüyorsun bile değil mi?”
Mert cevap vermedi.
Aysima gözlerini yere indirdi.
Asya’nın içini kötü bir his kapladı.
“Şaka yapıyorsunuz değil mi?”
Mert yavaşça konuştu: “Asya... Biz zaten bu olayın içine istemeden girdik.”
“Ne diyorsun sen?!”
“Arda öldü!” diye bağırdı Mert. “Sıradaki biz olabiliriz!”
Asya’nın gözleri doldu. “Yani beni satacaksınız?”
Aysima ağlamaklı bir sesle: “Biz sadece yaşamak istiyoruz...”
Asya geri geri yürümeye başladı.
Tam arkasını dönecekken depo kapıları aniden kapandı.
Demir sesleri bütün depoda yankılandı.
Asya panikle kapıya koştu ama kapı kilitlenmişti.
Arkasını döndüğünde avukat telefonu kulağına götürdü.
“Soğukkanlılığını koru Ada,” dedi. “Kız artık burada.”
Asya’nın kalbi duracak gibi oldu.
Ve üst kattaki karanlığın içinden yavaşça bir kişi ortaya çıktı.
Ada.