O gün dünkü gibi uyanıp hazırlandım. Furman yine kapının önündeydi. Bu sefer ne olduğunu sorduğumda ise farklı bir cevap aldım. Sarayda bir kadın varmış ve bizi yani 3 kardeşi istiyormuş.
Buna çok şaşırmıştım. Hemen arabaya binip Pena'yı almaya gittik. Çünkü hala bir şoförü yok.
Hızlıca Pena'yı aldık. Dünkü olaydan sonra saraya gitmeye korkar bir hâli vardı. Neden korkuyordu acaba? Umarım bir tatsızlık çıkmazdı.
Saraya geldiğimizde Sana'nın bizi kapıda beklediğini gördük. Yüzünde bir telaş vardı. Pena ise endişeliydi. Ben ise korkuyordum.
Tam olarak neyden korktuğumu bende bilmiyordum aslında. Sanırım hem o kadından , hem Pena'dan hem de Sana'dan korkuyordum. Haklıydım da. Kim bilir neler olacaktı.
Hep birlikte içeri girdik. Salona doğru adımlayarak ilerledik. Salon kapıları açıldı ve o kadını gördük. Kadın tarif edilmez bir mutlulukla bize koştu. Biz ise ondan uzaklaştık, Pena hariç...
Bu kadının güzel siyah gözleri vardı. Saçları ipek gibiydi. Elbisesi bembeyazdı ve elbisesinin altından beyaz elleri gözüküyordu. Elleri çok güzeldi.
Pena yüzü dehşet içindeydi. Kadına bakakalmıştı. Dudaklarından bir kelime çıktı. "ANNE"