-"Yok bir şey" dedi. Ayağa kalktı ve tuvaletin yanına geldi. Tuvaletin kapısını açarken benle konuşmaya devam etti:
"Güzelliğine bakıyordum, çok güzelsin" demesiyle kapıyı kapatması bir oldu.
O kadar utandım ki direkt ayaklanıp kendi odama doğru koştum. Kapımı kapatıp başımı yastıkların arasına yüz üstü koydum. Neden bu kadar utanmıştım. Sadece bir iltifat etti. Kafamı kaldırdım istemsizce tebessüm ettim. Sonra tekrar aşağı indim. İndiğimde Bangchan'ı gördüm, tuvaletten çıkmış telefona bakıyordu. Onu gördüğüm anda ayaklarım beni mutfağa sürüklüyordu. Bangchan de garipsememişti. Çünkü onun yanına gelince onunda kızardığını gördüm. Mutfağa boş yere gitmiş olmamak için bir bardak alıp buzdolabından sürahi çıkardım ve bardağımı doldurdum. Suyu kafama dikmiş bir şekilde içerken yanıma bir bardak konuldu. Bangchan bardak getirmiş su istiyordu. Onun yüzüne bakmadan doldurdum. Bangchan bardağı alıp kafasına dikti ve bardağı masaya bıraktı. Bangchan gözlerimin üzerinde olduğunu hissetmiş olmalı ki bana baktı. Hemen kafamı başka yöne çevirdim. Elimdeki sürahiyi tekrar buzdolabına koyup, içeri gitmek için yöneldim. Tam geçicektim ki Bangchan önüme geçti, yüzüne utancımdan bakamıyordum zaten diğer tarafa yöneldim ve o da tekrar karşıma geçti. Bangchan bana doğru yürüyerek aramızdaki mesafeyi azalttı. Boyumuzu eşitlemek için hafifçe bana doğru eğildi. İlk ben konuştum:,
-"Ne oldu yine Bangchan?"
-"Yok bir şey" dedi ve gülümsedi.
-"Bir şey yoksa çıkta geçim."
Kafasını sağa sola salladı, tekrar başka yere yöneldim yine önüme geçti. Konuşmama devam ettim:
-"Chan neyin var?"
-"Tamam, pekala itiraf ediyorum. Ben sıkıldım."
-"Gerçekten de tüm derdin bu mu?" Derken Kapı çaldı kapıyı açınca şok oldum, gözlerime inanamıyordum. O gelmişti.
Sizce kim gelmiş olabilir? 🤔





