Nefes nefese kaldım. Durdum ve dinledim.
- Bitmiş miydi.?
Artık o garip sezgiyi hissetmiyordum sanki bir anda bir şey onu benden koparıp almıştı, kendime tekrar sordum.
- Bitmiş miydi.?
1999 yılı lise son sınıf sonbahar sonu bir sabah mp3'ümü takıp okula yürüyorum sokağın köşesini dönüp semtin en sevilen fırının sahibinin kızı ve en yakın arkadaşım olan Sally'i almak için fırına adım atıyorum. Sally'nin babası her zaman bir poğaça ve bir simit verir bugün sadece poğaça verdi ve hemen sordum.
- Sally bugün yok mu.?
• Maalesef, kendini kötü hissettiğini ve gitmek istemediğini söyledi.
Okula aşık olan bu kız okula gelmiyor ve bunu bana haber vermiyor mu.? Kafamda oluşan soru işaretleri yüzüme yansımış olacak ki şaşkınlığımı gören çift birbirlerine bakıştıktan sonra Sally'nin annesi endişeyle konuştu.
+ Haberin vardır diye düşünmüştük, Sarah onunla konuşmadın mı.?
Daha fazla endişelendirmemek adına yalan söylemek zorunda kalmıştım.
- Evet.. evet konuştuk sadece aklımdan çıkmış bu aralar okul projeleri biraz yoğun Madam Wilson.
Endişesi biraz da olsa yatışan kadın bana hafif gergin bir gülümseme verdi. Fırından yüzümde ki şaşkınlığın getirdiği aptal bir gülümseme ile dışarı fırladım.
Okula varınca bizim grup kapıda bekliyordu Abigal modumu farketmiş olucak ki aceleyle sordu
• Sally yok mu sen iyi misin.?
- Sally yok size de mi haber vermedi.?
• Yoo. Çocuklar sizde bir şey var mı.?
Umutla gruba baksam da sırayla Tracy, Joe ve Reece hayır anlamında kafa salladılar. Biraz konuştuktan sonra okul sonrası onu ziyaret etmek için kararlaştık. Ben ve Reece edebiyat dersi için kütüphanenin yolunu tuttuk. Reece'nin beline kolumu attım o da kolunu benim omzuma 1.90 bu çocuğun ancak omzuna geliyordum.
Reece: Biraz sakin ol balkabağı ölmedi ya belki yine depresyon krizlerinden biridir.
- Belki... belki.





