Adam her gün aynı masaya oturuyordu. Karşısındaki sandalyede eski karısı vardı; gözlerinde zafer dolu bir sinsi parıltı.
**“Bir çıkış yolu arıyorsun, değil mi?”** dedi kadın.
Adam sessiz kaldı. Parçalanan hayatını toparlamaya çalışıyordu. Kadını geçmişinin karanlık ellerinden çekip çıkarmak istiyordu.
Eski karısı ona karşı eğildi, sesi artık zehir gibi çıkıyordu.
**“Beni bırakmayı seçtin.”** dedi. **“Ama benim seni bırakmaya niyetim yok.”**
Adam dişlerini sıktı. **“Bu bitmeli.”**
Eski karısı gülümsedi. **“Hayır.”** dedi. **“Senin sevdiğin kadını elimden almak istiyorsan, benim de senden bir şey almam gerekir.”**
Adam öne eğildi. **“Benden ne istiyorsun?”**
Kadın parmaklarını masaya sürtüp düşündü. Sonra bir kağıt çıkardı, önüne bıraktı.
**“Her gün buraya gelip benimle vakit geçireceksin.** Karşılığında, ona dokunmam.”
Adamın gözleri daraldı. **“Beni burada tutarak ne kazanıyorsun?”**
Kadın alaycı bir şekilde güldü. **“Senin üzerinde zafer kazanıyorum.”**
Adam yumruklarını sıktı. **“Onu rahat bırak.”**
Kadın arkasına yaslandı. **“O artık senin problemin.”**
Adam, kadına baktığında içindeki öfkeyi kontrol etmeye çalıştı. Buradan bir çıkış yolu bulmalıydı. Kadını korumalıydı.
Ama eski karısının intikam planı onu köşeye sıkıştırıyordu.
Her gün burada olmak, özgürlüğünü yavaş yavaş kaybetmek anlamına geliyordu.
Ve eğer bir çözüm bulamazsa… sevdiği kadını geçmişin pençelerinden kurtaramayacaktı.