" Abi? " Nasıl yani? " Ada!? " Can yanıma gelip durdu " aa abi kardeş buluşması ne kadarda duygusal " Can'a dönüp koluna yumruk attım biraz yana sendeleyip bana döndü
" Onun burada ne işi var can? " tekrar abime baktım üstünde
" Stay silent or die " yazan siyah bir tulum vardı şaşırarak geri adım attım " Nasıl!? " O sırada Can'ın sesini duydum " Yeni üyemize merhaba de Ada hanım, ismi Yankı Yakut kendisi senin abin olur " diyip güldü " Onu bende biliyorum pislik. Onun burada ne işi var! "
Can abimin yanına geçti " Babama özel bir talepte bulundum abine sorduk kabul etti " abime döndü
" Yankı yeni eğitmenin Ada hanım, siz tanışın ben gideyim " diyip asansöre bindi ve gitti. " Senin burada ne işin var neden kabul ettin git kaydını sildir! "
" Bana bağırma Ada şimdi açıkla " ona anlamayarak baktım.
" Neyi? " Bana doğru bir adım attı ve üstüne basa basa,
" Neden senin burada olduğunu." Çok güzel Can gitti abim geldi " Gel bu taraftan önce üstünü değiştir " arkamı dönüp yürümeye başladım
" Ada" dinlemeden yürümeye devam ettim
" Ada dedim." arkamı döndüm " Beni terk ettikten sonra ne cüretle yanıma gelirsin? Utanman yok mu senin?.... Sana açıklama yapmak zorunda değilim şimdi ya gel şuraya eğitime başlayalım yada defol o zamanki gibi çık git hayatımdan. " Önüme dönüp yürümeye başladım sinirimi atmak için kum torbasının önüne geçtim elime eldivenleri giyip pozisyon aldım abimde yanı başımda duruyordu kulaklarım ondaydı ne diyeceğini merak ediyordum onun bana yaptıkları aklıma gelince sinirden kum torbasına ilk vutuşumu yaptım.
" Ada biliyorum suçluyum ne diyeceğimi bilmiyorum Ama- "
" Kendini affettirmek istiyorsan git ve kaydını sildir, istifa et." Her seferinde bir yumruk atıyordum yumrukları ardı ardına atarken devam etti
" Ada önce dinle sonra konuş! "
" Dinleyecek ve konuşulacak birşey yok lütfen git buradan kalbini kırmak istemiyorum." Bana doğru bir adım attı " Ada şu an benide düşünüp dinlemeni istiyorum " kum torbasına bir yumruk daha geçirirken dişlerimi sıktım ve dyanamadım ona döndüm bağırarak cevap verdim. " Sesini duymak istemiyorum anlamıyor musun ? Seni hayatımda istemiyorum. Sen hayatıma girmeden önce herşey çok güzeldi. Biliyor musun her ne kadar Can'ı sevmesem de o senin yerini çoktan doldurdu gelmene gerek yoktu...Benim sana ihtiyacım yoktu Yankı.."
abime ilk defa nefret dolu ve sadece ismi ile seslenmiştim azı açık kaldı sadece yüzüme bir kaç saniye baktıktan sonra " Rahatsız etmek istemedim kusura bakma " dedi ve arkasını dönüp gitti... Galiba biraz fazla sert davranmıştım ve gözümden bir damla yaş döküldü onu giderken izledim işte o an içim parçalandı o an kendimden nefret ettim o anki sinirim kendimeydi...
Kendime olan sinirim ile kum torbasını yumruklama ya başladım ağlayarak bağırarak tüm sinirimi ve nefretini kum torbasına yumruklarım ile kustum...
Saat çok geç olmuş, bende otel odama gelmiştim. Gözlerim ağlamaktan hem kızarmış hemde yanıyordu banyoya girip yüzümü yıkadım ve mutfağa doğru yöneldim kahve makinasına gerekenleri katıp çalıştırdım ve o olana kadar masanın yanındaki sandalyeye oturup telefona bakmaya başladım.
Instagram'da gezinirken önüme yaptığım görev ile ilgili bir kaç bilgi çıktı: Bu gün gül sokak Mahallesi'nde ara sokaklardan birinde bir konteynır (büyük çöp kovası) içinde bir ceset bulundu karın bölgesinde bıçak olduğu tahmin edilen bir kesici cisim ile " G " harfi yazılmış bilinenlere göre Gölge ismi ile tanıdığımız katil tarafından katledilmiş bir ceset bulundu. Ortalama 26/ 27 yaşlarındaki genç otopsi için hastaneye kaldırıldı ve bu olaydan sonra herkesin aklına bir soru takıldı " Gölge geri mi döndü? " Polisler olay yerinde inceleme başlattı fakat şu ana kadar tek bir kanıt (parmak izi fln) bulunamadı.
Bu demekti ki iyi iş çıkarmıştım okuduğum metin bitince sandalyeden kalkıp kahvemi kupaya doldurdum. Salona geçip yumuşak çekyat a oturup hem kahvemi içtim hemde bu gün olanları düşündüm abim konusunda hala üzgündüm o zaman ona sarılmak istemiştim ama aklım yerinde değildi kahvem bittikten sonra kalkıp üstümü değiştirip yatağa yattım. Garip, kahve içtikten sonra nasıl uyuyacaksam. Bir kaç saat tavanı izleyip olanları düşünüp hayal kurduktan sonra üzerime çöken yorgunluk ile gözlerimi kapattım ve kendimi uykuya teslim ettim.