Karargahın Şaşkınlığı
Türkiye’nin en gizli ve en teknolojik yer altı karargahında sirenler çalmıyordu ama havada ağır bir gerilim vardı. Kapı büyük bir gürültüyle açıldığında, nöbetteki ajanlar esas duruşa geçti. Ancak içeri giren kişi, her zaman ütülü takım elbisesiyle görmeye alışık oldukları kusursuz Başkomutan Haşmet değildi.
Haşmet Komutan’ın üstü başı çamur içindeydi, ceketi kırışmış, yüzünde ise tarif edilemez, yarı sinirli yarı hayret dolu garip bir ifade vardı.
“Komutanım, Siz İyi Misiniz?”
Karargahın kıdemli ajanları hemen etrafını sardı. Operasyon dairesi başkanı endişeyle öne atıldı:
"Komutanım! Neredeydiniz? Takip sinyaliniz bir ara kesildi, bölgeye tim sevk ediyorduk. Bir saldırı mı oldu?"
Haşmet, masasının başına geçip sertçe koltuğuna oturdu. Derin bir nefes aldı. "Sıkıştırıldım," dedi kısık bir sesle. "Üç profesyonel suikastçı tarafından ara sokakta kıstırıldım."
Bunu duyan tüm ajanların rengi attı. "Özür dileriz komutanım! Güvenlik zafiyeti bizim suçumuz, hemen o bölgeyi tarıyoruz!" diye atıldı biri. Ama Haşmet’in yüzündeki o 'inanılmamazlık' ifadesi geçmiyordu.
"Operasyon başarısız mı oldu yani?" diye sordu genç bir ajan çekinerek. "Sizi onlar mı bu hale getirdi?"
12 Yaşındaki Mucize
Haşmet kafasını yavaşça kaldırdı, gözlerinde hala o sokağın hayali vardı. "Hayır," dedi. "Küçük bir kız yardım etti. 12 yaşlarında, okul formalı bir kız çocuğu... Adamları hırsız zannetti."
Karargahta bir an için ölüm sessizliği oldu. Ajanlar birbirine bakakaldı. İçlerinden biri kısık sesle, "Komutanım... Acaba darbe mi aldınız? Yani, kafanızı bir yere mi çarptınız?" diye sordu. 12 yaşında bir kızın profesyonel suikastçıları dağıtması, bir ajanın duymayı bekleyeceği son şeydi.
Haşmet masanın üzerine bir kağıt parçası bıraktı. Üzerinde bir telefon numarası yazılıydı. "Kafamı çarpmadım. Kız resmen onları süpürdü. Sadece ayaklarını kullandı ve inanılmaz bir teknikle vurdu. Ama asıl garip olan o değildi..." Duraksadı, sesi yumuşadı. "Aşırı sevimli ve nazik bir çocuktu. Beni kurtardıktan sonra 'İyi misiniz dede?' diye sordu. O kadar masumdu ki..."
Meydan Okuma
Karargahın en sert eğitimcilerinden biri olan Ajan Yavuz, kağıda şüpheyle baktı. "Komutanımızın yeni hedefi bu küçük kız sanırım," diye fısıldadı yanındakine. Diğerleri de bıyık altından güldü; komutanlarının yaşlılık ve yorgunluktan hayal gördüğünü ya da gerçekten kafasını sert çarptığını düşünüyorlardı.
Yavuz, sesini biraz yükselterek meydan okudu:
"Komutanım, kusura bakmayın ama buna inanmak imkansız. 12 yaşında bir kız çocuğu bizim en azılı düşmanlarımızı mı devirdi? Eğer o numara gerçekse, arayın da sesini duyalım. Yoksa gerçekten revire gitmeniz gerekecek."
Haşmet, numaranın yazılı olduğu kağıda bakarken gülümsedi. "Arayacağım... Merak etmesin diye arayacağım. Ama sadece güvende olduğumu söylemek için değil. O çocukta farklı bir şey var. Onunla vakit geçirmek istiyorum, o sevimliliğin arkasında ne olduğunu çözmeliyim."
Ajanlar kendi aralarında fısıldaşmaya devam etti: "Komutan kesin kafayı vurdu, 12 yaşındaki kızla vakit geçirmekten bahsediyor. Bakalım arayınca karşısına kim çıkacak..."
