MASKE
İlk maskemi 15 yaşında taktım.
Bana ‘sen yapamazsın’ dediklerinde.
O günden sonra yüzüm bir daha kendine inanamadı. Başkasını oynadı.
Maske ilk gün soğuktur. Plastik gibi. Yüzüne oturmaz.
Konuşurken kayar, gülerken çatlar, ağlarken sızdırır.
Sen her seferinde düzeltirsin. Bastırırsın. Yapıştırırsın.
Çünkü altındaki suratı kimse görmesin istersin.
Sonra yıllar geçer.
Maske derine işler. Et olur. Kemik olur.
Artık sıcak değildir. Terletmez. Kaşındırmaz.
Çünkü sen maske olduğunu unutursun.
Ta ki biri gelip ‘sen değişmişsin’ diyene kadar.
Değişmedin. Sadece masken eskidi.
Sen de taktın mı?
Kaç yaşındaydın?
Annen ‘erkekler ağlamaz’ dediğinde mi?
Baban ‘kız başına’ dediğinde mi?
Öğretmenin ‘senden olmaz’ dediğinde mi?
İlk terk edildiğinde mi?
İlk tokatı yediğinde mi?
Telefon çaldığında ve açamadığında mı?
Dur. Nefes al.
Bu sayfa güvenli. Burada yargı yok.
Sadece sen, ben ve gölgen varız.
Beyin neden maske takar biliyor musun?
Çünkü acı çıplak gezerse ölürsün sanır.
Reddedilirsen ölürsün sanır.
Sevilmezsen ölürsün sanır.
O yüzden palyaço olursun. Komik olursun. ‘Ben iyiyim’ olursun.
İçin paramparça diye.
Gölgen o yüzden çarpık. Çünkü gölge yalan söyleyemez.
Sen gülerken o ağlar. Sen ‘iyiyim’ derken o çığlık atar.
Bugünün görevi:
Aynaya git. 3 dakika. Telefon yok. Müzik yok. Sadece sen.
Maskene bak. Gözlerinin içine bak. Sor: ‘Sen kimsin?’
Cevap gelmezse defterini aç. Tek cümle yaz: ‘Maskemi ... yaşında, ... olduğunda taktım.’
Yazdıktan sonra kağıdı yırtma. Katla. Cebine koy. Bugün taşı.
Gece yatarken çıkar. Bir daha oku. Hâlâ doğru geliyorsa, yarın devam ederiz.
Maske çıkar mı?
Çıkar.
Ama önce kabul edeceksin.
Altında bir yüz var.
Çürümüş olabilir. Ağlamış olabilir. Korkmuş olabilir.
Ama senin.
Ve kimseye ait değil.
Peki ya altı?
Altında bir çocuk var. 15 yaşında. Titriyor.
Hâlâ ‘sen yapamazsın’ cümlesini duyuyor.
O yüzden her sabah aynaya bakıp prova yapıyor.
‘Günaydın’ diyor maske. Çocuk susuyor.